Bu bir Santiago çalışmasıdır.
Geçen yılki istatistiksel öngörüsünde çok düşük ihtimallerin, AO’nun negatif ısrarının ve benim İsviçre’de olup tüm karlı sistemleri tekelime almamın azizliğine uğrayan Santiago, “peki bu kış şeytanın bacağını kırar mıyız” sorusuna cevap aramayı sürdürüyor. 1976 mı istersiniz yoksa 1954 mü? 🙂 – Havadelisi
Geçen seneki analizim olan çok ılık kasım – soğuk kış bağlantısı hüsrana uğradıktan sonra böyle bir analize bir daha bulaşmam demiştim kendi kendime. Çünkü yakın tarihte (iklim için 1900–2000) ilk defa bu denli sıcak bir Kasım’ı takip eden kış da ılık geçmişti. Hatta aşağıdaki tabloda göreceğiniz üzere son 50 yılda, öncesinde de olacağını hiç sanmıyorum, 4 sene üst üste Ocak ve Şubat aylarının ikisi birden sıcak geçmemiş. 1951–1952-1953’ü takip eden 1954 yılında bir soğuma var (ama ne soğuma), onun dışında da böylesine blok bir ılık kış periyodu henüz görülmemiş. 2012 kışı da ılık geçen 2009–2010–2011 kışlarını takip eden dördüncü kış, bu sene tarihi, kış severler için olumsuz anlamda yeniden yazmayacağımızı umut ediyor ve konumuza geri dönüyorum.

İstanbul'un 1950'den bu yana aylık ortalama sıcaklıkları. Uzun yıllar ortalamasına göre ılık olan Ocak ve Şubat'lar kırmızıyla, soğuk olanlar maviyle gösterilmiştir. Veriler, yazının içinde aşağıda linkini verdiğimiz KNMI İklim Kaşifi'nden alınmıştır.
Pazar gününe kadar bu seneki Kasım ayı ve takip eden kışlarla ilgili dişe dokunur bir ipucu yakalayamamıştım. Atış Serbest’te Alkım arkadaşımızın soğuk geçen Kasım aylarını takip eden Aralık aylarının da soğuk geçtiğini belirttiği bir yorumu vardı. Havaturka sitesinden ArifTarif Bey de blogunda www.worldclimateservice.com‘dan oluşturduğu haritalarla bu yorumu destekler çıktılar üretmişti. Pazar akşamı aniden gelen ilhamla (ilhamlar genelde atmosfer durgunken, diyagramlar istikrarlı ısınma belirtiyorken geliyor 😀 ) basınç anomalilerini incelemeye başladım. 1–23 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da ölçülen basınç değeri yaklaşık 1024,3 hPa, ortalama sıcaklık değeri ise 9,9C olmuş. Son diyagramları ve tahminleri de hesaba katarsak tüm Kasım ayının ortalama basınç değeri yaklaşık 1024,5–1025 hPa arasında, sıcaklık ise 9,5C-10C arasında olacak gibi. Ay sonu güncellemesi: Ortalama sıcaklık 9,6C, basınç 1025,4 hPa oldu.
Baktım basınç hayli yüksek, iklim kâşifini kullanarak 1940–2011 yılları arasında, Kasım ayında ölçülen en yüksek basınç değerlerini sıraladım. 2011 yılı top 5’e girip üçüncü ikinci (ay sonu güncellemesi) sırada kendine yer buldu. (Listeyi daha sonra top 9 yaptım. Basınç = 1022 hPa ve üzeri)
Kasım ayında ölçülen basıncın yüksekliğine göre sıraladığım bu 9 yılın Eylül ve takip eden Şubat ayları arasındaki AO endeksi, ortalama sıcaklık ve toplam yağışlarını da çıkardım. Listeyi aşağıda görüyorsunuz. Şimdi beraber inceleyelim:
Listede ilk 9’a giren yüksek basınçlı Kasım aylarından sekiz tanesi, sıcaklık olarak Kasım ayı normallerinin altında kalmış, bir tanesi ise mevsim normallerinde görünüyor (1958). Buradan çıkaracağımız sonuç: Kuzeyimize yerleşen sağlam bir yüksek basınç, Kasım ayında bizi soğutuyor. Bu 9 tane Kasım ayının 6 tanesinde yağışlar mevsim normallerinin altında kalmış, ikisinde mevsim normallerinde, birinde ise mevsim normallerinin üzerine çıkmış (1993). Genelleme yaparsak yüksek basınçla gelen soğuk hava, yağış miktarını çoğunlukla azaltıyor. AO endeksi ise 9 tane Kasım ayının 7’sinde pozitif, 2’sinde nötr. ENSO, 6 yılda nötr, 1’inde El Nino, diğer ikisi hakkında net bir veriye ulaşamadım.
Şimdi de bu Kasım aylarını takip eden Ocak ve Şubat ayları nasıl geçmiş, onu araştıralım, aralarında bir bağlantı var mı inceleyelim.
Bu 8 tane Kasım ayında (artık 2011’i devre dışı bırakıyoruz), soğuma genellikle Eylül ayından itibaren başlamış durumda, Ekim ayı da aynı şekilde devam etmiş. AO ise genellikle pozitifmiş.
Serin geçen 7 tane Kasım ayını takip eden Aralık aylarının 5 tanesi serin, 2 tanesi ise ılık geçmiş. Ilık geçen 2 tane Aralık ayını takip eden Ocak – Şubat ayları da ılık geçmiş. (58–59 yılı Kasım ayı mevsim normallerinde geçtiğinden burada karşılaştırmaya almadım).
Yani serin Kasım’dan sonra Aralık ılık geçerse, kış büyük ihtimalle tümüyle çöpe gidiyor. Bu yıllar; 1978–1979 ve 1993–1994.
Aralık ayının serin geçtiği diğer 5 yıla bakacak olursak, müthiş bir tablo çıkıyor karşımıza. 1986–1987 yılının Şubat ayı dışında, tüm Ocak ve Şubat ayları mevsim normallerinin altında. 1987 Mart ayının nasıl geçtiğini ise, o anı yaşayan-yaşamayan tüm kar sevdalıları bilir.
