Atış Serbest


DİKKAT! Atış Serbest sayfamızın adresi değişmiştir, artık sayfamız şuradadır.


 

Reklamlar

28.845 Responses to Atış Serbest

  1. hayatbu dedi ki:

    Benim indekslere bakarken dikkatimi çeken bir olay var. Daha önce de sözü edilmiş olabilir ama tekrarlıyorsam özür dilerim. Genel olarak bakınca üzerine çok yazılmış çizilmiş bir şeyler göremedim.

    Soru şu: ENSO’nun -1,5’ta olması ve yılbaşına kadar daha da düşmesi bu kış için İstanbul ve Türkiye üzerinde nasıl bir etki oluşturabilir?

    La Nina yılı mı oluyor bu yıl? Biraz daha kurak ve serin bir yıl mı anlamına geliyor bu veriler? Bu arada diğer verileri de işin içine katarak bir cevap verebilirsek daha iyi olur sanırım. Teşekkürler…

    • Havadelisi dedi ki:

      Doğrudan bir etki yok hayatbu, bu konuda kesin bir şey söyleyemiyoruz. Küresel sıcaklık illa ki düşecektir, bunun da dolaylı etkileri olacaktır. Aşağıdaki grafikte de görüldüğü gibi (tıklayıp büyütebilirsiniz) kuvvetli La Nina senelerinde soğuma eğilimi daha fazla, ama hepsinde de değil. Sıcaklıklar Türkiye’nin kış ortalama sıcaklıkları.

      la nina kış

      Benzer bir soruyu yine sen sormuştun ve ben de eski yorumlara yönlendirmiştim diye hatırlıyorum 🙂 Şurada beş cevaplık bir seri var.

  2. Semih dedi ki:

    Şu 2 gündür farkettim de çok az yükseklik farkında bile çok sıcaklık farkları oldu İstanbul’da. Mesela dün Kartal’dan Gebze’ye giderken arabanın termometresi Kartal’da 9 derece idi. Pendik’e yaklaşınca 8, Tuzla’da 7 ve Gebze’de 5 derece oldu. Bu farkların sebepleri neler? Çünkü Kartal ve Pendik’in rakımı hemen hemen aynı. Denizellik desek aynı konumdalar, Tuzla da öyle…

    • Havadelisi dedi ki:

      Şehirleşme ve istasyonun konumundan dolayı 2 derecelik farklar çok normal. Gebze daha içerde, tepede bir yer. Hava açıkken daha fazla soğuması beklenir.

    • karcı hakan dedi ki:

      Gebze biraz karasal bir bölge. Keza aynı sıcaklık farkını İstanbul içlerinde de görmen mümkün. Mesela Samandıra (rakım 125 metre civarı,denize uzaklık 12 km), Aydos (rakım 300 metre civarı, denize uzaklık 10 km), Kurtköy (rakım 100 metre civarı, denize uzaklık 8 km), Akfırat (rakım 200 metre civarı,denize uzaklık 14 km) gibi yerler ile bu bölgelerinin bulunduğu semtlerin sahilleri (Pendik,Kartal,Tuzla) arasında 3 hatta 4 derece sıcaklık farkı bile mümkündür. Örneğin 2 Şubat 2010 sisteminde Pendik sahilinde 2 cm civarı kar varken iç mahalleleri olan Kurtköy’de 17, Aydos’ta 33 cm civarı kar vardı. Ozan hocamın da dediği gibi şehirleşme, rakım, denize uzaklık gibi şartlar, birbirine çok fazla uzak olmayan bölgelerde bile çok farklı hava olaylarına sebep olabiliyor. Bu yüzden deriz ya;İstanbul’un iklimini tahmin etmek çok zordur.

      • Havadelisi dedi ki:

        Çok teşekkürler ayrıntılı açıklama için.

      • ersin dedi ki:

        Aynen öyle, Üsküdar’da sulu kar yağarken, Etiler-Hisarüstü civarında yerde kar örtüsüne olduğuna defalarca şahit oldum, kaldı ki buralar şehrin göbeği sayılır. Hakikaten tahmin yapmak çok zor İstanbul için.

  3. Santiago dedi ki:

    Fransa – Montpellier, 6 Saatte 121kg!!

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Aynı alçak basınç İsviçre’de Alplerin güneyine de çok kuvvetli yağış getirdi.

      1

      Şu kamera görüntüleri 1500 metre yüksekliğindeki Simplon köyünden. Bu köy Alp’lere doğru yükselen vadilerden birinde kurulmuş, Cenova Körfezi nemine doğrudan maruz kalıyor. Bir gecede 1, birkaç gün içinde 2-3 metre arası kar yağabiliyor.

      • Santiago dedi ki:

        Çok ilginç bir coğrafya İsviçre, denize yakın dağlık bir yer, bizim Toroslar’ı andırıyor sanki.

  4. welbane dedi ki:

    Nao, ao ve fao verilerinin detaylı analizi sonucunda vardıgım kanı ilk karlı sistemimizi 20-21 kasım haftasonunda alacagımız şeklinde. Zira yıllardır şaşmaz, iyi havalarla geçen bayram tatilinin dönüş gününde havalar bozuverir, bu sene de oyle olacak 🙂

    Kasım ayının büyük kısmını ise tıpkı geçen sene oldugu gibi YB etkisinde geçiricez herhalde. Sis de güzel bir doga olayımızdır hem..

    • Havadelisi dedi ki:

      Benzetmek gibi olmasın 2006-2007’de de çok sisler olmuştu, hep fotoğraflarını çekmiştim, güzeldi. Ama hava çok kirliydi İstanbul’da.

  5. Fortesla dedi ki:

    Ozan hocam Ferrell cell Hadley cell gibi temel meteorolojik bilgileri anlatan içeren güzel bir bölüm açsak, yüksek ve alçak basınçların karakterlerini neden ve nerede olustuklarını iredelesek, öyle güzel bir beyin fırtınası topiği açsak??? İnsanlar azor nasıl var izlanda nasıl var kafalarda soru işaretleri kalmasa.

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok haklısın Fortesla. Yapılacaklar listesine alıyorum. Üstünkörü olsun istemiyorum, özenerek hazırlayacak zamanı da ne yazık ki bulamıyorum. Ama öncelikli bir konu bu..

  6. Santiago dedi ki:

    Belki aramızdan bu hizmeti bilen vardır, ama eminim bilmeyenler çok sevinecek (ben de yeni keşfettim).

    TÜMAS (Türkiye Meteorolojik Veri Arşiv Sistemi)

    Yiğidi öldür hakkını ver, DMİ güzel bir çalışma yapmış, eksikler var elbet ama çok olumlu bir gelişme bence. Girip üye olabilirsiniz, veri tabanında bazı bilgiler ücretli veriliyor, model-radar verileri ve tüm otomatik meteoroloji istasyonlarının grafikleri ücretsiz, ancak radar görüntüleri yüklü değil, belki ileride koyarlar. Grafikler çok eskiye gitmesede biraz çalışıyor. Deliliğimiz tuttuğu zaman girip saatlerce uğraşabiliriz 🙂 Fazla kurcalamadan hemen paylaştım, kolay gelsin 🙂

    2

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok teşekkürler, bizim proje için günlük yağış verisi satın almıştık, kredi kartı ödemesi çalışmıyor, vakıfbank dekontunu ankara’ya fakslamak gibi Nuh nebiden kalma yöntemlerle işimizi görmüştük. Ama doğrudur, gayet güzel yanları da var sistemin. Umarım daha iyi olur.

  7. Timur dedi ki:

    Ozan acaba ne zaman pastırma dediğimiz sıcaklık sona erip 10 derece altına düşecek. Şimdiden teşekkürler.

  8. çihiro dedi ki:

    Yolda yürürken aklıma geldi 🙂 850 mb, 925 mb seviyesi, atmosferin üst katlarında basıncın daha düşük olması vs. kabaca aşağıdaki resime benzer bir şey mi?

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Evet kabaca böyle.

      • çihiro dedi ki:

        Atmosfer sürekli o eğri çizgileri düz tutmak için mi uğraşır?

          • çihiro dedi ki:

            Yüksek basınç, adı üstünde zaten, basınç fazla, hava yoğun. Rüzgarlar yüksek basınçtan alçak basınca doğru esiyor ya bu yoğun hava dağılıyor bu şekilde değil mi? Bir süre sonra yüksek basıncın gazı biter değil mi? 🙂 Alçak basınca esen rüzgarlar bir süre sonra az yoğunluktaki alçak basınç alanını doldurup alçak basıncın etkisini kaybetmesini sağlar değil mi? Aslında bu soruların cevabı resimde zaten var. Nedense siz evet demeden kafama yatmıyor 🙂

            • Havadelisi dedi ki:

              Evet 🙂 Dengenin tekrar bozulması yeryüzünün güneşten sürekli ısı enerjisi almasından, bu ısının basınç dağılımında dengesizlikler yaratmasından…

  9. karcı hakan dedi ki:

    Dün Rize-Hopa arası için dikkat demiştim. Nitekim beklediğim etkili yağışlar gerçekleşti.

    1

    Hopa 64 kg yağış almış. Ancak yağışın En etkili olmasını beklediğim il olan Rize’nin toplam yağış verileri yayınlanmamış. Her zamanki DMİ işte demekten başka yapacağım bir şey de yok. Umarım bir gün düzelirler…

    • Havadelisi dedi ki:

      Ben de aynı şekli senden habersiz yaptım, aşağıda bir yerde göreceksin 🙂 Hopa’da daha fazla yağış olduğu oluyor, ama Rize’de hiç yağış olmaması hiç inandırıcı değil söylediğin gibi.

      • karcı hakan dedi ki:

        Hocam, bence sensörleri bozuldu ya da yayınlamayı unuttular. Çünkü hiç yağış olmayan yerlere direk Sıfır’ı yerleştiriyorlar. Sensörlerinin bozuk olduğu veyahut da verileri yayınlamayı unuttukları yerleri direk boş bırakıyorlar.

        • Santiago dedi ki:

          bence de veri alamadılar, ayrıca hala farkında da değiller muhtemelen 🙂

        • Havadelisi dedi ki:

          Yok, öyle değil. “Sıfır” değeri varsa bu, gözlemlenen, ama ölçülemeyecek kadar az olan yağışa işaret ediyor. Eğer değer yoksa, ya ölçüm yapılmadı, değer ulaşmadı, ya da hiç yağış görülmedi demek. DMİ’nin tarihsel verileriyle çok uğraştığım için bundan eminim. Dünyanin hiçbir yerinde olmayan, “hiç yağış – ölçüm yok” ayrımına kesinlikle fırsat vermeyen, garip bir sistem. Yazıktır.

          • karcı hakan dedi ki:

            Anladım, zaten 0,1 mm de sıfır’dır. Bence Rize’de yağış olmaması imkansız, demek ki ölçüm yapılmadı. (Uydu görüntülerinden takip ettiğim kadarıyla)

            • karcı hakan dedi ki:

              Yağış ölçümü yapılmadığı halde yağış haritası’nda Rize’yi ”40-60 mm arası yağış” anlamına gelen koyu yeşil ile boyamışlar.

              1

              • Havadelisi dedi ki:

                Çünkü bu bir kontur haritası, yani iki değer arasında kalan değerleri enterpole ediyorlar. Şu demek: Trabzon 7 kg, Hopa 64 kg, Trabzon’dan Hopa’ya doğru yağışın düzgün biçimde arttığını varsayıyorlar. Benim haritada ham verileri kullanmamın sebebi bu, DMİ’ninki yanıltıcı oluyor.

                • karcı hakan dedi ki:

                  Demek istediğim; varsaydıkları şeyler her zaman gerçekleşmiyor. Mesela Trabzon 7 kg,hopa 64 Kg almışken Rize 2-3 kg’da alabiliyor. Yani lokal şartlar değişiklik gösterebiliyor. Bu sebeple zaman zaman mantık hataları doğabiliyor. Bence yağış verileri düzenli gelmedikçe, bu haritalarda çizilmemeli…

                  • Havadelisi dedi ki:

                    Benim söylediğim de bu. Bu arada, sadece bu yöntemle çizmeyi bildiklerinden bu haritaları gösterdiklerinden emin olabilirsin.

