22 Eylül 2011 Tekirdağ Şiddetli Yağışının İncelenmesi


Bu yazıyı kaleme alan Melik Ahmet Taştan, Anadolu Meteoroloji Meslek Lisesi ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunudur. Bodrum Meteoroloji İstasyon Müdürlüğü’nde iki buçuk, Ankara 4. Ana Jet Üssü’nde beş yıl çalışmıştır; 2001 yılından bu yana ise Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Hava Tahminleri Dairesi Başkanlığı’nda görev yapmaktadır. Kendisine bloga yaptığı katkılardan ötürü tüm hava delileri adına teşekkür ederim. –  Ozan

21 Eylül 2011 tarihinde ülkemizin batı kesimleri Orta Akdeniz üzerinden gelen yağışlı sistemin etkisine girdi. Tekirdağ’da 21 Eylül akşam saatlerinden sonra başlayan yağış gece bir süre ara verdikten sonra sabah saatlerinde yeniden başladı ve etkisini arttırarak toplamda metrekareye 138 mm’ye (kg’a) ulaştı. Bu yağışın büyük bölümü 12 saatlik süre içerisinde gerçekleştiği için Tekirdağ’da sel ve su baskınlarına yol açtı.

Olay gününe ait meteorolojik veriler

21 Eylül 18:00 GMT (İngiltere saati, bizim saati bulmak için yaz saati süresince 3 saat ekleyiniz) yer kartına baktığımızda Tekirdağ üzerinde zayıf da olsa bir alçak basınç olduğu görülüyor (1012,1 mb). 22 Eylül 03:00 GMT’de basınç değeri 1009.3 mb. Bidiğimiz gibi alçak basıncın olduğu yerlerde yükselici hava hareketleri vardır. Yer rüzgarı da 21 Eylül öğle saatlerinde kuzeydoğudan (poyraz) 15 knot esmekte iken akşam saatlerinden itibaren hafiflemiş, 03:00 GMT’de ise güneydoğuya (keşişleme) dönmüş ki bir çok model bunu göremedi. Hava sıcaklığı 17 derece, ama deniz suyu sıcaklığının 23 derece olduğu da unutulmamalı.

850 mb haritasında rüzgar yönünün aynen yerdeki gibi güneydoğulu olduğunu görüyoruz ayrıca nemlilik yüzde 90 civarında (Olaydan önce modeller yüzde 50 civarı nem gösteriyordu).

22 Eylül 06 Gmt 700 mb haritasında rüzgarın güneydoğulu, nemliliğin de yüzde 80 civarında olduğunu görüyoruz.

22 Eylül 06 GMT’de 500 mb haritasında ise -15 derecelik soğuk hava Tekirdağ üzerine hareket etmiş. 21 eylül akşamı bu değerin -12 derece civarında olduğunu görüyoruz ki 3 derecelik soğuma kararsızlığın daha da artmasına yol açmış. Ayrıca 500 mb’da bile yüzde 80 üzeri nemlilik var.

Tekirdağ’dan meteoroloji balonu atılmadığı için en yakın merkez olan İstanbul skew-t diyagramına bakacak olursak kararsızlık şartlarının mevcut olduğunu görüyoruz. Bir çok kararsızlık indeksi de limit değerlerin üzerinde. Örneğin K indeks 32, Lifted indeks -1,28. Tekirdağ için bu şartların kuvvetli yağışa daha uygun olduğunu söyleyebiliriz. Rüzgar profili incelenecek olursa yerdeki hafif rüzgar dışında genellikle güneydoğulu ve de kuvvetli olduğunu görüyoruz.

22 Eylül sabah saatlerinde Tekirdağ üzerinde 55 dbz civarında reflektivite değerleri görülüyor. (Radarda, gönderilen elektromanyetik dalgaların bulut içerisindeki damlacığa çarpıp geri dönmesiyle oluşan reflektivite (yansıma) değerlerini görürüz. Damlacık çapı büyüdükçe değer de büyür. )

Tekirdağ ve daha sonra Bandırma ve Rize yağışları, kıyı kentlerde uygun meteorolojik koşullar oluştuğunda, deniz etkisiyle beklentilerin üzerinde aşırı yağışların olabileceğini göstermektedir. Bu tür yağışların yerini uzun süre önceden net olarak tahmin etmek zor olabilir, bu yüzden son ana kadar meteorolojik veriler dikkatli olarak değerlendirilmeli, gerekirse tahminler revize edilmeli, 5-10 dakika önce yapılan bir uyarının bile hayat kurtaracağı unutulmamalıdır. Yerel yönetimlerin de çarpık kentleşme, dere yataklarında yerleşim, yetersiz altyapı gibi olumsuzlukları her ne pahasına olursa olsun düzeltmeleri gerekmektedir.