Ortalamaların altında geçen bu 5 yıl: 1953–1954, 1986–1987, 1948–1949, 1941–1942 ve 2003–2004. Nasıl yıllar sizce? Bence hepsi birer efsane. Hem de çoğu Aralık ayı ile beraber başlayan efsane. (Bu yıllarda İstanbul ve Ankara’da ölçülen kış ortalama sıcaklıklarını şu ve şu yazılardaki grafiklerde görebilirsiniz.)
Yağış durumlarını incelersek, serin ve kurak Kasım’ı takip eden Aralık ayları da -aşırı olmasa da- normallerin altında yağış almış (AO’nun pozitif ısrarı yüzünden) Ocak ayında AO’nun negatif faza geçişiyle beraber çoğu yılda yağışlar normale dönmüş, Şubat ise yeniden ortalamaların altında. AO şubat ayında da genelde negatif fazda kalmış.
Şimdi de yukarıda belirttiğimiz Kasım aylarındaki küresel sıcaklık anomalilerini inceleyelim. Bakalım içinde bulunduğumuz Kasım ayını geçmişteki hangi Kasım’a benzeteceksiniz. Ben en çok 1953 ve 1948 Kasım’larına benzettim. (2003 de göz kırpmıyor değil hani)
2011:

1 Kasım - 1 Aralık 2011 aralığındaki sıcaklıkların uzun yıllar ortalamasından farkı. Kaynak: WorldClimateService.com
Ve diğer Kasım ayları:
1978, 1953, 1986, 1958, 1948, 1993, 1941, 2003 (kaynak)
İstatistiklere göre, kısaca özetlersek;
-
Bu kış bize “Ya efsane ya ölüm!”
-
Kaderimiz Aralık ayında çizilebilir (sıcak geçerse kışın geri kalanı da istatistiksel olarak umutsuz).
-
Kurak bir kış geçirme ihtimalimiz yüksek.
-
AO’nun pozitif fazdaki ısrarı kırılacak gibi görünüyor.
-
Bu listede yer alan fakat çok kötü geçen iki kış var. 1978–1979 ve 1993–1994. 1978 yılında AO kuvvetli pozitifte, bu sene o kadar kuvvetli değil. 1993 yılı Kasım ayı da yüksek basınca rağmen çok yağışlı geçmiş. 1958–1959 yılı şubat ayı soğuk, ama kasım sıcaklığı normal olduğu için belki onu da değerlendirmeye almayabiliriz. Diğer tüm aylar ise az çok birbirine benziyor.
2011-2012 kışı hakkında kendi fikrim ise, aşırı derecede olmasa da bu kış Ocak veya Şubat aylarından en azından birini normalden soğuk geçirebileceğimiz doğrultusunda. AO ise uç değerlere inmeden nötre yakın bir negatif seyir izlerse bu iş olur diyorum. İstatistik de ikide sıfır çekmesin artık, sabrımız taşıyor 😀
Sağlıcakla kalın…
—– İLAVE —– (5 Aralık 2011)
Yüksek basınçlı Kasım aylarını takip eden Aralık ayları nasıl geçmiş, bir tablo hazırladım… (uzun yıllar ortalaması 1975-2010 Atatürk Havalimanı istasyonu ortalamasıdır)
Aralık ayının ilk haftası karışık, net bir bilgi vermiyor. İkinci ve üçüncü haftayla beraber efsane kışlarda belirgin sıcaklık düşüşü başlıyor.
Kışın kötü geçtiği diğer üç yılda ise haftalar ilerledikçe doğanın kanunlarına aykırı olarak hava ısınıyor.
Bakalım 2011 Aralık’ta sıcaklıklar nereye gidecek.. Aşağıya, yani efsaneye mi, yoksa yukarıya kestaneye mi?
Sonuç:
http://en.wikipedia.org/wiki/2012_European_cold_wave
Yüksek basınçlı kasım aylarını takip eden aralık ayları nasıl geçmiş, bir tablo hazırladım.. (uzun yıllar ortalaması 1975-2010 Atatürk Havalimanı İstasyonu ortalamasıdır)
Aralık ayının ilk haftası karışık, net bir bilgi vermiyor. İkinci ve üçüncü haftayla beraber efsane kışlarda belirgin sıcaklık düşüşü başlıyor.
Kışın kötü geçtiği diğer üç yılda ise haftalar ilerledikçe doğanın kanunlarına aykırı olarak hava ısınıyor.
Bakalım 2011 Aralık’ta sıcaklıklar nereye gidecek.. Aşağıya, yani efsaneye mi, yoksa yukarıya kestaneye mi?
Süper olmuş! Bu arada 1953’teki gidişin uzun yıllar (1931-2006) normaline (“takvim” yazısındaki) bayağı uyduğunu da söylemeliyim. Tek fark şu ki 1953 Aralık’ındaki soğuma muazzam, skaladan belli oluyor 🙂
Bence NAO konumu bundan sonraki kışı belirleyecek, NAO’nun aşırı pozitif olması durumunda Azor bizim üzerimize çöker. AO’nun da aşırı pozitif konumu ile bayağı bir güçlenen Sibirya kuzeyli ruügarları biraz bize itse de yine de kurak , mevsim normallerinde bir aralık geçiririz diye tahmin ediyorum. inşallah böyle bir şey olmaz NAO indeksi ve AO indeksinin seyri yönünde sağlam bilginiz varsa sevinirim, başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.
NAO’nun bu sene nasıl bir seyir izleyeceğini biz de herkesin takip ettiği kaynaklardan takip ediyoruz, bugüne kadar paylaşmadığımız sağlam bir bilgimiz yok.
Tek umudum , sanki indekslerde bugün bir güncelleme falan yapacaklarmış gibi geliyor. İnşallah yanılmam da modeller de soğuk yönünde düzelir. Sabahtan beri giremiyorum.
Modellere bakmanız yeterli.
Galiba tahmin ettiğim gibi indekslerin yüksek seyri modellere de yansımış durumda. Akşamki modellerde yb’ler biraz bizden yukarıda gözüküyor İnşallah biraz daha iner NAO ve AO. O zaman sistemler inşallah bizi etkiler, inşallah yanılmamış olurum.
Sevgili Cihan, indeksler modellere göre hesaplanıyor, indeksler modelleri be-lir-le-mi-yor!
Sağol kardeşim, teşekkür ederim.
Ben her zaman zannederdim ki ilk önce basınçların yeri ve indeksler hesaplanır, daha sonra modeller hesaplanır. Tekrar teşekkür ederim.
