Lodos Geldi Hoş Geldi… Kış Yumuşuyor


Bir şeyi çok fazla istemeyin: Gerçekleşirse gününüzü görürsünüz. Soğuk olsun, kar yağsın, adam gibi kış görelim dedik… Memleket buzhaneye döndü. Önceki gece ölçülen en düşük sıcaklıkları aşağıda görüyorsunuz, tıklayıp büyütebilirsiniz. İstanbul bir bütün olarak sıfırın altında kalmış. Eskişehir’in Çifteler ilçesi -29 derece olmuş. Soğuk, bazı yerlerde kırk yılda bir denebilecek ölçüde şiddetli. İl merkezlerinden Kırşehir’de, iki gece önce -22.6 derece ile son 35 yılın en düşük Ocak ayı sıcaklığı ölçüldü (öte yandan rekor -28 derece ile 6 Ocak 1942’ye ait).

Geceleyin donan Anadolu şehirleri, gündüz çözülüyor filan da sanmayın. Aşağıdaki sıcaklık haritası dün öğlen saat 13:00’e ait. Örneğin gece gündüz buz kesen Eskişehir öğle vakti ancak -8 derece imiş. En düşük maksimum sıcaklık da önemli bir istatistiktir. Eskişehir’de yaşanan en soğuk gündüz, 30 Ocak 2006’nın gündüz saatleri imiş: O gün sıcaklık -15 derecenin üstüne çıkamamış. Bu rekorlar hep karlı zamanlara ait. Kar örtüsünün aşırı soğukta rolü büyüktür.

Gerisini de okuyayım->

‘Hasret’, İstanbul’a Bile Kar Getiriyor


Aslına bakarsanız, iç bölgelerde oturanlar bile böyle sağlam bir soğuk hava dalgasına hasret kalmıştı. Çok üşümeyi kimse sevmez ve yeterince ısınma imkanı olmayanlara kolaylık dilerim; ama karın keyfini, birkaç saat sonra yağmura çevirmeyeceğinden emin olarak çıkartmak çok güzeldir. Balkona çıktığınızda eriyen kardan gelen şıp şıp sesini duymak sinir bozar, kaldırımda ezilip dümdüz olmuş ve hafif buzlaşmış kardan yansıyan ışığı görmek ise garip bir mutluluk verir.

Perşembe akşamı itibariyle tüm hava tahmin modelleri; Avrupalı’nın ECMWF’si, Amerikalı’nın GFS’si, İngiliz’in UKMO’su filan, Hasret adını uygun gördüğümüz soğuk hava dalgasının (isim babası Onur arkadaşımızdır), iç bölgelere Cumartesi akşamından itibaren ağır kış koşulları getireceğini söylüyor: Yani bazı yerlere az, kimi yerlere de yoğun olmak üzere kar yağacak; ama denize uzak hemen her yerde dondurucu soğuk hüküm sürecek. İstanbul’da ve Karadeniz kıyısındaki diğer birçok şehirde de Pazar ve Pazartesi gününden itibaren mevsimin ilk doğru dürüst karı görülecek. Karın nereye ne kadar yağacağını şimdiden net olarak söyleyemeyiz; onun için bu başlık altında tahminleri güncelleyip olası senaryoları tartışacağız, soğuk hava dalgası ulaştığında ise raporları vereceğiz.

Yazının gerisini çok merak ediyorum->

KIŞ: Yağmur, Fırtına, Soğuk, Kar


Durum ciddi olduğu için lafı uzatmadan söyleyelim: Bugün (Perşembe) Ege ve Akdeniz kıyılarında hafif hafif başlayacak olan gökgürültülü yağmurlar, yarın (Cuma) Ege kıyılarında, yarın akşamdan itibaren ise Güney Ege ve Akdeniz kıyılarında çok ciddi bir şiddete ulaşacak. Yağmura, güney yönlü fırtına şeklinde rüzgar da eşlik edecek. Bu bölgelerimizde oturanlar şiddetli yağmurun ve fırtınanın ne anlama geldiğini, iki hadisenin de meteorolojik rekor kırmalarına gerek kalmadan günlük hayatı felç edip büyük zararlara yol açabildiğini biliyorlar. Çok dikkatli olunmasında fayda var. Şiddetli yağmur, Cumartesi günü özellikle Antalya Körfezi çevresindeki yerleşimlerde devam edecek. Sağ sütunun üst kısmında ve yukarıdaki ana menüde bağlantısını verdiğimiz risk haritasından da uyarıları takip edebilirsiniz.

