Kategori arşivi: Türkiye'nin Havası ve İklimi

İstanbul’da Kış…


(İstanbul’da Ocak, Şubat ve bir önceki yılın Aralık aylarının ortalama sıcaklığının yıllar içindeki seyri. Tıklayıp büyütebilirsiniz. Yeşil kalın çizgi, her yıl için, o yıl dahil son 5 yılın ortalamasını veriyor.)

Türkiye’nin en uzun sıcaklık kaydı İstanbul’a ait. Buradan ulaşabilirsiniz (grafiği yapmadan önce bazı eksikleri ben elimdeki verilerle tamamladım). Bu verileri kurcalamanızı tavsiye ederim, karmaşık istatistiksel yöntemler kullanmadan da çok ilginç şeyler bulabilirsiniz. Ben birkaç gözlemimi aktarayım. Sizinkileri de siz eklersiniz.

Gerisine de bakayım->

“İstanbul’da Üç Yıl; Ya da Türklerin Âdetleri”


Bir anemodulion yazısıdır. Kendisi -Santiago ile birlikte- blogun yeni editörü ve Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisans öğrencisidir.

1793-1861 yılları arasında yaşamış ve 1840’lı yıllarda üç yılını İstanbul’da geçirmiş olan Albay Charles White’ın “Three Years In Constantinople; Or, Domestic Manners of the Turks in 1844” adlı eseri yakın bir tarihte sosyolog Elif Süreyya Genç tarafından Türkçeye kazandırılmış (Türkçe bağlantı).

Kitap 1844 yılı İstanbul’unda gündelik yaşama dair pek çok gözlem ve bilgiyi içeriyor. Hem halkın, hem de Saray maiyetinin yaşam tarzına değinirken, kentin sosyal, kültürel, coğrafî, yönetsel ve demografik yapısından bahsetmeyi de ihmal etmiyor.

Gerisine de bakayım->

İstanbul’da Gelmiş Geçmiş En Soğuk Ekim Günü


Salı sabahı evi havalandırmak için oturma odasının penceresini açtığımda afalladım. Hava soğuktu. Ama öyle Eylül sonunda ya da Ekim’de gelen ilk serinlikten sonra tişörtünün üstüne hırka, ya da gömleğinin üstüne mont giymek zorunda kalan adamın şımarıklığıyla söylenmiş bir şey olarak almayın bunu. Bildiğiniz kar soğuğu vardı. Pencereyi kapatıp kombiyi harladım. Sonra bir arkadaşım telefon etti, “donuyorum” dedi. Atkımı sarıp dışarı öyle çıktım. Hayatımda ilk kez Ekim ayında kendi rızamla atkı taktım sanırım.

Grafiği üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. İstanbul’un iki istasyonunda, Göztepe ve Sarıyer-Kireçburnu’nda son 80 yılın Ekim aylarında ölçülen en düşük maksimum sıcaklıkları gösteriyor. Bunu biraz açayım: Ekim ayı içerisinde her gün ölçülen günün en yüksek sıcaklıklarından, en düşük olanlarının yıllar içindeki seyrini görüyorsunuz. Mesela Göztepe’de Ekim ayında bugüne kadar kaydedilen en düşük günlük maksimum sıcaklık değeri 25 Ekim 1946’da ölçülen 8.2 derece… idi 18 Ekim 2011’e kadar. 18 Ekim, 7.3 derece ile Göztepe’de gün içinde ölçülen en yüksek sıcaklık bakımından son 81 yılın en soğuk Ekim günü olarak tarihe geçti.

Gerisine de bakayım->

Ekim’de Kış


– Bir Santiago raporudur. –

Bu hafta sonu Polonya ve Beyaz Rusya’ya yerleşen yüksek basıncın etkisiyle Sibirya’dan Balkanlara muazzam bir soğuk akışı olacak (Aynı geçen sene olduğu gibi).

500 hPa sıcaklıklarını incelediğimizde -30C’lik dar bir bandın (yer yer -35C :) ) oldukça güneye indiğini görüyoruz. Bana göre bu denli bir soğuk Ekim ayı için (özellikle ilk yarısı) çok zor gerçekleşebilecek bir durum. Zira son 40 yılın arşivlerini kontrol ettiğinizde, bu sistemin Ekim ayının ilk yirmi gününde gelen en soğuk hava kütlelerinden birisi olacağını görebilirsiniz.

