Kategori arşivi: Türkiye'nin Havası ve İklimi

Haftanın Hava Olayları: Sel ve Aşırı Sıcak


ÖZET: Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında Cumartesi gecesinden başlayarak -en azından- hafta ortasına kadar aralıklı ve yer yer şiddetli, sele yol açma ihtimali yüksek yağışlar… Pazartesi gününden itibaren güney, iç ve batı kesimlerde Afrika kökenli yeni bir sıcak hava dalgası; hafta ortası civarı kuvvetlenmek üzere…
********

İlk ve en önemli mevzu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarındaki bazı yerleri fena vuracağı belli olan şiddetli yağışlar. Hava tipi (sinoptik durum), Samsun selindeki duruma oldukça benziyor, bunun yeri biraz değişik. Yukarıda, WRF modelinin Cumartesi ilk saatlerden başlayarak Salı günü yaklaşık sahur vaktine kadar nereye ne kadar yağış düşeceğini gösteren haritası var (daha ayrıntılı ve her gün iki kez güncellenen haritalara şuradan ulaşıyorsunuz). Yağmur Cumartesi gecesi yer yer başlayacak, önümüzdeki günlerde etki alanını genişletecek. Samsun’un Çarşamba ve Terme ilçeleriyle Ordu ve Giresun illerinin tamamı, şu anki görünüme göre sele maruz kalma bakımından en riskli yerler… Ama unutmayalım ki yağmura yol açan hava kütlesinin önceki rotasından biraz sapması, komşu il ve ilçeleri de kolaylıkla topun ağzına getirecektir.

Gerisine de bakayım->

Ağustos Nasıl Geçecek?


İyi haber: Bugünden (Cuma akşamı) itibaren sıcaklıklar, kademe kademe olmak üzere, rekor değerler civarından normallerin üzerine doğru, ülkenin kuzeybatısında ise normallere gerileyecek. Birçok yerde serinlik filan yine olmayacak, ama böyle bir yazda buna şükretmeyeni Allah taş yapar. Son üç hafta içerisinde, memleketin her yanında bir sürü sıcak rekoru tarihe gömüldü.

Kötü haber: Önümüzde koca bir yaz ayı daha var.

Mevsimlik tahminleri orada burada okumuştunuz, şu yazımda bazılarını paylaşmıştım. Ben de sizin için küçük bir istatistik çalışması yapıp, Temmuz’un nasıl geçtiğinin Ağustos ayının nasıl geçeceğiyle bir ilgisi olup olmadığına baktım (bu yaptığım çalışma, Cumulonimbus rumuzlu arkadaşımızın Ankara için yaptığı çalışmanın aynısı). Eğer ilgisi varsa, bu geçirdiğimiz süper sıcak Temmuz’dan yola çıkarak, Ağustos için söylenmeyen bir şeyler söyleyebiliriz.

“Özet geç” diyenler için hap bilgi ve sonuç: İstanbul’da, kendisinden önceki ayın ortalama sıcaklığına bakarak, ortalama sıcaklığını en yüksek isabetle tahmin edebileceğimiz ay, Ağustos. Temmuz aşırı sıcak geçtiği için, Ağustos’un yüksek bir olasılıkla normalden sıcak geçeceğini söylemek, istatistiki metotlarla yapılabilecek anlamlı ve geçerli bir tahmin. Ama unutmayın ki, istatistiki yöntemler her zaman sınırlı olanaklar sunar ve sürprizleri / kural dışılıkları açıklayamaz.