Referanslar ve yararlanılan kaynaklar:

-DMİ sinoptik haritaları ile radar görüntüleri

-ECMWF model görüntüleri

-University of Wyoming skew t diyagramı

Reklamlar
Bu yazı Devlet Meteoroloji İşleri, Türkiye'nin Havası ve İklimi içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

45 Responses to 22 Eylül 2011 Tekirdağ Şiddetli Yağışının İncelenmesi

  1. Mehmet ÜNLÜER dedi ki:

    1997-2005 yılları arasında Tekirdağ Meteor’da binlerce rasat yapmış bir hava delisi olarak;
    — Sıcaklığın 32-33 C, nemin % 40 olduğu bir yaz gününde, rüzgarın güneye dönmesi ile aniden sıcaklık 26-27 dereceye düşerken, nem de % 80 ‘lere çıkardı.
    — İstasyonun yerinin uygun olmadığına katılmıyorum, Tekirdağ sahil boyunca uzanan bir kent ve Trakya’da yeterince karasal istasyon (Çorlu,Çerkezköy,Malkara, L.Burgaz, Uzunköprü) zaten var. Deniz suyu sıcaklığı, dalga yüksekliği ve periyodu ile denizdeki rüyet ölçümlerinin yapılabilmesi için deniz istasyonu gerekli hatta imkan olsa da Şarköy ve Trakya’nın karadeniz kıyısına da istasyon açılabilse.
    — Bazı ekstrem ölçümlerin gizlenmesi şehir efsanesidir arkadaşlar. Aksine rasatçı nadir olan bu olayları yakalamak ister. Örneğin benim nöbetimde 30 Ocak 2006 Eskişehir’de -27.8 ile min. rekoru kırıldı, her muhabbette anlatırım. 2000 yılındaki meşhur lodosta birçok yer rekor kırdı, ancak ben (siper başından ayrılmadım) Tekirdağ’da kıramamıştım.

    • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

      9 Temmuz 2000’deki Tekirdağ max sıcaklığını hatırlıyor musunuz? 38.7 c ve lodoslu bir gün. Wetterzentrale haritalar arşivinden bakabilirsiniz. Bu sıcaklık yaklaşık 10 cm su kenarında ölçülmüş değer. İstasyon burda değil de 100 m içeride olsaydı ölçülen değer 40’c nin üstünde olacaktı. Bundan daha iyi bir rekor nasıl olsun?

      • Havadelisi dedi ki:

        “Hayır denize o kadar da yakın değil” dendi, en azından 10 cm olmadığı gün gibi ortada, ayrıca aynı şey burada da söylendi. Üstüne üstlük Mehmet Bey o günden değil, hepimizin bildiği, senin de bildiğin daha genel bir durumdan bahsetmiş. Yorumlarında anlamsız bir aşırılık var Ozan, rica ediyorum yazılanları daha dikkatli oku.

        • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

          10 m demek istemiştim 🙂 Bir gün toplanalım, elimize şeritmetreyi alalım ve gidip ölçelim. Su ile ölçüm kutusunun arasının Melik bey 30 m, Mehmet bey de 40 m olduğunu söylüyor. Peki ben de abartıdan kaçarak 20 m den daha az mesafe olduğunu söylüyorum. Yanılan sahilde balık ısmarlasın tüm gelenlere. Ayrıca çok uzaktan gelenlerin de yol masraflarını karşılayacağım ve misafir edeceğim.

        • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

          Tabii ki bende biliyorum rüzgarin denizden estiği günlerde deniz kıyısındaki bölgelerin iç noktalardan çok daha farklı sıcaklık değerlerinde olduğunu. Bunu olayları hem yaşayan biri olarak da hem de bilimsel sebebleriyle birlikte biliyorum. Sadece rüzgar deniz üzerinden eserken rekor kırılmaz tezine karşı çıktım ve belgeledim.

    • BAHADIR dedi ki:

      Mehmet Bey söyledikleriniz güzel ve doğrular var (ayrıca bir hava delisi olmanız bizi mutlu etti) ancak denizdeki rüyet ölçümleri eğer çok gerekli ise deniz istasyonu ayrı bir yerde deniz kenarına kurulabilir. Bizim sıkıntımız şu anki istasyonun şehir merkezinin bütününü yansıtmadığını düşünmemiz çünkü deniz kenarında nem, sıcaklık, kar kalınlığı gibi parametreler 2-3km içeride olan çarşı içinden farklı çıkabiliyor ve benim gibi akademik araştırma yapan kişiler Tekirdağ merkez için bu verileri kullanıyor. Sadece Tekirdağ değil Türkiye’nin birçok şehrinde istasyonlardaki bu hassas durumlar bir akademik yayını ciddi şekilde etkileyebilir çünkü biz sadece 1-2 istasyon değil konuya göre bazen 10-20 veya daha fazla meteoroloji istasyonundan aldığımız verileri kullanarak çalışma yaptığımız oluyor. Şehir istasyonları veri uzunluğu ve homojenliği bakımından ilçe istasyonlarına göre daha sağlıklı olduğu için araştırmalarda il merkezlerini tercih ediyoruz. Özellikle merkez istasyonlarda Devlet Meteorolojinin yer seçimi konusunda daha dikkatli olması gerekir. Amacımız kimseyi yadırgamak, eleştirmek değil aksine bazı konularda yardımcı olabilmek.

      • Mehmet ÜNLÜER dedi ki:

        — Ozan hocam rekor kırmak, eldeki imkanlar dahilinde olursa daha güzel
        — Bahadır hocam, ben de Tekirdağ Ziraat mezunuyum hatta askerliğimi de Tekirdağ tugayda yaptım ama çarşının neresi 2-3 km içerde gözümde canlandıramadım. Sahile paralel olarak 1 km’lik alanı tarasanız, kentin %90’ı bu alana girer.
        — Akademik çalışmalar önemli ama ülkenin de kabul etmemiz gereken gerçekleri var, şu an için Tekirdağ merkezde bir istasyon kurulmuş onun da kıyıda olması normal hatta denizciler açısından zorunlu. Eskişehir’in 14 ilçesinden sadece Merkez ve Sivrihisar’da istasyon var, keşke hepsinde olsa da benim de doktora tezim daha bilimsel olsa.