Yazının gerisini de okuyayım ki bilgim artsın->

Güneş’teki Garip Sükûnet: Üşüyenler, Isınanlar ve Bazı Soğuk Öngörüler


Bir
Ozan Mert Göktürk
& Deniz Bozkurt
ortak çalışmasıdır.

Şekil 1: Güneşteki leke sayısının 1 numaralı güneş döngüsünden itibaren günümüze kadarki seyri. Güneş döngüleri numaralanmış ve şeklin içinde gösterilmiştir. Tüm grafiklerde kullanılan güneş lekesi sayıları Brüksel Uluslararası Güneş Lekesi Sayısı veritabanından alınmıştır. (http://sidc.oma.be/sunspot-data/)

Havaküre (atmosfer), suküre (hidrosfer), buzküre (kriyosfer), taşküre (litosfer) ve yaşamküreden (biyosfer) oluşan iklim sisteminin hem yapımcısı hem de yönetmeni olan güneşin, bir sebeple, bir süreliğine de olsa dünyamızı doğru dürüst ısıtamadığını düşünün… Sonuç mu? 1815 Nisan’ında Endonezya’daki Tambora Volkanı’nın patlaması ile yaklaşık 45 km yüksekliğe kadar püsküren 200 milyon tonun üzerindeki sülfür dioksit, güneş ışınımının yer yüzeyine ulaşmasını engelleyerek, 1816 yılının başta Batı Avrupa olmak üzere birçok yerde kayıtlara yazı olmayan yıl olarak geçmesine ve Haziran ayında bile yoğun kar yağışlarının görülmesine neden olmuştu. Benzer şekilde, güneş aktivitesinin düşük olduğu, yani güneşin iş yavaşlatma eylemi yapıp dünyaya gönderdiği enerjiyi azalttığı 17. yüzyılın ikinci yarısı, Batı Avrupa’da Küçük Buz Çağı olarak bilinen dönemin en soğuk zamanı sayılıyor. O dönemde ressamlar, durup dururken, donmuş kanalları, nehirleri, gölleri ve üzerlerinde kayan insanları tasvir etmeye başlamışlar. Volkan patlamaları ve güneşin kendisindeki değişimler, dünyada yaşamın ilk izlerinin ortaya çıkışından günümüze dek iklimi kontrol eden en önemli doğal olaylar olarak biliniyor. Her ne kadar Sanayi Devrimi ile beraber dünyanın iklimini artık insanların değiştirdiği, kendi yapıp ettiklerimizin doğal değişkenliğe baskın çıktığı fikri ortaya atılmış ve buna birçok kanıt bulunmuş da olsa; güneş halen “durun bakalım” deyip, küresel ve bölgesel hava durumunu çeşitli zaman ölçeklerinde etkileyebilecek garip davranışlar sergileyebiliyor.

