Atış Serbest


DİKKAT! Atış Serbest sayfamızın adresi değişmiştir, artık sayfamız şuradadır.


 

Reklamlar

28.845 Responses to Atış Serbest

  1. Havadelisi dedi ki:

    İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü İklim ve Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı araştırma görevlisi Deniz Bozkurt’un “Türkiye’de hortumlar artıyor mu?” başlıklı yazısı Bilim Teknik’in bu ayki sayısında çıktı. İlgilenenlere duyurulur.

  2. çihiro dedi ki:

    Eylül ayı yağış bakımından çok istikrarsız bir ay. Mesela Temmuz ayı kuraktır, yağış olsa bile çok olmaz. Mayıs ayı yağışlıdır. Kurak geçse bile çok kurak olmaz. Diğer ayların çoğu da böyle. Fakat Eylül ayında bazı seneler bol yağışlı geçerken bazı seneler tek damla yağmur düşmüyor. Yani Eylül ayına “yağışlı bir aydır” ya da “yağışsız bir aydır” diyemiyoruz 🙂

    • Havadelisi dedi ki:

      Haklısın, geçmiş kayıtlara bakıp kısa bir araştırma yazısı yazacağım zaman bulursam.

    • Santiago dedi ki:

      Mayıs ayı yağışlıdır derken İç Anadolu Bölgesi için konuşuyorsun herhalde?

      Marmara ve Ege Bölgesinde Mayıs ayı en az yağışlı 3-4 aydan birisidir, ama İç Bölgeler için en yağışlı 1-2 aydan birisi..

      Hatta İstanbul’da 3-4 senede bir Mayıs ayında damla düşmez ama son 15 senedir her Eylül yağmur almışız..

      🙂

      • çihiro dedi ki:

        Doğru İç Anadolu için konuştum ama asıl anlatmak istediğim “Eylül ayında bazı seneler bol yağışlı geçerken bazı seneler tek damla yağmur düşmüyor”. “İstanbul’da 3-4 senede bir Mayıs ayında damla düşmez” demişsin ama Eylül ayı gibi ekstrem yağışların olduğu bir ay da değildir Mayıs, İstanbul için. Ozan abimin “Eylül Kurak Mı Geçiyor?” yazısı daha açıklayıcı olmuş 😉

  3. White Fox dedi ki:

    Yeni bir yukarı seviye alçağı daha yarın Ege denizinde ama pek zayıf görünüyor, çekirdeği giderik ısındığından etkili konvektif yağışlar beklemiyorum ama gözlemleyelim bakalım 🙂 belki de hiç çaktırmaz olduğu yeri…

    1

    • White Fox dedi ki:

      Bu zayıf ULL alanı geçen haftakine benzer şekilde, yine kendini karadaki konvektif yağışları ile gösterdi.

      1

      Güneş batarken, görünür uydu verisinde kümülonimbusların uç kısımları daha parlak duruyor.

      1

      Radarda ise denizdeki kütleler bir hata sonucu olmalı…

  4. grhc dedi ki:

    Marmara’da rüzgar ne zaman kesilebilir acaba? Balık zamanı balığa çıkamıyoruz. :))

  5. doğan dedi ki:

    biraz kurak bir dönem geçiriyoruz sanki.. yoksa yanılıyor muyum?

    • Havadelisi dedi ki:

      Yanılmıyorsunuz.

    • ALKIM dedi ki:

      Eylül sonuna kadar ciddi sıcaklık düşüşü veya yağmur yok gibi. Bu havalara bayılıyorum işte. Gündüz terletmez, gece mışıl mışıl uyutur. Bu yazın performansından çok memnun kaldım. Geçen yıl neydi o sıcaklar ve nem öyle.

  6. Santiago dedi ki:

    @Havadelisi
    @MC Tanyeri

    Aşağısı çok karışık olduğu için yorumu buraya yazıyorum..

    Modeller ULL’leri tespit edebiliyor, haritalıyor ve bizlere sunuyor.. Bütün bunları yapan modeller nasıl oluyor da yağışları tespit edemiyor? Ya da bu sefer biz mi gözden kaçırdık?

    Aşağıda GFS modelinin bir kaç farklı yürütmesinin, dün 15:00 – 18:00 saatleri arası için yağış ve ULL haritaları var.. Çok da iyi yakalamış? Yoksa bana mı öyle geliyor? 🙂

    07.09.2011 12Z

    1

    08.09.2011 00Z

    2

    08.09.2011 12Z

    3

    DMİ 24 Saatlik Toplam Yağış Haritası

    4

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok teşekkürler. Lan White Fox, yakalayamamış yakalayamamış diyorsun, ben de kontrol etmeden sana inanıyorum, bunlar ne?! 🙂

    • White Fox dedi ki:

      Verdiğin güzel haritalara rağmen, hala modellerin ULL sistemlerinin yağış miktarını tespit edememesi görüşümü savunmaya devam ediyorum çünkü;
      Bu yaz yaptığım 10 kadar ULL incelemesi sonucunda, GFS modelinin her zaman ULL ortaya çıktıktan sonra yağış miktarlarını yeniden düzenlediğini gördüm.
      Bunda da öyle oldu. Perşembe öncesine kadar Antalya çevresine 1 mm bazen 2 mm yağış verdiğinin farkındayım elbette, ama bu sistemde de yağış miktarlarını ULL ortaya çıktıktan sonra, yani ayın 8’inde yağış miktarları GFS’de daha doğru olarak sunuldu.
      İlk görüntü perşembe gününden önce, perşembe gününün 12:00-15:00 GMT zaman dilimine yönelik pazartesi, salı ve çarşamba çalıştırmalarından örnekler;

      1

      Hep 1-2 mm arasında gezindiriyor.
      Perşembe gününe gelindiğinde, yani ULL ortaya çıkmış olduktan sonra, GFS yağış miktarlarını gözle görülür biçimde aniden arttırıyor.

      2

      Neyse bu ULL tahmini konusunda senin için GFS’yi önceden 1-2 mm verdiği için bu sefer başarılı kabul edelim, o halde ben de sana 29 Ağustos 2011’i gösteririm!

      29 Ağustos 2011 06:00 GMT çıktılarından bazı örnekler;
      3

      500 mb Jeopotansiyel yükselik ve sıcaklıkta çok net görülüyor.

      3

      Yer basıncı durumu ULL’yi hiç çaktırmıyor.

      4
      2 metre sıcaklık durumu zaten hiçbir fikir sunmuyor.(zaten de sunması beklenemez)

      5

      Aha! Bu da yağış çıktısı, hiçbir yağış vermemiş! Sadece o değil, SKIRON falan da vermemişti.

      Aşağıdakiler de uydu ve radar görüntüleri;

      6
      7

      Ha, bu arada SKIRON jeopotansiyelde ULL koşullarını görmesine rağmen, dün Antalya’nın iç kesimlerindeki konvektif yağışları da hiç görmedi.

      • Havadelisi dedi ki:

        ULL ortaya çıktıktan sonra yağış tahmini güncelleniyor ve yağış artıyor ise model başarılı demektir bana kalırsa. Söylemek istediğin net değil. ULL modelde bariz olduğu halde tahmin edilen yağış gerçekleşen yağıştan çok çok azsa haklısın. Ama bu son yorumunda kendinle biraz çeliştin bence.

        Yani mesele şu: Modelle gerçekleşen arasındaki fark “sea effect” yağış olaylarındaki kadar bariz mi? Sea effect’te mesela GFS 6 saat için 1 mm ve altında gösterince yerel olarak bunun kat kat fazlası yağış olabiliyor. ULL’de de durum bu mu? Buna cevap verebilirsek teknik ayrıntılardan daha önemli bir iş yapmış olacağız bence.

        • Santiago dedi ki:

          Bence ULL yağışlarında fark sea effect kadar bariz değil. Ama en bariz farklar konvektif yağışlarda görülüyor. 4-5mm öngörülen durumlarda 30-40mm sağanak inebiliyor. Mesela 12 Ağustos sisteminde modeller İstanbul için 5-6mm öngörürken toplam 18mm civarı yağış oldu.

          Ama ne dersek diyelim modeller 1-2 gün kala yağışlarda gayet başarılı oluyor, buna sea effect de dahil.. En azından oluşacağı bölgeyi çok iyi tespit edebiliyor..

