Kategori arşivi: Türkiye'nin Havası ve İklimi

Yeni Hafta Biraz Sıcak


Pazar günü, gecesi ve Pazartesi öğlene kadar İstanbul ve Karadeniz Kıyıları’nda yerel olarak görülecek deniz etkisiyle oluşan yağmur sağanakları kesildikten sonra, eylül serinliği yerini yavaş yavaş eylül sıcaklarına terk edecek. Eylül böyledir, ne halt edeceğine bir türlü karar veremez.

MT8_Istanbul_ens

Özellikle Çarşamba, Perşembe ve hatta Cuma günleri, Türkiye genelinde bildiğiniz yaz havasına rastlarsanız şaşırmayın. Tabii bu gündüzler için geçerli, artık karanlık yeterince uzun olduğundan gündüz biriken fazla ısı -gökyüzü de bulutsuzsa- gece biz yatmadan uzaya kaçıp gidecek zamanı bulabiliyor. İç ve yüksek bölgelerde oturanlar yorganları çıkarttı bile.

Önümüzdeki hafta sonu (14-15 Eylül’de) ise serinlik batıdan tekrar yayılacak gibi duruyor.

Karadeniz Kıyıları’nın Sel Mevsimi Başlıyor


Aşağıda güneşten gelen ve dünyadan geri uzaya yollanan enerjinin hangi yolları izlediği gösteriliyor. Atmosferdeki havanın ve yeryüzündeki suların ısınması çoğunlukla, yere kadar ulaşan ve oradan geri yansıyan güneş ışınlarının marifetiyle oluyor. Bu yüzden alçak yerlerdeki sular ve hava -genelde- yükseklerden sıcaktır.

Işınım Dengesi

Güneş ışınlarının nerede ne kadar emildiğini, nereden ne kadar yansıdığını; ve dünyanın ışınım yoluyla soğuyarak ısıl dengesini nasıl koruduğunu gösteren şema.

Peki ne kadar sıcaktır? Örneğin, yazın sonundaki günlerden birinde İstanbul’da deniz suyu sıcaklığı 24 derece, denizden yaklaşık 1500 metre yüksekteki havanın sıcaklığı da 15 derece olsun. Aşağısı ile yukarısı arasındaki 24 – 15 = 9 derecelik bu fark makul bir farktır, atmosfer düşey (dikey) yönde dengeli/duraylıdır, havada yukarı doğru hareketler ya hiç olmayacak ya çok az olacaktır, gökyüzü de buna bağlı olarak az bulutlu veya açık olacaktır.

Yazının gerisini de göreyim->

Sıcaklar Cuma Günü Pılını Pırtını Toplamaya Başlayacak


Bir Erdem ErdoğanOzan Mert Göktürk ortak raporudur.
————————

Son 15 yılın geneliyle kıyaslarsak gayet rahat diyebileceğimiz, ama daha eski yazlara nazaran ülkenin bazı yerlerinde yine sıcak geçen bir yazı geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Durağan hava şartları sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte artık yerini daha hareketli zamanlara, kimi zaman sıcak kimi zaman serin hava ataklarına bırakmak üzere.

out

Perşembe’den Cumartesi’ye havanın nasıl serinleyeceğini gösteren animasyon…

Perşembe günü yine her yer yanıyor. Cuma, Marmara başta olmak üzere kuzey ve batıda hava serinleyecek. Hava sıcaklığındaki düşüş hafta sonu yavaşça iç bölgelere de yayılacak… Serinlemeye, yerel karakterli ve tahmin etmesi güç, tipik Eylül yağışları da eşlik edecek.

Yazının gerisini de göreyim->

İstanbul’un gelecekteki iklimi: Tipik Akdeniz!


Bu yazı, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü İklim ve Deniz Bilimleri Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Ömer Lütfi Şen ve Dr. Deniz Bozkurt tarafından kaleme alınmıştır.

turkiyeiklimi adlı kullanıcının avatarıiklim ve ötesi

“Analoji” yada “benzetim”, iklimde meydana gelmesi beklenen değişikliklerin kolay anlaşılması için yaygınca kullanılan etkili bir yöntemdir. Örneğin, 2010 yılında Dünya Bankası’nın yayınladığı bir raporda İstanbul’un gelecekte Karaman ilinin bugünkü iklimine sahip olacağı öngörüsü yer almıştı. Son zamanlarda medyaya yansıyan uzman görüşlerine göre gelecekte Trabzon’un ikliminin Antalya’nınki gibi, ve Antalya’nın ikliminin de Kahire’ninki gibi olması beklenmektedir. Dikkat edilirse, bu şekildeki benzetimler doğrudan sıcaklık ve yağış ile ilgili herhangi bir veriden bahsetmemektedir. Ancak, her iki yeri bilen yada her iki yerin iklimi hakkında temel bilgiye sahip bir kişi değişimin hangi mertebelerde olacağını kolayca idrak edebilir.