Yukarıdaki tabloda, İstanbul için uzun yıllar aylık ortalama sıcaklıklarının birbirleriyle olan istatistiki ilişkisi görülüyor (verileri şuradan aldım). Bir sürü anlamsız sayı var gibi görünse de, aslında öyle değil, anlam çıkarmak son derece basit. Tabloyu şöyle kullanacaksınız: En üst satırda yan yana yazılan aylardan bir tane seçin. Örneğin, kırmızıyla yazdığım Haziran’ı. Haziran sütunundaki alt alta sıralanmış değerlerden birini seçin. Mesela, kırmızıyla belirtilen 0.51’i. Şimdi bu 0.51’den sola doğru gidin, Temmuz’a geleceksiniz. Yani 0.51 değeri (korelasyon), İstanbul’da yaklaşık son 170 yıl içindeki Temmuz’ların, kendilerinden önce gelen Haziran’lara göre nasıl bir sıcaklık davranışı içinde oldukları konusunda fikir veriyor. Hangi fikri verdiğini de anlatayım.

Yazının gerisini buraya tıklayıp okumak istiyorum->

Bunlar Yine İyi Günlerimiz…


Ülkemizin özellikle güney ve iç bölgelerinde çok sıcak bir yaz mevsimi yaşanıyor. Muğla’nın Milas ilçesinin son 1 haftada kaydettiği günlük en yüksek sıcaklık değerlerini (gölgede-gerçek-ölçülen sıcaklıklar, derece olarak) yazıyorum: 41.0, 43.1, 43.9, 43.9, 45.7, 45.0, 40.0 … Son 2 günde 5.7 derece serinleyip 40 dereceye düşmek? Şaka gibi.

Dün (Çarşamba) ölçülen öteki en yüksek sıcaklıklara bakınca da (aşağıda) değerlerde geçtiğimiz günlere nazaran bir parça düşüş görüyoruz, ama bunu serinleme olarak nitelemek ayıp olacaktır. Ankara 34, İzmir 36, Bodrum ve Adana inadına 40’ar derece olmuş (bunlar hissedilen değil, gerçek, gölgede ölçülen hava sıcaklıkları). Sadece, 30-31 derece sıcaklık ölçülen İstanbul’da poyrazın da yardımıyla epey serinleme/rahatlama olduğunu söyleyebiliriz.

Hem atlattığımız badireyi anımsayıp hem de yakın gelecekte olacaklara bir göz atınca, içinde bulunduğumuz günleri kıymetli saymak gerektiği ortaya çıkıyor. Örneğin evinde klima olmayan İstanbullular son iki gece doya doya uyumuşlardır umarım, ben öyle yaptım. Zira önümüzdeki günler yine birtakım işkencelere sahne olabilme potansiyeline sahip. Aşağıda İstanbul’a ait GFS diyagramı var.

Gerisine de bakayım->

Sıcak Mahvedecek, Önümüzdeki Salı’ya Kadar Bitiğiz


Aşağıda Çarşamba günü ölçülen en yüksek sıcaklıklar var.

Bu değerler önümüzdeki günlerde aşılacak, sıcak geceleri uyutmayacak, gündüzleri dışarı çıkartmayacak. Özellikle Pazar ve Pazartesi günleri, güney ve iç bölgelerde durum çok tehlikeli. Diğer günler ve bölgeler de hiç tehlikesiz değil. Dikkatli olun.

Haftaya Salı gününden başlayarak, kuzeybatıdan itibaren ani bir serinleme var, buna yer yer yağmur da eşlik edebilir. Böylece sıcak, işkence etmeye bir süreliğine ara vermiş olacak.

Bu yazın şimdiye kadarki en acımasız sıcak hava dalgasını bu başlık altında tartışalım, gözlemlerimizi aktaralım. Bağımsız yorumlarınızı buraya tıklayarak, cevaplarınızı, cevap vermek istediğiniz kişinin yorumunun altındaki “Cevapla” düğmesine basarak yazabilirsiniz.

Ölçülen ve hissedilen sıcaklıkları buradan takip edebilirsiniz.

Bu arada, yine hatırlatayım: hissedilen sıcaklık denen şey, güneş ışınları altındaki reklam panosu termometrelerinde yazan değer değildir. Havadaki nem oranının, sıcaklığı ne kadar hissettirdiği hakkında fikir veren, bir bunaltıcılık ölçüsüdür. Hava sıcaklığı, hiçbir koşulda güneş ışınları altında ölçülmez. Çünkü ölçüp bildirdiğimiz, güneş ışınlarının sıcaklığı değil, havanın sıcaklığıdır.