        • White Fox dedi ki:

          Ama GFS’nin ULL’nin yağış yapmasına rağmen, yağış çıktılarında sonradan yaptığı güncellemelerde de 1 mm bile yağış göstermediği de oluyor, tıpkı 29 Ağustos Ege denizinde oluşan ULL yağışlarını, ulaşılabilen hiçbir modelin göremediği gibi… benim diyeceğim bu…modellerin başarısız kaldığı bir örnekle yine geleceğim. 🙂

          Bu arada bu da, Jeff Haby yorumu; “Since the forecast models have a more difficult time initializing an upper level low than a surface low, upper level lows can result in a busted forecast. The forecast models have a better vertical resolution of the low levels of the troposphere as compared to the upper levels.” http://www.theweatherprediction.com/habyhints/2/

      • Santiago dedi ki:

        Modeller yağış miktarı bakımından cephe yağışlarında gayet güvenilir ancak bu tip yerel yağışlarda miktardan çok etkileyeceği bölgeyi de doğru tespit etmesi bence büyük başarı.. SKIRON’u 4-5 aydır takip etmiyorum, büyük ihtimalle daha önce ECMWF modeli girdilerini kullanarak oluşturdukları haritalarını artık GFS modeli ile oluşturuyorlar, zaten haritaları bir kaç güncelleme sonra sundukları için hepten geç kalmış oluyorlar.. http://forecast.uoa.gr/forecastnewinfo.php

      • çihiro dedi ki:

        Konya’da hafif de olsa yağmur yağdı.

        1

        Gfs hiç yağış göstermemişti.

    • White Fox dedi ki:

      ULL yorumları ile atış serbest bölümünün iyice şaftı kaydı! 😀

  7. devrim dedi ki:

    her ne kadar antalya radarı ağustos’ta kalıp çalışmasa da hatay radarı ile birlikte meterorolojinin internet sitesinde yayına başlamış. dikkat edilmesi gereken radar görüntülerinden radar bilgilerini coğrafi bilgi sisteminde görüntüleyebilirsiniz yazısını tıklayıp pc’de çalıştır demeniz.

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok çok teşekkürler. İnternet sitesinden neden göstermiyorlar ki?! Neyse… Buradan ulaşılıyor:

      http://wms.dmi.gov.tr/web/giris.htm

      Sol sütunda Hatay PPI’ı seçtim, görüntü şu şekilde:

      1

      Mehmet Can (White Fox): Senin yukarı seviye alçağı olmasın bu işi yapan? DMİ’nin tahminlerinde yok, ilk kez Toroslarda olan biteni gösteren bir radar görüntüsüyle karşı karşıyayız, çok heyecanlandım!

      • White Fox dedi ki:

        Evet, aynen dün akşam Mora yarımadasının güneyinde ortaya çıkan yukarı seviye alçağının [ULL], etkisinde gelişen yağışlar;

        1

        Kaynak: http://wwwold.meteoam.it/modules.php?name=SatRep

        • serkan dedi ki:

          Bu yağışların dün akşam Mora Yarımadasının güneyinde ortaya çıkan ve etkili yağışlar bırakan ULL alçağıyla ilgisi olduğunu sanmıyorum. Sabah saatlerinde etkisini tamamen kaybetmiş cılız bir ULL Doğu Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir alanda, hatta Kıbrıs’ta bile etkisini gösteren yağışlara neden olamaz. Farklı sebepleri olmalı. Gözden kaçan daha başka ULL ler mi var? Yoksa bir ULL den bağımsız gelişen tipik yaz yağmurları mı bunlar? Tartışmaya çok açık. Yanılıyorsam düzeltin lütfen.

          • Havadelisi dedi ki:

            Sadece yukarı seviyede değil aşağı seviyede de basıncı düşüren bir sistem aslında. Evet zayıf, ama zaten kıyılarda etkili olmadı sanırım.

            1

          • White Fox dedi ki:

            Küçük (sizin hatta sizin tabirinizle cılız) ULL’lerin ömrü (en az) 2 ila 4 gün arasında oluyor. (Kaynak [Bilgi Yazı Sonunda] : http://www.zamg.ac.at/docu/Manual/SatManu/CMs/ULL/backgr.htm )
            Bakın aşağıdaki dün akşam ile ve yarın akşama kadar olan 500mb jeopotansiyel yükseklik ve sıcaklık GFS çıktılarını birleştirerek animasyon yaptım.
            1

            Bu da UKMET’in (UKMO) bu akşam çıktısından 3 görüntü;

            2

            Yukarı seviye alçakları tipik olarak, çevresine göre daha soğuk olan ve 500 mb yüksekliğinin alçaldığı coğrafik bölgelerde oluşmaya meyilliler. Yalnız her zaman 500 mb seviyesinin tam alçaldığı yerde yukarda yuvarlağın ortaya çıktığı yerde oluşacak diye bir kural da yok. Şuradaki yazımı okuyun.

            Yukarıdaki animasyondan da görüldüğü gibi (GFS animasyonu), Yunanistan’da ortaya çıkan bu uygun koşul, bizim doğu Akdeniz’e kadar net bir şekilde ilerliyor ve yalnızca GFS’nin bu çıktısına göre de Hatay tarafında yarın akşama ömrünü tamamlıyor gibi gözüküyor. Tabii bundan emin olmak için modellerin girdap(vorticity) çıktılarına (bunların da potential vorticity, advection vorticity, vertical velocity, hatta eşdeğer kalınlık çıktılarını) gözden geçirmek de lazım.

            UKMET çıktısına göre aynı ULL’nin Kıbrıs’ı etkilemesi de mümkün. ULL’nin merkezi Antalya körfezinden de geçti, ama deniz üstündeki konvektif engelleme (CIN) yüzünden kümülonimbus ve diğer kümülüs tiplerini pek oluşamadı. Bunu Antalya’nın öğleden sonraya ait iskandil (sounding) verisinden görebiliriz.
            2

            Yukarıda ULL’nin neden olduğu kararsızlık fena değil fakat CIN 82 değeri rüzgarın az estiği bir havada ciddi bir konvektif engeleme durumudur.

            NOT: Gündüz yukarı atmosfer koşullarının ULL’ye uygun olduğunu bildiğim halde, Kıbrıs çevresindeki kütleleri görünce bizzat kendim de, acaba bu trof mu diye de düşünürken, yukarıdaki yorumda verdiğim resimdeki uydu analizini yapan İtalyan Meteoroloji Birimi de ULL diyerek durumu analiz etmişler. Antalya körfezinden geçen bir ULL’nin Kıbrıs çevresinde kütle oluşturması için engel de yok.

            • Havadelisi dedi ki:

              Çok teşekkürler. Bana garip gelen, bu mevsimde deniz üzerinde konvektif engelleme olması. Çünkü deniz çok sıcak orada, 28-29 derece. Sence neden yine de CIN yüksek?

            • serkan dedi ki:

              Evet haklısınız animasyonda daha net belli oluyor. Benim kafama şu soru takılıyor dünkü GFS çıktılarında Yunanistan üzerinde etkili yağışlar görünüyordu ve sabah saatlerinde yağışlar kayboldu. Modeller ULL ile gelişen yağışları yakalamakta yetersiz diyorsunuz ama peki neden Yunanistan üzerindeki yağışları çok güzel yakalamasına rağmen Güney Ege ve Akdeniz boyunca uzanan yağışları yakalamakta yetersiz kaldı. Sanki dünkü sistemden bağımsız bir sistemmiş göründü. Bir de sadece iç kesimlerle sınırlı kalması kafamı karıştırdı. Kıyılarda niye yağış olmadı? Kırkikindi diye bilinen yağışların oluşumuna benzer oluşumlar vardı uydu görüntülerinde. Bahar ve yaz aylarındaki sağanak yağmurlara da ULL ler mi yol açıyor. Atmosferin üst seviyelerindeki serin hava derken acaba ULL lerden mi bahsediliyor. Bu konuyla ilgili bilgi verirseniz sevinirim.

              • Havadelisi dedi ki:

                Neden Yunanistan’dakileri yakaladı da bizdekileri yakalayamadı modeller … Belki bizdeki topoğrafyanın daha karmaşık olmasındandır. Bahar ve yaz aylarındaki sağanaklarda ULL’lerin rolü var evet, çünkü zaten ULL’ler atmosferin üst seviyesindeki bir soğuk hava adveksiyonuyla (yatay taşınım) bağlantılı olarak oluşuyor. Ama bence konvektif mekanizma doğrudan ULL’dir diyemeyiz, çünkü baharda ve yazın görülen kara üzeri konvektif olaylar öncelikle yer seviyesinde bir alçak basınç oluşturuyor. MC?

            • White Fox dedi ki:

              Antalya’da yukarıda verdiğim 15:00 GMT tabanlı iskandile göre bile, konvektif sıcaklığı 31 derece civarında hesapladım. Nasıl bulduğuma şuradan bakın.

              1

              Yan tarafta ise yer sıcaklığı ise, 25.6 derece gözüküyor.

              Hatta DMİ’nin yaptığı en yüksek sıcaklık ölçüme göre de Antalya dün bu konvektif sıcaklıklığa erişememiş bile…

              1

              Deniz suyu zaten 28-29 derece civarında, öyle ki o da zaten başlı başına bu sistemin koşullarına göre oluşan konvektif sıcaklığa erişmek açısından bir engel aslında, bu yüzden sistem de denizde kendini pek gösteremedi ve bu nedenle CIN yüksek değerde kalmış.
              Korkuteli’ni isterseniz ayrı inceleyelim. 🙂

              • Havadelisi dedi ki:

                Anlayamadım. Zaten yer sıcaklığı 25.6 derece ölçülüyorsa, deniz suyu sıcaklığının işi bir nebze de olsa kolaylaştırması gerekmez mi? 31 dereceye erişmeye çalışıyoruz, yer sıcaklığı 25.6 derece, deniz yardım ediyor ama yetmiyor… Ben böyle derdim, “engel” denince bence doğru olmuyor.

