Dün akşamüstü saat dört civarı İstanbul Göztepe’de sıcaklık 25 dereceyken, Sarıyer 14 dereceymiş…
Koskoca Karadeniz’i ısıtmak zor olduğu için, yarımadanın üzerinde kolaylıkla ısınıp yükselen havanın boşalttığı yere serin deniz havası doluvermiş:
Dün akşamüstü saat dört civarı İstanbul Göztepe’de sıcaklık 25 dereceyken, Sarıyer 14 dereceymiş…
Koskoca Karadeniz’i ısıtmak zor olduğu için, yarımadanın üzerinde kolaylıkla ısınıp yükselen havanın boşalttığı yere serin deniz havası doluvermiş:
Sevgili hava delileri, blogun yeni yüzüyle ilgili görüş ve önerilerinizi lütfen bu yazının altına yorum olarak ekleyiniz. Fikirleriniz benim için önem taşımaktadır. Zaman içinde zenginleştireceğim içerikle ilgili önerilerinizi de buraya ya da “Atış Serbest” bölümüne yazabilirsiniz. Eğer blogu görüntülemekte sorun yaşıyorsanız, ne tür sorunlar yaşadığınızı da lütfen belirtin. Şimdiden teşekkürler.
YouTube’e giremiyorsanız insaf edin, başbakan bile giriyor.
(Balmumcu’dan Boğaziçi Köprüsü, kamera doğuya dönük)
Anthony Watts’ın bildirdiğine göre, Kuzey Kutbu bölgesindeki deniz buzu miktarı 23 Nisan itibarıyla aynı tarih için son 8 yılın en yüksek değerine ulaşmış.
Zamanım olmadığı için bütün yazıyı çeviremiyorum, ama İngilizce bilenlerin okumasını öneririm. Watts abinin özellikle sorduğu sorular şunlar: Her sıcak dalgasında ya da buzul erimesinde “küresel ısınma var, kavrulucaz” diye bas bas bağıran medya ve ‘bilim adamları’, bu tür haberleri vermeye gelince neden bu kadar gönülsüzler? Neden yüksek sıcaklıklar küresel ısınma kanıtı da, soğuk ve kar/buz artınca bu sadece birkaç zaman süren bir hava olayından ibaret?
Haber burada. Altına yorum yaptım, dedim ki, yapmayın etmeyin, Tokyo’ya kışın kar yağar, bu olsa olsa Nisan ayı geç kar rekorudur. Haberi düzeltseniz iyi olur, bu şekilde yanlış anlaşılıyor. Yorumumu yayınlamadılar.
İnternette iki dakika araştırma yapmamla gerçek ortaya çıktı.
BBC’nin nefis bilgilendirmesini, zaman zaman kendi yorumlarımı da katarak kabaca çeviriyorum…
“1991’de, Filipinler‘in başkenti Manila’nın 90 km kuzeybatısındaki Pinatubo yanardağı patladı.
Üst üste birkaç patlama sonucu yanardağ, 10 kilometreküplük devasa hacimdeki malzemeyi atmosfere püskürterek yirminci yüzyılın en büyük ikinci volkanik patlamasını gerçekleştirmiş oldu.
Bu adam okyanusun, bulutun, karın, buzulların müziğini yapıyor.
Burdaki drift, Gulf Stream sıcak su akıntısının Avrupa kıtasına yaklaştığında aldığı North Atlantic Drift ismine bir gönderme. Müziği dinlerken, drift‘in ısıttığı, aksi takdirde buzlarla kaplanması kaçınılmaz olan Norveç’in batı kıyılarında olduğunuzu hayal edin.
Özellikle Substrata albümü, tüm zamanların en iyi ambient albümlerinden sayılıyor. Dropsonde, Shenzhou ve Cirque albümleri de birer şaheser. Deneyin derim.
Eyjafjallajökull Yanardağı patlamasına patladı, ama asıl mesele şuymuş ki, tarihte bu yanardağ her patladığında kısa süre sonra hemen yanındaki Katla Yanardağı da patlamış. Katla, öğrendiğimiz kadarıyla, hem çok daha büyük bir volkan, hem de kısmen buzulla kaplı:
(Katla’yı örten buzul, ismi Mýrdalsjökull)
Patlaması durumunda atmosfere salacağı kül ve gazın yanında, üzerindeki devasa buzulu eriterek saniyede 200 bin ila 400 bin metreküp buzul eriyiği suyu sel olarak Atlantik okyanusuna boşaltabilirmiş. Amazon, Mississippi, Nil ve Yangtze nehirlerinin toplam debisi saniyede 290 bin metreküp, imiş.
Forumun birinde birisi şöyle diyor: “Ben Avrupa’lı bir meteorolog / iklim bilimci olsam, bu muhtemel olayın Atlantik okyanusundaki sıcak su akıntısını etkileyip etkilemeyeceğini şimdiden araştırmaya başlardım.”
Yanardağın erittiği buzul sel olmuş akıyor:
Türkçe haber burada.
“This is not like Pinatubo. So far the scale is not big enough to have a global effect,” said Hans Olav Hygen, a climate researcher at the Norwegian Meteorological Institute.” Yani demiş ki, 1991’deki Pinatubo patlaması gibi değil henüz, şu haliyle iklime bir etkisi olmaz. Buradan kendiniz de okuyabilirsiniz.
İlk önce, tarihi epey geçmiş de olsa şu habere bir bakalım. Haberde kısaca deniyor ki, bu kış İngiltere’de görülen uzun süreli ve şiddetli soğukları, ayrıca geçen üç yazın da yağmurlu geçeceğini tahmin etmekte çuvalladığı için MetOffice mevsimlik tahmin yapmayı bırakacak.
Bu haberi okuyarak edindiğimiz faydalı şüpheciliği muhafaza ederek, NOAA’nın mevsimlik tahminlerine bir göz atalım. Türkiye bu yazı normalden serin geçirecek gibi duruyor: