Etiket arşivi: Batı Rüzgarları

Güneş’teki Garip Sükûnet: Üşüyenler, Isınanlar ve Bazı Soğuk Öngörüler


Bir
Ozan Mert Göktürk
& Deniz Bozkurt
ortak çalışmasıdır.

Şekil 1: Güneşteki leke sayısının 1 numaralı güneş döngüsünden itibaren günümüze kadarki seyri. Güneş döngüleri numaralanmış ve şeklin içinde gösterilmiştir. Tüm grafiklerde kullanılan güneş lekesi sayıları Brüksel Uluslararası Güneş Lekesi Sayısı veritabanından alınmıştır. (http://sidc.oma.be/sunspot-data/)

Havaküre (atmosfer), suküre (hidrosfer), buzküre (kriyosfer), taşküre (litosfer) ve yaşamküreden (biyosfer) oluşan iklim sisteminin hem yapımcısı hem de yönetmeni olan güneşin, bir sebeple, bir süreliğine de olsa dünyamızı doğru dürüst ısıtamadığını düşünün… Sonuç mu? 1815 Nisan’ında Endonezya’daki Tambora Volkanı’nın patlaması ile yaklaşık 45 km yüksekliğe kadar püsküren 200 milyon tonun üzerindeki sülfür dioksit, güneş ışınımının yer yüzeyine ulaşmasını engelleyerek, 1816 yılının başta Batı Avrupa olmak üzere birçok yerde kayıtlara yazı olmayan yıl olarak geçmesine ve Haziran ayında bile yoğun kar yağışlarının görülmesine neden olmuştu. Benzer şekilde, güneş aktivitesinin düşük olduğu, yani güneşin iş yavaşlatma eylemi yapıp dünyaya gönderdiği enerjiyi azalttığı 17. yüzyılın ikinci yarısı, Batı Avrupa’da Küçük Buz Çağı olarak bilinen dönemin en soğuk zamanı sayılıyor. O dönemde ressamlar, durup dururken, donmuş kanalları, nehirleri, gölleri ve üzerlerinde kayan insanları tasvir etmeye başlamışlar. Volkan patlamaları ve güneşin kendisindeki değişimler, dünyada yaşamın ilk izlerinin ortaya çıkışından günümüze dek iklimi kontrol eden en önemli doğal olaylar olarak biliniyor. Her ne kadar Sanayi Devrimi ile beraber dünyanın iklimini artık insanların değiştirdiği, kendi yapıp ettiklerimizin doğal değişkenliğe baskın çıktığı fikri ortaya atılmış ve buna birçok kanıt bulunmuş da olsa; güneş halen “durun bakalım” deyip, küresel ve bölgesel hava durumunu çeşitli zaman ölçeklerinde etkileyebilecek garip davranışlar sergileyebiliyor.

Bu son derece ilginç yazının gerisini de okumak istiyorum->

Yılbaşı Yazısı: “Neden Kar Yağmıyor” Sorunsalı ve Öteki Hayati Meseleler


Biliyorsunuz, “yeni yıla nasıl girerseniz o yıl öyle gider” diye garip bir inanış var. Bendeniz başta olmak üzere İstanbul’u ve öteki sahil şehirlerini mesken tutmuş hava delileri, yeni yıla kafamızda “yahu neden hala doğru dürüst kar göremedik, bu kış da mı böyle kıytırık soğuklarla yetinicez, lanet olsun küresel ısınmasına da”… şeklinde düşüncelerle gireceğiz. Ve şayet tılsım gerçekse, bütün yıl bunları düşünmekten helak olacağız. O yüzden yılbaşı muhabbeti esnasında mümkün mertebe bu meseleleri aklımıza getirmeyelim derim. Dikkat ederseniz, yeni yıla girerken kar mevzusunu arkadaşlarla tartışıyor olacağımızdan filan zaten hiç bahsetmiyorum. Çünkü biliyorsunuz, hava ve kar konuları uzadığında illa ki her ortamda numunelik de olsa bulunan o ruhsuz herif sesini yükseltir ve “ya yeter arkadaşım senin karından da sisteminden de be, şurda iki çift laf ediyoruz, çok meraklıysan çık Uludağ’a her taraf kar, kanka bassana şuna ‘viktoryas sekret’ başlamış mı” diyerek lafı ağzımıza tıkar. Hava delileri bu tiplerden her zaman çekinmişlerdir. Bu uğursuz tip, çocukluğumuzda pencereyi ve perdeleri kapattırıp terlik fırlatarak bizi yatağa kovalayan anne figürünün cinsiyet değiştirmiş hayaletidir.

Gerisine de bakayım->