                • White Fox dedi ki:

                  Bu yalnız verileri 469 metreden hesaplamış.

                  GFS modeli yer şekillerini pek çözemediğinden, Antalya’yı 469 metreden hesaplamış.

                  1

                  Ben de onu mesajı yazdıktan sonra farkettim. Şöyle yapalım o zaman, konvektif sıcaklık değeri kuru adyabat çizgisine paralel çizilerek bulunduğu ve kuru adyabat çizgisi her 1000 feette sabit olarak 3 derece değiştiği için işimiz kolay; 469 metre, 1538 feette denk geldiğinden, deniz seviyesine inene kadar 4.5 derece daha sıcak olacak. Bu sefer Antalya deniz seviyesi için 31 değil, 35.5 derece düşüneceğiz. Ama 469 metre içinde 31 derece kabul etmeye devam 🙂

            • White Fox dedi ki:

              Serkan, sizin sorduğunuz soruların cevabına gelince; 🙂
              Evet, GFS Yunanistan’da bir gün öncesinden ve önceki güncellemelerde yağışları hep gördü. Fakat, şunu da yeri gelmişken söyleyelim. Modeller, trof hatlarını yakalamakta oldukça başarılılar ve özellikle kış aylarında başarılı şekilde troftan kaynaklı yağış miktarlarını da gösteriyorlar. Öyleki, Yunanistan’da, ayın 7’sinde hem Makedonya bölgesindeki, hem de Mora çevresindeki ULL sistemlerinin varlığıyla beraber, ayrıca Yunanistan’da troflar da cirit atmaktaydı.
              Aşağıda 7 Eylül 2011’in MetOffice’e ait yer kartı analizleri var. Siyah çizgi şeklinde olanlar trofları gösteriyor.

              1

              Ama ayın 8’inde (dün) bizim Akdeniz bölgesinde ne trof var, ne de soğuk/sıcak cepheler mevcut…

              2

              Diğer sorduğunuz soruya gelince… iç kesimlerde konvektif yağışlar oldu diye kafanız sakın karışmasın. Burada yağışların neden iç kesimlerde oluştuğunun cevabını bulabilirsiniz. Her bahar ve yaz sağanaklarına ULL sistemleri de yol açmaz. Troflardan da olabilir, soğuk cepheden de olabilir. Her şeyden olabilir. 🙂

      • White Fox dedi ki:

        Bu arada bu sistemle önemli bir eksiklik bir kez daha kanıtlanmış oldu; bu da modellerin(yine hepsi için geçerli), daha önceki ULL vakalarında olduğu gibi yağış miktarı ve bulutluluk açısından bu sistemde de genel olarak başarısız kaldığı. Bundan sonra, ULL ve trof gibi oluşumların varlığı özenle dikkatle incelenmeden hava tahmini yapmanın kesinlikle doğru olmadığı kanısına vardım. Aksi takdirde bu oluşumlar, süpriz olarak tahmincilerin karşına çıkar.
        SKIRON, ETA gibi yüksek çözünürlüklü modeller bile 3 gün öncesine kadar hiç yağış vermemekte ısrarlıydılar ve hala da SKIRON ters köşe olmuş durumda… Modeller için ULL bir hayalet gibi…

      • hava ankara dedi ki:

        Daha önce burada Adana Kozan’da yağan ama ne DMİ’nin tahmininde yer alan ne de daha sonra günlük yağış miktarlarında görülen bir yağıştan söz etmiştim. Bayram tatilinde de yine böyle bir yağış oldu. Kozan’da değil ama kuzeyinde etkili oldu. Ne hikmetse bunları da DMİ’nin veya GFS’in yağış tahminlerinde çok göremedim.
        İnşallah Hatay’daki radar buraları da gösterir. DMİ’nin tahminde zorlandığı bu yağışları ve özellikle kış aylarında toroslara (inşallah) yağacak olan yoğun karları buradan takip edebiliriz.

        • hava ankara dedi ki:

          Modellerde görünmeyen beklenmedik yağışlar Mehmet Hoca’yı takip etmek lazım 🙂

      • Melik Ahmet Taştan dedi ki:

        Mehmet bey Antalya radarı bakıma alındı. Maşallah dediğiniz 5 dk yaşamıyor:)

    • Havadelisi dedi ki:

      Bak bir de bu var:

      1

  8. Fortesla dedi ki:

    Arkadaşlar internette çoktandır yapıyor olduğum 2011/12 avrupa kış sezonu tahminleri takibiminden yaptığım çıkarımlar,

    1. İngilizler özellikle sonbahar sonları – kış başlarını kapsayan dönemde çok ağır kış şartlarının Britanya boyunca etkili olacagını dusunuyorlar.
    2. Sonbaharda olusmaya baslayıp kısın da cok guclu olmasa da gecen senedekı gıbı la nına kısı olacagı tahmınlerı hakım oldugundan orta avrupa’da gecen seneye benzer kosulların olacagını savunanlar var.
    3. İpucu vermesi açısından Amerikalıların kış beklentilerini de araştırdım. Geçen seneki kadar olmasa da yine Kuzey Atlantik kıyı şehirlerinde ve kuzeylerinde oldukça soguk ve karlı bır kıs ongoruyorlar.
    4. Baktığım çoğu tahminde güney-güneydoğu avrupa için kış yagışları oldukça çok gözüküyor.

    1

    2

    Bize ıslak kış yaşatan (2009) sistemlerin genellikle orta akdeniz kökenli siklonlar oluğunu hepimiz biliyoruz ve bu tür oluşumların baskın olduğu kışların ülkemizde genelde ılık kışlar olarak tarihe geçtigi aşikar. Ancak bu sene kıta avrupasında oluşması beklenen soguk kütle (kış olgunlaştığında özellikle sibirya y.b nın güçlü olacagına dair işaretler var) normalden daha büyük olması beklendiğinden geçen sene mart ayında yaşanan çarpışma senaryolarının bu kış görülme olasılığı daha çok diye düşünüyorum (en büyük olasılık kış ortası-mart başlangıcı periyodu olmak üzere.)Tabii ki soğuk havanın bol olacak olması direk bize geleceği anlamına gelmiyor yine Azorun- Sibiryanın-Jet akımlarının gözlerinin içine bol bol bakacağız. Umarım şahane bir kış sezonu geçiririz sevgili havadelisi arkadaşlarım. Sağlıcakla kalın.

    • Santiago dedi ki:

      İçimden bir ses İngilizlerin bu sene avucunu yalayacağını söylüyor.. Son 2-3 senedir Kasım-Aralık kışlarına iyice alıştılar, artık her sene bunu umarlar..

      • Snowlover81 dedi ki:

        Batı Avrupa forumlarını takıp ettıgım kadarı ile, genel yorum kasım aralık donemınde soguk ve karın yine etkili olabilecegı, Ocak ve subat ıcın de normale yakın az da olsa altı olma ıhtımalı yuksek ancak onemlı nokta şu: ocak subat ıcın yagıs anlamında daha yagıssız olabılceklerını belırtıyorlar. Bu da dogru anladıysam Yuksek Basıncın o taraflarda uzun sure asılı kalabılcegını bu da bize ve orta avrupaya soguk akışlarının mumkun olabılcegını gosterıyor. Tabıı kı tahmın bu sekılde olursa.

  9. bulut75 dedi ki:

    Hocam, çok makale okudum, çok araştırma yaptım. Çok az yerli, çok fazla yabancı bilimadamları, adına ister küçük buzul çağı diyelim, ister soğuma süreci diyelim bazı açıklamalarda bulundular. Hâla da yeni makaleler buluyorum. Fakat hiçbirisi bu küçük buzul çağının gelmesi durumunda 850 hpa’ya bir etkisi olur mu, veya 850 hpa’dan ayrı olarak yer seviyesine mi etkisi olup olmayacağı hususunda bir açıklama yapmamışlar. Bu bilimadamlarının illaki bir düşünceleri vardır bu konuda fakat, bu görüşü açıklamamışlar. Hocam, bu soğuma gerçekleşirse (gerçekleşmesi durumu şartıyla soruyorum) misal veriyorum 850 hpa’da -7 yerine -9 veya -10 vs. vs. mi girer, yoksa 850 hpa seviyesine etki etmez de, etkisini yer seviyesinde mi hissettirir.