Hepsi modelin içinde 🙂 Model; sıcaklığı, basıncı, nemliliği vb. atmosferin her katmanında hesaplıyor, indeksler de o son hesaplardan tekrar hesaplanıyor.
Bir de, yazının içindeki kasım ayı aylık sıcaklık anomalisi haritasını güncelledim, 1953’e benzettim en çok 🙂
Ben de 1953 ve 1948’e benzettim. Bakalım nereye gidecek bu kışın sonu 🙂
Ilıkçılar rahat bıraksa gideceği yer belli ama… 🙂
Bir hatırlatmam olacak. Önceki yıllara ait verilerin tamamı Göztepe istasyonuna ait. Bu yıla ait veri ise AHL’ye ait. Arada 0-1 derece arası fark olabilir. Göztepe istasyonuna ait verilere daha çabuk ulaşma şansımız varsa daha sağlıklı bir değerlendirme olacak.
Bu arada aralık ayına ait olan veriler AHL’ye aitmiş. Az önce farkettim.
Santiago’nun kullandığı verilerin tamamı AHL’ye ait sanırım. Benim kullandıklarım ise Göztepe’ye ait.
Ben AHL verilerini kullanıyorum. Göztepe ile arasında çok fazla fark yok, biraz daha serin olabilir..
Çalışmada kullanmış olduğun veriler http://climexp.knmi.nl/data/ta17062.dat linkindeki Göztepe istasyonuna ait veriler ile aynı. Bu tabloya eklediğiniz 2011 Kasım’ına ait 9.6 derece ise AHL’ye ait. Aralık ayı ile ilgili yapmış olduğun 1975-2010 arasına ait ortalamalar ise AHL’ye ait(demişsin). Kısacası çalışmanın temeli Göztepe istasyonuna ait verilerden oluşuyor ancak gerçekleşen Kasım 2011 değerleri ve son ekteki veriler AHL’ye ait. Özellikle bu yıl Göztepe ile AHL arasında ciddi bir fark olabilir diye düşünüyorum. (Örnek: 29 Kasım 2011 min. sıcaklık Göztepe 5,8 , AHL ise 3,5 derece, aynı gün max. sıcaklık Göztepe 15,0 , AHL 13,6 derece. Ortalama alırsak Göztepe 10,4 , AHL 8,55.) Hatırlatmamın sebebi buydu.
Santiago şimdi tekrar okudum güzel yazını ama sanırım Aralık ortalamasına bakarsak ılık sayılabilcek bir değerde bitecek. O zaman bu teze gör kışı çöpe atacağız gibi? 😦 Umarım bu sefer istatistik yanılır ne diyim ki 🙂
Grafik nasıl ekleyebilirim?
Burada anlatıyoruz.
Pendik’e ait son 16 seneyle ilgili istediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Çalışmalarınızı ilgiyle takip ediyoruz. Çalışmalarınızda biraz da olsa payımızın olmasını isteriz.
Çok iyi bir arşiv yapmışsınız bravo. Siz her türlü istatistiği paylaşabilirsiniz. Grafik oluşturup biraz daha başı sonu belli bir şeyler ortaya koyarsanız yazınızı ana sayfada da yayımlarım.
Mesela son 16 yılda Pendik’te yaz sıcaklıkları ne olmuş, gece sıcaklıkları ne alemdeymiş gibi şeyler… Verilerinizi herhangi bir klimatolojik soruyu cevaplamak için kullanabilirsiniz.
Geçen seneki ılık kasım soğuk kış bağlantısının fiyaskoyla sonuçlandığı görüşüne katılmıyorum. Evet belki İstanbul içn öyle olmuştur ama böyle çalışmaları daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirmekte fayda vardır. Bir de şu iki harita üzerinden değerlendirin bakalım. Acaba yine fiyasko diyebilecek misiniz?
Ilık kasım:
Soğuk kış:
Tahmin edilen lokasyon İstanbul olduğu için tutmadı, ama Moskova-Kiev ikilisi için tutmuş görünüyor.
Basınç yerleşimleri, sistemlerin güneye akışına ancak mart-nisanda müsaade etti.
İkinci tablo ise aşırı negatif AO endeksinin eseridir, endeks şubat ayında ani bir şekilde aşırı pozitife fırlayarak ülkemize resmen kelek atmıştır.
Pendik’in 2011 Kasım ayı sıcaklık ortalaması 8,4 C gerçekleşti. Kasım 2011, ölçüm yapılmaya başlanan 1839 Yılından bu yana en düşük 5.sıcaklık ortalamasına sahip oldu. 16 senedir istatistik tutuyorum. Bu seneki kasımla son 16 yıl arasında dağlar kadar fark var. Bu kışın çok sert geçeceğini düşünüyorum.
Çok teşekkürler bilgiler için.
Şu anda Balıkesir merkez -6 derece iken Uludağ’da sıcaklık 0.2 derece.. Enverziyon yüzünden 1 aydır Balıkesir merkezde donuyoruz Ozan Hoca’m . buna bir çare bulalım 😀
Sessiz çoğunluk, adına yakışır şekilde davranıyor emin olun 🙂 Sayın Havadelisi’nin dediği gibi, teşekkür yorumlarının serbest bırakılmasının, alt alta uzayıp giden, ama burayı okuyucuya çok birşey vermeyen yazılarla dolu bir bloga dönüştürme riski var..Aslında konuyu çok da uzatıp, böylesine emek verilmiş bir çalışmayı gölgelememek gerekir diye düşünüyorum.Az yazsak da, çok okuduğumuzu ve sessizce takdir ettiğimizi bilmenizi isteriz 🙂
@Havadelisi, @White Fox, @Havaankara, @ALKIM, @Efsane-Semih
Bu konunun az yorum aldığı Semih belirtmeden önce de dikkatimi çekmişti. Sonra tekrar tekrar okudum yazıyı, baktım ki yorumlanacak bir şey yok, ilave olacak şeyleri de ben ve diğer arkadaşlar yorum olarak eklemişler. Geri kalan yorumlar ise teşekkür niteliğinde.
Az evvel site istatistiklerine de baktım. 2004 gösterim ile bu ay en çok okunan ikinci başlık olmuş. (Birincisi bu) Yorum sayısı ise an itibariyle 41 adet. Demek ki tribünler fazla ses vermese de boş değilmiş.
