Kandilli’de Birkaç Saat


Dün, Kandilli Rasathanesi’ne birkaç saatlik bir ziyarette bulundum. Adil Tek, Şenol Solum ve Dr. Deniz Okçu ile hem havadan sudan sohbet ettik, hem de birlikte neler yapabiliriz onları konuştuk. İstanbul’un en deli fırtınasının geçtiğimiz Nisan ayında değil, 26 Eylül 2008‘de gerçekleştiğini teyit ettik. Kendilerine WRF modelinin kurulumu konusunda bir miktar yardımcı da oldum.

Manzaranın ‘insansız’ bir fotoğrafını çekmeyi akıl edemediğim için özür dilerim 🙂 Burası Rasathane’deki Meteoroloji Laboratuvarı’nın kulesi. Sağ tarafta ufukta Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ve Karadeniz’e yakın duran bulutları görüyorsunuz. Hemen onların önünde de Rumeli Hisarı var. İstanbul, bunca mahvedilmişliğine rağmen hala çok güzel bir şehir. Rasathane’nin Meteoroloji Laboratuvarı da bu şehrin herhalde en güzel yerlerinden birinde bulunuyor.

İstanbul’un mahvedilmişliğinden söz açmışken, önümüzdeki zamanlarda Rasathane’nin bulunduğu mevkinin de ‘rantçı şerri’nin tehdidi altında kalabileceğini söylemek, sanıyorum abartmak olmaz. Bu tehdit birçok bakımdan korkutucu, ama en korkuncu belki de şu: Kandilli Rasathanesi’nin Meteoroloji Laboratuvarı, Türkiye’nin -aynı yerde yapılan- en uzun süreli ve kesintisiz meteorolojik veri setine sahip… Yani rasat parkının herhangi bir sebeple yerinin değişmesi, iklimbilimi bakımından memleketin belki de en önemli hazinesini Boğaz’ın serin sularına gömmek anlamına gelecektir. Bildiğiniz gibi benzer bir cinayet, DMİ’nin Göztepe’deki istasyonunun Kartal’a taşınmasıyla işlenmişti.

Rasathane’deki meteorolojik gözlemler 1911 yılının Temmuz ayının sonuna doğru başlamış, ve hala aynı yerde yapılıyor. Aşağıda, 1911 yılına ait bir rasat defterinin kapağı ve bir sayfası var. Eski yazı bilenler çevirsin, neler yazıyor öğrenelim.

Gerçek bir hava delisi iseniz, Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı’nı biliniz, tanıtınız. Memleketin tek (kesintisiz ve mekan değişimsiz) asırlık sıcaklık ölçümleri buradadır.

Reklamlar
Bu yazı Türkiye'nin Havası ve İklimi, İklim (genel) içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

12 Responses to Kandilli’de Birkaç Saat

  1. zekai ERDAL dedi ki:

    Mynette gördüğüm haber üzerine bir izah yapmak isterim. istanbul ile ilgili en eski rasat vesikasi 1 Kanun-i evvel 1312 (13 Aralık 1896) gününe ait olup yaklaşık 2o yıllık bir dataya sahiptir. birer suretleri elimde olan bu rasatlar içerik açısından oldukça ilginç verilere sahiptir. isteyenlere gerekli bilgileri verebilirim. yukarıda paylaştığınız yarım sayfa Osmanlı Türkçesi resmin size izahını yapayım acizane:
    en üstte yukarı I aşağı
    Cihet şimal şimal şimal
    yekun 168
    sürat 20 (?)
    ____________________________________________
    semanın ve arzın
    hali
    ____________________________________________
    HARARET

    Hararet-i yabis 10.7 12.12
    0.83 (?)
    hararet-i ratıb 14.3 11.69
    _________________
    1.4 85

    azami asgari vasati
    13.8

    inşa-i şemsi

    saygılarımla

    Zekai ERDAL
    Van Meydan Meteoroloji Müdürü(Sanat Tarihi Uzmanı)

    • senolsolum dedi ki:

      Elimizdeki bulgular aşağıdadır, bunların dışında sizlerinle bizlerle paylaşmak istedikleriniz olursa seviniriz
      Kaynak : http://web.boun.edu.tr/meteoroloji/tarihce.php

      Türkiye’de yapılan aletsel meteorolojik gözlemlere ait yazılı kaynaklar ancak 800 lü yılların ortalarına uzanmaktadır. Bu gözlemlere ait sonuç tablolarının yayınlandığı yerlerden bazıları; Annuaire de la Soc. Met. de France, Resume des observations meteorologiques faites de 1856 a 1875 Annuaire, Gazette Medical de Orient dir. Gözlemler tam bir süreklilik arzetmediği gibi ölçüm yerleri ve ortalama alma yöntemleri farklıdır. Bu nedenle mukayese edilebilmeleri oldukça zordur. Kaynaklardan ölçümlerin bir kuruluşa bağlı olmayıp kişisel girişimle yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

      Türkiye’de telgraf şebekesinin revizyonu çalışmaları sırasında, Mr.Coumbary Fransa’da telgraf şebekesi vasıtasıyla, fırtınaların bir mahalle ulaşmadan önce haber verildiği hakkında bir rapor verdi ve Türkiye’de bir meteoroloji şebekesinin kurulmasını tavsiye etti. Bunun neticesi olarak ülkede bulunan telgraf merkezlerine meteoroloji aletleri dağıtılmıs ve bir meteoroloji gözlem şebekesinin temelleri atılmıştır.

      Rasthane-i Amire adı ile ilim tarihimizde yer alan İstanbul Rasathanesi, 1868 yılında Pera caddesi (Bugünün İstiklal Caddesi) üzerinde Della Suda eczanesinin karşısında açılmış olup gözlemler 74 m yüksekliğindeki Pera tepesi üzerinde yapılmakta idi. Kurulan Rasathane önceleri bir astronomi rasathanesi olmayıp bir meteoroloji merkez bürosu idi. Ancak Rasathane 12 Nisan 1909 ( 31 Mart ) ihtilalindeki karışıklıklarda dönemin müdürü tarafından nakledildiği Maçka Topçu Okulunun karşısındaki binada tüm aletleri ile birlikte tahrip edilmistir.

      Bu ihtilalden sonra kurulan hükümette Milli Eğitim Bakanı olan Emrullah Efendi 21 Haziran 1910 tarih ve 1076 sayılı yazı ile Fatin Hoca (Gökmen)’yı yeni kurulacak olan Rasathane Müdürlüğüne tayin etmiştir. Fatin Gökmen yaptığı incelemeler sonucunda, İcadiye tepesini (Bugünün Rasathane yeri) Rasathane yeri olarak seçmiştir. O zamanlar İcadiye tepesi çalılıklarla dolu idi Rasathane kagir bir kule ile iki katlı, üç odalı ahşap bir binadan ibaretti. Fransa’dan Prof. Angot ile temasa geçilerek birinci sınıf bir meteoroloji istasyonu kuruldu ve Temmuz 1911 de gözlemler başlatıldı. Bu gün gözlemler aynı yerde devam etmektedir. Rasathanenin ikinci düzenlenmesi de meteoroloji gözlemleri ile başladı ve 14 yıl boyunca 1925 yılına kadar böylece devam etti. Rasathanenin diğer birimleri bu tarihten sonra kurulmuş ve zamanla Yer ve Gök Bilimleri üzerine çalışmalar yapan bir kompleks halini almıştır.

      Rasathanenin Meteoroloji birimi, 1929 da Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün düzenli gözlemlere başlamasına kadar ülkede meteoroloji ile ilgili gözlem ve tahmin yapan tek kuruluş olma ünvanını korumuştur. Rasathane 1982 yılında Boğaziçi Üniversitesine bağlandıktan bir süre sonra 1985 yılında birim personel sayısı beş-altı kat arttırılarak bugünkü düzeyine çıkarılmıştır. Birim, 9 meteoroloji mühendisi ile araştırma ve gözlem faaliyetlerini sürdürerek toplumdan gelen meteorolojik bilgi, danışma ve gözlem taleplerini karşılamaya çalışmaktadır.

    • Altan Çamlı dedi ki:

      Kaynak gösterilmemiş aslında. Yalnızca ismi geçmiş. Kendi ziyaret etmiş bir ara sanki, geçen gün de “HAVA DELİSİ DE” ziyaret etti gibi göstermiştir. Fotoğrafların üzerindeki DHA logosu kullanılamaz. Kendisine ait olmayan bir fotoğrafı kullanmak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Eğer ki bu haberlerden para kazanıldıysa daha büyük bir suçtur. Peşini bırakmamak lazım aslında ama uğraşmaya değmez.

  2. Drummer dedi ki:

    Çalıştığım yerde Arabistan’dan bir sürü insan var. Çevirdiklerine göre, kenarlarına yazdım. Bir hata olmuşsa kusura bakmayın 🙂 Kapakta da 1911’in hangi ayı olduğunu okuyamadık fakat, Ayın 1’i ile 24’ü arası Rasatlar yazıyordu.

    1

  3. senolsolum dedi ki:

    Ozan senden haberi alan arkadaş kopyala yapıştırı yanlış yapmış galiba bir de Türkçe sözlük verelim arkadaşa “Aşağıda, 1911 yılına ait bir rasat defterinin kapağı ve bir sayfası var.” yazıyı 100 yıllık defterin bir sayfası kaldı gibi vermişler:) Milliyet düzeltti ama diğerleri kopyala yapıştır habercilik olduğu için aynen geçirmişler 🙂

  4. devrim dedi ki:

    eski yazı konusunda amatör olmama rağmen şöyle çevirdim;

    ikinci sayfada en üstte aşağı ve yukarı yazıyor aşağının altında da değerler yazılmış sağ ikinci de sanırım “yekun” ve altında da saat yazılı…

    alt satırda semanın ve arzın hali şeklinde başlık açılmış….
    en altta da tam emin olmamakla birlikte soğuklukla ilgili değerler yazılı.

  5. El NiNo dedi ki:

    Acaba 25 Eylül 2011’de Rize’yi vuran sel de sonbahar aylarında İstanbul’da yaşananlarla aynı karakterde mi ?

  6. White Fox dedi ki:

    Ben de 3 yıl önce Radyo Bilkent’te haber + haber sunuculuğuna da aynen benzer sebepten dolayı ve zamanımı boş yere harcayacağı için yarıda bırakmıştım.

    Aslında rasathanenin yerinin değiştirilmesine karşı öyle bir karar verdildikten hemen sonra (60 gün içinde) vakit kaybetmeden iptal davası açar, ayrıca dava devam ederken de yürütmenin durdurulmasını talep ederiz o zaman… özellikle davayı menfaat bakımından rasathanenin bağlı olduğu idare açarsa ya da senin gibi akademisyenler açarsa daha sağlam olur. Bence kazanılır da… 🙂

  7. ersin dedi ki:

    Birkaç kere yakınından geçtim ama fırsat olmadı girmeye, konumu her zaman büyülemiştir beni Kandilli’nin. Ben tarih mezunu bir hava delisi olarak geçen sene olsa okuyabilirdim bunları, mezun olunca çoğu silindi kafadan. Yine de kitaplara göz atsam çıkartabilirim. Sanırım talik formatında yazılmış bunlar, rika da olabilir gerçi 🙂

Yorum yazın...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s