    • Havadelisi dedi ki:

      Soğuma olursa bunun 850’si yer seviyesi olmaz, olsa da çok önemli olmaz. Çünkü bahsedilen soğuma atmosfer ve okyanuslardaki genel bir ısı kaybından kaynaklanacak. Sen sanırım 850 mb’da -10 girmemesinden ve bunun kar yağışını yağmura çevirmesinden korkuyorsun 🙂 Girmese bile yer seviyesindeki soğuma yetebilir, merak etme. Hem zaten 850’ye kafayı fazla takmaya lüzum yok, o sadece takibi kolay bir parametre olduğu için ve atmosferdeki soğuk-sıcak hava kütlelerinin uzun mesafeli hareketini güzel belli ettiği için bu kadar popüler. Kar tahmininde işe yaradığı da olur, ama bu da duruma göre değişiyor. Türkiye’yi etkileyen ve kutup kökenli olan soğuklar daha üst seviyelerden taşınma eğiliminde oldukları için o tür soğuk hava dalgalarında 850 mb daha soğuk gözüküyor. Ama mesela soğuk “Sibirya” soğuğu dediğimiz türden olunca, yani Rusya ve Doğu Avrupa’nın kara kütlelerinde oluşunca bunun 850 mb’a yansıması olmayabiliyor. Başta dediğim gibi, zaten bahsedilen soğumayla kastedilen, genel bir sıcaklık düşüşü… Böyle uzun vadeli öngörülerde ayrıntıya girilmez.

  10. White Fox dedi ki:

    Youtube’a koymuş olduğum yeni bir yukarı seviye alçağı (ULL) gözlemi daha 🙂 Şu sıralar, Yunanistan’ın Makedonya bölgesinde, Selanik merkezli bir ULL alanı var. Modeller, deniz üzerindeki yağışını saptamakta pek başarılı olamadılar.

    Bugün ULL alanının akşama doğru o bölgede eriyip yok olmasını, fakat bu gece Mora adasının güneydoğusu ile Girit arasında yeni bir ULL’nin doğmasını ve bunun, doğuya ilerleyerek, yarın Muğla, Antalya(özellikle batısı), Isparta, Denizli, Burdur çevrelerinde öğleden sonra sağanak yağış geçişleri bekliyorum. http://skewtakademisi.wordpress.com/ull-tahmin-merkezi/

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Haydi bakalım göreceğiz 🙂 Çok iyi tespit bu arada

    • White Fox dedi ki:

      Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü’ne göre adını Beberto taktığım ULL, Mora yarımadası civarında oluşmuş bile. 🙂
      1

      1

      • Melik Ahmet Taştan dedi ki:

        Çok güzel bi harita hazırlamışsınız. Elinize sağlık. Yapmış olduğunuz tahmin de süper. 8.9.2011 günü radarlardan takip ettim, Burdur, Isparta, Antalya ve Muğla’nın yüksek kesimleri başta olmak üzere bazı ilçelerinde lokal gökgürültülü sağanak yağışlar meydana geldi. Burdur’un Gölhisar ilçesi ve çevresi en yüksek yağış aldı. İlçe merkezi 12.2 ama özellikle doğu kesimlerinde 20 mm üzeri olmuştur. Konunun yeri değil ama bu tarz yağışları modellerin miktar olarak tutturması çok zor. Bana göre Stormlar ( Türkçe çevirisini hala bulamadık. Fırtına denmesine de karşıyım:)) havanın yaramaz çocukları, ne yapabileceklerini uzun süre önceden kestirmek çok zor.

  11. Santiago dedi ki:

    Hocam mevsimlik tahminimizi ne zaman yayınlayacağız? IRI, NOAA, JMA, BCC ve bilimum iklim merkezleri tahminlerini yayınlamaya başladı. Yerli malı yurdun malı siteler aşmış zaten, AO-NAO tahmini bile yapıyor. Bak millet çıkmış aya, biz yine kaldık yaya(!)..

    Anlayana 🙂

    • Havadelisi dedi ki:

      Burada dönen onca muhabbeti okuyan, blogda verilen linklere göz atan akıl fikir sahibi bir hava delisi zaten senden benden medet ummaz 🙂

  12. Snowlover81 dedi ki:

    Santiago yaz bitti bana sözün vardı, normallerde yaz demek soguk kış mı demek? Arastırma halindeydin, merakla çalışmanı bekliyoruz.

  13. Burak S dedi ki:

    İnternette Hatay, Trabzon ve Antalya radarlarının yapıldığı yazıyor. Bu radarların görüntüleri ne zaman DMİ’ nin sayfasında yayınlanmaya başlar bilginiz var mı?

    • Havadelisi dedi ki:

      Bilgim yok, umarım çok beklemeyiz.

    • Melik Ahmet Taştan dedi ki:

      Antalya ve Hatay radarları hizmete girdi. Trabzon bi aksilik olmazsa 2012 yılı içerisinde görüntü vermeye başlar. Hatay radarı özellikle deniz üzerinde yanlış görüntü veriyor, DMİ Uzaktan algılama birimi ve Vaisala uzmanları düzeltmeye çalışıyor.

      • Havadelisi dedi ki:

        Çok teşekkür ederiz Melik bey, yorumlarınızı her zaman bekleriz. “İçeriden” bilgiye ulaşmak kolay olmuyor 🙂

  14. ALKIM dedi ki:

    Körler sağırlar birbirini ağırlar. Birisi DMİ’nin dünkü 5 günlük tahminine dayanarak abartılı haber yapıyor. Diğeri bugün değiştiğini görüp DMİ’den açıklama istiyor. DMİ yalanlıyor.

    http://gundem.milliyet.com.tr/haftanin-son-gunu-siki-yagmur-geliyor/gundem/gundemdetay/05.09.2011/1434726/default.htm
    http://www.haberturk.com/yasam/haber/666313-yagmur-muammasi

  15. sirocco dedi ki:

    http://www.nature.com/ncomms/journal/v2/n8/full/ncomms1462.html

    ilginç bir makale, anlaşılır dilde “lazer ile yağmur yağdırma” gibi bir amaçları var.

  16. White Fox dedi ki:

    Ozan Hocam, kendi blog sayfamda özel olarak yukarı seviye alçaklarına(ULL) yönelik tahmin denemeleri yapmaya başladım, sana da duyurayım! 🙂
    Malum Hans’ın modellerinin yağış çıktıları bunları pek göremiyor, makalım deneye deneye ne kadar başarılı olabileceğiz.
    İlk kapsamlı çalışmamı buraya da koyuyorum.

    1

  17. Mamii dedi ki:

    Bugün Samanlı Dağındaki yaylamıza gittim (Menekşe Yaylası – Kocaeli ). Güneş olmasına rağmen çok soğuk bir rüzgar vardı. Orada konuştuğum bir amca bu seneki kadar rüzgarlı bir yaz hatırlamadığını söyledi. Yaz boyunca 1 ya da 2 gün rüzgarın esmediği söyledi. Bahsettiğim de normal bir rüzgar değil. Acaba bu sene bu durumla ilgili farklı verilere sahip olan arkadaşlarımız var mı?

    • Havadelisi dedi ki:

      Acayipliklerin devam etmesi dileğiyle 😀

      • bulut75 dedi ki:

        Hocam; var sende bir şeyler. Bizden gizliyorsun ama hadi neyse. Sende birşey olmasa normal der geçerdin. Acayipliklerin devam etmesi dileğiyle diyor ve gülüyorsun. Ne normal diyorsun, ne de normal değil diyorsun. Var bir şeyler var!

  18. havadansudan dedi ki:

    ilginizi çeker mi bilmem ama 14-17 ağustos arasında yeni zelanda’nın kuzey adası’nı etkileyen sıradışı soğuk hava ve kar yağışının fotoğraf, grafik ve haritalarla analizi ; http://blog.metservice.com/2011/08/the-big-chill/

  19. çihiro dedi ki:

    Ekvatordan yükselen hava, üst seviyelerden kutuplara doğru akarken jet akımlarına çarpıp da mı çöküyor 30 derece enlemlerine? Yani jet akımları olmasaydı 30 derece enlemlerinde dinamik yüksek basınç olmayacak mıydı? Bu durumda Dünya iklimi nasıl şekillenirdi?

    • Havadelisi dedi ki:

      Yok, jet akımları zaten var olan basınç dağılımına bağlı olarak ortaya çıkıyor, yani dünyadaki genel atmosferik dolaşımın herhangi bir elemanını diğerlerinden bağımsız düşünüp “olmasaydı nasıl olurdu” diyemezsin. Ama mesela dünya kendi ekseni etrafında dönmüyor olsaydı o zaman Coriolis kuvveti ortaya çıkmazdı ve genel dolaşım başka türlü olurdu. Onu da sen düşün bakalım nasıl olurdu 🙂

      • mtngrnlr dedi ki:

        pek heyecan verici olmazdı herhalde, tekdüze olurdu 🙂

      • çihiro dedi ki:

        Yüksek basınçtan alçak basınca doğru kıvrılmadan eserdi rüzgarlar. Cepheler oluşmazdı sanırım ya da tek tip cephe olurdu o da sıcak havanın soğuk havaya akması nedeniyle sıcak cephe. Ha jet akımları yine de olur muydu onu bilemeyeceğim çünkü jet akımları nasıl oluşuyor bilmiyorum. Belki de soruyu değiştirmeliyim: Dünya dümdüz olsaydı (karalar, denizler olmasaydı), dönmüyor olsaydı ekvatordan yükselen hava üst seviyelerden kutuplara kadar hareket edip 30 derece enlemlerine değil de kutuplara mı çökerdi?