Sistem modellerde görünmeye başladığında, kuvvetli soğuma ve sıcak denizin etkileşimi sonucu deniz etkisiyle oluşabilecek yağışlar göze çarpıyordu. Modeller sistemi zamanla Batı Karadeniz’den Balkanlara doğru kaydırınca, soğumanın merkez üssü de bize biraz uzak kaldı. Fakat bununla beraber gelişen alçak basınç merkezleri sayesinde yağış miktarı da oldukça arttı.

Gerisine de bakayım->

“Haftanın Sonunda Gelen Yağmurlar…”


Bu yağışlı sistemin şimdigörüsünü (nowcasting) de bu başlığın yorumlarında yapıyoruz, hava olayı bakımından gayet zengin bir sistem, onu diyeyim de sonra yok ben görmedim efendim bilmiyordum filan demeyin.

Haftanın sonunda gelen yağmurlar
Gam kasavet verir ‘normal’ adama
Kimi de ister ki gökler delinsin
Hava delisinde mantık arama

Gavur Hans oturmuş harita çizmiş
Alçak basınçları sıraya dizmiş
Bu kadar yağışı nereden sezmiş
Yağsın artık Hans bizle oynama

“Kütle çok doğuda bize sarkamaz”;
“Konya ta içerde hiç pay alamaz”;
Radar uydu gaddar, halden anlamaz
Yağmadı şu yağmur vurdu çeneme

Bulutlar batıdan ediyor akın
İşte geldi cephe şimşekler yakın
Açılsın perdeler yukarı bakın
“Bu gece uyumam” dedim anneme (/hanıma)

Ozan Mert’im yağmur bekler dururum
Gök ne renkse ben de o renk olurum
Yok azizim yok düzelmez durumum
Keyfim iyi zaten beni elleme

Gerisine de bakayım->

22 Eylül 2011 Tekirdağ Şiddetli Yağışının İncelenmesi


Bu yazıyı kaleme alan Melik Ahmet Taştan, Anadolu Meteoroloji Meslek Lisesi ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunudur. Bodrum Meteoroloji İstasyon Müdürlüğü’nde iki buçuk, Ankara 4. Ana Jet Üssü’nde beş yıl çalışmıştır; 2001 yılından bu yana ise Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Hava Tahminleri Dairesi Başkanlığı’nda görev yapmaktadır. Kendisine bloga yaptığı katkılardan ötürü tüm hava delileri adına teşekkür ederim. –  Ozan

21 Eylül 2011 tarihinde ülkemizin batı kesimleri Orta Akdeniz üzerinden gelen yağışlı sistemin etkisine girdi. Tekirdağ’da 21 Eylül akşam saatlerinden sonra başlayan yağış gece bir süre ara verdikten sonra sabah saatlerinde yeniden başladı ve etkisini arttırarak toplamda metrekareye 138 mm’ye (kg’a) ulaştı. Bu yağışın büyük bölümü 12 saatlik süre içerisinde gerçekleştiği için Tekirdağ’da sel ve su baskınlarına yol açtı.

Gerisine de bakayım->

Karadeniz Üzerinden… Yine


Geçen yıl da yine bu zamanlarda gelmiş (buradan okuyabilirsiniz, konuya yabancıysanız epey bilgi de edinirsiniz). Klasik bir görünümdür.

O zaman soğuk (yeşil dil) bir miktar daha kuvvetli imiş ve daha batıdan iniyormuş Karadeniz üzerine. Geçen sene:

Bu sene:

Zamanım olmadığı için fazla ayrıntıya giremeyeceğim, diğer hava delilerinden bu sistemle ilgili görüş ve gözlemlerini bu başlığın altına yazmalarını rica ediyorum. Teşekkür ederim. Yeni yorumlarınızı buraya tıklayarak yapabilirsiniz, cevaplarınız için lütfen cevabı vermek istediğiniz yorumun altındaki ‘Cevapla’ düğmesine tıklayın. Teşekkürler.

Şimdigörü: Sonbahar’ın İlk Yağışları


Yağış Trakya ve Kıyı Ege’den giriş yaptı… Hayırlı olsun, özlemiştik.

Gözlemlerinizi ve hangi modellerin hadiseleri daha iyi yakaladığına dair değerlendirmelerinizi bu başlık altına yazarsanız harika olur. Yeni yorumlarınızı buraya tıklayarak yapabilirsiniz, cevaplarınız için lütfen cevabı vermek istediğiniz yorumun altındaki ‘Cevapla’ düğmesine tıklayın. Teşekkürler.

