Etiket arşivi: Sıcak

Yaz


Güneşi, ara sıra görüşüp kendisiyle vakit geçirmekten zevk aldığınız bir arkadaşınız gibi düşünün. Farz edin ki bu arkadaşınızın, bir gönül meselesi nedeniyle, hoş beş edip dertleşmeye eskisinden çok daha fazla ihtiyacı var ve şimdi sizi her Allah’ın günü arıyor… Tamam kırmayıp konuşuyorsunuz ama sürüyle de işiniz var; sonra her akşam buluşmak istiyor, oturdu mu kalkmak bilmiyor, sekiz çay / dört biradan aşağı içmiyor, “valla bırakmam, yenge komşudadır / seninki daha gelmemiştir / dur yea gidersin…” diye kafa ütülüyor… İşte güneşin o kalbi kırık arkadaş gibi musallat olduğu, kendi derdini düşünmekten size çektirdiği eziyeti unuttuğu, Haziran’da başlayıp doksan gün kadar süren zaman dilimine yaz diyoruz.

Bunlar dün ikindi vakti, İstanbul’un Gayrettepe’si civarında yürürken aklıma geldi. Oysa baharda ne güzeldi, güneş bulutların arkasından çıkıverirdi ve ben hiç gitsin istemezdim, yüzümü ona çevirir, “anlat” derdim, “özlemişim seni.” Sağ olsun, vakitlice de giderdi… Dün ise, adımlarımı kaldırıma park etmiş servis minibüslerinin dar gölgelerine denk getirmeye çalışırken, “muhabbette dahi ölçülü olmak gerekir” diye geçirdim içimden… Benim hatunun, “niye taksiye binmiyoruz?!” diye homurdanmasıyla da edebi alemden katı gerçeklere dönmüş oldum. Işınlar o saatte bile oldukça dik bir açıyla geliyorlardı. Hatun haklıydı.

Buraya tıklayayım ki yazının gerisini de okuyabileyim->

Ankara’da Kış…


(Ankara’da Ocak, Şubat ve bir önceki yılın Aralık aylarının ortalama sıcaklığının yıllar içindeki seyri. Tıklayıp büyütebilirsiniz. Yeşil kalın çizgi, her yıl için, o yıl dahil son 5 yılın ortalamasını veriyor.)

Hem “Türkiye İstanbul’dan ibaret değildir“cileri şu mübarek bayram günlerinde biraz olsun avutmak, hem de bu tip çalışmaları yapmanın atla deve olmadığını, her şeyi devletten (ve blogdan) beklememeniz gerektiğini göstermek için, görmüş olduğunuz grafikleri ve aşağıdaki yorumları siz sayın İç Anadolulu hava delilerine armağan etmek isteriz. İki başlık önce İstanbul için yaptığım çalışmanın aynısını, Onur Kapucu arkadaşımız, Ankara için yaptı. Çok teşekkür ediyoruz. Onur, ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünden mezun ve şu an ABD’de yüksek lisans yapıyor. Robotik, kontrol ve otomotivle ilgileniyor, kendisi yurt dışındayken Ankara’ya çok kar yağacak diye aklı çıkıyor.

Yazının gerisini muhakkak okumalıyım->

Yaz, Yakıp Yıkarak Geri Çekiliyor


Sizi bilmem ama, uzaya uzaya bir hal olan bu yazdan bana artık bıkkınlık geldi. Bugün, ziyaretime gelen Macar bir arkadaşı Topkapı Sarayı’na götüreyim dedim. Öğleden az sonra dışarı çıktığımızda, yatılı misafirliğe gelip bir türlü gitmek bilmeyen o akrabayı sabah kalkıp da yine görmüşüm gibi keyfim kaçtı: hava yine çok sıcak ve bulutsuzdu. Muşmula gibi suratla vapura binip Eminönü’nde indik, tramvay ve Sultanahmet kalabalığından kurtulduktan sonra Saray’ın avlusunda bilet almak için sıraya girdik, girmez olaydık. Güneş artık gökyüzünde çok fazla yukarı tırmanamıyor, ama ne fayda, yandan yandan da olsa adamı mahvediyor. Beynimiz sulandı. Tabii bunda, ben dahil Müze Kart‘ı olmayan, hatta böyle bir şeyden haberi bile olmayan Türk vatandaşlarının da rolü var. Gişe görevlileri sırası gelen herkese Müze Kart’ın güzelliklerini anlatırken kuyruğun arka tarafındakiler Eylül güneşinde nar gibi kızarmaya devam ettiler. Garibim Yanoş (Macar arkadaş), bunca işkencenin üstüne bir de içeride vakt-i zamanında muhtemelen atalarına isabet etmiş olan beş yüz yıllık mızrakları ve okları görünce hayattan aldığı zevk ikiye katlanmıştır diye tahmin ediyorum.