Orta ve Doğu Karadeniz Yağışları


Kurak mevsimi bulunmayan Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında Temmuz yağmurları sıkıntıya yol açacak gibi görünüyor. Aşağıdaki haritada, WRF modelinin dün geceden yarın öğlene kadar tahmin ettiği toplam yağış miktarını görüyorsunuz. Üzerine tıklayıp büyütmeniz mümkün.

Yüksek alansal çözünürlüklü modellerin (WRF, Skiron, NAE vb.) ve radar görüntülerinin yardımıyla Doğu Karadeniz’deki olaylara daha ayrıntılı bakma şansımız da arttı.

Yazının gerisini buraya tıklayıp okumak istiyorum->

Güney Kavruluyor… Yaz Daha Da Hırçınlaşır Mı?


Bugün saat 14 itibariyle Türkiye’nin güneyi kelimenin tam anlamıyla kavruluyor.

Antalya’da saat 14′te ölçülen sıcaklık 43 derece. Karadan esen rüzgar nedeniyle hava kupkuru, nem oranı %10 civarında. Bu durum, hissedilen sıcaklığı 41 dereceye düşürüyor, öte yandan orman yangınlarına zemin hazırlıyor. Yetkililer tetikte olmalı.
Adana Havalimanı’nda ölçülen sıcaklık ise 38 derece, fakat %50′lik nem oranı hissedilen sıcaklığı tam 51 derece yapıyor! (üzerlerine tıklayarak haritaları büyütebilirsiniz).

Bunlara ek olarak, yine saat 14 itibariyle ölçülen sıcaklıklar Adana’nın Kozan ilçesinde 45, Hatay Havalimanı ile birlikte Güneydoğu Anadolu’daki bazı merkezlerde de 44 derece.

Gerisine de bakayım->

Yaz


Güneşi, ara sıra görüşüp kendisiyle vakit geçirmekten zevk aldığınız bir arkadaşınız gibi düşünün. Farz edin ki bu arkadaşınızın, bir gönül meselesi nedeniyle, hoş beş edip dertleşmeye eskisinden çok daha fazla ihtiyacı var ve şimdi sizi her Allah’ın günü arıyor… Tamam kırmayıp konuşuyorsunuz ama sürüyle de işiniz var; sonra her akşam buluşmak istiyor, oturdu mu kalkmak bilmiyor, sekiz çay / dört biradan aşağı içmiyor, “valla bırakmam, yenge komşudadır / seninki daha gelmemiştir / dur yea gidersin…” diye kafa ütülüyor… İşte güneşin o kalbi kırık arkadaş gibi musallat olduğu, kendi derdini düşünmekten size çektirdiği eziyeti unuttuğu, Haziran’da başlayıp doksan gün kadar süren zaman dilimine yaz diyoruz.

Bunlar dün ikindi vakti, İstanbul’un Gayrettepe’si civarında yürürken aklıma geldi. Oysa baharda ne güzeldi, güneş bulutların arkasından çıkıverirdi ve ben hiç gitsin istemezdim, yüzümü ona çevirir, “anlat” derdim, “özlemişim seni.” Sağ olsun, vakitlice de giderdi… Dün ise, adımlarımı kaldırıma park etmiş servis minibüslerinin dar gölgelerine denk getirmeye çalışırken, “muhabbette dahi ölçülü olmak gerekir” diye geçirdim içimden… Benim hatunun, “niye taksiye binmiyoruz?!” diye homurdanmasıyla da edebi alemden katı gerçeklere dönmüş oldum. Işınlar o saatte bile oldukça dik bir açıyla geliyorlardı. Hatun haklıydı.

Buraya tıklayayım ki yazının gerisini de okuyabileyim->

Cuma Günü (18 Mayıs) Marmara Bölgesi’nde Şiddetli Yağış Riski!