Bu son derece ilginç yazının gerisini de okumak istiyorum->

Yılbaşı Yazısı: “Neden Kar Yağmıyor” Sorunsalı ve Öteki Hayati Meseleler


Biliyorsunuz, “yeni yıla nasıl girerseniz o yıl öyle gider” diye garip bir inanış var. Bendeniz başta olmak üzere İstanbul’u ve öteki sahil şehirlerini mesken tutmuş hava delileri, yeni yıla kafamızda “yahu neden hala doğru dürüst kar göremedik, bu kış da mı böyle kıytırık soğuklarla yetinicez, lanet olsun küresel ısınmasına da”… şeklinde düşüncelerle gireceğiz. Ve şayet tılsım gerçekse, bütün yıl bunları düşünmekten helak olacağız. O yüzden yılbaşı muhabbeti esnasında mümkün mertebe bu meseleleri aklımıza getirmeyelim derim. Dikkat ederseniz, yeni yıla girerken kar mevzusunu arkadaşlarla tartışıyor olacağımızdan filan zaten hiç bahsetmiyorum. Çünkü biliyorsunuz, hava ve kar konuları uzadığında illa ki her ortamda numunelik de olsa bulunan o ruhsuz herif sesini yükseltir ve “ya yeter arkadaşım senin karından da sisteminden de be, şurda iki çift laf ediyoruz, çok meraklıysan çık Uludağ’a her taraf kar, kanka bassana şuna ‘viktoryas sekret’ başlamış mı” diyerek lafı ağzımıza tıkar. Hava delileri bu tiplerden her zaman çekinmişlerdir. Bu uğursuz tip, çocukluğumuzda pencereyi ve perdeleri kapattırıp terlik fırlatarak bizi yatağa kovalayan anne figürünün cinsiyet değiştirmiş hayaletidir.

Gerisine de bakayım->

Sıcak Yağmurların Sonu… Soğuk Yağmurlar ve Kar


Yağışlı havalar şurda sizle iki geyik dahi yapmama fırsat vermiyor not defterimin pek muhterem takipçileri… Bugün biraz kesilir gibi yapan yağmurlar, akşamleyin, Yunanları döktüğümüz deniz üzerinden bir kez daha taarruza geçiyor. Cuma gününden itibaren Balkanlar’dan gelerek olaya iştirak edecek olan soğuk hava, yağmurları soğutup iç bölgelerde yavaş yavaş kara çevirecek ve bize Aralık ayında olduğumuzu nihayet hatırlatacak. Kıyılarda henüz kayda değer bir kar gözükmüyor… Eh, işin normali de bu, biz Akdeniz iklim kuşağında bir memleketiz, öyle her Aralık ayında İstanbul’un karlara gömülmesini bekliyorduysanız iklim bilgilerinizi biraz gözden geçiriverin. Çok aşeriyorsanız da binin bir otobüse veya arabanıza, Ankara’ya doğru gidin, süper kar yağacak yolda… Ben öğrenciliğimde yapıyordum, manyak diyorlardı ama umursamıyordum. Şimdi evlendim, karım salmaz. Daha yakın ve güvenli bir yere giderseniz, akşama dönmek üzere gelebilirim 🙂

Gerisine de bakayım->

Yağmurlu Günler Peşi Sıra Geliyor


‘Peşi sıra’yı kardan bahis açan bir cümle içinde kullanmayı isterdi şu deli gönül, ama şimdilik bu kısmetimizde yok.

GFS modelinin haftaya Çarşamba'ya kadar olan toplam yağış tahmini

Alçak basınçların Doğu Akdeniz’e geri dönüşleri ile birlikte Türkiye’nin batısında yağmurlar da tekrar başlıyor. Her gün güncellemeye çalışacağım risk haritasından, en fazla etkilenecek yerleri duyuracağız. Bu başlık altında, haftaya Çarşamba’ya kadar tahmin ve şimdigörü (anlık tahmin) yapalım, Çarşamba’dan itibaren soğuk havalar biraz daha yaklaşıyor gibi gözüküyor, o gün yaklaşınca kardan da bahsedeceğimiz bir başlık açarız.

Yeni yorumlarınızı buraya tıklayarak yapabilirsiniz, cevaplarınız için lütfen cevabı vermek istediğiniz yorumun altındaki ‘Cevapla’ düğmesine tıklayın. Teşekkürler. Uzak tahminleri (22 Aralık Perşembe dahil olmak üzere ondan sonrası) bu başlık altına yazmanız halinde yorumunuzun yayımlanmayacağını peşinen kabul etmiş sayılıyorsunuz. Bu satırları okumadan yorum yazmaya girişiyorsanız sizi sevmiyorum. Saygılarımla, pek değerli hava delileri.