Neyse, geyiği geçelim. Biliyorsunuz meteorolojik sonbahar 1 Eylül’de başladı, ama astronomik sonbahar 23 Eylül’de başlayacak, yani gecenin süresinin gündüzünkine eşitlendiği tarihte. Tam da o güne yaklaşırken, sıcak ve sıkıcı havaların nedeni olan yüksek basınç yavaşça Doğu Akdeniz çukurunu terk edecek, ve yerini kuzeyden sarkan serin havaya bırakacak. Bu serinlik Ege denizi üzerinde zayıf bir alçak basınç alanının oluşmasına ve Türkiye’nin batısında bu Eylül ayının ilk yağışlarına yol açacak.

Gerisine de bakayım->

Sıcak Dönemin Sonu Mu? Son Sekiz Yılın En Serin İlkbaharı!


(Santiago’dan süper bir klimatoloji çalışması daha… Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır- Havadelisi)

————————————————-

Bir İstanbullu kar delisi olarak, 2002–2006 yılları arasında yaşadığımız bol karlı ve unutulmaz sistemler getiren kışlardan sonra günümüze kadar tabiri caizse çerez niteliğinde, okulları bile tatil ettiremeyecek hafif sistemlerle avunduk. Biz bunlarla avunurken; Avrupa’nın batısından, özellikle İngiltere’den gelen kar kıyamet haberleri son 2–3 yıldır psikolojimizi daha da bozdu. Ha geldi ha gelecek diye model başında sabahlamalar mı dersin, sisteme dört gün kala 180 derece dönen modeller mi dersin, resmen dağıldık.

Ancak, Mart ayının başlamasıyla beraber memleketin havasına bir haller oldu. Ben de yaptığım gözlemleri grafikle özetleyerek Mart-Haziran arasında İstanbul’da sıcaklıklar nasıl olmuş sizlerle paylaşmak istedim. Çalışma sırasında 2011 İlkbaharı’nın ne denli serin geçtiğini, ortalama sıcaklıkların son on yıldaki ciddi yükselişini ve Devlet Meteoroloji İşleri’nin Temmuz-Ağustos-Eylül tahmininin neden %90 oranında gerçekleşebileceğini de gözlemledim.

Gerisine de bakayım->

İstanbul Yazının (Tarihsel) Gidişatı


(Bir Santiago çalışmasıdır.)

Yaz daha yeni başlıyor! Son on yılın verilerine göre İstanbul’un yazı 20 Temmuz – 20 Ağustos arasındadır (grafikte dikine yeşil çizgiler arası). Halihazırda mevsim normallerinin 2-3 derece üzerindeyiz ve istatistiksel olarak en sıcak döneme yeni girmekteyiz (Gündüz: 30 ve üzeri, gece 22 derece ve üzeri).

Gerisine de bakayım->

Yalıkavak


Yazlıktayım, Bodrum’un Yalıkavak beldesinde.

Balkonda püfür püfür bir esintinin içinde otururken, DMİ’den son durumları kontrol ettim. Şu an Bodrum 39, Marmaris ve Datça 37 derece.

Sonra kalktım, duvarda asılı olan kendi termometreme baktım, o da ne?! Sıcaklık sadece 29 derece, nem oranı da %60.

Gerisine de bakayım->

Isı Adaları, Şehirleşme vb.


Bir #Ayrıntı yazısıdır. Kendisine teşekkür ederiz. – Havadelisi

Yeryüzündeki cisimlerin renkleri, güneş ışınlarının soğurulmasında ve geri yansıtılmasına önemli rol oynarlar. Şehrin toplam inşaat yüzey alanının büyük olması güneşten gelen radyasyonun yüzeylerde daha fazla kırılma ve yansımasına sebep olarak daha uzunca bir süre yer yüzeyinde kalmasına sebep olmakta, bu da sıcak mevsimlerde şehrin sıcaklığını sürekli arttırmaktadır. Kışın koyu renk kıyafetler, yazınsa açık renk kıyafetler giyilmesi de benzer mantığın bir sonucudur.

Gerisine de bakayım->

Rekor Üstüne Rekor


2010 yılı, klimatoloji kitaplarını yeniden yazmaya devam ediyor. Bazı merkezler için olmak üzere, en sıcak Ocak günü, en yağışlı Haziran, yine Haziran için en yüksek gece sıcaklığı, en sıcak Ağustos, Ekim ayında en yüksek günlük yağış değerleri ve aylık yağış rekorları, en sıcak Kasım… Ve şu an İstanbul’da gelmiş geçmiş en sıcak Aralık günü yaşanıyor. Saat 14.00 itibariyle sıcaklık Göztepe’de 24.5, Sarıyer’de 25.2, Kilyos’ta 25.9, Şile’de 26.7 derece idi…

Bundan önceki rekor Göztepe’de 21.5 (yılı 1960), Şile’de 23.9 (1976) derece imiş…

Dün ise benim tespit edebildiğim kadarıyla Marmara’nın doğusunda ve Batı Karadeniz’de tüm zamanların en sıcak Aralık günü yaşandı. Mesela daha önceki Aralık rekoru 25.3 derece olan İzmit’te dün sıcaklık 27.4 dereceye tırmanmış. Düzce 29, Akçakoca (eğer doğruysa) 30.8’e çıkmış…

Gerisine de bakayım->