Benzetimler, kısa ve öz olmaları, daha önce öğrenilmiş bilgi ve tecrübe edilmiş olguların üzerine kurulu olmalarından dolayı, hem hafızalarda kolayca yer edinebilme hem de kolayca nakledilebilme özelliklerine sahiptir. Ancak, tam da onu etkili kılan bu özellikler nedeniyle, bu metodun yanlış veya eksik bilgiyi yayma gibi önemli bir riski de barındırdığı söylenebilir. Dolayısıyla, bu metodu kullananların dikkat etmesi…

View original post 1.406 kelime daha

Ağustos’u Fena Sıcaklarla Kapatıyoruz


Raporun iskeletini hazırlayan editörümüz Onur Kapucu, Michigan State Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği yüksek lisans öğrencisidir. Yazıya ben de eklemeler yaptım – Havadelisi.
———————————–

Uzun süren ayrılıktan sonra Temmuz’da İstanbul Atatürk Havalimanı’na indiğimde beklediğimden çok daha az bunaltıcı bir havayla karşılaşınca oldukça sevinmiştim. Geçen sene aynı tarihlerde İstanbul dahil ülkece kavruluyorduk.

Nispeten serin geçen Temmuz sonrası Ağustos, sıcağıyla birlikte gelmesine benzer şekilde, sıcağıyla kapanacak gibi duruyor.

Rtavn1262

GFS hava tahmin modelinin önümüzdeki Perşembe günü 850 hPa (yerden 1500 metre yükseklik) için öngördüğü sıcaklık dağılımı. Pembe renklerin ve hayatından bezmiş adamın olduğu yerlere dikkat. Sadece Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Türkiye’de varlar.

Pazar günü Basra Alçak Basıncı’nın Güneydoğu Anadolu üzerinden üzerimize taşıyacağı sıcak hava, ilerleyişini sürdürerek hafta içi Marmara’da bile etkili olacak.

GFS’nin aşağıya aldığım İstanbul falından görülebileceği üzere Hans, Çarşamba’dan itibaren Cumartesi’ye kadar İstanbulluların zor günler geçireceğini söylüyor. (Diyagramı nasıl okuyacağınızı buradan öğrenebilirsiniz, gayet basittir.)

Yazının gerisini de göreyim->

Roma’nın İki Başkentinde Bu Yaz


Bu kısa çalışmayı hazırlayan editörümüz Anemodulion, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisans öğrencisidir.
—————-

Roma imp.

İstanbul’un (o dönemdeki adıyla Konstantinopolis’in), Roma’dan sonra imparatorluğun ikinci başkenti olarak seçilmesinin tesadüfî bir olay olmadığından eminiz. Stratejik bir noktada olmasının çok büyük bir etkisi olsa da, bu seçimde mutlaka klimatolojik etkenler de rol oynamıştır diye düşünüyorum. İstanbul ve Roma’nın hemen hemen aynı enlemde olması, ikisinin de tepeler üzerinde kurulu olması ve ikisinin de Akdeniz Havzası’ndaki zamanın diğer büyük şehirlerinde (İzmir, Atina, Antakya, İskenderiye) görülen yakıcı yaz mevsimlerinin aksine son derece yumuşak bir yaz geçiriyor olması İstanbul’un bilinçli olarak tercih edildiğini gösteriyor.

Gerisini de okuyayım->

Heybeliada, Büyükada, Şehir Isı Adası


Yazmaya yazmaya, esprili başlık üretme sıkıntısı baş göstermiş. Bu kadar oldu.

sehir

Sıcaklığın şehirde ne yönde değiştiğini gösteren grafik (kırmızı kesik çizgi)

Biraz önce ATV’den bir ekip geldi, “gökdelenlerin nem oranına etkisini” konuşmak istediler.

Danıştıkları başka bir hoca, “gökdelenler rüzgarı keser, bu yüzden de nem şehre çöker” demiş (bilin bakalım kim?). Onlar da bu fikri sevmişler. Dedim ki “Nem oranını filan karıştırmayın. Olay basit: Binalar ısıyı şehre hapseder, böylece şehir ısı adası oluşur. Ayrıca rüzgarı keserek de doğrudan serinlememize engel olurlar, ısı adasının etkisini arttırırlar.”

Şehir ısı adasının mutlak ve bağıl neme doğrudan etkisi karmaşık bir konu, farklı çalışmalarda farklı bulgulara ulaşılmış.

