Etiket arşivi: Yaz

Geçtiğimiz Yaz ve Önümüzdeki Kış…


Bir Erdem Erdoğan (Santiago) incelemesidir (ilk yazım tarihi: 26 Eylül 2013).
———————————-
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 2013 yazına ait mevsimlik sıcaklık analizini yapmış ve geride bıraktığımız yaz için noktayı koymuş.
Aşağıdaki haritalardan da görüleceği üzere 2013 yazı, bizim de beklentilerimize paralel olarak, Türkiye’nin çoğu yerinde mevsim normallerinde geçti (1981-2010 yılları arasındaki ortalamalara göre).
k3-1-1Daha ayrıntılı bakarsak, bu yazı Karadeniz’e ve Akdeniz’e kıyısı olan bazı bölgeler normalin hafif üzerinde sıcaklıklarla geçirirken, İç Anadolu’nun doğusu ve Doğu Anadolu ise normalin hafif altında geçirdi. Bu durumu Türkiye seçim sonucu haritalarına benzerlik gösteren aşağıdaki haritada açıkça görebilirsiniz. Kıyı illeri ılıkçı parti alırken iç bölgeleri soğukçu parti almış 🙂

Yazının gerisini de göreyim->

Sıcaklar Cuma Günü Pılını Pırtını Toplamaya Başlayacak


Bir Erdem ErdoğanOzan Mert Göktürk ortak raporudur.
————————

Son 15 yılın geneliyle kıyaslarsak gayet rahat diyebileceğimiz, ama daha eski yazlara nazaran ülkenin bazı yerlerinde yine sıcak geçen bir yazı geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Durağan hava şartları sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte artık yerini daha hareketli zamanlara, kimi zaman sıcak kimi zaman serin hava ataklarına bırakmak üzere.

out

Perşembe’den Cumartesi’ye havanın nasıl serinleyeceğini gösteren animasyon…

Perşembe günü yine her yer yanıyor. Cuma, Marmara başta olmak üzere kuzey ve batıda hava serinleyecek. Hava sıcaklığındaki düşüş hafta sonu yavaşça iç bölgelere de yayılacak… Serinlemeye, yerel karakterli ve tahmin etmesi güç, tipik Eylül yağışları da eşlik edecek.

Yazının gerisini de göreyim->

Roma’nın İki Başkentinde Bu Yaz


Bu kısa çalışmayı hazırlayan editörümüz Anemodulion, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisans öğrencisidir.
—————-

Roma imp.

İstanbul’un (o dönemdeki adıyla Konstantinopolis’in), Roma’dan sonra imparatorluğun ikinci başkenti olarak seçilmesinin tesadüfî bir olay olmadığından eminiz. Stratejik bir noktada olmasının çok büyük bir etkisi olsa da, bu seçimde mutlaka klimatolojik etkenler de rol oynamıştır diye düşünüyorum. İstanbul ve Roma’nın hemen hemen aynı enlemde olması, ikisinin de tepeler üzerinde kurulu olması ve ikisinin de Akdeniz Havzası’ndaki zamanın diğer büyük şehirlerinde (İzmir, Atina, Antakya, İskenderiye) görülen yakıcı yaz mevsimlerinin aksine son derece yumuşak bir yaz geçiriyor olması İstanbul’un bilinçli olarak tercih edildiğini gösteriyor.

Gerisini de okuyayım->

İmdada “Yaz Karayellisi” Yetişti


Bir Mehmet Can Tanyeri yazısıdır (Ozan Mert Göktürk ve Erdem Erdoğan‘ın  katkılarıyla)
———————–
Hap bilgi: Önümüzdeki en az bir haftalık süreçte Türkiye’nin önce kuzeybatısında, sonra kuzey ve iç kesimlerinde mevsime göre serin günler görülecek; kuzey, iç ve doğuda bu serinliğe zaman zaman yağmur da eşlik edecek.
————————

Tam bunalmaya başladık derken, Azor Yükseği‘nin Doğu Avrupa’ya doğru genişlemesi ile İskandinavya’dan aşağı uzanan bir soğuk koridor açılıyor.

Recm722Bunun bize yansıması, -bütün özellikleri tutmasa da- bir karayelli şeklinde olacak. Belli coğrafyalarda sık gözlenen hava olaylarına isim koyulması gerektiğinden blogda daha evvelden bahsetmiştik. Kuzey Avrupa üzerinden Türkiye’ye kuzey ve kuzeybatı rüzgârları ile sokulan, sokulurken Karadeniz’den nem kazanan ve özellikle de Batı Karadeniz sahil şeridi boyunca bol miktarda yağış yapabilen basınç örüntüsünü (paternini) Karayelli olarak adlandırmıştık.

Gerisini de okuyayım->

Erken Yaz


Hafta sonunda ve gelecek haftanın ilk yarısında (ve belki tamamında) Türkiye genelinde hava gündüzleri yaz gibi sıcak olacak. Üç farklı yolla serinleme imkanınız var: 1) Henüz soğuk/serin olan denizlerin kıyısına giderek, 2) İç bölgelerde lokal olarak görülecek gökgürültülü sağanakların sizin orada oluşmasını bekleyerek, 3) Akşam olunca.