  2. BAHADIR dedi ki:

    En Düşük Sıcaklık :21.02.1985 -11,5 °C
    En Yüksek Sıcaklık :09.07.2000 38,4 °C
    En Çok Yağış :16.10.1997 140.1 kg/m2
    En Hızlı Rüzgar :31.12.1974 31,9 km/sa
    En Yüksek Kar :16.02.1980 44.0 cm

    Tekirdağ merkez istasyonundaki ekstrem değerlerde gözüme bir gariplik takıldı. En yüksek sıcaklık 27 Haziran 2007 tarihindeydi yanlış hatırlamıyorsam 40 derece olmuştu saat 7 civarı ve müthiş bir lodos vardı (tarihte yanılmış olabilirim). DMİ’ nin sayfasında Türkiye geneli son durumlarda görmüştüm. Hatta şundan kesin eminim 40 derece ibaresi DMİ’nin sayfasında Tekirdağ için maximum değerlerde vardı. Sonradan değiştirilmiş olabilir mi?

    En düşük sıcaklığa gelince 23-24 ocak 2010 sabahı saat (7:30 civarı) evimin önünde(deniz kenarı) kendi arabamda ve çarşıdaki elektronik termometrede -13 değerini gördüm. Hatta şehir merkezinde biraz daha iç mahallelerde -14’ü gören arkadaşlarım var. İstasyonun deniz kenarında olmasının dezavantajı bu olabilir. Çok kısa mesafede dahi verilerde oynama olabiliyor.

    Ancak şundan kesin eminim en düşük sıcaklık değeri -11.5 den daha az .

    • Melik Ahmet TAŞTAN dedi ki:

      Hocam sonunda Tekirdağ’daki rasatçıları vurdurup sorunu kökten çözeceksiniz 🙂 Açıkcası çok spesifik örnekler vermişsiniz ama kuvvetli lodos estiğinde Tekirdağ’ın 40 derece olması imkansız, çünkü nemi arttırıp sıcaklığın çok yükselmesini engeller.

      Minimum sıcaklıkta sahilden uzaklaştıkça 1-2 derecelik oynamalar olabilir ve gayet normal. Tekirdağ istasyonu dediğiniz gibi 200 metre içerde olsa belki bu farklar sizin lehinize kapanacak ama sahile sıfır olanlarda bizi temsil etmiyor diyecek bu sefer 🙂

      Bu arada şaka maka şirin istasyonmuş, tayin mi istesek acaba 🙂 Önüne 2 şezlong atıp, bi de kayık aldık mı, gündüz deniz akşam balık keyfi…. Rasadı da otomotik istasyon yapsın 🙂

      • BAHADIR dedi ki:

        Valla tayin iste bence sabah ve akşamüstü deniz akşam da rakı balık kesin yaparsın:))

        Ben şahsen yazın işe gelmeden önce denize girip zıpkınla avlanıyorum. Erken kalkamazsam akşamüstü kesin gidiyorum denize :)) poyraz esmediği sürece tabii esince bulanıyor biraz su :))

      • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

        Bahadır kesinlikle haklı. Ben de DMİ verilerinde 40.0 derece sıcaklığını hatırlıyorum. Hatta o günkü datalara dönülebilse arşivlerden bu netlik kazanacak. Sanırım sıcaklık 37c lerde iken öğleden sonra rüzgarın karayele dönmesi ile Trakya içlerindeki 43-44 c lik hava Tekirdağ’a akarak bu sıcaklıklar kaydedildi. İnanın sürekli şok oluyorum. Ben eminim ki bu 40 C ile oynanmış ve sonradan geri çekilmiş. En yüksek kar da hatalı. Ben yazayım 7 Mart 1993 55 cm…..

        Kanıt burada. Haziran maximum değerlerine bakınız.
        http://www.dmi.gov.tr/veridegerlendirme/il-ve-ilceler-istatistik.aspx?m=TEKIRDAG

        • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

          Melik bey 2000 yılında 850 hpa da +28 ler girdiğinde hatırlarsınız İstanbul’da kuvetli lodos Şilede 45.6 ve M.Denizi kıyısındaki İstasyonlarda bile 40-45 arası sıcaklıklar kaydedilmişti. O gün müthiş bir lodos vardı. O gün ne nem ne deniz serinliği 850 hpa daki +28 lere karşı gelememişti.

          • Havadelisi dedi ki:

            Marmara denizi kıyısındaki istasyonlarda 40-45 arası ölçüldüğünden emin değilim, kontrol edeceğim. Belgelerle konuşalım.

          • Melik Ahmet Taştan dedi ki:

            Şile ters tarafta kaldığı için nemden etkilenmeyip aksine bira zda olsa fönden etkilenmiştir.
            Denizden kuvvetli rüzgar estiğinde 40-45 derecelerin görülmesi imkansız çünkü nemli hava geliyor.
            Bunun en güzel gösteren yerlerden biri de Antalya’dır, rüzgar güneyliyse sıcaklıklar 35 derece civarı olur, poyraza döndüğünde fön etkisiyle rahatca 40’ı geçer.