            • Tarık dedi ki:

              Bizim yakın akrabalarımızın çoğu Rize ve köylerinde ikamet etmekte. Rize’de hatrı sayılır bir yağış olmuş dayımdan aldığım son bilgilere göre… Çayeli Pehlivan Köy’de de dere taşıracak kadar çok yağmış teyzemden aldığım bilgiye göre.. Yani DMİ; işte bildiğin DMİ.

  10. Havadelisi dedi ki:

    Joe Bastardi’nin “bu yaz şurada şöyleydi, demek ki soğuk da orada olacak” şeklindeki tahmin yönteminin, neden bariz bir mantık hatası içerdiğini ve aslında bilimsel olmadığını şu yazıdaki 7. bölümü (post hoc ergo propter hoc) okuyarak anlamak mümkün. Ben de altına yorum yaptım.

  11. Semih dedi ki:

    Kartalkaya’da kar yağışı başlamış. Beyaz örtü bile oluşmuş. Aşağıdaki linkten kamera görüntüsüne ulaşabilirsiniz.
    http://www.grandkartal.com/kamera.asp

  12. Fortesla dedi ki:

    Bu NAO ve AO hakkında bir iki görüşümü belirtmek isterim.Genellikle yorumcularda gördüğüm kanı (aşağıdaki yorumlarda) +1,5 -1,5 arası nao iyidir kabulu. Ancak göz ardı edilen gerçek nao indeksinin aslında azor ve izlanda arasındaki basınc farkı anomalisinin bir yansıması oldugu (konumun değil). Sunu iyi ayırt etmek lazım; indeks negatifse azor her zaman kabuguna cekilir ortalık batılı akıslara kalır demek dogru degıl cunku boyle olmadıgı ornekler de var. Her pozıtıfte aynı sogugu almamamız da bu yuzden. Bunun sonucunda korelasyon katsayısı hesaplansa bile oldukca zayıf cıkacaktır.(random a yakın). Ama yıne de elımızde hıcbır sey olmamasından ıyıdır deyıp kullanabılecegımız verıler bunlar.

  13. Ankaragücü dedi ki:

    Moskova şu saatlerde yılın ilk kar yağışını almaya başladı. Hepimize hayırlı olsun. 🙂
    Bu arada Sibirya’nın güneyinde, yerleşimin yoğun olduğu, Altay bölgesine yakın kentlerde; Omsk, Tomsk, Novosibirsk ayrıca yine kışın çok erken geldiği Ural Dağlarındaki; Perm, Ykaterinburg ve Chelyabinsk gibi kentlerde 4-8 derece sıcaklık olması akıl alır şey değil. Güney Sibirya’nın şu an en fazla – 6, -10 dereceleri görmesi Uralların ise şu an kardan başka yağış almaması gerekirdi. Rusya’nın batısında normallerin altında daha soğuk bir kış öngörüsü gerçekten doğru çıkacak sanırım. İzlemek isteyenler için Moskova Devlet Üniversitesi kulesinden (Moskova’nın ünlü 7 kulesinden birisidir) canlı web kamera.. Pajalusta.. 🙂

    • Fortesla dedi ki:

      spasiba ankaragücü:D

    • welbane dedi ki:

      Ankaragucu ustadım Urallar biraz sıcak seyretse de soğuğun asıl memleketi olan Sakha-Yakutya’da bir anormallik yok, -38’ler görülmeye başlanmış bile..
      http://www.accuweather.com/blogs/andrews/story/40655/early-cold-wave-in-the-pole-of-cold.asp

      • Ankaragücü dedi ki:

        Yakutsk yerleşim birimi olarak yeryüzünün en soğuk noktası…. Sibirya’nın kuzey doğusunda.
        Güney Sibirya’nın değerleri ise nereden baksak normalin 15 derece üzerinde. Rusya’nın batısı ile Sibirya’yı ayıran Ural Dağlarının eteklerindeki kentlere dönersek Ekimin ilk yarısında yarım metre kar görmeye başlamaları lazımdı.

    • carcass dedi ki:

      Moskova’yı ben de ara ara takip ederim yanılmıyorsam ekim ortalarında kar yağışı olmuştu orda ekim 13-16 arasında. rusya’da takip ettiğim 2-3 tane kent var sibirya’daki durumu anlamak için onlara bakarım Murmansk, Norsk vb gibi kuzey kutup dairesi içerisinde yer alan nispeten daha büyük kentlere de bakıyorum genelde normallerin üzerinde geçiyor. O değerlere baktıkça şaşırıp üzülüyorum… Şu sıralarda da Grönland’a kafayı taktım 😀

  14. karcı hakan dedi ki:

    Gfs,bu gece için Rize dolaylarına epey bir yağmur vermiş.

    Eğer Gfs doğru bilirse Rize’nin doğu ilçelerinde 50-75 mm civarında yağış düşecek. Rize merkez’de ise 40-60 mm arası yağışın olması süpriz olmaz.

    • Havadelisi dedi ki:

      Teşekkürler uyarı için. Daha da fazla beklenebilir… Rize bu 🙂

    • Havadelisi dedi ki:

      Trabzon 7, Hopa 64 kg. Ama Rize’de yağış olmamış. İnanalım mı şimdi buna?

      1

      • karcı hakan dedi ki:

        Her zamanki Dmi işte hocam neyleyelim. Ben gece boyunca uydu görüntülerini takip ettim ve Rize’nin de 60 kg’dan az aldığını düşünmüyorum. Her seferinde düzelecekler derken hata yapmaya başlıyorlar ve daha da kötüleşiyorlar.

  15. karsever81 dedi ki:

    http://www.accuweather.com/blogs/news/story/40716/accuweathercom-europe-winter-f-1.asp
    Heather Buchman, Meteorologist hanım yazmıs ,tamam belkı en soguk kısım,soguk cekırdek bızı gostermemıs ama guzel de bır cumle kullanmıs: “It is this zone from Italy and the Alps into southern Russia where the core of the nastiest part of winter will reside. Along with colder-than-normal temperatures, above-normal snowfall is anticipated in this region.
    Southern Poland, the Czech Republic, Greece, Turkey, southern Russia, Italy and much of Switzerland are included in this cold, snowy zone.” Ozan dostuma ve karseverlere sevgıler saygılar benden 🙂

    • Havadelisi dedi ki:

      İsviçre ve Türkiye’nin birlikte karlara gömüldüğünü pek bilmem ama… Hayırlısı diyelim.

      • Ankaragücü dedi ki:

        Ozan Bey bu genellikle Azor’un çok kuzeye dikey genişlediği ve sistemleri İskandinavya üzerinden hızla indirdiği yıllarda nadiren oluyor. Azor’un İskandinavya’ya kadar çıkması gerekiyor. Bu sayede polar soğuk iskandinavya, Archangelsk koridorundan bize ve orta – doğu Avrupa’ya inebiliyor.

        • Havadelisi dedi ki:

          Haklısınız… Öte yandan Avrupa’da gördüğümüz her yüksek basınca Azor dememeliyiz bence. İskandinavya’da yüksek oluşunca… derdim ben olsam. İngilizler de “ScandiHigh” derler. Azor nire İskandinavya nire 🙂

          • Ankaragücü dedi ki:

            Şimdi doğru söylemişsiniz de, İskandinav yükseği Azor orijinli olup, Azor’dan kopup oraya yerleşiyor diye biliyorum.. Hem biz de zaman zaman Azor’un etkisinde kalıyoruz. Mesafe 4.500 km (Üşenmedim ölçtüm) 🙂 Sultanbeyli nire, Azor nire.. 🙂
            Şaka bir yana doğru. İskandinav yükseği demek daha doğru olacaktır.

  16. okanDagistan dedi ki:

    Ozan Bey,

    “Havadelisi” artık büyüdü, serpildi, güzelleşti. E haliyle siteyi tek başınıza yönetmeniz sizin için daha külfetli hale gelmiştir diye düşünüyorum. Bu aşamada sitenin yönetiminde yardımcı olmak üzere moderatör vb. alımı yapacak mısınız? (Sınavla alım yapabilirsiniz mesela 🙂 Keza, son zamanlarda yorumların onaylanması aşamasında zaman zaman gecikmeler meydana geldiği gibi bir kanı oluştu bende.

    • Havadelisi dedi ki:

      Haklısınız moderasyon zorlaştı, ama şimdilik böyle kalmasını istiyorum. Teşekkür ederim teklifiniz için.

  17. Havadelisi dedi ki:

    Ankaragücü, aşağıya ilgili yere de yorum yaptım ama görmemiş olabilirsiniz diye buraya da yazıyorum. Tablo halinde günlük olarak şurada NAO, şurada ise AO indisleri var, fakat bu senenin 31 Ocak’ına kadar. Ana veri kaynağı ise şu sayfa.

    • Ankaragücü dedi ki:

      Çok teşekkürler. Harika oldu. Hatırladığım bir kaç sistemi inceledim. AO bu sistemler öncesinde değişken. Referans alınamaz. Nagatif olduğu da görülmüş, pozitif de.. Ama NAO ilginç şekilde örtüşüyor. Gelen güçlü istemlerden 10 – 12 gün önce sürekli -0.5 i yakalamış. Yalnızca 3-4 sistem inceledim. Bu sayı çok yetersiz. Bunu en az 15 – 20 adet tarihi iyi hatırlanan kuvvetli sistem ile karşılaştırmak gerekli.

      • Havadelisi dedi ki:

        Ben de biraz baktım. 23 Ocak 2006 sisteminden 10-12 gün önce (İstanbul ve Trakya’yı vuran), +1.5 civarında… 23 Ocak 2004’den önce +0.5 civarında. 4 Ocak 2002’den önce -1.0 civarında… 19 Ocak 2000 yoğun Ankara karından önce +1.5’a kadar çıkmış. Hep 10-12 gün önceleri konuşuyorum. Teori çökecek gibi. Ama böyle olmaz. Daha sistematik bir inceleme lazım. 1950’den itibaren bütün kış günlerinin 10-15 gün öncesinin ortalama NAO indeksleri, incelenen günün 850 mb sıcaklığıyla karşılaştırılabilir mesela. Ve bir korelasyon katsayısı hesaplanır. Neyse, ilerde yaparız.

        • Ankaragücü dedi ki:

          Bir öğrenci için bu konu harika bir bitirme – master tezi olabilirmiş. ))

          • Havadelisi dedi ki:

            Evet, mastır tezi olarak düşünülebilir gerçekten, aklımda tutayım 🙂 Önemli bir sonuç çıkacağını sanmam, ama veriyi analiz etmeyi öğrenme bakımından iyi olurdu.