Her yazar yazılarının takip edilmesini, dikkat çekmeyi ister, sonuçta ortada bir emek var. Bu blogda en çok takip edilen ve yorum yapılan konular her zaman için şimdigörü başlıkları olmuştur, böyle olmaya da devam edecektir. Bu blogda her önüne gelen istediği şeyi yazamaz, dayanak göstermeden uzun vadeli tahmin yapamaz, rahatsızlık duyar. Bu yüzden ya bizi burjuvavari tavır takınan, bilimden bozma ve kendini beğenmiş olarak görür bazıları.
Havacity hakkında yorum yapamayacağım, çünkü site bomboş, onların yolunda nasıl ilerliyoruz onu da anlamadım.
Ama Havaturka’ya gelince, bu siteyle formatınız çok farklı. En çok tıklanan sayfanız ziyaretçi defteri, ve Ariftarif dışındaki tüm bloglar kar kovalama / yakalama peşinde. İsteyen istediğini özgürce yazıyor, söylüyor, her hafta kar geliyor denmesi çoğu kişiyi mutlu ediyor. Ve bu şekilde bir yazı 75 yorum alabiliyor. Bunu da yapıcı bir eleştiri olarak görebilirsin.
Ozan Mert Göktürk böyle bir sayfa oluşturarak, bildiği ve öğrendiği çoğu şeyi paylaşarak Türkiye’deki gerçek hava delileri için nimet sayılabilecek bir sayfa oluşturmuştur. Sadece kendisi değil, mantık ve bilim çerçevesinde olmak kaydıyla bir çok arkadaşımız paylaşım yapmakta ve yazı yazmaktadır. Bu site rating uğruna asla bu çerçevenin dışına çıkmamıştır. Başarı kriteri içinse yorumdan ve hit’den ziyade daha farklı yerlere bakmak gerekli. Çok yakında ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Son olarak bu sitede olmaktan, zamanımın bir kısmını burada harcamaktan mutluyum. Bu benim mesleğim değil, sadece hobim. Yazılarımızın yayınlanması da hem bizim, hem de okurlarımız için Havadelisi tarafından önümüze sunulmuş müthiş bir fırsat. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum.
Sitenin varlığı tüm hava delilerine armağan olsun…
Sonuna kadar katılıyorum. White Fox’un şu yorumuna da. Ayrıca bu başlık hayatbu’yu geri getirmiş bir başlıktır. Kutsaldır 🙂
Bence tarzınızda değişikliğe gitmemelisiniz. Böyle devam edin. Eleştirebileceğim en önemli şey sitenin tasarımıyla ilgili olabilir. Belki biraz maddi bir külfeti olur ama daha profesyonel bir çizgide gidebilirseniz güzel olabilir ve ilerde bunun karşılığını fazlasıyla alabilirsiniz. Önceki bir yorumda Hiddink-Fatih Terim şeklinde kıyaslama yapılması yerinde bir yaklaşım. Ozan ve blogun önde gelenleri Hiddink felsefesini benimsemiş durumda ve bu bize ters geliyor ben ise Fatih Terim’in yolundan gidiyorum. Arada bir veriyorum gazı, modellere de kafa tutuyorum ne kadar doğru orası tartışılır belki ama çoğunluğun beklentisine hitap ettiği için ters etki yapmıyor. Belki biraz da görsellik katabilirsiniz yazılarınıza. Milletimiz malumunuz gazetelerde köşe yazarlarını pek okumaz manşetler ve resimlerle idare eder genelde. Samimi düşüncelerim bunlar. Yeni çalışmalarınızı merakla bekliyorum. Şimdiden kolay gelsin…
Teşekkürler, beni ilgilendiren kısımları değerlendireceğim.
Bünyamin Bey aralık ayının kurak ve soğuk olacağını söyledi. Soğuk aralık bekleyenler için olumlu bir tahmin 🙂
Ben de aralık kurak geçecek diye üzülürken, Bünyamin Bey’in bu açıklaması yüreğime su serpti 🙂
Eline sağlık. Bu kadar güzel bir çalışmanın neden bu kadar az yorum aldığını site yönetimi düşünmelidir.
Peki.
Ben düşündüm ve bu sonucu gayet doğal buldum kendi adıma. İşin içinde araştırma var, gözlem var, istatistik var ve bunları derlemek için ortaya konmuş müthiş bir emek var. Türkiye’de bunlar üzerine çok fazla yorum yapılmaz.
Teşekkürler. Senin fikrin ne peki Semih?
Santiago Hoca’m, hem sana hem de Havadelisi’ne sorayım ben de: Çalışmalarınızı çok fazla yorum almak için mi yapıyorsunuz? Yazdıklarınızı çok fazla hit almak için mi yazıyorsunuz? Yoksa “blogun ve yapılacak yorumların Türkiye’de bu havayla amatörce ilgilenme işlerinin biraz daha ayağı yere basan, ciddi bir platforma taşınması yönünde bir adım olması” için mi uğraşmaktasınız?
“Blogun ve yapılacak yorumların Türkiye’de bu havayla amatörce ilgilenme işlerinin biraz daha ayağı yere basan, ciddi bir platforma taşınması yönünde bir adım olması” amacına sanırım ulaştık. Benim kafamdaki tam böyle bir şeydi. Yorumların miktarı bakımından bile 🙂
Sonuna kadar katılıyorum. Her ne kadar artık katkı veremesem de takip etmeye devam ediyorum. Bunda katkısı olan herkesi tebrik ediyor ve onlara teşekkür ediyorum.
Ne kadar sağlam,güzel,emek harcanmış çalışmalar da olsa boş tribünlere oynuyorsunuz.Demek ki sorun konuda değil.Siteyi bilmeyen de yok.Yani reklam sorununuz da yok.Konu sorunu yoksa,reklam sorunu yoksa hit olabilecek konular açılıyorsa ben burda sitenin yöneticisini ya da yönetim şeklini sorumlu tutarım.Bunu olumlu bir eleştiri olarak algılayın.Bugün bulut75 nickli arkadaş ile telefonda görüştüm.Dediklerim aynen şu:”Bu konuyu hazırlamak Santiago’nun günlerini almıştır.Sonuçta bildiğim kadarıyla çalışan biri.İşten gelince günde belli ki en az yarım saatini harcamış ve yapımı birkaç gün sürmüş.Bu kadar emeğe bu kadar yorum çok az.İlla ki her konu yorum alacak diye bir şey yok ancak yorum azlığı konuyu hazırlayanın da şevkini kırar”.Teyit amaçlı bulut75’e sorabilirsiniz.Bence bununla ilgili bir konu açın sebeplerini “yorumsuzlar” yazsın.İlk sebep de benden olsun.”Havacity’nin yolundan gidiyorsunuz” , sevgiler..