        • Melik Ahmet Taştan dedi ki:

          Hocam meseleyi çözdük biraz, Tekirdağ’ın tanıtım sayfası güncellenmediği ve de büyük ihtimal 5 sene önce hazırlandığı için veriler eski.
          Yalnız Tekirdağ için 40’lı sıcaklıklar konusunda ben olmaz demedim dikkat ederseniz, kuvvetli lodos estiğinde bunun olamaycağını söyledim. Yoksa rüzgar kuzeyli eserse havayı kurutup, sıcaklığı arttırır.

          • BAHADIR dedi ki:

            Mesele çözüldüğüne göre artık sorun kalmamıştır:)) neyse siteyi güncellemelerine vesile oluruz belki:)) Biraz daha Tekirdağ’ı tartışırsak diğer illerdeki arkadaşlar Ozan Deniz’le beni siteden kovalayacaklar:)))

          • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

            Sayın hocam haklısınız. Konu Tekirdağ olunca biraz heyecanlanıyorum. Yazılarım ve tarzım biraz sert oldu ve bu yüzden özür dilerim. Tabii ki konuşup tartışmak çok güzel. Hepimizin mutlaka bildiği veya bilmediği bir çok ayrıntılar var hele ki lokal olaylar için. Lütfen saygısızlık yaptıysam özrümü kabul edin.

    • Trakyalı dedi ki:

      En yüksek sıcaklığı hatırlamıyorum ama 2010 Ocak’taki sistemde ben de hem arabada hem evdeki termometremde -13 değerini görmüştüm, aynı şey dikkatimi çekmişti Tekirdağ’da. Hatta o sabah denizden dumanlar yükseliyordu, şimdiye kadar öyle bir görüntü görmemiştim. Keşke kameraya alabilseydim.

    • Havadelisi dedi ki:

      Bu verileri nereden kopyalayıp yapıştırdın Bahadır?

      • Eren Kismet dedi ki:

        http://www.meteor.gov.tr‘ nin tam olarak neresinden ulaşılıyor bilmiyorum fakat illerin meteoroloji müdürlüğü sitelerinin içinden bağlı istasyonları seçiyorsunuz, orada her istasyonla ilgili veriler mevcut. Tekirdağ için İstanbul meteoroloji müdürlüğünün web sayfasına giriyorsunuz. Bahadır bey verileri şu adresten kopyalamış.

  3. Trakyalı dedi ki:

    Çok teşekkürler Melik Bey, çok faydalı bir yazı olmuş.

  4. Ahmet Durak dedi ki:

    Elinize bilginize ilginize sağlık

  5. BAHADIR dedi ki:

    Melik Bey ilk yorumumda Mehmet yazmışım isminizi yanlışlıkla kusura bakma:)) şimdi farkettim.
    Öncelikle şunu belirteyim Tekirdağ’daki istasyonun yeri kesinlikle yanlış şehir merkezinin bütününü temsil etmiyor. İstasyon açık bir araziye ve denizden daha içeriye alınırsa özellikle sıcaklık ve nem değerlerindeki değişimi kesinlikle farkedeceğiz.
    Ozan Deniz ve Ozan Mert benim arkadaşlarım, İtü’de tanıştık. Avrasya Yer Bilimlerinde yüksek lisans yapmama vesile oldular:)) Ozan Deniz ile aynı bölümde şu an doktora yapıyoruz.

    Çorlu’daki boşluğu bazı sistemlerde birkaç kez farkettim ancak tam olarak sebebini ben de bilmiyorum detaylı tartışmak gerekir. Tekirdağ il geneli 3 tarafının denizlerle çevrili olması ve Korudağ-Ganos silsilesinin de bu karmaşık yapıya dahil olmasıyla yağışlı sistemlerde genellikle il bütününde aynı oranda yağış almıyor. Kuzey Ege ve Çanakkale’deki yoğun yağışlarda özellikle Malkara coşuyor, sistem güneybatılı ve tam güneyli gelirse Tekirdağ iyi yağış alıyor. Çorlu ise çok ilginç Karadeniz’den gelen bazı bantları yakalayıp biz Tekirdağ’lıları kahrediyor:)) aynı zamanda Çorlu yaz yağışlarında çok iyi. Bu konudaki görüşlerim ve gözlemlerim bunlar.

    1993 7 Mart ise inanılmaz bir olaydı her zaman denk gelmez. O gece yatarken gram yağış yoktu sabah kalktığımızda karşı duvar gözükmüyordu. Amatörce ölçtüm 50 cm civarıydı,1 hafta tatil oldu. Babamın “çok kar yağmış” dediğini dün gibi hatırlıyorum.

    • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

      6 Mart günü gün boyu kar yağmış ama sıcaklık Çorlu’da 0.5 civarında olduğu için kar bir türlü birikmiyordu. Cumartesi günüydü ve kız kardeşimin doğum günü olduğu için çok iyi hatırlıyorum. Akşam üstü yağış kesilmişti. Rüzgar sakinlemişti. Erken yatmıştım. Saat 2 gibi uyandığımda ise sadece pembe bir şeyin gökyüzünden aktığını gördüm. İnanılmaz yoğun ve iri bir kar yağışı vardı. O gece uyumamıştım:) Güneş doğar doğmaz dışarı çıktım. Yürüyebilmek için ayağımı kaldırmam gerekiyordu. Kar her yerde eşitti. Savurma , sürükleme olmamıştı. Radyo haberlerinde sürekli Trakya’da yolların kapandığını ve Tekirdağ limanında yükleme, indirme işlerinişn yapılmadığından bahsediyordu. Hevesle saat 13 radyo bültenini bekledim. Tekirdağ’da 55 cm olduğunu söylemişti. Trt’ye bağlı bir kuruluşun da o zamanki şartlarda başka bır bilgi kaynağından bu kar yüksekliğini alacak değildi bence. Zaten doğruydu da. Ben de Çorlu’da o civarda ölmüştüm. Lüleburgazda ise kar kalınlığının 60-70 cm olduğuna dair haberler aldım. Arabalar gözükmüyormuş. Fakat nedendir ki bu değerler arşivlere bu şekilde girmemiş. Bazen şunu düşünüyorum nasıl sivas’ta, kars’ta, erzurum’da yaşayanlar, sıcaklıkların bazı seneler -45’lere kadar düştüğü ama bunun bazı nedenlerden dolayı -30 civarı gösterildiğini söylüyorlarsa acaba kar kalınlıkları da Trakya’da bilerek yüksek verilmiyor mu?

      • Melik Ahmet TAŞTAN dedi ki:

        DMİ’de rasatçı hataları vs olabilir ama yanlış değer vermek üzerine kurulu bi sistem olamaz. “Derin Meteoroloji “diye bir olgu yok anlayacağınız.
        Bu tip şikayetler Güneydoğu Anadolu bölgesinden geliyor. Sıcaklık 45 dereceyi geçerse resmi tatil uygulanıyor belki biliyorsunuzdur. Sırf adamlar tatil yapmasın diye biz bilerek sıcaklıkları 43-44 veriyormuşuz 🙂

        • Havadelisi dedi ki:

          Ama Melik bey, Ozan’ın bahsettiği “yanlış değer verme üzerine kurulu bir sistem” değil, bazı durumlarda, “olur mu öyle şey” diye laf yiyip polemiğe girmek göze alınamadığı için, kendileri inisiyatif kullanarak yerel farklılıkları yok sayan memurlar. Yani bir “sistem” söz konusu değil bence de. Açıkçası bana da akla yakın geliyor. Meteorolojiden çok anlamayan (ya da çok ilgilenmeyen) birine (ki bu gayet tabii üst düzey bir DMİ çalışanı da olabilir) “Tekirdağ’da çok az kar varken Çorlu 60 cm” derseniz “olur mu öyle şey diyebilir” ve gereksiz bir tartışmanın içine girmemek için verilerin “düzlenmesini” isteyebilir. Belki inanmayacaksınız ama bu üst düzey üniversitelerde, araştırma merkezlerinde bile var. Mesela benim doktoramda bulduğum sonuçların bazıları danışmanıma “garip” gözüktüğü için uzun süre kendisiyle kavga etmiştik 🙂

          • Melik Ahmet TAŞTAN dedi ki:

            Rasatlar konusunda eskiden hakkaten çok sorun yaşanırdı ama uydu, radar ve otomotik istasyonların aktif kullanımıyla birlikte hatalı rasat sayısında ciddi oranda azalma oldu.
            Yalnız sıfır hatayla bu işi yapıyoruz diyemeyiz. Bazen ciddi şekilde rasat hataları da olabiliyor. (ölçüme göre değil de çevredeki istasyonlara göre rasat yapmak, rasat hatasıdır)
            Ben nöbetci olduğum günlerde farkettiğim yanlışları direk istasyonu arayarak söylüyorum.

    • Melik Ahmet TAŞTAN dedi ki:

      Bundan sonra Tekirdağ yağışlarını beraber inceleylim hocam, belki başka ayrıntıları da yakalarız beraber.

  6. BAHADIR dedi ki:

    Mehmet bey kaleminize sağlık güzel bir çalışma olmuş. Aramızda Devlet Meteorolojiden birinin olması gerçekten site için faydalı olacaktır.

  7. Santiago dedi ki:

    Çok teşekkür ederiz, özel ve değerli veriler bunlar..

  8. onurel dedi ki:

    Dmi denilince aklıma; soğuk, hiç de sempatik olmayan, meteoroloji gibi -benim için- ilgi çekici bir konuyu bürokrasinin içine sıkıştırmış bir kurum ve görevini sadece “iş” olarak gören kişiler geliyordu. Sayenizde öyle olmadığını görmek beni o kadar mutlu ediyor ki.. Sadece benim hobim olan meteoroloji için değil, -belki gereksiz bir duygusallıkla- Türkiye’de gerçekten bir şeylerin değiştiğini umut ettiriyor. Çok teşekkürler Melik Bey, çok yazmam hazır başlamışken; çok çok büyük teşekkürler de Havadelisine.. (Yorumum belki burada olmamalıydı, gerekirse taşıyabilir veya imha edebilirsiniz, sadece Melik Bey’ e ve size teşekkür etmek istedim 😉 )

  9. ozan deniz etkisi dedi ki:

    Bu çalışma için çok teşekkür ederim bir Çorlulu olarak 🙂 Bu arada ben de Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinde Ziraat Fakültesinde doktora yapmaktayım .Danışman hocam da bir Ankara Üniversitesi Ziraat fakültesi mezunu. Bahsi geçen gün hem Çorlu’da hem de Saat 12 civarları Tekirdağ’daydım. Tekirdağ’da tufan varken Çorlu’da sadece çisenti vardı. Çorlu-Tekirdağ yolunda sıkıntılar olduğu için minibüsler bir süre kalkmadı ve bu yüzden de okula geç kaldım. Tekirdağ’a geldiğimde yağış kesilmişti fakat her tarafta göletler vardı. Buna benzer yağışlar 3-5 senelik periyotlarla sonbahar aylarında Trakya’nın güney sahillerinde görülüyor. Bunların en güçlüsü 15 ekim 1997‘de 24 saatte 180 kg yağış olarak gerçekleşmişti (hangi istasyonda? – Havadelisi). Yine sanırım 2006 yılının Aralık aylarında 100 kg’lık bir yağış Tekirdağ Silivri arasını perişan etmişti. Yıllardır Ozan Mert olsun, diğer arkadaşlar olsun bu olayları özellikle kendi yöremize yönelik inceliyoruz. Birçok şeyi kendi kafamızda çözdük nedenini kesfettik ama sizin de fikrinizi almak istediğim 1-2 soru var.

    1. Özellikle kış aylarında poyrazın çok sert estiği ve Trakya’nın yağış aldığı günlerde Çorlu-Çerkezköy hattında benim gözümle gördüğüm radarda da net görülen bir Çorlu boşluğu oluşmakta ve bu çok uzun süre böyle kalabilmekte. Yani Tekirdağ’da Muratlı’da kar varken Çerkezköy’de Saray’da kar varken Çorlu’da bulut bile olmayabiliyor. Değişmeyen bir göz oluşuyor. Bunun nedenini net olarak biliyor musunuz? Çok sevinirim cevaplayabilirseniz. Bir kar delisi olarak bunun sıkıntısını yaşıyorum.

    2. Eskiden, özelikle radar öncesi ve istasyon sayısı daha azken yağışların Marmara’nın batısından çıktığını, yağışların “M. Batısı ve Kıyı Ege dışında” olduğunu duyardık. Fakat ben bu anlarda Özelikle Malkara‘da Keşan’da Gelibolu’da Çan’da çok yoğun kar yağışları ya da yağmurun olduğunu öğrenirdim. Özellikle radar sonrası bunun değiştiğini ve artık bu ibarenin pek söylenmediğini görüyorum.

    3. 2006 yılında 25 Ocak günü Çorlu’da kendi ölçümümle 60 cm, Çorlu klimatolojik istasyon ölçümüyle 45 cm kar olduğunu istasyondaki çalışanlardan öğrendim. Fakat ertesi gün resmi sonuçlarda 38 cm olarak gördüm. Bunu çalışanlara sorduğumda şöyle bir cevap aldım. ”Tekirdağ’da hiç kar yok (yaklaşık 30km) biz 60 cm yazarsak bizi işten kovarlar böyle olduğu halde bunu yazamayız ” demişlerdi. Gerçekten de cok güçlü bir rüzgar (“deniz etkisi” – Havadelisi) bandı özelikle Vize, Saray, Çorlu hattıında 3 gün boyunca kar bırakırken Tekirdağ Merkez’de hiç kar yoktu. Bu korkunun kaynağı nedır bu çalışanlarda? Çünkü bu yanlış bilgi modelleri etkilediği gibi extrem değerleri de şaşırtmaktadır.

    4. 1993 7 Mart’ta resmi datasında (13 radyo haberleri kar kalınlığı raparunda) 55 cm olduğu halde tekirdağ max kar kalınlığı datalarında bu verilmemiştir.

    5. Tekirdağ’ın istasyon yerinin kesinlikle yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü istasyona ait ölçüm kutusunun suya olan uzaklığı 2 m dir. Bu yüzdendir ki çoğu max ve min sıcaklık değerleri yanlış bir durum oluşturmaktadır. Dikkat edin bir yaz günü Edirne 36, Kırklareli 35, Tekirda 25 c gibi y ada kışın Edirne -8 , Kırklareli -6 , Tekirdag 3 gibi gerçekten çok yanlış sonuclar oluşmaktadır. Çünkü sudan 100 m içerideki değerler çok daha normale yakındır. Bu durum bilinmekte mi?

    • Melik Ahmet Taştan dedi ki:

      Öncelikle ben de blogu hazırlayan Ozan hocama ve siz hava delilerine teşekkür ederim. Blogdan o kadar çok şey öğrendim ki keşke daha önce keşfetseydim diyorum.
      Sorularınıza gelince

      1. sorunuzda Çorlu’daki boşluğu açıkcası ben farketmedim, bundan sonra daha dikkatli takip ederim. Yanlız yazınızda verdiğiniz bilgilerden yola çıkarak kuvvetli poyrazla birlikte şerit halinde gelen yağışların bir bölgeyi etkileyip diğerini etkilememesi normal. Bu konuda Ozan Hocam’ın ve White Fox’un blogda bolca yazıları var. En son White Fox tarafından yapılan incelemenin son radar görüntüsüne bakarsanız, İstanbul’da Çatalca ve Anadolu’u yakasının bir bölümünde yağış var, ortası boş.
      2. Marmara’nın batısı ve Kıyı Ege dışında yağış beklediğimizde zaman zaman bu ibareyi kullanıyoruz. Yanlız sistemin geçeceğini hesap edip sonrada yattığımız tahminlerde vardır.