Lütfen, özellikle hafta sonu, büyük şehirlerde toplu taşımı tercih edelim. Örneğin Moda’ya gelecekseniz vapurla/metroyla Kadıköy’e gelip sahilden yürüyebilirsiniz. Her yere arabayla gitmeye çalışmak görgüsüzlüktür ve kimsenin bir yere gidememesine yol açar.

Biraz Daha Yaz İsteyen?


Tamam rüzgar, yağmur, şimşek filan da güzel ama… Eninde sonunda nasılsa gelecek olan soğuk günleri, azacak olan sinüzitimi ve korkunç doğalgaz faturalarını aklıma getirince; şahsen “neden biraz daha yaz olmasın ki” diyorum… Sizi bilemem ama bendeniz, “yaş 35 yolun yarısı eder” demeye epey yakınım, sanırım bundan dolayı da soğuğa eskisi kadar tahammül edememeye başladım. 2012 yazına olan nefretim bile çabucak geçti. Büyüdükçe sıcakla aram düzeliyor. Moruklayınca bizim Güney’e yerleşen Alman ve İngilizleri de anlıyorum artık.

Buraya tıklarsanız bu bomba yazının gerisini de okuyabileceksiniz->

Yaza Devam


MGM/DMİ verilerine göre sıcaklık, Çarşamba saat 16 itibariyle mevsim normalinin Erzurum’da 4, Ankara’da 5, İstanbul’da 7, Adapazarı’nda 8, Edirne ve Balıkesir’de 9 derece üzerinde gerçekleşti. Durum yalnızca Şanlıurfa gibi birkaç güney ilinde ‘normal’.

Mevsimsiz sıcaklar yaklaşık bir hafta daha bizimle olacak. “Normal”e dönüş, gelecek haftanın sonunu dahi bulabilir gibi duruyor. Yani Eylül, Temmuz ve Ağustos’a benzeme eğilimini devam ettirerek, İstanbul ile ülkenin batı ve ortasındaki birçok yerde kendi normalinin üzerinde bir sıcaklık ortalamasıyla bitecek.

Güney Kavruluyor… Yaz Daha Da Hırçınlaşır Mı?


Bugün saat 14 itibariyle Türkiye’nin güneyi kelimenin tam anlamıyla kavruluyor.

Antalya’da saat 14′te ölçülen sıcaklık 43 derece. Karadan esen rüzgar nedeniyle hava kupkuru, nem oranı %10 civarında. Bu durum, hissedilen sıcaklığı 41 dereceye düşürüyor, öte yandan orman yangınlarına zemin hazırlıyor. Yetkililer tetikte olmalı.
Adana Havalimanı’nda ölçülen sıcaklık ise 38 derece, fakat %50′lik nem oranı hissedilen sıcaklığı tam 51 derece yapıyor! (üzerlerine tıklayarak haritaları büyütebilirsiniz).

Bunlara ek olarak, yine saat 14 itibariyle ölçülen sıcaklıklar Adana’nın Kozan ilçesinde 45, Hatay Havalimanı ile birlikte Güneydoğu Anadolu’daki bazı merkezlerde de 44 derece.

Gerisine de bakayım->

Yaz


Güneşi, ara sıra görüşüp kendisiyle vakit geçirmekten zevk aldığınız bir arkadaşınız gibi düşünün. Farz edin ki bu arkadaşınızın, bir gönül meselesi nedeniyle, hoş beş edip dertleşmeye eskisinden çok daha fazla ihtiyacı var ve şimdi sizi her Allah’ın günü arıyor… Tamam kırmayıp konuşuyorsunuz ama sürüyle de işiniz var; sonra her akşam buluşmak istiyor, oturdu mu kalkmak bilmiyor, sekiz çay / dört biradan aşağı içmiyor, “valla bırakmam, yenge komşudadır / seninki daha gelmemiştir / dur yea gidersin…” diye kafa ütülüyor… İşte güneşin o kalbi kırık arkadaş gibi musallat olduğu, kendi derdini düşünmekten size çektirdiği eziyeti unuttuğu, Haziran’da başlayıp doksan gün kadar süren zaman dilimine yaz diyoruz.

Bunlar dün ikindi vakti, İstanbul’un Gayrettepe’si civarında yürürken aklıma geldi. Oysa baharda ne güzeldi, güneş bulutların arkasından çıkıverirdi ve ben hiç gitsin istemezdim, yüzümü ona çevirir, “anlat” derdim, “özlemişim seni.” Sağ olsun, vakitlice de giderdi… Dün ise, adımlarımı kaldırıma park etmiş servis minibüslerinin dar gölgelerine denk getirmeye çalışırken, “muhabbette dahi ölçülü olmak gerekir” diye geçirdim içimden… Benim hatunun, “niye taksiye binmiyoruz?!” diye homurdanmasıyla da edebi alemden katı gerçeklere dönmüş oldum. Işınlar o saatte bile oldukça dik bir açıyla geliyorlardı. Hatun haklıydı.

Buraya tıklayayım ki yazının gerisini de okuyabileyim->