Semih, şimdi sana garip gelecek ama, senin istediğin şey (bol bol yorum) olmasın diye ben inan çok uğraştım. Yani senin amaç olarak gördüğün ve “başarı”nın kriteri saydığın şey benim için rahatsız edici bir şey. Son analizde ben amacıma ulaşmış görünüyorum, yani “kar yağacak o zaman değil mi, ilk kar ne zaman yağar” ya da “22 Aralık civarı NAO’nun zortlamasıyla kky olacak” gibi yorumlar bu blogda yapılamıyor, çünkü yapacak olanlar yorumlarının yayımlanmayacağının farkında. Umarım anlatabilmişimdir. Santiago’nun analizini anlayabilen ve siteden haberdar olan herkes zaten bir yorum yapıyor, bundan da emin olabilirsin. Ayrıca yorum yapmak da gerekmiyor, adam yazıyı okumuş, anlamış, beğenmiş olabilir ve üzerine söyleyecek bir şeyi olmayabilir. Santiago’nun da bu konuda benle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Bu meselelere bakışımız seninkinden farklı Semih. Site yönetimi olarak son sözüm bu 🙂
Santiago’nun ne düşündüğünü de merak ettim. Onun dışında bol şans:)
Katılmıyorum. Bence bir tartışmanın başarı kıstası aldığı yorum sayısı değil tartışmanın kalitesi olmalı. 1 tane iyi mesaj 100 tane kuru teşekkür mesajına yeğdir bence. Ben şahsen ekleyecek bir şeyimin olmadığı konulara mesaj yazmıyorum. Emeğe saygı duymadığımdan değil, teşekkür mesajı yazmanın mesaj kalabalığından başka bir şey olmadığını düşündüğümden.
Semih, kesinlikle katılmıyorum sana. Açılan konulara en az yorum yapılması olayı, tartışmasız olarak en çok benim başıma geliyordur. 🙂 Mesela geçen sene ben skew-t diyagramının kullanımına başlangıç olsun diye bu blogda konu açtım, konunun referanslarına kadar her şeyi yazmam 1 haftadan uzun sürdü. Ayrıca, Ozan da yaptığım imlâ hatalarını saçlarını yolarak düzeltip ayrı bir emek sarfetmiştir. 😛 Lakin konuya yapılan yorumlar hem az, hem de çoğu “kuru teşekkür” niteliğinden başka bir özelliğe sahip değildi, bu benim için olsa da olur, olmasa da 🙂
Mesela kendi bloguma göre konuşursam, orada tamamen marjinal konular üzerine odaklı çalışmalar var. Hit alıyor almasına ama yorum almıyor. Niye; çünkü sokaktaki insanları geçtim, internette amatör anlamda meteoroloji ile uğraşan insanların; bunu somutlaştırırsam, gerek Havaturka’da, gerekse Havacity’de, gerek başka yerde ve hatta bu blogda yazan insanların da büyük oranda karışık bulduğu, hakkında pek bilgi sahibi olmadığı konular var orada. Hal böyle olunca site belli bir hit potansiyeline sahip olsa bile, insanlar yorum yapmaktan kaçınıyor, ya da konu kafalarda takılan soru olmadıkça üzerine yorum yapmaya gerek bırakmıyor. Benim bunun için şevkim de kırılmıyor, çünkü ben olayı böyle görüyorum.
Santiago’nun bu konusuna şu an için yorum yapmayanlardan biri benim ama bu konuya ilgi göstermediğim ya da ileride yorum yapmayacağım anlamına hiç gelmez. Çünkü ben argümanı açıkça belli bir konu üzerine, yeni bir şey söylemek istemedim ya da bulamadım ya da aklıma takılan bir soru olmadı. Konu kendisi konuşuyor zaten 🙂 Kuru kuru teşekkür niteliğinde sırf yorum yapmak için de bir şey yazmak istemedim, onu Skype’da Santiago’yu gördüğüm zaman da söylerim. Ben şahsen sonuca doğru ortada yorum yapmayı severim, neticeye doğru eksikliklerini söylerim ya da argümanı geliştirmek için sonucu beklerim.
Olayı şöyle düşün; derstesin, karşında hoca var, sınıfa bir şeyler anlatıyor. Derste öğrencinin yapması gereken anlamadığı yerleri ya da konuyla dolaylı olarak kafasına takılan soruları sormak olmalıdır. Talebe sınıfta öğrendiklerini uygularken, hocam böyle demişti böyle oldu diye ertesi gün hocasının yanına gidip soru sorması da olayın neticesine bakmaktır. Ben blogdaki teknik konulara da aynen böyle bakıyorum işte.
Merhaba arkadaşlar. Bugün benim akademik kariyerimi yaptığım Polonya IMGW‘ye (institute of meteorology and water management) konferans vermeye Danimarkalı iklim uzmanları geldi. Onların stajyerlerinden biri ile görüşerek o adamlar ile beni görüştürmesini talep ettim. Sadece birisi kabul etti benim bu isteğimi. Niels Hansen diye birisi. Konferanstan sonra öğle yemeğinde beraber konuştuk o adamla, sizleri anlattım, Türkiye’deki (İstanbul’daki) son yıllardaki kar özlemini anlattım, benim söylediğim sözlerden oldukça etkilendi. Onunla beraber birkaç saat oturup analiz yaptık. Analiz sonucundan bana şu sözleri söyledi; bu sene Türkiye, Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Sırbistan, kısacası Balkanlar çevresinin mevsim normallerine ve geçmiş senelere göre çok soğuk bir kış yaşayacağını ve son yıllara göre biraz daha kurak bir kış yaşayacağını söyledi.(Dipnot:Bu tahminleri zaten herkes söylüyor kış başından beri. Adama bana başka, daha değişik neler söyleyebileceğini sordum. Biraz araştırdık ikimiz. Ve bu kışın geçmişteki hangi kış gibi olabileceğini söyledi bana. Eski verilere baktık. Bu seneye ufak istisnalar dışında aşırı benzeyen bir kış varmış. O kış 1949 kışıymış. 1949 kışındaki veriler, istatistikler ile bu sene gerçekleşmesi beklenen durum birbirine büyük oranda benziyormuş.