Nihayet: Lodos ve Yağmur, Hava “Düzeliyor”


Çok uzun sürerek gerçekten ama gerçekten kabak tadı veren, kurak, sisli, puslu, havası kirli ve geceleri sinir bozucu derecede soğuk dönemi atlatmak üzereyiz. Onun için de yaklaşmakta olan (hatta hafif hafif başlayan) lodos ve onu takip edecek yağmur için “hava bozuyor” tabirini kullanmam insafsızlık olur. Evet, hava düzeliyor. Şahsen özlediğim lodos, Pazartesi ve Salı özellikle Marmara’da görülecek. Sonrasında da yağış var, ve hava soğuyacak. Yağış Ege’de yarın hafif de olsa başlayacak gibi. İzmir’e neredeyse 50 gündür damla düşmemişti.

Bu başlık altında önümüzdeki hafta sonuna kadar meydana gelecek hava olaylarını tartışalım ve tahmin edelim; aynı zamanda son durumları bildirelim. Daha sonrası için Atış Serbest bölümünü kullanalım. Yeni yorumlarınızı buraya tıklayarak yapabilirsiniz, cevaplarınız için lütfen cevabı vermek istediğiniz yorumun altındaki ‘Cevapla’ düğmesine tıklayın. Teşekkürler.

“Karakış Fırtınası” ve Diğerleri


Pastırma yazı, öküz soğuğu, karakış fırtınası, şiddetli soğuklar falan… Eskiden Saatli Maarif Takvimi alırdık, oradan okurdum. Hava durumunun sadece televizyondan ve radyodan öğrenilebildiği günlerde böyle ikincil bir kaynağın bulunması ilginç gelirdi, ama pek dikkate aldığımı hatırlamam. Gerçi normal tabii dikkate almamam, ailem çiftçi ya da balıkçı değildi.

Gel zaman git zaman, iklimbilimci oldum. Madem elimizde veriler var, şu takvim iklimi aletsel iklime ne kadar uyuyor (yani uzun yıllardır ölçülen değerlerle takvimde yazanlar birbirini tutuyor mu) bir bakalım istiyorum.

Gerisine de bakayım->

Yüksek Basınç + Soğuk Kasım… Yeni Bir Efsane Gelir Mi?


Bu bir Santiago çalışmasıdır.
Geçen yılki istatistiksel öngörüsünde çok düşük ihtimallerin, AO’nun negatif ısrarının ve benim İsviçre’de olup tüm karlı sistemleri tekelime almamın azizliğine uğrayan Santiago, “peki bu kış şeytanın bacağını kırar mıyız” sorusuna cevap aramayı sürdürüyor. 1976 mı istersiniz yoksa 1954 mü? 🙂 – Havadelisi

Geçen seneki analizim olan çok ılık kasım – soğuk kış bağlantısı hüsrana uğradıktan sonra böyle bir analize bir daha bulaşmam demiştim kendi kendime. Çünkü yakın tarihte (iklim için 1900–2000) ilk defa bu denli sıcak bir Kasım’ı takip eden kış da ılık geçmişti. Hatta aşağıdaki tabloda göreceğiniz üzere son 50 yılda, öncesinde de olacağını hiç sanmıyorum, 4 sene üst üste Ocak ve Şubat aylarının ikisi birden sıcak geçmemiş. 1951–1952-1953’ü takip eden 1954 yılında bir soğuma var (ama ne soğuma), onun dışında da böylesine blok bir ılık kış periyodu henüz görülmemiş. 2012 kışı da ılık geçen 2009–2010–2011 kışlarını takip eden dördüncü kış, bu sene tarihi, kış severler için olumsuz anlamda yeniden yazmayacağımızı umut ediyor ve konumuza geri dönüyorum.

Gerisine de bakayım->