Ağustos’u Fena Sıcaklarla Kapatıyoruz


Raporun iskeletini hazırlayan editörümüz Onur Kapucu, Michigan State Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği yüksek lisans öğrencisidir. Yazıya ben de eklemeler yaptım – Havadelisi.
———————————–

Uzun süren ayrılıktan sonra Temmuz’da İstanbul Atatürk Havalimanı’na indiğimde beklediğimden çok daha az bunaltıcı bir havayla karşılaşınca oldukça sevinmiştim. Geçen sene aynı tarihlerde İstanbul dahil ülkece kavruluyorduk.

Nispeten serin geçen Temmuz sonrası Ağustos, sıcağıyla birlikte gelmesine benzer şekilde, sıcağıyla kapanacak gibi duruyor.

Rtavn1262

GFS hava tahmin modelinin önümüzdeki Perşembe günü 850 hPa (yerden 1500 metre yükseklik) için öngördüğü sıcaklık dağılımı. Pembe renklerin ve hayatından bezmiş adamın olduğu yerlere dikkat. Sadece Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Türkiye’de varlar.

Pazar günü Basra Alçak Basıncı’nın Güneydoğu Anadolu üzerinden üzerimize taşıyacağı sıcak hava, ilerleyişini sürdürerek hafta içi Marmara’da bile etkili olacak.

GFS’nin aşağıya aldığım İstanbul falından görülebileceği üzere Hans, Çarşamba’dan itibaren Cumartesi’ye kadar İstanbulluların zor günler geçireceğini söylüyor. (Diyagramı nasıl okuyacağınızı buradan öğrenebilirsiniz, gayet basittir.)

Yazının gerisini de göreyim->

Roma’nın İki Başkentinde Bu Yaz


Bu kısa çalışmayı hazırlayan editörümüz Anemodulion, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisans öğrencisidir.
—————-

Roma imp.

İstanbul’un (o dönemdeki adıyla Konstantinopolis’in), Roma’dan sonra imparatorluğun ikinci başkenti olarak seçilmesinin tesadüfî bir olay olmadığından eminiz. Stratejik bir noktada olmasının çok büyük bir etkisi olsa da, bu seçimde mutlaka klimatolojik etkenler de rol oynamıştır diye düşünüyorum. İstanbul ve Roma’nın hemen hemen aynı enlemde olması, ikisinin de tepeler üzerinde kurulu olması ve ikisinin de Akdeniz Havzası’ndaki zamanın diğer büyük şehirlerinde (İzmir, Atina, Antakya, İskenderiye) görülen yakıcı yaz mevsimlerinin aksine son derece yumuşak bir yaz geçiriyor olması İstanbul’un bilinçli olarak tercih edildiğini gösteriyor.

Gerisini de okuyayım->

Heybeliada, Büyükada, Şehir Isı Adası


Yazmaya yazmaya, esprili başlık üretme sıkıntısı baş göstermiş. Bu kadar oldu.

sehir

Sıcaklığın şehirde ne yönde değiştiğini gösteren grafik (kırmızı kesik çizgi)

Biraz önce ATV’den bir ekip geldi, “gökdelenlerin nem oranına etkisini” konuşmak istediler.

Danıştıkları başka bir hoca, “gökdelenler rüzgarı keser, bu yüzden de nem şehre çöker” demiş (bilin bakalım kim?). Onlar da bu fikri sevmişler. Dedim ki “Nem oranını filan karıştırmayın. Olay basit: Binalar ısıyı şehre hapseder, böylece şehir ısı adası oluşur. Ayrıca rüzgarı keserek de doğrudan serinlememize engel olurlar, ısı adasının etkisini arttırırlar.”

Şehir ısı adasının mutlak ve bağıl neme doğrudan etkisi karmaşık bir konu, farklı çalışmalarda farklı bulgulara ulaşılmış.

Tabii ki, binalar ve gökdelenler rüzgarı kesip sıcaklığı arttırdıkları için, nemi daha çok hissediyoruz. Nem oranı artmıyor, ama sıcaklık artıp rüzgar azaldığı için bunaltıcılık artıyor. (Hatırlayın: Hissedilen Sıcaklıklar).

Benle yapılan ve bu akşam (19.00’da) ATV Ana Haber’in içerisinde yayımlanacak röportaj kafanızı karıştırmasın diye bunları da yazayım dedim. Konuşulan şeyler çok net anlaşılmayabiliyor, düzeltmek de mümkün olmuyor, yazmak daha iyi.

Daha fazla Türkçe bilgi isteyenler için,

Isı Adaları, Şehirleşme vb.

10472.pdf erişimi için tıklayın

Hatay’daki Sel ve Heyelanın İncelenmesi


Bir Mehmet Göktuğ çalışmasıdır.

Dörtyol, Hatay iline bağlı bir ilçedir. Toplam nüfusu (kır-kent) 150 bin civarındadır. İlçenin rakımı 70 metredir. Doğu Toroslar’ın bir uzantısı olan, Toroslar’a dik uzanan, Amanos (Nur-Gâvur) Dağları ilçenin doğu ve güneydoğusunda bulunur. Bu bölgenin iklim koşulları Akdeniz Bölgesi’nden büyük farklılıklar gösterir. Yaz yağışları diğer Akdeniz Bölgesi illerine göre oldukça fazladır. Çukurova’yla birlikte bu bölge; yoğunlaşma sıcaklığı, karışma oranı ve buhar basıncı (ikisi de yoğunlaşma sıcaklığına bağlıdır) bakımından Türkiye’nin en nemli bölgesidir. Temmuz ayında Hatay Samandağ istasyonunun ortalama buhar basıncı 29,6 hPa’ya kadar çıkabilir. Temmuz ayında Rize’nin ortalama buhar basıncı 21,9 hPa’dır. Buhar basıncının Türkiye’nin en fazla yağış alan ili olan Rize’den bile daha büyük olduğu görülüyor! Bu şartlardan dolayı Amanos Dağları’nda, Karadeniz-Akdeniz florası birlikte bulunur ve oldukça çeşitli bir ekosisteme sahiptir. Ayrıca bölge, Türkiye’de en fazla sea breeze front (deniz meltemi cephesi) görülen yerdir.