Daha sonra ben kendim bu verdiği bilgiyi destekleyecek neler var diye araştırdım eski verileri. İşte o veriler: Bu linkten İstanbul’un 1949 kışındaki sıcaklık ortalamalarına bakın. Kasım ayının sıcaklık ortalaması mevsim normallerinin aynı bu seneki gibi altında gerçekleşmiş. Ocak ayının ortalama sıcaklığı 4.9 olmuş.(mevsim normallerinin 1 derece altında) Şubat ayının ortalama sıcaklığı 3.1 derece(mevsim normallerinin 3 derece altında) 1949 ocak ve şubattan önce gelen 1948 aralığı da oldukça soğuk geçmiş. Aralık ortalama sıcaklığı 3.4 olmuş.(mevsim normallerinden yaklaşık 5 derece daha soğuk). Şimdi bana diyeceksiniz ki bu seneki aralık ayı öyle olacağa benzemiyor. Onun için de şunu göstereceğim. Bu linkten de 1948 aralık ayına bakın. İlk 10 günü mevsim normallerinin 4-5 derece üstünde sıcaklıklarla geçmiş. Bu senenin aynısı. Basınç yerleşimleri falan hepsi aynı.
1950’den önceki ENSO durumunu bulamadım ama göstereceğim linkte 1950 yılında ENSO negatif seyrediyor. Büyük bir ihtimalle 1950’den hemen bir önceki yıl olan 1949 da negatiftir.
Hep beraber şimdi de AO’nun 1949’daki durumuna bakalım. AO bu; 1948 kasım,aralık 1950 ocak ve şubatta pozitif seyretmiş. Aynen 2012 AO endeksi beklentileri gibi gerçekleşmiş yani. Bu link de geçmişte NAO’nun durumunu gösteriyor. 1949 yılının ocak ve şubat aylarında NAO aynı 2012’deki NAO endeksinin beklentileri gibi 1-1.5 civarında gerçekleşmiş. Kasım pek uymuyor ama diğer tüm aylarda gerçekleşen durumlar 2012 kışı için beklenen tahminler ile birebir uyuyor.
Evet benim söyleyeceklerim bu kadar. Ben de bu kışın soğuk ve kurak geçeceğini düşünüyorum diğer tüm otoritelerin düşündüğü gibi. Aralık ayının ilk haftası boş geçebilir, fakat sonrasının çok hareketli olmasını bekliyorum. Sibirya tetikte bekliyor, kuzey bölgeler her an saldırmaya hazır.
Santiago arkadaşımız da yukarıdaki yazısında 1949,1954,1976 kışlarına dikkat çekmiş. Kendisine teşekkür ederim araştırması için. Gerçekten çok özel ve güzel bir çalışma olmuş.
Semih denen arkadaş eleştirdi diye 100 tane savunma yazıldı. Bir kişi şu yazıya yorum yapmadı. Arkadaşın analizi çok güzel . Bence sitenin sorunu yönetici arkadaşların kibirliliği. Mesela kibirli dedim ya bu yorumum yayınlanmaz ya da 100 tane laf yerim.
Vostok yukarıdaki yorumunu ilk Havaturka’ya yapmıştı, ben de kendisine orada teşekkür edip Santiago’nun yazısını tavsiye ettim, onun üzerine kendisi buraya gelip yukarıdaki yorumu yazdı.
Neyse. Bu sitenin bir sorunu yok. Bazı okurların sorunları var, onları da inşallah zamanla çözeceğiz.
Ozan Deniz doğru söylemiş, güzel ve emek verilmiş bir çalışma, ben de es geçmişim.
Dediğin gibi yukarıda çıkardığımız yıllarda benzer tablolar çıkıyor karşımıza. Bugün yeni bir yorumla tabloyu güncelleyebilirim.
1954 yılında Ocak ayı ortalaması 1.8 derece! Ne kışmış yaaaaa 😦 Ben bu sıcaklığı günlerce bekliyorum ama 1954’te ortalama 1.8 derece. Sıcaklık hergün eksilere düşüyordu galiba 😮
“Tarih: 1 Nisan 2012
Evet, mart ayını da geride bıraktık. Maalesef modellerde ilk 144’e bile giren sistemler kuş oldu, uçtu, gitti ve bu mart ayı da hüsranla bitti. Sadece mart değil bütün bir kış da bitti. Nisan ayı başladı ve daha bir hafta önce bugünler için 850 hPa’da diyagramlarda -5 in altında çıktılar varken şu anda 0’ın altını veren bir çıktı yok. Kısacası bundan sonra kar görme umudumuz da neredeyse yok. Artık 2012-2013 kışını bekleyeceğiz.
Oysaki fena da başlamamıştı. Sonbahar ortalamaların biraz üzerinde bir sıcaklıkla başladı. Sonra çok güzel yağışlar aldık ve sıcaklıklar birden düştü. Kasım’da Anadolu buz tuttu. Özellikle İç ve Doğu Anadolu’da çok sert soğuklar görüldü. Hatta bu sitede o zamanlar Fortesla “Sizi bilmiyorum da eğer direkt kar yağışlarına geçeceksek, bu yılı sonbaharın gelmediği yıl olarak hatırlayacağım. Zira sararan yapraklar dışında sonbahar adına hiçbir şey görmedik. Bilmiyorum belki de son senelerde yaşadığımız bol yağmurlu fırtınalı sonbaharlardan olsa gerek son derece can sıkıcı ve kalitesiz bir “sonbahar” geçirdik bence.” yorumunu yapmıştı. Kasım ayında Adana’da eksili değerler görülmüştü. Bunlar olurken yurdun birçok yeri de yağışsız kalmıştı. Havadelisi de tarihe notunu düşmüştü “Bu acayip kasım ayından bir not daha… İzmir’e 2011 Kasım ayı boyunca hiç yağmur yağmadı. Ve artık belli oldu ki yağmayacak. İzmir kasımda sıfır çekecek. Son 100 yılda böyle bir şey yok, sadece 1898′de var. Veriler burada.. Bu verilerin 1930 öncesi için kaynağı hakkında bilgim yok.”