Tabii ki, binalar ve gökdelenler rüzgarı kesip sıcaklığı arttırdıkları için, nemi daha çok hissediyoruz. Nem oranı artmıyor, ama sıcaklık artıp rüzgar azaldığı için bunaltıcılık artıyor. (Hatırlayın: Hissedilen Sıcaklıklar).

Benle yapılan ve bu akşam (19.00’da) ATV Ana Haber’in içerisinde yayımlanacak röportaj kafanızı karıştırmasın diye bunları da yazayım dedim. Konuşulan şeyler çok net anlaşılmayabiliyor, düzeltmek de mümkün olmuyor, yazmak daha iyi.

Daha fazla Türkçe bilgi isteyenler için,

Isı Adaları, Şehirleşme vb.

10472.pdf erişimi için tıklayın

Hatay’daki Sel ve Heyelanın İncelenmesi


Bir Mehmet Göktuğ çalışmasıdır.

Dörtyol, Hatay iline bağlı bir ilçedir. Toplam nüfusu (kır-kent) 150 bin civarındadır. İlçenin rakımı 70 metredir. Doğu Toroslar’ın bir uzantısı olan, Toroslar’a dik uzanan, Amanos (Nur-Gâvur) Dağları ilçenin doğu ve güneydoğusunda bulunur. Bu bölgenin iklim koşulları Akdeniz Bölgesi’nden büyük farklılıklar gösterir. Yaz yağışları diğer Akdeniz Bölgesi illerine göre oldukça fazladır. Çukurova’yla birlikte bu bölge; yoğunlaşma sıcaklığı, karışma oranı ve buhar basıncı (ikisi de yoğunlaşma sıcaklığına bağlıdır) bakımından Türkiye’nin en nemli bölgesidir. Temmuz ayında Hatay Samandağ istasyonunun ortalama buhar basıncı 29,6 hPa’ya kadar çıkabilir. Temmuz ayında Rize’nin ortalama buhar basıncı 21,9 hPa’dır. Buhar basıncının Türkiye’nin en fazla yağış alan ili olan Rize’den bile daha büyük olduğu görülüyor! Bu şartlardan dolayı Amanos Dağları’nda, Karadeniz-Akdeniz florası birlikte bulunur ve oldukça çeşitli bir ekosisteme sahiptir. Ayrıca bölge, Türkiye’de en fazla sea breeze front (deniz meltemi cephesi) görülen yerdir.

Gerisini de okuyayım->

Türkiye ‘Kalifiye Eleman’ının Kıymetini Bilebilecek Mi?


Bu blogda, ana sayfada ilk kez hava ve iklim dışında bir konuda yazı yazıyorum. Konu dışına çıktığım için kızacaklardan şimdiden özür diliyorum, ama ‘bilim insanı’ kimliğimin sorumluluğu ile bir iki ‘politik’ kelam etmem gerekir diye düşündüm. Bu vesileyle de herkese barış içinde, huzurlu bir Ramazan ayı diliyorum.
—————————–

Türkiye, her alanda teknoloji geliştiren, üretim yapan, kendi kendine yeten bir toplum olmaya ‘özeniyor’. Sokakta kimi çevirip sorsanız “tabii ya, öyle olmalı” der en azından.

Boğaziçi Üniversitesi 2013 yılı mezuniyet töreninden bir pankart

Boğaziçi Üniversitesi 2013 yılı mezuniyet töreninden bir pankart

Fakat bütün bunların ‘hakikaten’ gerçekleşebilmesinin hem ön şartı, hem de gerçekleşmeye ucundan kıyısından da olsa başlamasının kaçınılmaz sonucu şudur: Eleştirel aklı rehber edinmiş, her söylenene inanmayan, öğrendiklerini sorgulayan, haklarının farkında olan, yeri geldiğinde (hatta yerli yersiz) itiraz eden ‘birey’lerin ortaya çıkması. Çünkü endüstriyel kalkınmanın olmazsa olmazı, bilime/eleştiriye dayalı eğitimdir; bu eğitim de sözü edilen ‘baş belası’ bireyleri eninde sonunda yaratacaktır. ‘En iyi’ denen üniversitelerin ‘en muhalif’ olması, ‘zekice’ bulunan esprilerin ezici çoğunluğunun ‘çapulcu’lardan gelmesi bu bakımdan tesadüf değildir. Donanımlı bireyler köle olmayı kabul etmezler, ‘sus payı’na razı olmazlar… Pastadan ‘hak’ları olan büyükçe bir dilim, kendilerini ilgilendirenler başta olmak üzere her türlü karar sürecine katılım ve en önemlisi daha fazla ‘prestij’ isterler.

Gerisini de okuyayım->