      3. DMİ’de hiç kimseyi doğru gözlem yaptığı için işten atmazlar, yalnız kar ölçümlerinde bazen farklı yöntemler kullanılabilir. Eğer kuvvetli rüzgar var ve de kar savruluyorsa, tek bir noktadan ölçüm yapılmaz. İstasyon çevresindeki farklı yükseklikteki 6-7 noktandan ölçüm yapılır, sonra da bunların ortalaması alınır.
      Sanırım siz telefonla aradığınızda hemen yaptıkları ilk ölçümü söylemişler, ama sonra bunun doğru olmadığını düşünüp farklı noktalardan ölçüm yapıp, resmi gözleme de bunu yansıtmışlar.

      4. Sanırım sebebi yukarda anlattığım olabilir.

      5. Denize 2 m yakınlıkta rasat parkı olduğunu ilk defa duydum. Çok yakın rasat parkları var biliyorum ama bu kadar yakın olması hakkaten ilginç. Rasat parkları DMİ’nin ciddi sorunlarından biri, bazılarının yeri yanlış bazıları da çevrelerinde yapılaşmanın etkisiyle doğru ve güvenilir ölçümler yapamıyor maalesef. Bu konu üzerinde çalışmalar var bildiğim kadarıyla.

      • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

        Cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Çorlu boşluğu aynı şartlarda kesinlikle oluşan bir durum. Bunu Havadelisi ile de çoğu kez tartışmışız ve gözlemlemişizdir. Genelde güneyden siklon yaklaştığında siklonun getirdiği yağış Takirdağ’a kadar geliyor. Bu esnada ise poyrazın çıldırdığı Çorlu Çerkezköy civarında ise rüzgar sayesinde sanırım bu yağış kuzeye ve kuzeydoğuya ilerleyemiyor. Rüzgarın karadeniz üzerinde esmesi ile de Saray Vize Demirkoy Kıyıkoy civarında da sea effect oluşuyor. Fakat o kadar ilginç bir görüntü oluşuyor ki. Bunun en net örneği 2005 2 Şubat sisteminde var. Sizin bu radar görüntülerine ulaşma şansınız varsa bunu çok net görebilirsiniz.

        İstasyon Tekirdağ istasyonu Havadelisi. Kar ölçüm yöntemlerini biliyorum. Burda benim bahsettiğim şuydu. Ordaki çalışanlar da kar kalınlığını 45-60 cm civarı ölçmüşler. Muhabbetim olduğu için çalışan arkadaşlara söylenen şuydu. Tekirdağ’da hiç kar yok biz buraya 60 cm yazarsak hata olduğu düşünülür ve biz bu riske giremeyiz bu yüzden 30 cm yazıyoruz demişlerdi.

        Ben Tekirdağ’daki istasyona çok gittim. Hatta nerdeyse ölçüm kutusu suyun içinde. En fazla 2-3 m dir. Ben daha liseye giderken bunun farkındaydım. En azından Tekirdağ için denizden bir 200-300 m uzak olsa bu çok daha doğru sonuçlar verir diye düşünüyorum.

        1993 mart 7 de radyoda dinlemiştim. Çok net hatırlıyorum çünkü hiç kaçırmazdım hele öyle bir kardan sonra karın radyoda 13 haber bülteninde kac cm verileceğini müthiş bir dikkatle beklemiştim. Kendi hava durumu defterime de yazmışım zaten. Hatta aynı gün Lüleburgaz’da arabaların kara gömüldüğünden bahsediliyordu. Çorlu’da lopçuk tabirini kullandığım elim kadar yağan bir lapa kar yağışı olmuştu.. Bahadır arkadaşım bunu hatırlıyor olmalı.

    • Santiago dedi ki:

      Melik Bey’e sormuşsun ancak ben de bir kaç kelam etmek istiyorum 🙂

      -Tekirdağ-Silivri arasını vuran yağış Kasım 2007’de gerçekleşmişti, o günü çok iyi hatırlıyorum, Mehmet Yayvan Hoca’nın bir analizi de var bu hadiseyle ilgili:
      http://www.mehmetyayvan.com/makaleler-oku.aspx?m=tekirdagmarmaraseli

      -3) Kar kalınlığı çok hassas bir ölçüm, DMİ’nin bu ölçümlerin hakkını vermediğini düşünüyorum. Yurtdışındaki bir takım kaynaklarda, yapılacak ölçümün kar durur durmaz yapılması gerektiği, aksi taktirde gerek sıcaklık, gerek karın ağırlığı sebebiyle “kar oturması” olacağı ve ölçümün sağlıklı olmayacağı belirtiliyor. DMİ de ölçümleri gün aşırı aldığı için senin öğlen 50 cm. olarak ölçtüğün lapa lapa yağıp sıkışmamış kar, ertesi sabaha 40 cm.’e inebilir.

      -5) Tekirdağ İstasyonunun hatalı olduğunu bende gözlemledim. Yazın daha fazla belli oluyor, çevreleri 34C – 35C / %30 nemli iken Tekirdağ 28C / %75 nem gibi değerler veriyor.