Bunların yanında Santiago Hoca güzel bir çalışmaya imza atmıştı. Yüksek basınç ve soğuk bir kasımdan sonra yeni bir “Efsane” gelir miydi? İstatistiklere göre gelme ihtimali daha yüksekti. Ayrıca birçok uzun vadeli tahmin de bizim bölgemizin ortalamalarda ve ortalamaların altında bir kış geçireceğini öngörüyordu. AO ve NAO öngörüleri de bununla örtüşüyordu. Ağız yanmasından dolayı önceki yıllardaki gibi “Bu kış efsane olacak, bu kışı unutamayacaksınız” diyen fazla kişi olmasa da herkesin gönlünden geçen buydu. Kaç yıldır bizleri tatmin edecek sistemler pek almamıştık çünkü. Önceki yıl yine Santiago Hocam güzel bir çalışma yapmıştı ama malesef havalar istatistiği pek takmamıştı. Ama bu yıl öyle değildi. Her şey olumlu sayılırdı.
Kasım biterken modeller ortalamalar ve ortalamaların biraz üstünde ve yağışsız bir aralık başlangıcı gösteriyordu. Öyle de oldu. “Kış Aralık 21’de başlar aga” muhabbetleri başlamıştı. Ama o da ne? Modeller Aralık 10’dan sonrası için güzel sinyaller vermeye başlamıştı. Her ne kadar uzun vadeli de olsa aralık ortası için ihtimali bile güzeldi. Ama daha önceki efsaneler gibi o görüntüler de gerçekleşmeyen efsaneler arasında yerlerini aldılar. Aralık ortalamalarda geçti sıcaklık açısından, ama yağışın çoğu yağmur olarak düştü birçok yere. Yer yer soğuklar geldi. İstanbul karla tanıştı. Ama tatmin edici olmamıştı hem İstanbul, hem Ankara için. Ama herkes ocak ve şubattan umutluydu.
Ocak ve şubat ise maalesef beklentileri karşılamadı. Genelde sıcaklıklar ortalamaların altında seyretti. Zaman zaman çok sert soğuklar yaşandı. Uzun süren yağışsız ve soğuk periyotlardan herkes bıkmıştı. İç Anadolu Sibirya olmuştu sanki. Ama kar… Kar maalesef tatmin etmedi kimseyi.
Mart ayını zaten biliyorsunuz.”
Yukarda anlattıklarım ne tahmin ne de bir beklenti. Hatta bütün hava delileri gibi böyle bir senaryonun gerçekleşmemesini diliyorum. Şu anda efsane olabilecek bir 2011-2012 kışı istiyorum.
Santiago Hocam, ellerinize sağlık. Güzel bir çalışma olmuş. İnşallah geçen yılki gibi istatistikler bizi kandırmaz. Herkes artık güzel bir kış bekliyor ve bunun için gelecek seneyi beklemeyiz inşallah.
Hocam, Azor üzerimize doğru genişlemediği ve jet akımlar kuzeyli yönlerden olduğu sürece ideal kış için şartlar olumlu gibi duruyor. Tek soru bundan sonraki dönemlerde kuzeydeki yüksek basıncın derinliği, Azor’un Batı Avrupa’daki konumu ile Anadolu çevresinde yağışa neden olacak alçak basıncın derinliği bence. Ama şunu söyleyeyim Türkiye genelinin tersine Giresun bu sene bayağı yağışlı geçti. Nazar değmez inşallah.
Ve diğer senaryo:
Tarih: 1 Şubat 2012
“……..”
Olumsuz hava şartları nedeniyle internet kesik 😀
Güzel bir Nisan 1 şakası olmuş bu yazın 🙂
Ben ocak ayının sert , şubat ayının nispeten daha yumuşak ve mart genelinin de normallerinden soğuk olabileceği kanısındayım..
Peki söyleyin Allah aşkına, neden??? Bu kanıya nereden, nasıl vardınız?
Eline, emeğine sağlık. Çok güzel bir çalışma. Bu (eğer tutmazsa) ve geçen seneki çalışmana “fiyasko” gözüyle bakmak çok yanlış olur. Bunlar sonuçta istatistiksel çalışmalar.
Santiago eline emeğine sağlık, yalnız Ozan hocam tabii bu işi daha iyi bilir; böyle çıkarımlar yapabilmek için elimizde yeterince uzun veri setleri var mıdır? Açıkçası bu istatistik işine biraz amerikan usulu bakıyorum ben 😀
Tabii ki ne kadar uzun veri seti o kadar sağlıklı sonuç, ama her parametrenin arşivini aynı uzunlukta bulamadığımız için inceleme periyodunu kısaltmak zorunda kalıyoruz. Kendim de çok ilgi duyduğum halde istatistiğe inanmam öte yandan 🙂 Bence istatistikte amaç, sayıların arasındaki ilişkilerin altında yatan fiziksel süreçler konusunda ipucu elde etmek olmalıdır, son tahlilde çabamız da bu, yoksa numeroloji değil yani…
Teşekkürler. Çok güzel çalışma olmuş. Benim merak ettiğim şu niye çalışmadaki Kasım ayları yüksek basınçla kendini gösteriyor. Sibirya yüksek basıncı ile mi ilgili, yanıt verebilirseniz çok sevineceğim.
Sibirya ile ilgili olması şart değil, ama İstanbul civarında, muhtemelen kuzeyinde bir yüksek basıncın varlığını gösteriyor.
Burada da 1950 yılından bu yana en soğuk 14 Kasım ayının istatistikleri var..
Top sekiz listemizden 4 tane kasım ayı bu listeye de girmiş. (1950 öncesini baz alırsak 1948 ve 1941 de listeye giriyor.) 2011 yılı da büyük bir değişim olmazsa bu listedeki yerini alacak..
Şunları söyleyebiliriz:
Kasım soğuk geçerse (1,2C ve altı);
– Takip eden Aralık ayı %70 ihtimalle soğuk geçiyor.
– Takip eden Ocak ayı %65 ihtimalle soğuk geçiyor.
– Takip eden Şubat ayı %57 ihtimalle sıcak geçiyor.
– En soğuk kasımların El Nino’da gerçekleşme ihtimali sadece %14.