            • Ankaragücü dedi ki:

              Meteoroloji bilimi insanların halen sistematiğini tam olarak çözemediği nadir konulardan. Bu işte çok ekmek var. 🙂
              Milyonlarca kilometre uzaktaki bir meteorun ne zaman, ne kadar uzaktan geçeceğini milimetrik hesaplayabilirken, burnumuzun dibinde 3 gün sonra nereye, ne kadar kar yağacak bilemiyoruz. hava olaylarını kesin olarak formüle edebilip, mesala önümüzdeki 3 ay şehir, şehir cm, gün, hesabıyla kar yağmur v,s rapor halinde (Tahmin demiyorum artık) sunabilen bilim insanı Nobel fizik ödülünü alıverir. Bir hazine yatıyor bilimsel açıdan bu bilim dalında. 🙂

              • hayatbu dedi ki:

                3 ay’ı bırak. Bana 10 kilometrekarelik bir alanda 3 gün içerisinde nereye ne kadar yağış olacağı tahminini kesin yapan birini göstersinler, “nobelkare” ödülünü vermeyen ne olsun…

        • ALKIM dedi ki:

          Geçen yıl cnntürk’ün Bünyamin Sürmeli Hava Durumu sayfasının altında yorumlar yazan birisi vardı. Şu an ismini hatırlayamadım. Kendisi kışın durumuna göre(El Nino, La Nina) NAO ve AO endekslerinin etkilerinin neler olabileceği ile ilgili tahminlerde bulunur ve nedenlerini de uzun uzun anlatırdı. Ankaragücü’nün de bahsettiği gibi endekslerin etkilerinin 10-12 gün sonra bizi etkileyeceğini öngörürdü. Epey de başarılıydı bu tahminlerinde. Geçen yıl Ocak sonundaki sistemleri 15 gün önceden söyleyebilmişti kesin ifadelerle. Sırf onun tahminlerini okumak için o sayfadaki bir sürü zırvalamalara da gözüm takılıyordu ister istemez. Nasılsa arşivde kalır diye bu bilgileri kaydetmedim ancak bu yıl cnnturk yorumları resetleyince o yorumlar da kaybolmuş tabii. Benzer şekilde bir kaç arkadaş daha bu indekslere bakarak tahminler yürütürlerdi. Halen yürütenler de var sanırım. Bu konuyu irdeleyecek altyapım olmadığından anlamaya çalışmakla yetiniyorum.

          • Havadelisi dedi ki:

            Gayet ilginç. Bu konuya orta-uzun vadede gerçekten eğilelim, bana hatırlatın lütfen. Diğer indeksleri de katarak korelasyon hesaplarını yapmamız gerekecek. Fiziksel bir bağı hemen bulamasak da, istatistik bizi bir yerlere ulaştırabilir. Hiçbir yere ulaştırmayabilir de öte yandan. Yukarıda da yazdığım gibi, zıt indislerin benzer sonuçlar doğurduğu olmuş.

            • EFSANE-SEMİH dedi ki:

              Bu kişi (indislerden tahmin yapan) Emayfa nickli kişi idi.

              • EFSANE-SEMİH dedi ki:

                Nao nötre yakın olduğunda bize kuzeyden sistem olarak yansımasının 10-12 günü bulmasının sebebi;Azor’un güçlenip kuzeye(kuzeybatı avrupa yada orta avrupaya doğru)çıkması ve kuzeydeki sistemin bize inmesi için illaki belirli bir süre gerekiyor.Bu süre Romanyada 5 ila 7 gün olabiliyoken biz daha güneyde olduğumuz için bazen 10-12 günü bulabilmektedir.Temel süre 7 ila 14 gün arasıdır.Mesela Antalya’yı ele aldığımızda 9 ila 16 gün arası olabilmektedir.Kısaca bu süre kuzeye yaklaştıkça azalıp güneye indikçe artmaktadır.’Süre’yada ‘Zaman’koyulmasının sebebi Azor’un belli bir olgunluk süresi geçirmesi ve sistemin güneye iniş hızıdır diyebiliriz.2004 İstanbul kar fırtınasında bu süre azdır diye hatırlıyorum.Çünkü Azor bize çok yakın genişleyip olgunlaşmış ve kuzeydeki sistemi kısa sürede indirmiştir.Azor Batı Avrupa’ya doğru genişlediğinde süre artıyor,(Mesela 10-12 gün)Orta Avrupa’ya genişlediğinde azalıyor(7-9 gün)umarım anlatabilmişimdir.

                • Havadelisi dedi ki:

                  Güzel anlattın ama ikna olmadım. Yukarıdaki yorumlarımda da yazdığım gibi birçok zıt örnek de var. Daha fazla araştırma gerekiyor.

          • EFSANE-SEMİH dedi ki:

            Ben pek zıt örnek göremedim. Nao indisleri Türkiye için uygun olanı ortalama +1,5 ila -1,5 arasıdır. Bence incelenmesi gereken -0,5 olunca Azor’un aldığı konum, kaç mb olduğu vs..

            • Havadelisi dedi ki:

              +1.5 ile -1.5 arası uygundur dersen tabii ki zıt örnek bulamayız. Zaten bu değerlerin üstü ve altı çok sık görülmüyor ki. Neyse, günlük indis verilerinin linkini verdim. İnceleyebilirsin.

              • EFSANE-SEMİH dedi ki:

                2007 Kışı komple üstü, geçen kış komple altıydı 🙂

              • EFSANE-SEMİH dedi ki:

                Anladığım kadarıyla sen kesin bi indis istiyosun. -0,2 ya da -0,7 ya da -0,5 gibi. Böyle bir indis olması mümkün mü? Değil. Senin alanın bu. Böyle bir indisin olamayacağını atmosferdeki bu tür bir hareketlilikte (sabit olmaması) benden daha iyi bilmen lazım ki biliyosundur ama sınırları zorluyosun gibime geliyor. Sevgilerimle.

                • Havadelisi dedi ki:

                  Hayır, söylemek istediğim belli bir indis değeri değil tabii ki. Eğer bize uygun olduğunu söylediğin bant (-1.5 +1.5 arası), gerçekleşen değerler listesinin yarısından çoğunu oluşturuyorsa, nasıl bu değerleri kar fırtınası veya soğuk dalgası tahmini için kullanacağız? O zaman Türkiye’nin kış günlerinin yarıdan çoğunu soğuk dalgalarıyla geçiriyor olması lazım. Bu böyle olmadığına göre, tahmin yöntemini revize etmeliyiz. Ama yanlış anlama, konu ilginç, hep beraber bakalım. Günlük indis verilerini incelersen güzel bir başlangıç yapmış olursun. Belki de -1.5 +1.5 bandı bahsettiğim kadar sık görülmüyordur. Benim zamanım yok, senin zamanın olursa bu bandın görülme sıklığını hesaplayabilirsin, mesela yüzde olarak. Sadece kış aylarını (Aralık-Ocak-Şubat) hesaba kat. Yani 1950’den bu yana kış ayları içerisinde -1.5 +1.5 aralığındaki değerler toplam gün sayısının yüzde kaçında görülmüş.. Soru bu… Kolay gelsin. Excel’de bile yapabilirsin. Çalışmanı istersen konuk yazar olarak ayrı bir yazı halinde burada da yayınlayabilirsin.

            • EFSANE-SEMİH dedi ki:

              Eyvallah sağol. Şu an için vaktim yok. Dediğin gibi belki kış aylarının çoğunluğu -1,5 +1,5 aralığında geçiyordur ancak kar olmuyorsa burda devreye Ao giriyor. Ao içinde uygun olanı -1, -2,5 aralığıdır. Mesela bu sistemde Ao’ya baktıgında 19 Ekim’de -1 ve altı olmuştur. Nao gibi bu da 7-14 gün sonrası için dikkate alınır. Nitekim bugun ayın 28′i ve 9 gün sonra (ya da 8 diyelim) yansımıştır. Eğer bu sistem aralık-ocak yada şubat’ta gelseydi 15 gün önceden İstanbul’a kar geliyor derdim. Kolay gelsin.

        • karcı hakan dedi ki:

          Evet, geçen sene indisler üzerinden oldukça başarılı tahmin yapan Emayfa nikli arkadaşımızdı. Hatta bir çok kişiye indisleri öğreten de oydu. Elimde kesin bir dayanak yok, ama indislerin yurdumuz üzerindeki etkilerinin 10-12 gün sonra olduğunu düşünüyorum.

  18. Ankaragücü dedi ki:

    Nao ve Ao endeksleri hiç kafa yormadığım, itiraf etmek gerekirse ülkemize genel etkisinin Avrupa’ya kıyasla görece daha düşük olmasından hareketle öncelik sırasına pek almadığım iki etken. Endekslerin seyri Avrupa üzerine daha doğrusal bir bağla etki etse de, kıtanın doğusuna yaklaştıkça işin içine başka bileşenlerde karışıyor ve denklem zorlaşıyor. Yine de kabaca bir incelendiğinde ki bunu yaparken endeksin konumu ve bu konuma göre bizim üzerimize gelen sistemler basit aritmetiğini kullanıyorum.. Endeks – 0, – 0.5 aralığı üzerinden kabaca 10 – 12 sonrasında Azor batı ve kuzey batımızda güçleniyor, bize soğuk havayı ve İzlanda’yı Balkanlar – Karadeniz yönünden taşıyor gibi bir sonuca vardım. Gerçekten böyle midir? 10 – 15 gün sonrasının çok genel tahminini yaparken endeksin seyri dikkate alınabilir mi? Teşekkürler.

    • Havadelisi dedi ki:

      Yazdıklarınızın ilk bölümüne katılıyorum, yapılan akademik çalışmalar da zaten öyle söylüyor. NAO (ve yakın akrabası AO) ülkemizi etkileyen geniş ölçekli paternlerden sadece bir tanesi.

      Endeksin herhangi bir değerinin belli bir zaman sonra Türkiye’yi belli bir yönde etkileyeceği fikrinin ise hangi temele dayandığını bilmiyorum. Böyle bir şeyi ben herhangi bir derste ya da kendi araştırmalarım sonucu öğrenmedim. Özellikle endekslerin 10-15 gün sonrasının tahmini için kullanabileceği fikri hiç akla yakın değil. Nedeni ise, endeks denen şeyin şu anki basınç haritası üzerinden hesaplanan bir parametreden ibaret olduğu. Yani NAO endeksi mesela -2 ise, bu bize Azor yüksek basıncının yerinde alçak basınçların cirit attığını gösteriyor, bunun etkisi de ya zaten o an görülüyordur ya da 1-3 gün içinde görülecektir. Şu an NAO endeksinin kaç olduğu 10-15 gün sonra kaç olacağı ya da 10-15 gün sonra havanın nasıl olacağı hakkında neden bir fikir versin?.. ben anlayamıyorum. Mantıklı bir açıklama sunacak varsa öğrenmeye hazırım.

      NAO endeksinin seyrine yönelik tahminler de GFS ve diğer modeller üzerinden yapılıyor, çünkü bağımsız birer gösterge değiller. GFS’nin 10-15 gün sonrası için olan çıktıları ne kadar değişkenlik gösteriyorsa endeksler de o kadar değişkenlik gösterir. Özet olarak, bence, NAO gibi endekslerin bağımsız birer gösterge olduğunu sanmaktan kaynaklanan genel bir yanlış anlama var.

      • Ankaragücü dedi ki:

        Çok teşekkürler.. Tahmin sitelerinde sıkça yapılan, “endeks eksi seyirde, yok nötr oldu, bize şu zaman sonra şöyle etkisi olacak” yönlü tahmin ve yorumlar anlaşılan bir yanılgıdan ibaret. Ben açıkçası endeksin gfs modellerine göre değil, gfs modellerinin endekse göre belirlendiğini sanıyordum!! Sizin söylediklerinizden sonra teori çöküyor. O zaman şöyle de bir anlam çıkartabiliyoruz; endeks çok pozitif veya çok negatif olduğunda da biz 10 – 12 gün sonrasında kuvvetli – soğuk bir sistem etkisine girebiliyoruz. Bu konuyu biraz arşivleri deşip incelemeye çalışayım.

        • Havadelisi dedi ki:

          Rica ederim. İncelemenizin sonucunu ben de merak ediyorum. Kolay gelsin.

        • welbane dedi ki:

          Bu 10 gun meselesi sanırım teorik bir temelden ziyade ampirik gözlemlere dayanıyor; endeksler mi modelleri çizdirir yoksa tersi mi olur geçen sene de epey tartışılmıştı, açıkçası ben de endeksleri bağımsız değişkenler olarak düşünüyordum. Şu yaşayacak oldugumuz soğumanın 10 gun gerisinde NAO ornegin -2 civarlarındaydı, demek ki soğumaya etki eden daha başka faktörler de var. Öte yandan geçen yıl ABD’nin doğu kıyılarının yaşadığı istisnai kış koşullarının da aşırı negatif nao ve ao ile doğrudan ilgisi olsa gerek..

          • Ankaragücü dedi ki:

            Sevgili Welbane, benim gördüğüm kadarıyla 10 – 12 gün önce index nötrün biraz altında -0.5 civarındaydı. Daha sağlıklı bir inceleme için ao, noa “günlük” arşivini aradım ama bulamadım. Hatırlanan geçmişteki çok sert sistemler öncesindeki endeks değerleri bir şey kanıtlamasa da belki bir fikir verebilir.

  19. Ankaragücü dedi ki:

    Yağış açısından etkili ancak soğuk açısından etkisiz tam bir “28-29 Ekim” sisteminin etkisine giriyoruz. Sanıyorum Ekim 7-8 gibi bu ayın gidişatı ile ilgili bazı öngörülerde bulunmuştum ve Ozan Bey haklı olarak karşı çıkmıştı. Azor sayesinde İzlanda’nın, İskandinavya üzerinden bize arasıra inebileceğini, “belki” bazı bölgelere erken kar bırakabileceğini savunmuştum. Bir bilimsel dayanağı olmayan bu öngörüler doğru çıkmadı. Bu hafta sonu da çıkmayacak gibi. Ama aynı tartışma demeyeyim fakat think -thank içinde “sayılı fırtınalar” takvimine, kısacası uzun yıllar ortalamalarını ve bunun içinde bulunan etkili sistemleri göz önüne alarak, atıfta bulunan öngörü bir şekilde doğrulandı. Şimdi diğer sitelerde sıkça rastlanılan şekilde “nasıl bildim ama” polemiğine girmeden ama “attı, tuttu” yorumlarını da bir yana bırakarak şunu söyleyebilirmiyiz? Çok uzun yılları içeren gözlemelere göre gerçekten belirli tarihlerde gelen sistemler bizi etkileyebiliyor. Her yıl olmasa bile sıkça bu sistemler aynı tarihlerde bizi ziyaret edebiliyor. 28-29 Ekim, 12 Aralık, 4-5 Ocak, 1-2 Şubat, 23 Nisan bunların çok bilinenleri. Daha majör baktığımızda mevsimlerin aynı periyot içinde başlaması ve bitmesi gibi, mevsimlerin içindeki bu benzer döngülerin, minör salınımların bilimsel bir nedeninin olması gerekir. Ozan Bey’den bunun neden ve nasıl olabileceği konusunda (okyanus ve karaların belirli bir periyotta soğuması v,b.) eğer bir düşüncesi veya teorisi varsa paylaşmasını rica edeceğim. Teşekkürler.

    • Havadelisi dedi ki:

      Güzel konu, bana da hep ilginç gelmiştir. Ama açıkçası şimdilik fikrim yok, bu konuda bilimsel yöntemle bir çalışma yapılmış mıdır onu da bilmiyorum. Öte yandan, sizin de söylediğiniz gibi, dünyanın mevsimsel olarak soğumasına denizlerin ve karaların tepkisinin bu periyodik görünen olaylarda mutlaka bir rolü olmalı. Belirlenen tarihlerde, incelenen yılların yüzde kaçında bir soğuma olduğu tespit edildikten sonra, bu soğuma olan yıllardaki genel iklim şartlarına, okyanus durumlarına, bir sürü şeye bakılabilir. Fırtına takvimine hangi yılların uyduğu tespit edilebilirse, belki bu uyumun sebebi de yapılacak araştırmalarla anlaşılabilir. Orta ve uzun vadede incelenebilecek, ilginç bir konu. Teşekkürler gündeme getirdiğiniz için.

      • havadansudan dedi ki:

        kafama takılan bir şey var.bizim bildiğimiz fırtına takvimi ay takvimine göre hesaplanmış ve ortaya konmuş. öyle değil mi? biz güneş takvimini kullanıyoruz ve her 4 yılda 1 şubat ayı 29 çekiyor. yani demek istediğim şey her seneki 23 nisan aslında 23 nisan değil belki de 🙂 kafam karışık. benzer biçimde mesela burçların da yüzyıllar içerisinde kaydığı söyleniyor. mesela bugün kova burcu dediğimiz insan balık burcunda belki de oğlak burcunda doğdu aslında.

  20. rainmann dedi ki:

    Ankara olarak özellikle 28-29 ekim günlerini sabırızlıkla bekliyoruz. Sanırım 40-50 kg arası alacağız 2.5 günlük periyotta.
    Hepiniz farketmişsinizdir ama bu sistemi 6 gün öncesine kadar sadece ECMWF modelinde görebiliyorduk. GFS de ise 23 ekim itibarı ile göründü. Bu sebeple özellikle geçen yıl GFS nin bizleri ters köşeye yatırdığı dönemleri unutmadan GFS-ECMWF-JMA modellerinin aynı periyotlarda örtüştüğü 6 günlük tahminlerin daha tutarlı olacağını düşünüyorum. 2-3 gün vadelide de SKIRON tartışmasız liderdir…Kasım 13-15 lere kadar durağan süreç ve sonrası bomba bir sürpriz olacak gibi….

  21. hayatbu dedi ki:

    Çok fazla vaktim olmadığından haritalar üzerinde gösteremeyeceğim ama;

    28-30 Ekim sistemi batı için kuvvetli olacağa benziyor. Tahminimce yine ciddi rekorlar görebiliriz:

    1-Şiddetli Rüzgar
    2-Şiddetli Yağış

    Yalnız sistem orta akdenizden gelmekle birlikte, cephe yağışı olacağı görünüyor modellerden (Acaba yanlış mı görüyorum?) Aklıma hemen Bursadaki yağış geliyor. SKIRON modellerini de incelemekte fayda var bu tür durumlarda. Adamlar orta akdeniz sistemlerini güzel çözüyorlar çünkü.Çok karışık oldu ama aceleden tamamen. Özetlersem:

    a)İstanbul için 28-30 Ekim arası 20-25 mm olabilir gibi
    b) 28 Ekim için bazı deniz seferleri iptal edilebilir. Şimdiden dikkat (şiddetli rüzgar sebebiyle)
    c)29 Ekim törenleri bir ihtimal ıslak geçebilir (GFS göstermiyor şimdilik ama ben yağış olacağını düşünüyorum)
    d) Önemli periyot: 28 Ekim günü…

  22. Bursalı Deli dedi ki:

    26 ekim gecesi-27 ekim-28 ekim süresince bizi etkileyecek sistem bu kadar belirginleşmişken hiçbir yorum olmaması beni şaşırtıyor. Skiron ve Gfs modellerine göre daha yeni bir haftası dolan Bursa olarak yağmur rekorunu kırmayı zorlayacakmışız gibi görünüyor. Yorumlarınızı bekliyorum ahali.

    • çihiro dedi ki:

      Nazar değmesin diye yorum yapmıyoruz 🙂 . İç Anadolu’ya çok yarayacak gibi duruyor. Özellikle İç Anadolu’nun iç kesimlerine 🙂 . Yani Türkiye’nin merkezine. Ben ekim ayını kapattık, pastırma yazına geçtik sanıyordum. Yanılmışım 😉 .

      • welbane dedi ki:

        Bence bu yuzden yorum yapılmıyor. En çok iç anadoluya mı yarayacak bu sistem; şaka mı bu? Kimse inanmadığı için yorum yapan da olmuyor işte. Bi sistemde en çok yağışın iç anadolu’ya düşmesi ancak bir oksimoron olabilir.

        • çihiro dedi ki:

          En çok İç Anadolu’ya yarayacak derken en fazla yağışı orası alacak demedim. Batı bölgeler bu tür yağışları hep alır. İç Anadolu’ya bu tür yağışlar yılda 1-3 defa anca gelir. Bu yüzden İç Anadolu’ya yarayacak dedim. Eksik yorum yaptığım için özür dilerim 😉 .

          • Ankaragücü dedi ki:

            Şu sistem Ocak veya Şubat aylarında gelseydi Ankara’yı düşünemiyorum bile.. )) Diz boyu kar.. hayat felç… Bizler cam kenarında elimizde sahlep veya kahve sabaha kadar mest bir şekilde havada uçuşan beyaz tanecikleri izliyoruz… )))

  23. hayatbu dedi ki:

    28-30 Ekim’de yağış ve soğuma ardından Pastırma-sucuk yazı… Sanırım durum bundan ibaret gibi. Kar severler olarak Aralık ortasından itibaren İstanbul’da birşeyler bekleyebileceğimizi unutmasak iyi olur. Uzun zamandır bloga birşeyler yazamıyordum bari toptan yazayım:

    1-Benim favorim 2003 kışının Ocak-Şubat dönemidir. Hele Şubat süperdi. O sene sanırım Ocak’ın sonlarına kadar kar mar yağmamıştı pek. 1 hafta süren Karadeniz sistemleri 2 günlük şiddetli-sürekli yağışlara değişilmez…

    2- Bastardi bence çok havadan atıp tutan bir adam. İyi bir meteorolog olabilir ama uzun vadede uçmayı çok seviyor. Ama kar severlerden bir grubun onun blogunda yer alması bence gurur verici bir olay. Kuru kıskançlık yapacak bir grup değiliz, olmaya da gerek yok. Kış geliyor, kimin tahminleri daha tutarlı olur onu zaman gösterir… Kimin daha başarılı olacağı, kimin daha iyi olacağını da…

    3- Havadelisi blogunun en önemli özelliği bilgi-belge paylaşımının en üst seviyede olması. Beni buraya bağlayan nokta da bu…Müthiş bir entry girişi var ve bunların (düz bir hesapla) en az %30’u gayet güzel ve net bilimsel verilerin aktarımından ibaret. Zamanı geldiğinde bu bilgileri ayıklanmasıyla (özellikle yaz ayları daha müsait bu iş için) gayet güzel bir arşiv oluşacaktır kanımca.

    Şimdilik ufukta kış yok gibi… Ama oldukça yoğun sınav dönemi var… Herkese iyi ve mutluluk dolu günler diliyorum…

    • Ankaragücü dedi ki:

      Haklısınız. Gerek önümüzdeki dönemin genel görünümünün yorumlanmasında, gerekse havadelisi blog değerlendirmenizde. Burası son derece akademik düzeyde bilgi alış verişi yapılan, neden, niçin, nasılı irdeleyen, hava tahmininden ziyade meteorolojik şartların analizi yapılan, Ülkemizde bir benzeri olmayan yapıya kavuştu. Ozan Bey’e ne kadar teşekkür etsek azdır.

      • Havadelisi dedi ki:

        Ben size teşekkür ederim. Alışverişin akademik düzeyde olmasına gerek yok, nitelikli olması yeter. Bu da zaten katkı verenlerin sayesinde pekala gerçekleşiyor.

        • hayatbu dedi ki:

          4 Ocak 2002’deki ekstrem kar yağışından beridir düzenli şekilde kışları meteorolojik hadiseleri takip ederim. Bu sene 9. senem bitmiş olacak yani. Amatör olarak bu işle ilgilenen biri olarak bu blogda sistemleri takip etmek bana çok zevk veriyor. En çok şöyle haritalar üzerinde net ve herkesin anlayabileceği şekilde verilen bilgilere bayılıyorum. Hele o şiddetli sistemlerde “TOP List” yapmak, radarlarda sarı rengi görmek, “kütle geliyor akşama İstanbul patladı” veya “kar delileri bu gece coşacak” cümlelerini okumak…Bunlar bambaşka zevkler. Tabii hava delisi olanların anlayabileceği…

          • excratarius dedi ki:

            Ben de yeni katılanlardanım, tamamen amatorüm sadece modelleri inceleyip kendi kendime yorumlar yapardım ama bu siteyi keşfettikten ve siz değerli arkadaşların yorumlamalarını okuduktan sonra ben de az çok bişeyler çakmaya başlamışım diyorum (ama tabii ki sizin gibi olamam) ben kar macerasını böyle siteler yokken devamlı ibb’nin trafik kameralarından takip ederdim, silivri kınalı tarafından bakardım yavaş yavaş gelirdi ama şimdi artık daha mantıklı bir şekilde takip edeceğim. Laf aramızda kar yağmasını hiç sevmem çünkü ipini koparan acemiler yollara çıktığından rahat araba kullanılmıyor. Hepinize teşekkürler.

          • Ankaragücü dedi ki:

            Benim yaş artık baya başını alıp gittiğinden eski bir amatörüm diyebilirim.. )) Sizlerin bu mesajlarını gördükten sonra baya eskilere gittim. Normalde sıcak geçmesi gereken bir bahar gününde kar yağışı esnasında doğduğumdan olsa gerek )) kar ve havaya ilgim kendimi bildim bileli var. Ancak internet öncesi “çağlarda” )) Hava tahmini yapabilmek için elimizde hiç bir data yoktu. TRT1 radyosunun akşam 19 haberleri sonundaki hava durumu, TRT televizyonun akşam haberleri sonrasında gösterdiği, bir kaç saniye kalan el ile çizilmiş basınç haritası… Hepsi bu… 1996 yılı gibi yaygınlaşan internet ile bir devrim yaşadık. İnanılmaz ama uydu fotoğraflarını görebiliyorduk. CNN weather sayfasındaki sürekli güncellenen uydu fotoğraflarının bizleri ne kadar sevindirdiğini anlatamam bile size. ))

  24. Santiago dedi ki:

    Bastardi blogunda Hava City sitesinin reklamını yapmış, uzun vadeli tahminler dışında siteyle pek ilgilenmemişler. İstanbul için hava durumu güncellemesi en son 17 ekimde yapılmış. Joe amca bu siteyi görse heyecan yapar herhalde 🙂

    • Havadelisi dedi ki:

      Bastardi de uzun vade hastası onun için normal 🙂

      • Onur dedi ki:

        O sitenin sahibinin reklamimizi yap diye tutturdugundan eminim. Daha once de, Gokhan Abur’dan aldigi randevuyu Prince ustad gokhan abur’la toplantida seklinde duyurmustu 🙂

        bazilarinin reklama ihtiyaci oluyor

        • Havadelisi dedi ki:

          Ben de alıcam bir randevu Gökhan Abur’dan ama adamcağız kaset çalışmalarından fırsat bulamıyormuş.. 🙂

          Şaka bir yana, bu işlere meraklı insanların adlarının duyulması kötü değil. Herkes başarılı olsun. Reklamlarını da yapsınlar.

        • ALKIM dedi ki:

          Emek ve özveriyle amatörce de olsa yapılan işlerin sahipleri tarafından takdir edilmek ve bilinmek istenmesini son derece normal buluyorum. Özellikle Türkiye’nin buna çok ihtiyacı var. Bilimselliği tartışılabilir ancak kaç tane yerli profesyonel meteorolog yabancı dilde mevsimsel tahmini belli verilere dayandırıp hazırlayabiliyor ve bunun yurtdışından okunmasını sağlayabiliyor! Ben takdir ettim. Gördüğüm kadarıyla bir çok deneme oldu ancak havaturka ve havacity kendi aralarındaki çılgın rekabetin de sayesinde diğerlerinden kopup gittiler. Her ikisini de takip etmeye değer buluyorum.

    • çihiro dedi ki:

      Sitenin (Havacity) sohbet bölümü, diğer tüm eksikleri görmezden gelmek için yeterli bir sebep. Site için uğraş vermiş herkese teşekkürler.

  25. Timur dedi ki:

    Fırtınaların hep Ukrayna’ya gitmesinin nedeni Ukrayna’da oluşan alçak basınç alanları mı? Cevap verirsen sevinirim.

    • Havadelisi dedi ki:

      Fırtınalar hep Ukrayna’ya gitmiyor, bize de geldiği oluyor. Bir alçak basınç genelde rotası üzerinde sıcakla soğuk havanın kesiştiği yerleri izler.

  26. enes ayışığı dedi ki:

    29 ekimde istanbulda nasıl bir hava olucak cevaplarsanız sevinirim.teşekkürler.

  27. cümülonimbüs dedi ki:

    Joe Bastardi detaylı Avrupa kış tahminini açıklamış. Türkiye için şöyle diyor;

    “Turkey temps 1-3 below normal precip above, snowfall above.”

    Yani sıcaklıklar mevsim normallerinden 1 ila 3 derece Fahrenheit düşük, yağış ve kar miktarı normallerin üzerinde.

    İnşallah gerçekleşir.

    • karsever81 dedi ki:

      Ozan dostum bastardı cosmus yıne ama anlamadıgım nokta, 1-3 F dusuk demek çok C derece dusuk demek degıl mı? Ben mı yanlıs hesaplıyorum anlamadım 🙂

    • ALKIM dedi ki:

      Bu da 0,6 ila 1,7 santigrat derece normallerden düşük bir kış beklentisi demek. Sadece Bastardi değil bir çok mevsimsel tahminin de bu doğrultuda olduğunu gördüğümden( diğerlerinde yağış mevsim normalleri civarı ) çok çok gerilere gitmeyip İstanbul için son 10 yılın sıcaklık ve yağış ortalamalarını baz alarak ocak ve şubat aylarıyla ilgili bir şeyler söyleyeyim. Ocak ayının soğuk geçtiği yıllar 2002, 2004, 2006, 2008; ortalama üstü yağışlı olduğu yıllar 2004, 2005, 2006, 2009, 2010. (2004, 2005 ve 2010 ortalamanın 1,5-2 katı) Şubat ayının soğuk geçtiği yıllar 2003, 2004, 2005, 2006, 2008; ortalama üstü yağışlı olduğu yıllar 2003, 2005, 2006, 2009, 2010. Bunların içerisinde 2003 Şubat(4 derece) ve 2006 Ocak(2,3 derece) ayları yukarıda verilen aralığın dışında epey soğuk geçmiş. Onun dışındakiler 0-1,7 derece daha soğuk. Kısacası Bastardi ve diğer mevsimsel tahminler 2004, 2005, 2006 veya 2008 kışlarından birini yaşayabileceğimizi işaret ediyor. En muhtemeli 2006. Bana uyar valla 🙂

      • Havadelisi dedi ki:

        Teşekkürler. 2003 gibi bir şey isterim, onu görmemiştim 🙂

        • Santiago dedi ki:

          2004 ve 2006 kışlarında yaşanan maksimum sıcaklık değerlerine baktım.

          2004 efsane kışındaki ocak ve şubat aylarında sıcaklık dalgalanmaları çok dikkat çekiyor. Bir kaç gün içinde sıcaklıklar 15-16 derece iniş ve çıkış yaşamış. Kuvvetli fırtınalarda bu ani sıcaklık farkları etkili olabilirmi?

          2006’da ise ocak ayında bir soğuk kütle çökmüş kalmış, şubat ayının ilk yarısıda soğuk ancak kayda değer şiddetli bir durum yok. Dolayısı ile 2006’da soğuk hava daha çok hissettirmiş kendini ama kar yağışı bakımından 2004’ün yerini tutamamış.

          Benim tercihim 2004 kışıdır 🙂

          1

          • karsever81 dedi ki:

            Santiago dostum cok guzel calısma elıne saglık, keske 2004 olsa ama benı korkutan 2004te El Nino olmus,La Nina degıl maalesef. Insallah ilerki yıllarda 2011 kışı adı altında yenı bır efsaneyı konusuruz 🙂

      • karsever81 dedi ki:

        Alkım cok guzel bır calısma yapmıssın. Elıne emegıne saglık. Umarım 2006 olur guzel karlar almıstık cunku. Bu sırada 0,6-1.7 ort. altı demek cok seye gebe olcak demektır bu kıs ıcın, mesela benım fıkrım 2 gun guzel kar yagısı alıp, 3. ve 4. gun yerde kalabılcek gunler olcaktır, yagıs muhtemelen cok kalamıycak ama olsun ozledık gunlerce karların yerde kalmasını. Umarım cok erken bır kar almayız, bu durum benı endıselendırır, aralık 10dan sonra falan iyidir. aman kasım olmasın da 🙂 kotu orneklerı var cunku.

        • ALKIM dedi ki:

          Ben teşekkür ederim. Bu arada kimse mart ayı ne oldu diye sormamış. Bazılarınız katılmayabilir ama ben bir kaç istisna hariç mart ayından çok fazla beklentisi olmayanlardanım. 87 gibi pek de örneği görülmemiş bir yılı hariç tutarsak dillere destan olabilecek tarzda sistem veya sistemler hatırlamıyorum. Yalnız 1987’den sonra son 50 yılın en soğuk geçen 2003 martındaki 5 karlı gün sayısı ve 24 Mart 2003’teki -3 dereceyi de hatırlatayım. Bu özellikleriyle en az Ozan kadar ben de 2003 kışı benzerini tercih ederim diğerlerinin yerine.

          Bir çok kere bahsedildi. Sağda ve üstte linki var ama ben bir kez daha hatırlatayım. Şu linkten mutlaka faydalanın. İstanbul için Göztepe istasyonundan aylık ortalama sıcaklık verileri inanılır gibi değil ama 1839 yılından başlıyor. 1896-1911 arasında veri toplanamamış. Yine 3-4 kez 1-2’şer yıllık aksamalar var. Günlük min./max. sıcaklık verileri de 1930’dan 2004’e kadar gayet düzgün ancak sonrasında tutulmamaya başlamış. Aylık yağış verileri de 1846’dan itibaren tutulmaya başlamış. 1896-1930 arası veri yok. Arada bir kaç yıl kayıp. 1840’larda, 1860larda Göztepe istasyonunda bu verileri hangi kurum tutmuş? Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü’ne nasıl ulaştırmış veya tutulan bu verileri kim ne zaman bulup da oraya göndermiş? DMİ’nin elinde bu arşivi teyit edebilecek belge, bilgi var mı? Çok merak ettim.

          • Havadelisi dedi ki:

            1930’dan itibaren olan verilerin Göztepe’ye ait olduğundan eminiz. Fakat onun öncesinde işler karışıyor. 1830’ların sonunda başlayan ilk gözlemlerin gayrimüslimler tarafından, Pera’da (bugünkü Beyoğlu) yapıldığı biliniyor. Sırrı Erinç hocamızın (çok kişi tanımaz, Türkiye’de klimatolojinin babasıdır, birçok başka coğrafya dalının da babası olduğu gibi) Muzaffer Bener’le 1950’lerde yayınladıkları makalede, İstanbul’daki yağış gözlemlerinin Fransız ve Alman bilimadamları tarafından yayınlandığı anlatılıyor. 1868’den itibaren ise kayıtlar Rasathane-i Amire (Royal Observatory) tarafından, Pera’da tutulmuş, 1895’e kadar.

            Bütün bunları tabii DMİ’nin takip edip kayıt altına alması gerekiyor, ama hiç sanmıyorum böyle bir şey yaptıklarını. GHCN’nin bu verilere nasıl ulaştığını ise bilmiyorum.

            Şu makalemizde de (DATA başlığında) biraz anlatmıştık İstanbul yağış verilerinin tarihini. Bu konulara ilgi gösterip dikkat çeken Alkım’a içten teşekkür ederim.

    • BEHLÜL dedi ki:

      ”1-3 F düşük,yağış ve kar yağışı miktarı fazla” bana çok da inandırıcı gelmedi hala daha Bastardi’nin türkiye konusunda popülist bir yorum içinde olduğunu düşünüyorum. İnşallah tahmini tümüyle doğru çıkar da bizde keyifli bir kış geciririz..

  28. Onur dedi ki:

    rüzgarın kum kaldırması falan bilgisayar efekti gibi geldi ama kameranın açısı falan da değiştiriliyor, montaj mı değil mi emin olamadım… değil gibi:

    çok etkileyici

    • Havadelisi dedi ki:

      hmm bunu biliyorum. ben de emin olamadım açıkçası.. ama etkileyici gerçekten.

    • toros7070 dedi ki:

      Bana göre kesinlikle gerçek çünkü aynısını 2007 yılında Batman-Gercüş’te görev yaparken yaşadık.Pikniğe gitmiştik hava günlük güneşlikti bir anda tepelerden aşağı aynı görüntülerdeki gibi sise benzer bir kütle hızla inmeye başladı.Biz yağmur yağacak zannettik toparlanmaya çalışırken üzerimize geldi.Bir anda ortalık sisli kızılımsı bir şekle büründü ve göz gözü görmez oldu.yaklaşık 5 dakika sonra sis gitti ve ortalık yine günlük güneşlik oldu.Eve gidince DMİ nin sitesinden kontrol ettim bu bölgede kum fırtınası bekleniyormuş.Bu da benim başımdan geçen bir gözlem.2 tane fotoğraf çektim.Buraya nasıl yüklerim?

    • toros7070 dedi ki:

      kum fırtınası böyle bir şey …….
      1

      2

      • tengizman dedi ki:

        Boyle bir durumla karsilassam ilk yapacagim is arabaya atlayip o bolgeden uzaklasmak olur herhalde:)

  29. çihiro dedi ki:

    Yine aynı şey oldu. Rize coşarken Trabzon seyretti. Rize 92 kg, Trabzon 12 kg.

    1

    Yağışın en etkili olduğu anda rüzgarın Trabzon kıyılarına paralele yakın estiğini görebiliriz.
    Yağış
    2

    Rüzgar
    3

    Şurada Mehmet Ulu kardeşimiz çok güzel açıklamıştı. Ben bir iki şey daha ekleyeceğim.

    4

    Karayelin kat ettiği mesafe ile poyrazın kat ettiği mesafe arasında çok büyük fark var. Rize’ye karayel ile çok daha fazla nem taşındığı için yağış da Trabzon’a göre fazla oluyor. Rize kıyıları ile paralel uzanan Hopa ve Tirebolu kıyılarında yağışın Rize’ye göre az olması, Hopa veTirebolu’nun sırtını verdiği dağların yükseltilerinin az olmasından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Rize sırtları 4000 metreye yakın dağlar ile örülü iken Hopa sırtları 3000, Tirebolu sırtları 2500 metreyi anca görmektedir.

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok teşekkürler gözlem için.
      Yükselti konusu şüpheli. Şöyle ki, Rize’den yukarı doğru birkaç seviyede yapılan yağış ölçümleri var ve çok ilginç, yağış yukarı çıkıldıkça azalıyormuş. Yalnız bunlar sadece duyum, proje devam ediyor.

      • Tarık dedi ki:

        Ben Rize Çayeli Büyükköy’ lüyüm. Büyükköy biraz vadide gibidir. Yani etrafı hemen hemen kapalı sayılır. Çayeli merkezde hava günlük güneşlikken köyde güneşe hasret kalırız. Rize hava olayları üzerinde çok çalışılması gereken nadir bir yer diye düşünüyorum. Ayrıca yıllık yağış miktarının çok olmasında günlerce hiç kesmeden yağan toz gibi sıkıcı yağmurun büyük etkisi olduğunu da hesaba katalım. Bir başka konuda ; bildiğim kadarıyla Rize nin Trabzona göre önemli bir farkı dağların denize çok yakın ve dik olduğudur.

        • Havadelisi dedi ki:

          Haklısınız Tarık bey, çok ilginç bir yer Rize. Dağların Rize’de Trabzon’a göre şehre daha yakın olması önemli bir ayrıntı… Bu arada yorumunuz siz yolladıktan sonra ben görüp onaylamadan yayınlanmaz. 2 gündür internete sık girmiyorum, o yüzden oldu.

      • çihiro dedi ki:

        Düşen yağış miktarının yükseklere çıkıldıkça azalması ile benim söylediklerim farklı şeyler. Trakya’daki Yıldız Dağları’nda yamaç yağışlarının Doğu Karadeniz Dağları’ndakilere oranla çok düşük olması tamamen yükselti ile alakalı. Onu demek istiyorum. Bahsettiğiniz konu da çok ilginç.

        • Havadelisi dedi ki:

          İşte tamamen yükselti ile alakalı olmayabilir, onu söylüyorum. Trakya’da gerekli şartlar çok daha az oluşuyor… Bunu sonra yine tartışalım.

  30. havadansudan dedi ki:

    aşağıda 06.12.2006-28.02.2007 arasında Diyarbakır’da ölçülen en yüksek sıcaklıkların tablosunu görmektesiniz.
    gr
    hatırlarsanız Diyarbakır’da bu zaman aralığında Erzurum’u aratmayan gündüz ve gece sıcaklıkları ölçülmüş, kar günlerce yerden kalkmamıştı.bu hava şartları Güneydoğu Anadolu’da nasıl olup da oluşabilmiş ve günlerce hüküm sürebilmişti?bu soruma cevap verecek birisi var mıdır?
    İlginç olanı da aşırı soğuk hava şartlarının sadece Güneydoğu Anadolu’nun doğusunda etkili olup bölge geneline yayılmamış olmasıydı.O sıralar hayretler içerisinde kalmıştım.

    • Havadelisi dedi ki:

      Hocam, kar örtüsü ve üzerine yüksek basınç + radyatif soğuma. 26 Aralık’ta inanılmaz kar oldu o tarafta, Wetterzentrale arşivinde görülüyor. Sonrasında, günler en kısayken ve her yer bembeyazken hava açtı. Gündüz gelen güneş ışınlarını kar olduğu gibi geri yansıttı. Gece de geri kalan ısı enerjisi (kaldıysa) bulutsuz göğe kaçtı (radyatif = ışımayla soğuma). Üstüne 7 Ocak civarı karlı bir sistem daha gelmiş. Ocak sonu gene gelmiş. Bunun aynısı Ocak 2006 sisteminden sonra İç Anadolu’da oldu. Eskişehir maksimum sıcaklık olarak, 29 ya da 30 Ocak 2006’da -15 derece kaydetmişti.

      2007’yi kimse hatırlamak istemiyor ama Güneydoğu’da efsaneymiş be!

      • havadansudan dedi ki:

        peki aynı şartlar denize yakın bölgelerde de kolaylıkla oluşabilir mi? verdiğin eskişehir örneğini anlayabiliyorum.çünkü daha kuzeyli bir enlemde, yüksek bir platoda kuzeyli rüzgarlara açık bir yer eskişehir.diyarbakır’ın kuzeyinde ise duvar gibi yükselen toroslar olmasına rağmen soğuk hava oraya inebilmiş.ben bunu anlayamıyorum.aynı şey neden antalya ve adana’da olamıyor?
        diyarbakır’da gündüz en yüksek sıcaklığın -14 santigrad derece olması, adana’da sıcaklığın gündüz en yüksek +1 santigrad derece olması gibi.yani imkansıza yakın bir olay nerdeyse.

        • Havadelisi dedi ki:

          denize yakın yerlerde, denizin kendisi var zaten büyük bir ısı kaynağı olarak. diyarbakır’da oluşan soğuğu kuzeyden inen değil, kar örtüsü, minimum güneşlenme ve gece açan hava kaynaklı yerinde oluşan bir soğuk gibi düşünmek lazım. aslında doğu anadolu’da bütün kış olan da bu, yükseltinin de ekstra etkisiyle tabii. yani aslında hep söylenen ” sibirya soğukları geldi” lafı biraz palavra. çünkü gelen pek bir şey yok, soğuk yerel şartlarla kendisi oluşuyor, kışın bizim doğu’nun sibirya’dan pek farkı yok, enlemi haricinde.

          deniz böyle şeyleri varlığıyla imkansız hale getiriyor. onun için işte asıl deniz olan yerde kuzeyden soğuk havanın sürekli girmesi lazım ki hava soğuk kalsın. yoksa deniz hemen olaya müdahale ediyor.

  31. karsever81 dedi ki:

    Ozan dostum ustadım IRI tahminleri güncellenmiş, cok memnun olan kısıler var gordugum kadarı ıle, ama ben mavı rengı yanı ortalamanın altı rengı goremezsem pek de mutlu olamıyorum maalesef. Senın dusuncelerın nedır?

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Normallerinde bir kış gösteriyor. IRI hep sıcak gösterir, iyi yönde bir gelişme, herhalde ona sevindiler 🙂 Normal kışlarda bir iki güzel kar olur en azından, diye yorumlayalım.

  32. Havadelisi dedi ki:

    Ankara’nın rekor Ekim yağışları devam ediyor.. Toplamda 110 mm’yi geçti… Ekim normali 25 mm.. Bu arada Kızılcahamam’a yakın bir köyde, Çeltikçi’de hortum olmuş. Kızılcahamam’daki 35 kg’a dikkat. Bu da çok yüksek bir değer bu mevsim ve orası için.

    1

    • çihiro dedi ki:

      Konya ise 46 kg ile yine bir rekora imza atamamıştır 🙂 . Ekim ayı normali 32.2 kg’dır. Son sistemde DMİ Konya için kuvvetli yağış vermesine karşın sadece 7 kg alabildik.

      • Havadelisi dedi ki:

        Kışın acısını çıkarırsınız 🙂

      • havadansudan dedi ki:

        dmi “hafif” derse kuvvetli, “kuvvetli” derse hafif olur 🙂 öğrenemedin mi bunu çihiro? aşkolsun !

        • Tarık dedi ki:

          Özellikle İstanbul’ da seller sağanaklar almış başını giderken ; hafif sağanak yağışlı ibaresi beni sinir ediyor 😦 Adamlar resmen otomatiğe bağlamışlar.

    • welbane dedi ki:

      Dün aksam -20 ekim- saat 19:00-20:00 arasında sincan ve otesine yerleşmiş devasa bir cumulonimbus ve onunda tepesinde sanki bir kaynakçı; her saniye çakan şimşeklerle muthis bir gorsel solen vardı. Demek ki asıl kıyamet Kızılcahamam’da kopmuş. O saatlerde şimşek haritasına bakan olduysa farketmiştir mutlaka bu muthiş aktiviteyi.

  33. faseay dedi ki:

    Ozan hocam ve sevgili hava delisi arkadaşlar şöyle bir sorum olacaktı. Çayırova Kocaeli’de en geç kar yağışını olarak kayıtlarıma 16 Nisan olarak geçmişim çok da iyi hatırlıyorum ama yıl olarak tam hatırlamıyorum, 98-2004 yılları arası olabilir 2002’de de 7 Nisan’da yağdığını biliyorum. Benim sormak istediğim 16 Nisan’ın tersi 25 Ağustos’a denk geliyor, 21 Aralık’a iki tarih de aynı uzaklıkta ve gündüz uzunluğu olarakta her ikisi de aynı güneş açısı olarak da araştırmadım ama her iki tarihin aynı olduğunu düşünüyorum . Neden Ağustos 25’te kar yağmıyor diye soruyorum. Tabii biri soğuktan çıkıyor diğeri sıcaktan çıkıyor ama bu olaya etki eden diğer faktörler nedir acaba? yani anlayacağınız karın yağması için karaların ve denizlerin aylarca hazırlık mı yapması gerekiyor soğuma ve ısınma bu kadar uzun vadeli bir iş mi?

    • Havadelisi dedi ki:

      Evet uzun süreli bir iş ısınma ve soğuma. Hem atmosfer hem de denizler ısıyı tutuyorlar, bırakmaları zaman alıyor. Fırın gibi olmuş bir kuzey yarımküreyi 1-2 ayda soğutamayız değil mi? Buzul dönemlerinin bitmesi bile, onları bitiren sebeplerin etkili olmaya başlamasından daha sonraya rastlıyor, arada zaman farkı var.

  34. welbane dedi ki:

    Çihiro dostum umarım şunun gibi model çıktılarını bu sene sık sık görebiliriz; tam iç anadolu’luk görünümler bunlar, bilhassa da güneyi için. Tarihe dikkatinizi çekerim, gelecegi varsa mart sonu bile demiyo geliyo bu meret. tabii bi aralık bi ocagın ilk yarısındaki karın tadını vermez ama -kendi adıma en sevdigim karlar bu erken kışta yağan karlardır- yine de Konya Karaman civarlarında efsane olmuş bir sistem olsa gerek. Zaten Karaman’ın kar rekoru 44 cm ile 25 mart 2003 imiş.

    resim kayıp ne yazık ki

    • Havadelisi dedi ki:

      Bunun gibi bir tane de Mart 1998’de hatırlarım. Ankara’daki ilk kışımdı.

