Yazar arşivleri: Havadelisi (Sandsli / Norveç, 50m)

Nisan Biterken


Döndüm. En iyi askerlik en kısa olandır demişlerdi, haklılar. Şanslıyım.

Haliyle takip edemedim fakat sonradan yaptığım incelemelere göre, 1997’deki kadar olmasa da soğuk bir Nisan geçmek üzere. Burdur’da da gayet soğuk günler oldu, özellikle sabahlar buz gibiydi. Oradaki son zamanlarımda konvektif akşam üzeri yağışları da başlamıştı.

Gerisine de bakayım->

Kışın Sonuna Doğru


Öncelikle: Bugünden itibaren Mayıs ayına kadar blogla nadiren ilgilenebileceğim. Doktora tezinde sona yaklaşıyorum, ayrıca 3 Nisan – 24 Nisan arasında askerliğimi yapmak üzere Burdur’da olacağım. Blog açık olacak, yorumlar ise bu ayın sonunda kapanabilir.

(Videodaki boşluklar ENKA kayıtlarından kaynaklanmaktadır)

Bugün zayıflamaya başlayan soğuk hava dalgası Cemile Bahar ve kocası siklon İsmail, Cumartesi gününden itibaren yerlerini batıdan başlayarak ılık havaya bırakacaklar. Sonrasında mevsime uygun soğukça havalar tabii gene olabilir. Aşağıda geride bıraktığımız günler hakkında kısaca bir şeyler de söyledim, okumak isterseniz tıklayın.

Gerisine de bakayım->

Cemile Bahar


Salı, Saat 19.15: Son gelen bilgilere göre özellikle Ankara’da olmak üzere İç Anadolu’da kar ulaşımı şehir içinde bile felç etmiş durumda. Gerekmedikçe yola çıkmayınız.

——————-

Bu akşamdan itibaren ülkenin batı ve orta bölgelerini etkilemeye başlayan yağışlı ve soğuk hava dalgası Cemile Bahar‘ın bundan sonraki tartışmalarını ve şimdigörüsünü bu başlık altında yapacağız.

Gerisine de bakayım->

7-10 Mart: Tahmin


Kıyı bölgelerde oturan kar severlere illallah dedirten 2011 kışı, Mart ayı için çok yüksek kalibreli sayılması gereken bir soğuk hava dalgasıyla güzel bir kıyak geçip kendini affettirmeye hazırlanıyor. GFS diyagramı 5-6 gün sonrası için bile epey kararlı.

Bu başlığı model güncellemelerine, ilgili tartışmalara ve buna bağlı olarak günden güne netleşecek olan tahminlere ayırıyorum. Pazar akşamı yeni bir başlık açacağım, onda da şimdigörü yapacağız. Olayın ana hatlarına ilişkin birkaç laf edeyim:

Gerisine de bakayım->

Bloguma Dokunma!


Basın Bildirisi

“Bir ülkenin internet deneyimi ve tarihinin sansürlerle anılması çok trajikomik bir durumdur. İnternetin özü olan birey haklarının ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, sosyal medya dünyasının özüne tamamen aykırıdır.

Bizler; Türkiye’nin dört bir yanından profesyonel veya amatör olarak blog tutanlar, internette günlük yaşantılarını ve birikimlerini ve deneyimlerini diğer insanlarla paylaşma hevesiyle yanıp tutuşan herkes, gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz.

5651 no’lu kanunun esnekliğinden mütevellit, 1 Mart 2011 günü, Google’a ait olan ücretsiz blog servisi Blogspot, Digiturk grubunun açmış olduğu dava sebebiyle erişime kapatılmıştır. Süper Toto Süper Lig’in yayın haklarının sahibi olan Digiturk bu davada, korsan olarak LigTV yayını yapan kişilere karşı kendi haklarını savunmak amacıyla hukuki süreç başlatmıştır. Ancak ilgili kanun gereği yasaklamaların, sitelerin adresleri ve alt-domainleri üzerinden değil; IP adresleri üzerinden yapılması sebebiyle Blogspot’a ait birçok ilişkili IP aralığı erişime kapatılmıştır. Böylelikle de binlerce blogger’ın kişisel sitesi sansür kurbanı olmuştur. Bazı bloglara bazı anlarda girilmesinin sebebi ise aynı IP üzerinde birçok blogun yer alması ve aslında her IP’nin yasaklanmamış olmasıdır.

İlgili kanunun esnekliğini ve nelere yol açtığını geçmişte birçok kez görmüşken, devlet sansüründen dolayı binlerce site yasaklanıyorken, Digiturk ve Google’dan daha duyarlı davranmalarını beklemek tüm blogger’ların hakkıdır. YouTube’daki korsan maç yayınlarını kaldırmak için yapılan özel yetki anlaşmasının bir benzerinin de Blogspot için yapılması ihtimal dışı değildir. Bugüne dek Digiturk ve Google bu konuda masaya niçin oturmamışlardır? Google kendi kullanıcılarının hakkını neden savunmamaktadır? Digiturk böyle bir topyekün sansürün yaşanacağını bile bile neden hâlâ, tek amaçları düşüncelerini diğer insanlarla paylaşmak olan bloggerları mağdur etmektedir? Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasa koyucuları, vatandaşlarının ifade özgürlüğü hakkının gasp edilmesine neden hâlâ göz yummaktadır?

Kaldı ki bu korsan yayınları yapan kişiler, teknik bilgileri yüksek olduğundan bu yasaktan etkilenmemektedir. Tam tersine bu sansür, tek amacı blog tutmak olan internet kullanıcılarını etkilemektedir.

Digiturk, Google ve Türkiye Cumhuriyeti devletini artık bu sansür ayıbına karşı duyarlı olmaya, tüm sansür karşıtı internet kullanıcılarını bu harekete katılmaya ve tüm basın mensuplarını ifade özgürlüğüne destek vermeye davet ediyoruz.”

Isı Adaları, Şehirleşme vb.


Bir #Ayrıntı yazısıdır. Kendisine teşekkür ederiz. – Havadelisi

Yeryüzündeki cisimlerin renkleri, güneş ışınlarının soğurulmasında ve geri yansıtılmasına önemli rol oynarlar. Şehrin toplam inşaat yüzey alanının büyük olması güneşten gelen radyasyonun yüzeylerde daha fazla kırılma ve yansımasına sebep olarak daha uzunca bir süre yer yüzeyinde kalmasına sebep olmakta, bu da sıcak mevsimlerde şehrin sıcaklığını sürekli arttırmaktadır. Kışın koyu renk kıyafetler, yazınsa açık renk kıyafetler giyilmesi de benzer mantığın bir sonucudur.

Gerisine de bakayım->

Şubat’ın 20’sinden Sonra Kar Yağar Mı?


Bir havaankara çalışmasıdır.

Kaynak: FreeMeteo.

Ankara ve İstanbul’da Şubat’ın 20’sinden itibaren (20’si dahil) Şubat, Mart ve Nisan aylarındaki kar yağışlı gün sayıları. İstanbul’da Atatürk Havalimanı ve Ankara’da Esenboğa Havalimanı baz alınmıştır. “Yağmur (veya yağmur çisesi) Kar (veya lapa lapa kar)” Aynı gün içinde her ikisini de yazanı kar yağışlı gün statüsünde saydım. Tabii şehir merkezlerinde ve yükseklerde durum çok farklı olabilir. Özellikle İstanbul’un bazı semtlerinde durum daha da farklıdır.

Gerisine de bakayım->

31 Ocak – 1 Şubat: Deniz Etkisiyle Kar


Bu kış mevsimi İstanbul’da ve Karadeniz kıyısında oturan kar aşıkları için şu ana kadar öyle kötüydü ki, doğru düzgün bir yılda kimsenin umursamayacağı bir günlük kar yağışı için başlık açmak durumundayız. Bu kar yağışı, hava tahmin modellerinde önce bir haftaydı ve 850 mb’da -15 derece ile sıkletinde bir efsane olacağının sinyallerini veriyordu. Fakat yaklaştıkça kırpılıp kuşa döndü, kala kala Karadeniz’in üzerinde o da ancak yarım gün durabilen 850 mb’daki -10 derece kaldı. Ne denir, kader utansın.

Gerisine de bakayım->