      • Havadelisi dedi ki:

        Tekirdağ’daki ölçümler “hatalı” da olabilir tabii, ama denize çok yakın bir yerde ölçüm yapılıyorsa tabii ki nem oranı ve sıcaklık farklı çıkacaktır, yani buna ne kadar hata denebilir bilemiyorum. Ölçümler denizin hemen kıyısını temsil eder, biraz içeriyi etmez bu durumda.

        • Melik Ahmet Taştan dedi ki:

          Ben sıcaklık olayına takmadım pek, özellikle lodos esiyorsa çevreyle çok farklı olabilir sıcaklığı. Yanlız 2 m yakınlık ilginç, fırtınalarda dalga giriyordur rasat parkına 🙂
          Yarın işyerinde Tekirdağ’da 2 yıl çalışan bi arkdaşıma sorar, istasyonla ilgili detayları paylaşırım.

          • Melik Ahmet TAŞTAN dedi ki:

            Buradan Tekirdağ Meteoroloji İstasyonu fotoğraflarına bakabilirsiniz, Ozan bey sanırım siz istasyon binasını yakın gördüğünüz için 2m dediniz. Rasat parkının uzaklığı en az 30 m gibi görünüyor.
            Kar kalınlığı ile ilgili verdiğiniz bilgiler hakkaten yararlı oldu ben de WMO’nun (Dünya Meteoroloji Örgütü) bir boşluğunu görmüş oldum.
            Öncelikle DMİ’nin kar kalınlığı ölçümü uluslararası standartlarda yapılıyor. Yani 6 saatte bir yeni kar ölçümü yapılıyor, sabah 06 gmt ise yerdeki kar kalınlığı ölçülüp rasat gurubuna kodlanıyor. Bunların ölçümü de şu şekilde, 2 tane tahta var, birisi 6 saatlik ölçüm için diğeri ise toplam kar kalınlığı için. 6 saatlik yağışı ölçtükten sonra tahtayı temizliyorsunuz, bir dahaki 6 saatte yeni yağan karı ölçüyorsunuz. Toplam kar kalınlığını ölçtüğünüz tahta ise 06:00 Gmt de ölçüldükten sonra temizlenmiyor çünkü amaç o saat itibariyle toplam kar kalınlığını vermek. Kar yağmamış olsa bile ertesi gün yerde varsa 06 gmt de yine ölçüp kalınlığı veriyorsunuz.
            Verdiğiniz değerler hep bir kodlama mantığı içerisinde yürüyor. Rasat kodlarında uluslararası standartları bozmamak için rasatta olan guruplar harici kafanıza göre değer veremezsiniz çünkü tüm ülkeler aynı kodlar üzerinden hareket ediyor.
            Gelelim burdaki uluslararası boşluğa, 12 GMT’ de 20 cm, 18 gmt de 20 cm kar ölçtünüz (bunları toplayarak vermiyorsunuz dikkat! her ölçümden sonra tahta temizleniyor) 06 GMT’de ise farklı tahtadan ölçüm yapıp erime, sıkılaşma vs. etkilerle 30 cm kar ölçebilirsiniz. 06 Gmt’deki ölçüm o saatteki kar kalınlığını verir ama 24 saatte karın ulaştığı en yüksek seviyeyi vermez. 24 saatlik en yüksek kar kalınlığı diye ayrı bir kod gurubunun oluşturulması lazım. İngilizcesi iyi olan arkadaşlar WMO’ya yazıp sorunu dile getirebilir. Belki sayenizde sisteme 1 kod daha girer.

            • ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

              Benim gördüğüm ölçüm kutusu hemen istasyon binasının bahçesindeydi. Ve belkı 2 m değildi ama 4-5 m olduğundan eminim. Eğer bir değiştirilme olmadıysa ben yanılmışım ya da aklımda öyle kalmış. Belki daha sonra yeri değiştirilmiştir. Resmin soluna bakarsak bu resimde bile yaklaşık 10 m gibi bir mesafe var gibi. Bu bile yakın sayılmaz mı?

              • okito dedi ki:

                Bir Tekirdağlı ve meteoroloji istasyonunun neredeyse dibinde senelerce ikamet etmiş birisi olarak söyleyebilirim ki, istasyon denize çok yakın evet ama söylenildiği gibi ölçüm parkı 2 metre yakınlıkta değil. Ölçüm parkı ile kumsal arasında nereden bakarsanız 40-45 metre mesafe var. Ve evet katılıyorum, denize bu denli yakın bir istasyon, bırakın iç kesimleri, 750 m yukarıdaki, Tekirdağ – Çanakkale yolu açısından bile büyük farklılıklar doğurabilir. Bir de arkasında Tugay Komutanlığı’nın subay lojmanları var ve kuzeyli rüzgaları direkt alan bir ölçüm parkı değil.

    • cerkez dedi ki:

      ozan senin anlattığının aynısını ben çanakkale’de yaşıyorum çanakkale’de kar ya da yağmur yokken çan yolunda daha çanakkale’den 15 km sonra kar yağışları başlıyor bi de çanakkale’de hava günlük güneşlik bundan 2 ya da 3 sene önce 2 gün aralıksız kar yağmıştı çan’a ama çanakkale’de o 2 gün günlük güneşlikti. bence bu kadar kısa mesefelerdeki farklılıklarda yer yüzü şekilleri çok önemli bir etken yağış anında radara baktığımda çan yenice arasında sıkışmış oluyor balıkesir’e doğru bi hareketlilik de olmuyor yağış da hep aynı yerde.

Yorum yazın...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s