        • Havadelisi dedi ki:

          Kıvrılmazlardı bravo. Ama cepheler oluşurdu, çünkü cephe dediğin şey zaten soğuk ve sıcak havanın arasındaki sınır. Dünyanın hep bir tarafı aydınlık olacağı için ısınan ve alçak basınçların olduğu taraf da orası olurdu herhalde… İlginç olurdu 🙂

          30 dereceye değil de daha yukarı enlemlere çökme meselesine gelince… Bu “dinamik” bir mesele, yani dünyanın dönüş parametreleri, rüzgar hızları gibi değişkenler böyle gerektiriyor… Ha dünya dönmeseydi, ya da daha yavaş/hızlı dönseydi nasıl olurdu, bu da sanırım modellemeyle cevap aranması gereken bir problem, ben daha önce üzerinde düşünmedim… Literatürü taramak lazım, belki yapılmıştır.

  20. http://www.apcc21.net/en/services/forecasts/6mon/latest_seasonal

    bir de şuna bir göz atın hava delileri… konunuzla alakalı değil ama bilgilendirici … biraz erken ama paylaşmak benim de hakkım 🙂 … yeniden merhaba mehmet ve ozan üstad … siz görmüşsünüzdür belki … nasıl yorumluyorsunuz bu tahminleri…?

    • Havadelisi dedi ki:

      APEC’e sızan bir Türk kar manyağının işi olmalı 🙂 Umarım tutar. Mevsimlik tahminlere güven olmaz, bunu unutmadan umutlanabilirsin.

      Behlül: Senin linki açamadım ama aynı şeyi paylaşmıştın sanırım…

  21. Semih dedi ki:

    Ağustos ayında Tuzla’da gerçekleşen en yüksek, en düşük ve ortalama sıcaklıklar. Her ay yaptığım gibi bu ayda yaptım. Ekstrem değerleri grafik üzerinde belirttim.

    1

  22. sirocco dedi ki:

    Bu da geçen hafta tatil yaptığım ordu/fatsa’dan bir hortum görüntüsü.Akşam olduğu için pek net çıkmadı.


  23. White Fox dedi ki:

    İngilizce bilen ve Atlantik okyanusundaki kasırga, tropik fırtınaları takip etmek isteyenlere kuvvetle önerebileceğim bir kaynak http://www.nhc.noaa.gov/index.shtml haritanın üstüne fareyi sürükleyerek sistemler hakkındaki en son detaylarıda öğrenebilirsiniz.

  24. mtngrnlr dedi ki:

    İrene Kasırgası’nın sona ermesi ile birlikte rahat bir nefes alan ABD, şimdi de Doğu Atlantik açıklarında oluşan ve merkezi hızı 70 km/sa olan Tropikal Fırtına KATİA’ya hazırlanıyor. KATİA’nın ilerleme yönü batı-kuzeybatı ve Pazar günü hızının 200 km/sa ulaşması bekleniyor. KATİA, tekrar Amerika’nın doğu sahillerini etkileyebilir.

  25. çihiro dedi ki:

    Kasırgalarda şimşekler, yıldırımlar ve dolu az mı görülür ya da hiç görülmez mi? Ben izlediğim kasırga videolarının hiç birinde şimşek göremedim bugüne kadar 🙂 Dolu da görmedim. Hep yağmur.

    • Havadelisi dedi ki:

      Az görülür. Ama görülür, hatta tornado’lar bile olur içinde.

      • mtngrnlr dedi ki:

        4 gün önce Tayvan’ın güney sahillerine ulaşan Nanmandol Tayfunu(Kasırgası)’nda çakan şimşekler;

        • çihiro dedi ki:

          Yine de dikkat ettiysen kasırga tam etkili değilken çekilmiş bir video. Şiddetli rüzgar ve yağış görmedim ben videoda.

  26. havadansudan dedi ki:

    grönland’ın buz takkesi olmadan nasıl göründüğünü görmüş müydünüz?

    1

    açıkçası böyle bir adanın orta enlemlerde bulunması halinde sahip olacağı iklimsel çeşitlilik beni çok heyecanlandırıyor. kim bilir, belki de çok eski çağlarda grönland buzla örtülü değilken çok sulak ve ılık bir yerdi. adanın o halini gözümle görmek isterdim.

    • gvm dedi ki:

      “Scientists who probed 2 km (1.2 mi) through a Greenland glacier to recover the oldest plant DNA on record said that the planet was far warmer hundreds of thousands of years ago than is generally believed. DNA of trees, plants and insects including butterflies and spiders from beneath the southern Greenland glacier was estimated to date to 450,000 to 900,000 years ago, according to the remnants retrieved from this long-vanished boreal forest. That view contrasts sharply with the prevailing one that a lush forest of this kind could not have existed in Greenland any later than 2.4 million years ago. These DNA samples suggest that the temperature probably reached 10 °C (50 °F) in the summer and −17 °C (1.4 °F) in the winter. They also indicate that during the last interglacial period, 130,000–116,000 years ago, when temperatures were on average 5 °C (9 °F) higher than now, the glaciers on Greenland did not completely melt away.”

      kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Greenland#Geography_and_climate

      Zamanında grönland’da ormanlar bile varmış; bir buzdağı (iceberg)’in 2 km derinine sondalarla yapılan inceleme sonucunda ağaç, bitki ve böcek (örümcek ve kelebek) kalıntıları bulunmuş.

  27. Burak S dedi ki:

    Vikipedi, Türkiye’yi şimdiye kadar bir kasırganın vurduğunu, İzmir’in üzerinden geçtiğini ve 2002 Akdeniz kasırgasının ise İstanbul’da bir yük gemisini kıyıya sürüklediğini yazıyor. Gerçekten Türkiye’de kasırga oldu mu yoksa düzmece bilgi mi maalesef o yılları hatırlayamıyorum ve internetten de o zamanla ilgili haber bulamadım…

    • Havadelisi dedi ki:

      Vikipedi’yi herkes yazabilir ve herkes değiştirebilir.

      Türkiye’de doğal olayları adlandırma geleneği çok köklü olmadığı için, “kasırga” sözcüğünün kullanımı sorunludur. Benim bildiğim, “kasırga”, sadece tropik bölgede oluşan siklonlar için kullanılıyor. Öte yandan birçok medya kuruluşu hortumlara (tornado) dahi kasırga diyebiliyor, ve bu çok saçma. Çünkü tropik siklonlarla hortumların çoğu zaman birbiriyle alakası yoktur. Çok sert, kasırga düzeyinde esen rüzgar için de kasırga kullanılır deniyorsa onu bilemem. Ama önemli olan zaten bu değil, söylediğimiz sözcükle ne kastettiğimiz. Sadece rüzgarın hızının belli bir değere ulaşması kasırga sözcüğünü kullanmaya yetecekse (bence yetmemeli) o zaman 22 Ocak 2004 akşamı İstanbul’da “kar kasırgası” vardı.

      Türkiye tropik bölgedeki hava olaylarından doğrudan etkilenmez, bu yüzden, eğer kasırgayı ilk anlamıyla (kuvvetli tropik siklon) kullanırsak, Türkiye’yi kasırga vurmuş olamaz. Ama bazen, oluşum mekanizması ve gücü yönünden tropik siklonlara çok benzeyen siklonlar Akdeniz’de ve hatta Karadeniz’de görülebiliyor (bir örneğini burada yazdık). Bunlara bazı bilim insanları “quasi-tropical” (hemen hemen tropik) siklon deme eğilimindeler. Eğer bunlara, sözcüğün anlamını genişleterek “kasırga” denebilirse, evet Türkiye’yi de kasırga vurmuştur. Az önce linkini verdiğim yazıda da belirttiğim gibi, 26 Eylül 2008’de Karadeniz’de beliren “hemen hemen tropik” siklon Kandilli’de rüzgarın hızının saatte 140 km ölçülmesine yol açmıştır. Bu, İstanbul’un rüzgar rekorudur. O gün olanları şuradan okuyabilirsiniz.

      Aşağıdaki resimde de siklonun 27 Eylül 2008’deki karaya çıkışı (landfall) var.

      1

      • Burak S dedi ki:

        Çok teşekkürler bilgilendirme için…

      • ALKIM dedi ki:

        22 Ocak 2004 akşamı Boğaz Köprüsü’nden Avrupa-Anadolu istikametinde geçerken köprü halatlarından birinin koptuğuna şahit olan biri olarak o gece İstanbul’da kasırga denen hadise yaşanmadıysa bir daha hiç yaşanmayacağını iddia edebilirim. Yanlış anlaşılmasın kasırga tanımının ne olduğu konusunda çok bilgili olduğumdan değil. Sadece ben hayatımda öyle bir rüzgar görmedim. Bir daha da görür müyüm bilmem.