– En soğuk kasımlardan %43’ü ENSO nötr iken, %43’ü La Nina iken gerçekleşmiş.
Buraya dikkat;
– La Nina varsa ve Kasım çok soğuk geçmişse (2011’de buna giriyor), takip eden Aralık-Ocak-Şubat aylarından sadece %22’si sıcak geçmiş (Toplam 22 ayın sadece 4 tanesi!).
– La Nina varsa ve AO pozitifse karşımıza sadece 1 tane yıl çıkıyor. O da Ozan Hoca’nın tespit ettiği 1975-1976 yılı. Aralık-Ocak-Şubat tümü mevsim normallerinin altında. (1975 Kasım ayında da, 2011 kadar olmasa da basınç yüksek) Fakat 1975 yılında La Nina iki sene öncesinden etkili, 2011’de ise bir senedir La Nina hakim.
Ellerinize sağlık. Kış adına çok umut verici bir çalışma olmuş..
Maşallah diyelim bu seneye de….
Bir Santiago klasiği… Hakikaten bayağı emek verilerek hazırlanmış bir çalışma olduğu belli, çok teşekkürler.
Bence de aralık kritik öneme sahip, umarım soğuk geçer. Gerçi Türkiye’de meteoroloji konusunda söz söyleme hakkına sahip tek meslek grubundan olduklarını söyleyen bu büyüklerimize aralık sıcak geçecek dedirtebilirsek bu iş biter 🙂
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=17100142&tarih=2011-02-23
Bu açıklamadan sonra 9 Mart yani Mart’ın 2.haftası Ankara’dan bir görüntü 🙂
Cuk oturmuş 🙂
Resim süper ya! Özlemişim o günleri 🙂
Santiago’yu Besiktas taraftarina benzetiyorum. Kış gol gol gol 🙂 Eline saglik bu kez seytanin bacagini kesip aliyoruz.
Ellerinize sağlık. 1953 senesi Kasım ayı küresel sıcaklık anamolisiyle birebir denecek kadar örtüşüyor.
Müthiş çalışma eline saglık Santiago üstad… Aralık umarım soğuk geçer yoksa yandık desene.
Çok teşekkür ederiz. Zamanın olduğunda bir ilave yaparsan harika olur: En soğuk ilk 10 kasım ayını da sıralar mısın? İlk 10’a giren yıllar çok değişecek mi onu merak ediyorum. Ben de hemen yapabilirim ama senin çalışman olduğu için sana bırakmak istedim 🙂 Gözüme çarpan, en soğuk kasımın 1988 olduğu, onun basınç değerlerinin çok yüksek olmaması ilginç.
Tahmin edici değişken (predictor) olarak basınç değerlerini kullanman atmosfer dolaşımındaki benzerlikleri (analog yıllar) daha iyi temsil etmesi bakımından çok iyi bir fikir. Tabii bu yaptığımızı daha çok istasyonla yapsak çok daha sağlam sonuçlar elde edebiliriz… Onu da belki ben yaparım 🙂
Son olarak: Geçen seneki analizde çok sıcak kasımlardan sonra gelen ocak-şubatın da soğuk olduğu çıkmıştı (geçen sene istisna oldu), şimdi de çok soğuk giden kasımlardan sonra gelen ocak-şubatların soğuk olduğu çıkmış! (İlk paragraftaki ricam bu yüzdendi, acaba en soğuk 10’dan sonrakiler nasıl?). Bu gayet ilginç bir sonuç, şöyle ki kasım ayında sıcak ya da soğuk anormallik abartılı derecede ise ocak-şubat İstanbul’da soğuk oluyor yani… Normal kasımlardan bize hayır yok. Yine de, worldclimateservice’teki haritalara göre, yüzdeye vurunca kasımın soğuk geçmesi istatistiksel olarak ocak-şubatın da soğuk olma şansını çok azıcık arttırıyor. En son sonuç: Normal kasım istemiyoruz, normale yakın olacaksa da en azından soğuk tarafta olsun 🙂
Aklıma bir şey daha geldi yukarıdaki “anormal kasım -> soğuk ocak-şubat” sonucuyla ilgili… Bütün kasım aylarını 1. en soğuk, 1. en sıcak, 2. en soğuk, 2. en sıcak… diye sıralasak (böylece hem sıcak hem soğuk ama hepsi anormal olan kasımlar listenin en tepesinde olacak), bunları takip eden kışlar acaba nasıl olmuştur?
Geçen sene sadece sıcaklık vardı işin içinde, bu sene basınçla başladım, ama görülüyor ki sıcaklık ve yağışı şekillendiren basınç yerleşimleri oluyor. Bu yüzden bu istatistiğin bu sene tutma olasılığı geçen seneye göre daha yüksek bence. (Sıcak kış ya da soğuk kış olarak)
Şu 10 tane Kasım’ı da sıralıyorum hemen..
Emeğinize sağlık.
Ama istatistik bir bilim değildir diyorum ve çekiliyorum 🙂
Şaka bir yana, her ne zaman istatistiki bir tahmine umut bağladıysam, ki genellikle uzun vadeli oluyor bu, hep hüsranla sonuçlandı beklentilerim. Çünkü gerçekten işi rakamlara döktüğümüzde bu söylediğinizin aksini de söyleyebileceğinizi düşünüyorum. —kestim: buraya yazdığınıza tamamen katılıyorum ama yayımlarsam diğer siyasi yorumları da yayımlamak zorunda kalırım 🙂 çok özür dilerim – Havadelisi
Bir not: Sanırım geçen kış, efsane 1987 İstanbul kışı için de ocak ve şubatta çok kar yağmadığına, hatta ılık geçtiğine dayanarak bu kışın da martından umudum var demiştiniz. Ama yukardaki çalışmada ise, yanılıyorsam düzeltin, 1987’nin normalden soğuk geçtiğini söylemişsiniz.
Görüşmek üzere,
ben bu yorumu, yazıyı tümüyle havadelisi’nin yazdığını sandığım için yaptım. yani son paragrafın muhatabı havadelisi’ydi. yazının başındaki ekstra yorum buna neden olmuş.
Hmm, pek iyi tartılmış bir yorum yapmamışım, eğer söylediğiniz gibiyse. O yorumu bulabilirseniz güzel olur.
Muhteşem. Teşekkürler emeğine
Bu sefer tamam inşallah 🙂