Gerisini de okuyayım->

Türkiye ‘Kalifiye Eleman’ının Kıymetini Bilebilecek Mi?


Bu blogda, ana sayfada ilk kez hava ve iklim dışında bir konuda yazı yazıyorum. Konu dışına çıktığım için kızacaklardan şimdiden özür diliyorum, ama ‘bilim insanı’ kimliğimin sorumluluğu ile bir iki ‘politik’ kelam etmem gerekir diye düşündüm. Bu vesileyle de herkese barış içinde, huzurlu bir Ramazan ayı diliyorum.
—————————–

Türkiye, her alanda teknoloji geliştiren, üretim yapan, kendi kendine yeten bir toplum olmaya ‘özeniyor’. Sokakta kimi çevirip sorsanız “tabii ya, öyle olmalı” der en azından.

Boğaziçi Üniversitesi 2013 yılı mezuniyet töreninden bir pankart

Boğaziçi Üniversitesi 2013 yılı mezuniyet töreninden bir pankart

Fakat bütün bunların ‘hakikaten’ gerçekleşebilmesinin hem ön şartı, hem de gerçekleşmeye ucundan kıyısından da olsa başlamasının kaçınılmaz sonucu şudur: Eleştirel aklı rehber edinmiş, her söylenene inanmayan, öğrendiklerini sorgulayan, haklarının farkında olan, yeri geldiğinde (hatta yerli yersiz) itiraz eden ‘birey’lerin ortaya çıkması. Çünkü endüstriyel kalkınmanın olmazsa olmazı, bilime/eleştiriye dayalı eğitimdir; bu eğitim de sözü edilen ‘baş belası’ bireyleri eninde sonunda yaratacaktır. ‘En iyi’ denen üniversitelerin ‘en muhalif’ olması, ‘zekice’ bulunan esprilerin ezici çoğunluğunun ‘çapulcu’lardan gelmesi bu bakımdan tesadüf değildir. Donanımlı bireyler köle olmayı kabul etmezler, ‘sus payı’na razı olmazlar… Pastadan ‘hak’ları olan büyükçe bir dilim, kendilerini ilgilendirenler başta olmak üzere her türlü karar sürecine katılım ve en önemlisi daha fazla ‘prestij’ isterler.

Gerisini de okuyayım->

Yazın Gidişatı ve Hatta Önümüzdeki Kışla İlgili


Editörümüz Erdem Erdoğan‘ın (Santiago) yazısı…
———————

tahminWorld Climate Service (Dünya İklim Servisi) diyor ki;

“Haziran ayı ile birlikte, İngiltere’de sıcaklıkların mevsim normallerinin altında seyrettiği ay sayısı üst üste altı oldu. Yani yılın ilk yarısı tamamıyla mevsim normallerinin altında geçti ve ülkede 1986 yılından bu yana en serin ilk altı ay yaşandı.”

Güneydoğu Avrupa’nın doğu kesimleri ise, ki buna Karadeniz ve Güney Rusya da dahil, üst üste altıncı ayını da sıcaklık bakımından normallerin üstünde geçirdi.”

Gerisini de okuyayım->

İmdada “Yaz Karayellisi” Yetişti


Bir Mehmet Can Tanyeri yazısıdır (Ozan Mert Göktürk ve Erdem Erdoğan‘ın  katkılarıyla)
———————–
Hap bilgi: Önümüzdeki en az bir haftalık süreçte Türkiye’nin önce kuzeybatısında, sonra kuzey ve iç kesimlerinde mevsime göre serin günler görülecek; kuzey, iç ve doğuda bu serinliğe zaman zaman yağmur da eşlik edecek.
————————

Tam bunalmaya başladık derken, Azor Yükseği‘nin Doğu Avrupa’ya doğru genişlemesi ile İskandinavya’dan aşağı uzanan bir soğuk koridor açılıyor.

Recm722Bunun bize yansıması, -bütün özellikleri tutmasa da- bir karayelli şeklinde olacak. Belli coğrafyalarda sık gözlenen hava olaylarına isim koyulması gerektiğinden blogda daha evvelden bahsetmiştik. Kuzey Avrupa üzerinden Türkiye’ye kuzey ve kuzeybatı rüzgârları ile sokulan, sokulurken Karadeniz’den nem kazanan ve özellikle de Batı Karadeniz sahil şeridi boyunca bol miktarda yağış yapabilen basınç örüntüsünü (paternini) Karayelli olarak adlandırmıştık.

Gerisini de okuyayım->

Yukarı Seviye Alçağı ve Şiddetli Konvektif Hadiseler


Bir Mehmet Göktuğ raporudur.
—————————————————

Dün geceden itibaren Balkanlar üzerinden ülkemize bir yukarı seviye alçağı (ULL) indi. ULL’nin merkezi Ege Denizi. Ülkemiz genelinde orta ve yukarı seviye akışının güney-güneybatılı olması sebebiyle güçlü konvektif hadiseler görülecek.

Gerisini de okuyayım->