Bu vesileyle, biraz cilaladığım WRF model çıktıları sayfamızı da hatırlatmış olayım. Link, sağ sütunda da var. Gördüğünüz saatlere 3 saat ekleyerek Türkiye saatini bulabilirsiniz. Marmara ve İstanbul sekmelerine tıklayarak daha yüksek çözünürlüklü (yani ayrıntılı) çıktılara ulaşabilirsiniz. Sayfayı kaydediniz lütfen 🙂

Şu anki tahminlere göre, yağışın en şiddetli kısmı Trakya ve İstanbul’u vuruyor… Tabii bu mevsimde tam nereyi vurur, son saatlere kadar kestirmek güç. DHA’dan Mustafa Erdoğan, okuduğunu biliyorum. Kendine neyi yakıştırıyorsan onu yap 🙂

Kandilli’de Birkaç Saat


Dün, Kandilli Rasathanesi’ne birkaç saatlik bir ziyarette bulundum. Adil Tek, Şenol Solum ve Dr. Deniz Okçu ile hem havadan sudan sohbet ettik, hem de birlikte neler yapabiliriz onları konuştuk. İstanbul’un en deli fırtınasının geçtiğimiz Nisan ayında değil, 26 Eylül 2008‘de gerçekleştiğini teyit ettik. Kendilerine WRF modelinin kurulumu konusunda bir miktar yardımcı da oldum.

Manzaranın ‘insansız’ bir fotoğrafını çekmeyi akıl edemediğim için özür dilerim 🙂 Burası Rasathane’deki Meteoroloji Laboratuvarı’nın kulesi. Sağ tarafta ufukta Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ve Karadeniz’e yakın duran bulutları görüyorsunuz. Hemen onların önünde de Rumeli Hisarı var. İstanbul, bunca mahvedilmişliğine rağmen hala çok güzel bir şehir. Rasathane’nin Meteoroloji Laboratuvarı da bu şehrin herhalde en güzel yerlerinden birinde bulunuyor.

Gerisini de okuyayım->

Soğuk Kıştan Sonra Bahar Sıcak Mı Olur?


Hem akademik işlerimin yoğunluğu, hem de karlı geçen kışın yaşattığı doygunluk hissi nedeniyle uzun süredir boşladığım Not Defteri‘mizin imdadına blog müdavimlerimden Cumulonimbus yetişti. Kendisi Ankara’nın uzun yıllar meteorolojik verilerinden faydalanarak, birbirini takip eden ay ve mevsimler arasında sıcaklık bakımından bir bağlantı olup olmadığı sorusuna cevap aramış. Amatör ruhla yapılmış, aynı zamanda da son derece bilimsel olan bu değerli çalışması için kendisine tüm hava delileri adına teşekkür eder; herhangi bir bilimsel veriye, analize dayanmadan iklimin tüm muammalarını çözmüş gibi TV’den atıp tutan şöhretli ‘profösörler’e de bu vesileyle çok selam ederim. – Havadelisi
————————————————

Soğuk geçen kışlardan sonra ılık ilkbaharlar, ılık geçen kışlardan sonra da soğuk ilkbaharlar yaşadığımız konusunda bende bir izlenim oluştu. Bu doğru muydu ? Yoksa bu fikir, acaba insanoğlu olarak geçmişteki olayların daha çok ilgilendiğimiz kısımlarını hatırlama huyumuzdan mı kaynaklanıyordu ? Soğuk kışlardan sonra gelen ılık günleri, mesela 2008 kışından sonra 23 Mart’ta sıcaklığın Ankara’da 26 derece olduğunu unutamadığım için mi böyle düşünüyordum, bunu bulmak istedim. Bunun için, Onur’un “Ankara’da kış…” çalışmasında kullandığı, şu adresten ulaşılabilen verileri kullanarak küçük bir çalışma yaptım. Her tür eleştiri, öneri ve görüşlerinizi paylaşmanızı beklediğimi uzun uzadıya yazmama gerek yok sanırım.

Gerisini de okuyayım->