      • the muslim dedi ki:

        beafort ölçeğine göre rüzgarın hızı 75 deniz milini geçtiğinde kasırga olarak nitelendirilir. yani yaklaşık 139 km/s . bu durumda dmi’ye göre istanbulda 1971’den bu yana hiç kasırga kuvvetinde fırtına olmamış. 20.07.1973’te 99,7 km/s. olmuş.
        Sizin bahsettiğiniz 140 km/s istanbulun kuzey açıklarında olmalı.
        Tokat’ta 1.1.1978’te Türkiye’de bu zamana kadar ölçülen en hızlı fırtına kaydedilmiş. 176 km/s.

    • White Fox dedi ki:

      Peki, 22 Ocak 2004’te, İstanbul’da deniz etkisi ile kar sağanakları da oluşmuş muydu? 🙂

  28. White Fox dedi ki:

    Ege Denizinin güneyindeki yukarı seviye alçağının (ULL) varlığına rağmen GFS ve diğer bir çok model yağış vermediği halde, ULL bölgede günün ilk saatlerinden beri sağanak yağışlara neden oluyor, öyle ki sistemin uzantıları bir ara Bodrum/Turgutreis’e kadar gelmişti. Şu sıralar, sistem kuzeye çıkma eğiliminde, GFS sabah güncellemeri de yağış göstermeme ısrarını sürdürüyor.

    1
    2

    Yaptığım 7. ULL gözlemi neticesinde modellerin (yüksek çözünürlükte olanlar da dahil) ULL’nin yağış miktarları konusunda son derece başarısız olduğu sonucuna vardım. Hatta, en başarısız oldukları meteorolojik durumlardan biri de bence bu… Net olarak yerinin tespitinde ise zaman zaman başarılı oldukları oluyor.

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok güzel gözlem, yalnız Yunan adalarının hava durumuna baktım şu anda hiçbiri yağış göstermiyor (gerçi radar yağışı deniz üzerinde göstermiş hep), sıcaklıklar gayet düşük, Mikonos öğlen 12’de 21 dereceymiş…

  29. Behlül dedi ki:

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25245798/

    ne milletiz ama şurada bu olayi takip edenler dişinda çoğu kimsenin haberinin olmadiği belli… olağanüstü bir doğa olayi ve abd’de bile türk tepkileri vermeye devam ediyoruz…

  30. ersin dedi ki:

    Irene kasırgasının etkilerinin çok güzel resimleri var, tavsiye ederim.

    http://www.dailymail.co.uk/news/article-2031075/Hurricane-Irene-New-York-prepares-airports-subway-shut.html

    Bir tanesi:

    1

  31. Semih dedi ki:

    11 gündür, en yüksek sıcaklık 28 derecenin üstüne çıkamamış Balmumcu’da. Keşke İstanbul her yaz böyle olsa.

    1

  32. mtngrnlr dedi ki:

    Amerika’nın doğu sahillerinde etkili olan İrene kasırgası daha tropikal fırtına seviyesinde iken bir anda popüler olup mercek altına alınıyor ve tüm dünyada saniye saniye takip ediliyorken, (kasırga etkisini kaybetmesine rağmen etkileri hala tüm dünyada haber yapılıyor) nasıl oluyor da Doğu Asya’da Filipinler’in kuzeydoğu sahillerini 300 km/sa hızla altüst eden NANMANDOL TAYFUNU’ndan veya şu anda Japonya’ya doğru ilerleyen TALAS TAYFUNU’ndan bu kadar bahsedilmiyor. Yani Doğu Asya’da etkili olan tayfunlar neden bu kadar popüler olamıyor. Şundan emin olabilirsiniz bu tayfunlar sona erdikten sonra medya tarafından bir kereye mahsus olmak üzere insanlar üzerindeki etkilerinden bahsedilen bir haberle geçiştirilicektir. Yani Amerika’daki gibi günlerce haber konusu olmayacaktır. Hele hele güney yarımkürede (kuzey yarımkürede kış aylarını yaşadığımız günlerde) Avustralya’da etkili olan kasırgalar (Avustralya’da kasırgalar siklon-cyclone-diye adlandırılıyor) dan çoğumuzun haberi yoktur bile. Mesela Şubat ayında Avustralya’nın kuzey doğu sahillerinde etkili olan YASİ KASIRGASI’nı kaçımız hatırlıyoruz?

  33. White Fox dedi ki:

    Bana ilginç gelen, New York’ta kasırga alarmı verilmiş olmasıydı. Belki de Katrina’daki gibi kötü sonuçlar olmasın diye bilinçli olarak en kötü senaryoya hazırlık yapıldı. Çünkü, New York çevresindeki deniz suyu sıcaklığı kasırga için pek de elverişli değildi, bunun yerine realist bir şekilde doğrudan tropikal fırtına alarmı verilmiş olması gerekirdi. (kasırga için doktrinde ağır basan hakim görüş; 26 derecelik deniz suyu sıcaklığı baraj seviyesi kabul ediliyor ve bu sıcaklığın altında sistem kasırga özelliğini kaybediyor)

    1

    Hatta, deniz suyu sıcaklık verilerine göre, Virginia eyaletinin Kuzey Karoline sınırından itibaren (daha güneyde) deniz suyu koşulları bozuluyor.

    İkinci bir faktör ise, bozulan deniz suyu koşullarının yanı sıra ve sistemin yavaş hareketi; New York’u kasırgadan ziyade tropikal fırtınaya dönüşerek vurması daha beklenebilir bir tahmin olurdu.

    Bugün de öyle oldu, son yaklaşık olarak son 18 saattir Irene bir tropikal fırtına ve New York’u da tropikal bir fırtına kimliği ile vurdu.

    Bu da New York’un son 24 saatteki yağış miktarı;

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Ama şu var: Mesele Niyork ya da Kuzey Karolayna çevresindeki deniz suyu sıcaklığı değil, kasırganın tropik fırtına mertebesine düşmeden buralara ulaşıp ulaşmayacağı idi, zayıflayacağı zaten biliniyordu. New York pekala 1. derece bir kasırga tarafından da vurulabilirdi, ama biraz zayıf kaldı Irene. Eğer Irene güneydeyken daha kuvvetli olsaydı iş değişirdi.

  34. traurig dedi ki:

    bir gazetede irene ile ilgili okyanus suyunu 35 derece ısıttı ifadesi geçiyor

    a-bu doğru mu
    b-35 dereceye ısıttı ifadesi olabilir mi
    c-eğer doğruysa bunun nedeni ne oluyor

    • Havadelisi dedi ki:

      Link var mı? Kasırgalar denizden ısı çekip denizi soğuturlar.

      • traurig dedi ki:

        evet ben de aynen böyle düşünüyorum bildiğim kadarıyla bulursam linki atayım

        • traurig dedi ki:

          sanırım editör hatası gazetede yazıyor ancak online sitesinde bulamadım diğer sorum bu kasırganın kuvveti uzun süre sonra bu bölgede çok güçlü olan bir kasırganın gelmesi mi yoksa kategori olarak da çok mu güçlü yakın zamanda katrina kasırgası olmuştu mesela

          • Havadelisi dedi ki:

            Bu kasırganın özelliği genelde o kadar yukarı enleme kadar bir tropikal siklonun bu kadar güçlü kalarak varlığını sürdürememesi… Ayrıca çok “büyük” bir kasırga, yani merkezinden çok uzakta dahi şiddetli yağışlara ve tropikal siklon ölçüsünde güçlü rüzgarlara rastlanabiliyor… Bunlar haricinde aslında sıradan bir kasırga…

  35. mtngrnlr dedi ki:

    Bahamalar’dan son görüntüler..

  36. Onur dedi ki:

    Irene’e kaldigimiz yerden devam edeyim. Bir kere sunu soylemek lazim, hava tahmini dedigimiz olayin olasiliklar uzerine oldugunun bilincinde konusuyor meteorologlar ve halk da bunun boyle oldugunu anlamis. Kimse cikip kasirga boyle gelecek boyle yapacak demiyor.
    Kasirganin batisinda yogun yagmur, dogusunda da en hizli ruzgarin kalacagini soyluyorlar. Olasi butun model ciktilarina gore beklentilerini iletiyorlar. Mesela kasirganin ilerleyecegini dusundukleri tek bir hat yerine olasi hatti iceren koniler veriyorlar siz buna hazirlikli olun diyorlar. Daha sonrasinda genel beklenti su hatti izlemesi yonunde diyorlar.
    Irene’in kategori 4’e cikmasi bekleniyordu fakat guc kaybetti ve su anda karaya kategori 2 seviyesinde giris yapiyor. Kuzeye ciktikta daha da zayiflayacagini daha once soylemistim.

    Bulundugum yer olan Boston’la ilgili hala bir kesinlik soz konusu degil. Kasirganin gozunun dogusunda mi batisinda mi kalacagimizi bilmiyorlar ama her iki kosulda da elektrik ve ulasim sikintilari, ve agir su baskinlari olusacagina eminler.

    Kuzey dogu eyaletlerin 50 yilda bir gorebilecegi gucte oldugundan soz ediliyor, 1991’de gelen Bob kasirgasinin Irene’e gore cok daha zayif oldugu dile getiriliyor.

    Simdilik durum bu ulkenin bu tarafi tamamen kasirgaya kilitlenmis durumda, sokakta insanlar ve televizyonda haberler hep Irene beklentisi uzerine.

    • Havadelisi dedi ki:

      Teşekkürler. Kasırganın rotasını tam olarak tahmin edebildiğini iddia edenler de illa ki vardır bence, ama ciddiye alınmadıkları için sesleri duyulmuyordur. Bu da bizle onlar arasındaki anlayış farkını gösteriyor. Bir tarafta, 10-15 gün öncesinden sinoptik haritalarla filan ne olacağını anlatanlara gösterilen yoğun ilgi (Türkiye), bir tarafta meteoroloji konusunda çok ileri bir memleketin 48 saat sonrasına bile olasılık gözüyle bakan uzmanları…

  37. çihiro dedi ki:

    Ve Irene Amerika kıyılarına ulaşır.
    http://radar.weather.gov/Conus/full_loop.php

    1

  38. can dedi ki:

    Şu saatlerde Didim’de sıcaklık 35 derece ve %80 nem var. DMİ nin sitesinde hissedilen sıcaklık 57 derece olarak gösteriyor. Çok yüksek bir değer.

  39. Behlül dedi ki:

    http://www.hurriyet.com.tr/planet/18578647.asp

    bizler burda 1 hafta 10 gündür takip ediyoruz ve abd hükümeti şimdi harekete geçti. hava olayları ve hareketleri için yakın zamanı beklemek gerektiğini en iyi şekilde açıklayan uyarı olmuş…

  40. bulut75 dedi ki:

    Çayınızı yudumlayıp keyifle izleyebileceğiniz harika bir belgesel. İşte bu linkte.

  41. Havadelisi dedi ki:

    “Bir Alex değil”… Böyle adamlara derdini anlatması da mümkün değil…

    1

    • serdarg dedi ki:

      Yorum isteyen arkadaşın ailesinin ödediği vergilerle yurtdışında eğitim almak güzeldi. Daha kibar olunabilirdi. Hocaya yakışmamış…

      • Havadelisi dedi ki:

        Nereden biliyorsunuz Türkiye’den alınan vergilerle yurt dışında okuduğunu? Ki zaten öyle bile olsa, zamanında aldıklarını fazlasıyla geri veriyor olabilir, adam mesela afet yönetimi konusunda halkı ve yöneticileri bilinçlendirmek için kendini yırtıyor. Ama bu zırzopların tek bilmek istediği bu kış kar yağacak mı yağmayacak mı… Bence gayet kibar söylemiş.

  42. White Fox dedi ki:

    Bodrum’da rüzgar denizden esince iyi hoş, ama poyrazdan hafifce esince berbat oluyor, bugün termometre 40’ı geçti. Yandım, kızarıp iyice Porto Rikolulara benzedim. Deniz meltemi istiyorum hemen acilen! Biraz da Yalıkavak tarafı yansa keşke !

  43. grhc dedi ki:

    Bu sabah Havayı Koklayan Adam, “La Nina etkisi artıyor, fazla kış olamayacak” gibi bir yorumda bulundu.

  44. Onur dedi ki:

    Irene kategori 3’e yukseldi. Sicak denizlerde ilerledigi sure boyunca kategori 4’e kadar yukselmesi bekleniyor. Ancak kuzeye cikip daha serin sulara ilerledikce tekrar kategori 3e dusmesi ve eger mevcut rotayi izlerse birkac gundur vurmasi beklenen Kuzey Carolina’yi da siyirp New England bolgesine girmesi gundemde.

    Tabii bu kadar kuzeye cikinca kategori 1’e kadar dusecegine inaniliyor. Fakat enlem olarak oldukca kuzeyde olan New York City, Boston gibi yerler icin cok siradisi bir durum. 1991’den beri kasirga cikmiyormus bu bahsettigim yerlere.

    Eger mevcut rotasini izlerse Boston’da birakacagi yagis modellere gore 24 saat icinde 256 mm. New York’ta 130 mm.

  45. mtngrnlr dedi ki:

    Biraz da tarih…

    Kuzey yarımkürede “Hurricane Season” (kasırga sezonu) yaşadığımız şu günlerde, bundan 121 yıl önce Sultan 2.Abdühamit Japon Prensi’nin İstanbul’a yapmış olduğu ziyarete karşılık olarak Japon İmparatoru Meiji’ye mesajını ve hedilerini sunmak üzere yaklaşık 600 kişilik gemi personeli içeren Ertuğrul Fırkateyni’ni tahsis etmişti. Ertuğrul Fırkateyni heyeti 1889 yaz aylarında denize açılmış, 3 ay süren yolculuk sonrasında Japonya’ya ulaşmış ve Sultan Abdülhamit’in hediyelerini Japon İmparatoru’na takdim ettikten sonra bir süre daha burada konaklayarak 4 Eylül 1890’da dönüş yolculuğuna çıkmıştı. Ertuğrul Fırkateyni yolculuğun 12. gününde yani 16 Eylül 1890 günü 21:30 sularında Oşima Adası açıklarında gemi personelinin hiç de beklemediği bir tayfuna yakalandı ve kayalıklara çarparak battı. Gemideki yaklaşık 600 kişiden sadece 69’u kurtulabildi. Kurtulanlar Kaşinozaki Feneri’ne sığındılar ve tedavileri Japon İmparatoru’nun sayesinde yapılarak yine İmparator’un tahsis ettiği 2 gemi ile 4 ay süren bir yolculuk sonrası İstanbul’a ulaştırıldılar.

    Aktif kasırga ve fırtınalar hakkında kolaylıkla veri edinebildiğimiz internet siteleri sayesinde, bireysel kullanıcı olarak evimizdeki bilgisayarımızdan bile bir kasırganın yönünü, hızını ve koordinatlarını adım adım, saniye saniye takip edebiliyorken hatta daha oluşmadan bile mercek altına alıp incelebiliyorken, insan kendi kendine sormadan edemiyor;

    “Acaba günümüzün teknolojileri o zamanki şartlarda kullanılmış olsaydı, bir tayfunun yol açmış olduğu bu gemi kazasında 500 kişilik gemi personeli hayatını kaybeder miydi?”

  46. çihiro dedi ki:

    Niye kasırganın merkezi daha sıcak? İlginç.

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Denizden en fazla ısı kaybı orada da ondan. Konvektif aktivitenin yoğunlaştığı yer orası.

    • White Fox dedi ki:

      Daha kasırga olmadan evvel ekvatoral bölgede oluşan karmaşık gökgürültülü fırtına sistemi iken (karmaşık diyorum çünkü henüz tropik orajları pek inceleme fırsatım olmadı), fırtına kütlelerinin bir şekilde ekvatorun 5 derece kuzeyine çıkması ile etkisi altında kaldığı Coriolis hareketi (nasıl bir hareket bu şöyle diyelim; hani kuzey yarım kürede AB alanları saatin ters yönünde, Güney yarım küre de ise saat yönünde dönmesini sağlayan, yani Dünya’nın dönmesi ile oluşan atmosferdeki spin hareketlerinin kısa adı, ekvatorun 5 derece kuzeyi ve güneyi arasında böyle bir hareket yok, o yüzden ekvatorda kasırga oluşmuyor, en fazla da kutuplarda) ile artık merkezinde dönen fırtına sisteminin alt seviyesinde oluşan konverjans ile 26 derece ve üstündeki (kasırga oluşumu ve kasırga sistemin devamı için baraj deniz suyu sıcaklığı 26’dır) sıcak nemli deniz havasını merkezine(çekirdeğine) pompalayan, böylece çekirdekte ısıyı, nemden dolayıda yüksek yoğunlaşma noktası ile hapseden mekanizmayla kasırganın çekirdeği sıcak…. hatta öyle bir sistem ki bu, etkin konverjans çevresindeki sıcak nemli havayı içeri doğru basarken, troposferi de yukarı doğru sündürüyor, yani tropesfer kasırganın ortasında normale göre çok çok kalın….vermiş olduğun 850 sıcaklık haritasındaki, kasırga merkezi sıcaklığının aslında yer seviyesindeki sıcaklıktan pek de farkı yok. Bu nedenle, kasırganın merkezi de kararlıdır. (Yukarı doğru çıkıldıkça sıcaklık pek düşemediğinden)

  47. bulut75 dedi ki:

    Ozan hocam bu linkte Grönland ile İzlanda arasındaki soğuk su dikkat çekiyor. Sürekli bakıyorum bu linke. Grönland ile İzlanda arasındaki 2,5 derecelik yüzeysel su sıcaklığı, şimdiki genişlikte değildi. İzlanda’nın kuzeybatısında şu sıralar görünen soğuk suyun genişliği, İzlanda’nın batısındaki Grönland kıyılarındaki kadardı. Yani bu denli soğuk su, kıyıya çok dar bir alandaydı. Bir farklılık var gibi. Ayrıca şu linkte de bahse konu yerde kuzeydoğu güneybatı yönünde bir akım da gözüküyor. Ama ilk link daha bir ilgi çekici geldi bana. İkinci linki yeni keşfettim, daha önceleri o kısımda akıntı var mıydı yok muydu bilmiyorum. O yüzden ilk linkteki durum ilgimi çekti. Fakat bunun sonuçları ne olur, hava akımlarına, basınçlara, jet akımlarına nasıl bir etkisi olur önemli olan da bu herhalde değil mi Ozan hocam. Böyle bir durumda, yani bilimadamları tarafından yapılacak daha detaylı analizler sonucunda, bu soğuk akımın daha güneye inmesi durumunda, bunun olası sonuçları hususunda, iklime, özellikle de Avrupa iklimine etkileri hakkında senin bir fikrin var mı Ozan hocam. Değerli görüşlerini paylaşırsan çok sevinirim. Saygılar sunuyorum kıymetli hocam…

    • Havadelisi dedi ki:

      Paylaşımların için teşekkürler bulut kardeşim. Şimdi şu var: Geçmişte de o soğuk “dil”, genişlemiş ya da daralmış olabilir. Bunu bilmek lazım. Genişlediyse iklime etkisi oldu mu araştırmak lazım. Okyanuslardaki ve denizlerdeki ayrıntılı gözlemler henüz çok yeni olduğu için bunların cevabını pek bilemiyoruz. Daha çok teorik argümanlar üretiyoruz, “genişlerse şöyle şöyle olabilir” gibi.. Ama bunlar da birer varsayım. Hangi durumda ne olduğunu / olacağını anlamak için belki de daha uzun yıllar gözlem yapmak gerekir. Ama mutlaka bir cevap istiyorsan, senin de muhtemelen bildiğin klasik teoriyi tekrar yazayım: Okyanus suları soğursa, buharlaşma azalır -> alçak basınçlar, yani siklonların sayısı azalır -> kara yüzeylerinde kışın oluşan yüksek basınçlar daha az tehdit edilirler, genişlerler -> bu termik yüksek basınçların yöresinde biriken soğuk hava çok geniş alanlara yayılır…

      • bulut75 dedi ki:

        Teşekkür ederim Ozan’ım. “Ama mutlaka bir cevap istiyorsan”dan sonraki kısım için teşekkürümü yineliyorum. “Ama mutlaka bir cevap istiyorsan”dan önceki kısım için ise bize sadece beklemek, izlemek, gözlem yapmak kalıyor. Bak geçen sene kendi kendime başladığım bir uygulamam vardı. Bu sene hem bu uygulamayı derinleştirip bir yelpaze gibi açacağım, hem de buna benzer başka uygulamalar yapacağım. bu uygulama ne mi? Geçen kış Kasım ortası gibi hem eve, hem de çalıştığım yere civalı termometre aldım. İlk önce başlayayım dedim ama sonra kararımı verdim, 21 aralık 21 Mart arası ölçümler yaptım. Fakat çok detaylı olmadı. Önümüzdeki kıştan itibaren daha detaylı yapacağım. Çıkan sonuçta şunlar var: DMİ’nin anlık verisi ne ise kilyos’ta 4-5, Balmumcu’da 5-6 derece düşük çıkıyordu çoğu zaman. Hatta şöyle diyeyim %80 oranında böyle oldu. Kağıdımı elime aldım sonuçlarını yazıyorum Ozan’ım. Ama bakın bunlar benim kendi termometre ölçümlerim. DMİ son durumlarda 5 derece derken kilyos’da -2 ölçtüğümü hatırlıyorum. Bu zaten aklımda kalan en uç farklılıktı. DMİ 3 derece derken balmumcuda -3 ölçtüğümü çok iyi hatırlıyorum. Ve ayrıca çok detaylı değildi demiştim ya işte gece ve gündüz olarak kağıdıma yazmadığım için mazur görün. Yani gece en düşük ve en yüksek şu kadar, gündüz en düşük ve en yüksek şu kadar diyemeyeceğim. Daha detaylısını önümüzdeki kışın sonunda yazacağım. Hatta saat saat. Geçiyorum kağıdımda kaydettiklerime. Toplam gün sayısı 91. (Aralık 21- Mart 21) Ölçüm yaptığım yerler. Sarıyer Kilyos ve Beşiktaş’ın Balmumcu mahallesi. İstanbul’da ölçüm yaptığım yerler itibariyle itibariyle +10 derecenin üstündeki günlerin sayısı: 32, +10 derece ile 0 derece arası günlerin sayısı 37, bu 37 günün 21’İ 0-5 derece arasıdır. Eksi ölçüm yaptığım günlerin sayısı 22, fakat 22 günün 16 günü gece ölçümüdür. Aynı gece içinde +1’e çıktığı da olmuştur. Fakat ekside uzun süre kaldığı için eksili günler hanesine yazıyorum. Ayrıca eksi ölçüm yapılan gecelerin gündüzlerinde 0-5 arası olduğu gibi 5-10 derece arası sıcaklıkların olduğu günler vardır. Fakat bu 22 günün içinde +10’un üstünde gündüz ölçümü yoktur. Kağıttaki dereceler eksili artılı, çok karışık olduğu için bu kadar detaylı uğraşıp anca yazabildim. Herkese saygılar.

  48. Burak S dedi ki:

    Merhaba arkadaşlar bu hava olaylarına çok ama çok meraklıyım lise sona geçtim üniversitede meteoroloji okusam türkiye de iş imkanları 0 diyor hocalarım ama sizelere de danışyım dedim :/

    • Havadelisi dedi ki:

      Yurt dışına gidersin sen de. Sevdiğin şeyin peşinden git.

      • Uğurcan dedi ki:

        Ben de çok düşünüyorum meteoroloji okumayı ama meslek lisesi son sınıftayım ve bilgisayar üzerine okuyorum. Kazanmam zor değil mi ?

        • Havadelisi dedi ki:

          Meteorolojiyi lisans düzeyinde okumak zorunda da değilsiniz, herhangi bir temel bilim (fizik, matematik, kimya) ya da klasik mühendislik dallarından birini okuyarak da meteoroloji / iklimbilim alanında ilerleyebilirsiniz. Bilgisayar okumak büyük avantaj, veri analizinde sana avantaj sağlar.

          • Uğurcan dedi ki:

            Haklısınız galiba.Bilgisayar mühendisliği ve aynı anda iklimbilimci kulağa çok hoş geliyor.

    • White Fox dedi ki:

      Benim içimde kaldı Meteoroloji… Babamların ezelden beridir yönlendirmeleri ile, hukuk okuyorum (atmosfer bilimi ile son derece alakasız), herkes “ooo ne güzel, maşallah vs” diyor ama ben 2 senedir hala ısınamadım, kendimi bulamıyorum bu alanda… çok politik geliyor, bilimsellik dışı, kesinliğin ve (Türkiye’de) dürüstlüğün olmadığı daha da önemlisi benim ruh yapıma son derece ters bir alan bu hukuk…(Bkz; Fenerbahçe’ye yapılanlar) Zaman zaman kendimi başkasının hayatını yaşamaya mecbur olan bir ruh gibi görüyorum. Sonuna kadar sevdiğin şeyin peşinden git, tekrar liseye dönsem kesinlikle seçerim, iş yoksa, imkan yoksa da yurt dışına….

      • Uğurcan dedi ki:

        Doğru söylüyorsunuz. Maksat para kazanmak değil zaten, mutlu olduğun işi yapmak. Hem yurtdışında yaşamak o kadar kötü olmasa gerek. 🙂 Söylediklerinizi sonuna kadar dikkate alacağım.

  49. TahminMaltepe dedi ki:

    Irene kasırgası eğer bir değişim olmaz ise son yılların en önemli kasırgası olmaya aday. Acaba hangi rotayı izler?

    1

  50. Onur dedi ki:

    Son modellere gore, Irene’nin rotasi biraz daha doguya kaydi. Kategori 1 kasirga seviyesinde mevcut rotasinda Kuzey Dogu eyaletlere kadar cikiyor. Hatta o bolgelerde asiri yagislara sebep olacak gibi.

    Daha once hic kasirga takip etmemistim, bir kasirganin bu kadar yukari ve bu kadar kuvvetli cikmasi ne kadar muhtemel emin olamiyorum. Gelismeleri bildirmeye devam ederim.

Yorumlar kapatıldı.