      • Ankaragücü dedi ki:

        Sanıyorum 90 kışıydı. 14-15 Nisan olması gerekiyor, şehir merkezinde DMİ nin ölçümü ile 10 cm kar hatırlıyorum.
        İki defa 23 Nisan tarihli 2-3 cm örtü yapan ve gece dona çeken kar yağışı daha görümüştüm. 70’li yıllar esnasında.
        Ankara’da hatırladığım en geç kar yağışı 1 Mayıs.. Yıl 83 olabilir. Bir Antalyaspor deplasmanına gitmek için otobüse binerken şehir merkezinde lapa lapa kar yağışı vardı. Kavaklıdere üstündeki tüm semtlerde 1-2 cm örtü yapmıştı yalnızca gece için de olsa. Ertesi sabah bizim taraftar Antalya’da denize giriyordu maç öncesi.. )))) Eski fikstür tarihlerini bir araştırıp tam tarihi bulmaya çalışayım.

    • çihiro dedi ki:

      Ayrıca bu tür sistemlerde poyrazdan esen rüzgarın taşıdığı nem Toros dağlarına çarparak daire içine aldığım bölgede yağışı biraz daha arttırıyor olabilir mi Ozan hocam?
      1

      • Havadelisi dedi ki:

        Olabilir bence. Yerel orografik etkiler her zaman mevcuttur.

        • Ankaragücü dedi ki:

          Üstadım bu İç Anadolu’da pek işe yaramıyor. Karedeniz dağları kuzeyden gelen nemi kestiğinden geriye Toros’a çarpacak nem kalmıyor. Belki lokal çok küçük etkisi olsa da. Bu nedenle İç ve Doğu Anadolu’nun tamamına yakın kısmı yalnızca Ege üzerinden giriş yapan sistemlerde iyi yağış alıyorlar. Ege’li sistemler ilk giriş yaptığında güneyli rüzgarlar Karadeniz dağlarının güneyinde nemi sıkıştırıp Ankara civarlarına ilk etkiyi bırakıyor, 1-2 gün sonra aynı sistemin karayele dönen rüzgarları İç Anadolu’nun güneyinde Toroslar’ın kuzeyine nemi sıkıştırıp Konya ve civarında etkili oluyorlar. Bu tür sistemleri çok izledim. İç Anadolu’ya oturan Ege – Akedeniz orjinli sistemlerde Ankara – Konya arasında genellikle bir veya iki gün fark oluyor.

          • Havadelisi dedi ki:

            “1-2 gün sonra aynı sistemin karayele dönen rüzgarları İç Anadolu’nun güneyinde Toroslar’ın kuzeyine nemi sıkıştırıp Konya ve civarında etkili oluyorlar.” … Sizin şu yazdığınızla yukarıda Çihiro’nun “olabilir mi?” diye bahsettiği mekanizma tamamen aynı. Karadeniz’den gelen nemden değil, Akdeniz siklonuyla gelen nemin poyrazla Toroslar’ın kuzeyine sıkıştırılıp yükseltilmesinden bahsediliyor. Yazmak kadar dikkatli okumaya da önem verirseniz değerli gözlemlerinizden daha verimli biçimde faydalanabileceğiz. Teşekkürler.

          • çihiro dedi ki:

            1
            Karayel daha çok İç Anadolu’nun güneydoğusuna yarar diye düşünüyorum. Zira Konya’nın güneydoğusunda yüksek dağlar yok. Karaman da bir nebze yararlanabilir. Ben kırmızı daireleri biraz büyük çizmiş olabilirim. Yamaç yağışlarının etki alanı hakkında çok fikrim yok. Belki daha dar bir alanda yağış etkili oluyordur. Araştırmalarım sürüyor 😉

    • çihiro dedi ki:

      Söylediğiniz gibi pek tat vermemiş. 26 Mart günü yani ertesi gün Konya’da kar erimiş 🙂

      Bu tür sistemlerin kuzeybatısında kaldığımız için yağış da en üst düzeyde oluyor. Şu adreste “Doğu Akdeniz Üzerinden Gelen Siklonlar” bölümünde bu tür sistemlerin çok az sayıda oluştuğuna değinilmiş. Umarım bu sene böyle bir mucize yaşarız 🙂 .

  35. hayatbu dedi ki:

    Daha çoook uzun zaman var ama ben yine de gündeme getirmek istedim…Çünkü bir görünüyor bir kayboluyor…Acaba siz ne düşünüyorsunuz şu iki güzel manzara hakkında?

    1
    2

    Tabii ki çok değişir ve çok erken daha…Ama olsun. Maksat kışa ısınma olsun…Bilimsel cevaplarla şu meseleyi bir ele alalım…Ne dersiniz nasıl bir tablo?

    • Havadelisi dedi ki:

      Neredeyse her güncellemede ilginç bir hareketlenme var güneye doğru.. Bence en fazla 4 Kasım 2006 gibi olur.. sanırım öyle olmasını da batıl inançlarımız nedeniyle istemeyiz 🙂

      • carcass dedi ki:

        Aman Allah muhafaza ya!! 18 yıldır kar görmemiş bir insanoğlu olarak Eskişehir’e gelişimin ilk yılıydı. Ve Kasım ayı başında o bahsettiğiniz soğukların ve kar yağışının gelmesiyle o kadar çok sevinmiştim ki tüm yıl böyle geçicek diye. Fakat 2007 kışı sonunda koskocaman bir hüsran vardı bende, hey gidi günler hey…

  36. Havadelisi dedi ki:

    Doğu İsviçre, bugün. Rakım: 950 metre.

    http://www.westwind.ch/oktoberwinter/

  37. cümülonimbüs dedi ki:

    Bastardi Avrupa öngörüsünü açıkladı. Biz de payımızı aldık, Bastardi kuzeybatı Türkiye’de normalden soğuk bir kış olmasını bekliyor. Özellikle Marmara’nın tamamı ve Karadeniz için soğuk kış beklentisi tüm kurum ve otoritelerde mevcut. Trakya, Marmaranın Kuzeyi, Batı karadeniz 1. dereceden şiddetli bir kış Orta ve Doğu Karadeniz, İç Anadolunun Kuzeyi ve Kuzey Ege 2. dereceden şiddetli bir kış yaşayacak gibi.Trakya’da mevsim normallerinin 1-2 santigrad altı görülebilir. 1. derece soğuk yerlerde 1 santigrad gibi kalan yerlerde 0.5- 1 santigrad arası mevsim normalleri altı görülebilir. Umarım kurum ve otoriteler haklı çıkar.

    • Havadelisi dedi ki:

      Ben de öyle umuyorum.

    • Ankaragücü dedi ki:

      Maalesef kuzeybatı Türkiye dendiğinde hemen anladığımız gibi gerçekleşmiyor bu beklenti.. Trakya Anadolu’nun tamamından ve hatta Marmara – İstanbul’dan bile coğrafi şartları ile kopuk bir bölge.. Trakya kar – tipi ile -10 ları ve poyraz fırtınasını görürken İstanbul veya Ankara’ya kar tanesi düşmediğini çok biliriz.. Tam bir genelleme olacak belki ama Trakya’ya yarayan sistem yalnızca Trakya’ya yarar.. İstanbul’a yarayan sistem ancak bazen Ankara ve Anadolu’ya yarar..

  38. havadansudan dedi ki:

    henüz 8 gün var, değişecektir mutlaka ama yine de paylaşmak istedim.

    1

  39. karcı hakan dedi ki:

    Arkadaşlar Azor yüksek basıncı sıcak nüveli bir yüksek basınç alanı olduğu için gittiği bölgede mevisimine göre sıcak ve kurak şartlara sebep olur. Kışın bize soğuk havanın indiği sistemlerde Azor Batı Avrupa’ya çıkarken, Hazar denizi üzerindeki yüksek batıya genişler. Azor yüksek basıncı polar(kutupsal)havanın Batı Avrupa’ya, Hazar denizi üzerindeki yüksek ise kafkaslara kaçmasını engeller. Bu iki yüksek de sıcak kökenli olduğu için iki yükseğin olduğu bölge nispeten sıcak kalırken iki yüksek arasında kalan bölge yani yurdumuz Kafkaslar ve Batı Avrupa’nın aksine soğur.bu yüzden iki yüksek arasında kalan bölgeye Polar koridorun açıldıldığı bölge deriz. Bunu haritalarla desteklemek gerekirse yakın tarihimiz 2008’den 16-17-18 şubat sistemi ile desteklemek en doğrusu olur.

    1

    Yukarıdaki haritada görüldüğü gibi Azor yüksek basıncı Batı Avrupa’ya yerleşmiş ve buraların ısınmasını sağlamış. Hazar denizindeki yüksek de Azor’un görevini görmüş yani kafkaslar ve çevresini bloklayarak buraların ısınması ve soğuğun buralara kaçmasını engellemiş. Kırmızı ile çizdiğim bölge iki yüksek arası yani polar koridorun açıldığı ve soğuk hava’nın indiği bölge. Balkanlar ve yurdumuz) ynı günün 850 hpa (yani yaklaşık 1500 metredeki sıcaklığı) herşeyi rahatça özetliyor.

    2

    500 hpa ile 850 hpa haritalarını karşılaştırısanız her şey açıkça belli olmuş olur.anlamadığınız yer varsa sorabilirsiniz dostlar. (Çizim kötü olmuş olabilir o yüzden özür dilerim) Saygılarımla…

  40. Ankaragücü dedi ki:

    Ne kadar aradıysam da, oldukça geriye giden uydu görüntü arşivi bulamadım hiçbir yerde.. Acaba bildiğiniz minimum 15 yıl geriye giden uydu görüntü arşivi var mı(dır). Teşekkürler.

  41. Santiago dedi ki:

    Bu sabah itibariyle İngiltere ve Kuzey Denizinde güzel bir sea effect yağışı.

    850 hPa Sıcaklık = -5 C
    Deniz Suyu Sıcaklığı = 13 C (Sıcaklık Farkı 18 C)
    Rüzgar Hızı = 15-16 m/s

    = Güzel bir sea effect yağışı

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Süper. Bu olayın uzantısı İsviçre’ye kadar geliyor. Topoğrafya tarafından yukarı itilen nemli hava daha fazla bulut yapıyor, böylece kışın ben bile bazen Kuzey Denizi kar sağanaklarının tadını çıkarıyorum Bern’de. Ama tabii buraya gelene kadar çok zayıflamış oluyorlar. Bir iki saatte bir 5-10 dakikalık sağanaklar oluyor..

      • Santiago dedi ki:

        Hollanda’yı da etkiliyor galiba. Geçen sene bir ara sürekli “thunder snow” çıkıyordu bültenlerde, neyin nesi bu diyodum 🙂 Sea effect olabilir mi?

        • Havadelisi dedi ki:

          Sea effect de var. Bir de oraya uzanan soğuğun altından Atlantik siklonları geçiyor bazen. Öyle de kar yağıyor. Yeterince konvektif aktivite varsa thunder-snow her şekilde olabilir. Şubat 2004 sisteminde Bursa’da da olmuş diye duydum.

  42. karsever81 dedi ki:

    http://www.accuweather.com/ukie/bastardi-europe-blog.asp
    Bastardının yenı yazısı yorum sızın. Ozan dostum da yorumlarsa herzaman oldugu gıbı, mutlu olcaz. Saygılar.

    • Havadelisi dedi ki:

      Klasik Bastardi. Şöyle olmuştu, o zaman böyle olacak. Batı Rusya – Alpler koridorunda havalar soğuk olacak.. Hahaha, bir de biz üzülmeyelim diye Türkiye’nin kuzeybatısı da dahil buna demiş 🙂 Sağolasın Bastardi biz de seni seviyoruz.