İstanbul’da yağış bence en erken akşam saatlerinde başlar ve hayatı etkileyecek miktarda olmaz. Yani DMİ ile hemfikirim. Kıyı Ege ve Çanakkale civarında, yarın Marmara’nın güneyinde kuvvetli yağışlar olacaktır. Eylül ayında denizin ılık olması sebebiyle gerçekleşen konvektif (düşey kararsızlık) yağışlar fazla olduğu için, yağış miktarları arasında kısa mesafelerde büyük farklar ortaya çıkabiliyor, büyük ihtimalle bunu yarınki gerçekleşmiş yağış haritasında göreceğiz.

Yaz, Yakıp Yıkarak Geri Çekiliyor


Sizi bilmem ama, uzaya uzaya bir hal olan bu yazdan bana artık bıkkınlık geldi. Bugün, ziyaretime gelen Macar bir arkadaşı Topkapı Sarayı’na götüreyim dedim. Öğleden az sonra dışarı çıktığımızda, yatılı misafirliğe gelip bir türlü gitmek bilmeyen o akrabayı sabah kalkıp da yine görmüşüm gibi keyfim kaçtı: hava yine çok sıcak ve bulutsuzdu. Muşmula gibi suratla vapura binip Eminönü’nde indik, tramvay ve Sultanahmet kalabalığından kurtulduktan sonra Saray’ın avlusunda bilet almak için sıraya girdik, girmez olaydık. Güneş artık gökyüzünde çok fazla yukarı tırmanamıyor, ama ne fayda, yandan yandan da olsa adamı mahvediyor. Beynimiz sulandı. Tabii bunda, ben dahil Müze Kart‘ı olmayan, hatta böyle bir şeyden haberi bile olmayan Türk vatandaşlarının da rolü var. Gişe görevlileri sırası gelen herkese Müze Kart’ın güzelliklerini anlatırken kuyruğun arka tarafındakiler Eylül güneşinde nar gibi kızarmaya devam ettiler. Garibim Yanoş (Macar arkadaş), bunca işkencenin üstüne bir de içeride vakt-i zamanında muhtemelen atalarına isabet etmiş olan beş yüz yıllık mızrakları ve okları görünce hayattan aldığı zevk ikiye katlanmıştır diye tahmin ediyorum.

Neyse, geyiği geçelim. Biliyorsunuz meteorolojik sonbahar 1 Eylül’de başladı, ama astronomik sonbahar 23 Eylül’de başlayacak, yani gecenin süresinin gündüzünkine eşitlendiği tarihte. Tam da o güne yaklaşırken, sıcak ve sıkıcı havaların nedeni olan yüksek basınç yavaşça Doğu Akdeniz çukurunu terk edecek, ve yerini kuzeyden sarkan serin havaya bırakacak. Bu serinlik Ege denizi üzerinde zayıf bir alçak basınç alanının oluşmasına ve Türkiye’nin batısında bu Eylül ayının ilk yağışlarına yol açacak.

Gerisine de bakayım->

Eylül Kurak Mı Geçiyor?


Henüz Eylül’ün yarısına bile gelmedik, yine de bu soru kafaları kurcalamaya başladı. Eh normaldir, dışarı çıkıyorsun güneş tepende, hiç öyle bulutların arkasına saklanmaya da niyeti yok gibi… Önümüzdeki 7-8 güne baktığımız zaman da kayda değer bir yağış göremiyoruz (Sonrasına sonra bakarız).

(önümüzdeki 8 gün için GFS modelinin tahmin ettiği toplam yağışın haritası)

İstanbul’un Göztepe istasyonu, son 80 yılda, Eylül ayında ortalama olarak 45 kg yağış kaydetmiş. Ama dikkat edin, sıfıra çok yakın (hatta sıfır) yağışın düştüğü Eylül’ler de mevcut (KNMI verisi burada). Örneğin 1994 Eylül’ünde Göztepe’ye gram yağmur yağmamış, yağışı 5 kg’ın altında kalan da bir sürü Eylül var. Öte yandan 1938, 1949 ve 1964 Eylül’lerinde 150 kg’ın üzerinde yağış kaydedilmiş. DMİ verisinden yaptığım grafik aşağıda.

Gerisine de bakayım->