      • BEHLÜL dedi ki:

        Ozan, çok popülist bir yorum (kar severlerin takip ettiği gözetilerek yapılmış). Bastardi resmen türbünlere oynamış hayranlarımı çok seviyorum üzülmesinler onları da sevindireyim yapmış. Belli ki adam bu blogu ve diğer amatör bazı siteleri takip ediyor.. Bence yağışların mevsim normalleri altında olacağı tahmini dikkate alınırsa kar yağışı alabilmemiz için soğuk ve az miktardaki yağışlı sistemlerin bizi aynı anda etkilemesi gerekiyorsa ben meteorolojinin kar yağışı daha fazla görülecek tezine katılmıyorum..Bu sene ayazlı gecelerin bol soğuk günlerin çok ama kar yağışı açısından o kadar da tatminkar olamayacağı görüşündeyim. İnşallah yağışın bol geldiği zaman soğukla karşılaşır ve yeteri kadar kar alırız..

        • Havadelisi dedi ki:

          Yok, blogu takip etmiyordur, Türkçe biliyor olamaz 🙂 E-mail atıp soruyorlar devamlı, onun için yazmıştır.

          • BEHLÜL dedi ki:

            Takip derken onu bu bölgede dikkate alanların varlığından haberdar olduğundan basediyorum..yanlış hatırlamıyorsam ”sizleri seviyorum” demişti galiba’…hani sizler de benden yorum bekliyorsunuz, ona cevap verdim mahiyetinde…neyse önemli olan kışın ne kadar kar yağacağı veya kar yağma ihtimali…

  43. havadansudan dedi ki:

    deniz atı gibi bir cephemiz var 🙂 ve farkındaysanız saatlerdir aynı yerde, ilerlemiyor!

    resim uçmuş

  44. Santiago dedi ki:

    2002’den 2010’a kadar Marmara Bölgesini etkileyen soğuk hava kütlelerinin reanaliz haritalarını aldım, rotasını çizdim, bıraktığı karın miktarını yazdım ve mini bir animasyon yaptım. Bu 8 yıl içinde gelen 10 ciddi soğumanın 4 tanesinin 2004 yılında olduğunu, 14 Şubat 2004’te gelen soğuk havanın şiddetini, 2005’te bir gecede 20 cm. yağan sea effect karının Kafkaslar üzerinden gelip Karadeniz’de katettiği mesafeyi (bu sistem Silivri ve Çorlu’yu kara boğmuştu, radar görüntüsü Ozan Bey’de mevcut, ayrıca Varna-Bulgaristan bir günde 50cm. yapmıştı), kuzeyden kopan soğuk havanın %80 aynı nokta üzeriden yolculuğa başladığını, 2005 Şubatında tüm Avrupanın donduğunu, bu yıl hariç diğer senelerde gelen soğuklarda Batı Avrupa’ya giren sıcak havayı gözlemleyebiliriz. Tüm delilere sevgilerimle, bizi izlemeye devam edin 🙂

    (Not: Reanaliz haritaları Wetterzentrale arşivinden, kar kalınlıkları Weatheronline İstanbul arşivinden alıntıdır)

    santiago

    • Santiago dedi ki:

      Bunu da yayınlamıştın bir yazında 🙂

      1

    • Cemal dedi ki:

      Santiago öncelikle çok güzel bir animasyon hazırladığını belirteyim. Marmara bölgesine soğuk inerken özellikle Batı Avrupa’ya sıcak havanın girmesini çok güzel tespit etmişsin. Ben de özellikle 85 ve 87 kışlarına arşivlerden baktığımda yine İspanya, Fransa ve İngiltere’nin oldukça sıcak kısımda kaldığını gördüm. Sanki terazinin iki kefesi gibi o tarafda kar yağdığında bizde havalar genelde ılık oluyor. Bizde aşırı soğuklar olduğunda bu sefer Batı Avrupa ısınıyor.

      1

      • Santiago dedi ki:

        Sadece o da yetmiyor, Doğu Anadolu ve Hazar Denizi üzerinden de ılık hava girmesi gerekiyor kuzeye doğru.

      • Akureyri dedi ki:

        Benzer durum ABD’de de geçerli. Batı kıyıları sıcak iken Dogu kıyıları soğuk oluyor ya da tam tersi…Hatta bilimsel olarak ispatı var mıdır bilmiyorum ama ABD nin Pasifik kiyisi ile Bati Avrupa kıs trendleri arasinda da benzerlik var. Ornegin, ABD nin Kuzeybatisinda, Seattle kentinin bulunduğu bölgede son iki senedir,
        tıpkı İngilterede olduğu gibi kar rekorları kırılıyor.

        • Havadelisi dedi ki:

          Son iki sene konusunda emin değilim. Tam tersi olması lazım. Yani Seattle sıcaktı, doğu kıyıları karlı. Hatta Vancouver’daki kış olimpiyatları zora girmişti bu yüzden.

    • Havadelisi dedi ki:

      Başyapıt!

      • Santiago dedi ki:

        Hocam 2005 sea effect snow ile ilgili bir çalışma, büyük ihtimalle biliyosundur ama yine de paylaşmadan geçemedim. Nefis görüntüler var. Geçmişe götürdü radar görüntüleri beni 🙂

        http://www.springerlink.com/content/cu66841r30p20v72/fulltext.pdf

        • Santiago dedi ki:

          Ayrıca burda da İtalyan bir hava delisinin 2005 şubatla ilgili videosu, tüm Güney Avrupa’dan kesitler var, içinde İstanbul da var.. Hatta o İstanbul resimlerini Wunderground’a ben koymuştum ordan kapmış 🙂

          • Onur dedi ki:

            ben bu videoya takıldım. ne güzel bir kıştı 2005-2006…
            gördüğüm kadarıyla dünyanın geri kalanında da güzel geçmiş.
            özlemişim resmen.

    • Muhammed Uysal dedi ki:

      santiago aynı seyi konya icin de yapabilir misin ? cok mu istemis olurum 😀 hangi yıllar nasıl kar almıs ve bu yagıslar ve soguklar nerden gelmis gercekten hep merak etmişimdir.

      • Santiago dedi ki:

        İstanbullu hava delileri olarak kentimizde yaşanan ekstrem hadiseleri gün ay yıl olarak biliriz, kaç cm kar yağmış, nasıl yağmış falan hepsi hafızamızdadır. Ama açıkçası diğer şehirleri pek takip etmem, şu linkten geçmişe doğru giderek Konya’daki sıcaklık yağış kar vb. arşivleri bulabilirsin. Ekstrem olaylardaki reanalizleri ise buradan bulabilirsin. Kurcaladıkça öğreneceksin zaten, asıl zevk kendin oluşturup hafızanı yenilemen 🙂

  45. Havadelisi dedi ki:

    12-18 Ekim 2010 tarih aralığındaki İstanbul ve Ankara radarı videolarına şu adresten ulaşabilirsiniz. Umarım youtube’e girebiliyorsunuzdur. Giremiyorsanız başbakana sorun 🙂

  46. Santiago dedi ki:

    Daha çok vakit var illa ki değişecektir ama güzel bir portre, özellikle ekim sonu-kasım başı için. Umarım ocak ayına mahsuben gelmiyodur soğuklar 🙂

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Güzel gözüküyor. Rastgele 🙂

    • ALKIM dedi ki:

      Santiago benden hızlı davranmışsın. Aynı yorumu yazacaktım. 2 güncelleme üstüste çıkmış olsa ve 10 güncelleme daha aynı şekilde gitse bile pastırma yazı dönemine denk gelen bu görüntü pek inandırıcı değil şu an için. İnandırıcı olmaya başlarsa beni 2007 kışı benzeri bir kış stresine sokacağından (bknz. 4 Kasım 2006 İstanbul’da kar yağışı) bir an önce bozulmasını temenni ediyorum. 🙂 Ha bu arada bir çok rivayetsever arkadaşımızın yorumlarına göre Kasım’da kar kaçınılmazmış. Ozan’ın dediği gibi hepimize rastgele.

      • Santiago dedi ki:

        Bu batıl inanç bende de var ALKIM üstad, kasım serin gittiği zaman aralık ocak ılıman gidiyor. Ayrıca 4-5 senedir hava durumlarını internetten takip ettiğim kadarıyla tüm kış boyunca soğuk hava sadece belli bir bölgeyi etkilemiyor, bir ay batı soğuksa öbür ay doğuya sarkıyor (benim gözlemim), burda önemli olan soğuk havanın yeterince güneye bir koridor boyunca sarkabilmesi. Evirdim çevirdim çarpıttım biraz galiba 🙂

        • Onur dedi ki:

          bu “batıl inanış” bende de var 🙂 kasımın 15inden önce kar görmek istemiyorum… hatta o kardan sonra aralık 15e kadar da yağmurlu olsun mümkünse…

          işin bilim kısmına değinesim geldi burada:
          batıl inanış’ı tırnak içine aldım çünkü gözlem bilimin başlangıcıdır.
          hava gibi karmaşık sistemleri modellemek çok zor da olsa, gün geldi de modelledik diyelim. o zaman kasım’da soğuğa sebep olan ihtimallerin yüksek bir yüzdesinin, kışın geri kalanında ılıklığa sebep olduğunu görebiliriz belki. 🙂 işte o zaman gözlemlerimiz doğru olur.

  47. Santiago dedi ki:

    pastırmanın hazin sonu.. 9 derecelik ani sıcaklık düşüşü görünüyor..

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Pastırmaya laf yok 🙂 Daha erken, gelir. Kasım’ın başında başlar diye biliyorum ben zaten? Yanlış mıdır?

      • Santiago dedi ki:

        merak ettim araştırdım kısaca, ekim sonundan kasım ortasına kadar görülürmüş, tüm kuzey yarımkürede geçerli bir şeymiş, tabii ülkemizde böyle bir isimle anılınca sadece bizde var sanıyodum 🙂

        http://tr.wikipedia.org/wiki/Pastırma_Yazı
        http://en.wikipedia.org/wiki/Indian_summer

        • Havadelisi dedi ki:

          Türkçe vikideki açıklama çok bomba. Kim yazdı acaba? Hiçbir şey anlamadım. “Alçak bir soğuk hava kütlesi”… 🙂

        • Ankaragücü dedi ki:

          Sevgili Santiago. Wikipedide verilen bilgiler sanırım yanlış. Kasım ayı başından (hatta çoğunlukla 5 kasım kabul edilir), Aralık 10 -12 sine kadar olan dönem diye biliyorum ben. 12 Aralık karakış fırtınası ile sonbaharın sona erdiği kabul edilir. Hem hava delisi, hem de balıkçılık aşığı olduğumdan çocukluğumdan beri ezbere biliyorum. ))

      • northwest dedi ki:

        Evet, pastırmanın hakkı Kasım’dır. Bir de bayrama denk gelirse pek şukar olur..

      • EFSANE-SEMİH dedi ki:

        Kasım başı kar geliyor karasal illere pastırma falan yok:)

        • Havadelisi dedi ki:

          “Kafana yağsın.” (annemin lafı)

          • EFSANE-SEMİH dedi ki:

            Heheh. Babam da “bir kar yağar ince ince sevgilim seni görünce” derdi..

        • Ankaragücü dedi ki:

          Sevgili Semih, tam “atış serbest” kategorisine girecek bir tahmin(!) yapmışsın.. )) Gerçi ben de o tarihlerde Azor – İzlanda kombinasyonundan bir aksiyon bekliyorum ama henüz gfs üzerinde bir numara yok. 😦

  48. Havadelisi dedi ki:

    Ekim ayının gizli yağış şampiyonu Ankara. Ankara’nın uzun yıllar (1926-2009) Ekim ayı ortalama yağışı 25 kg. Bundan önceki rekor ise 1942 Ekim’ine aitti: 77 kg. Ankara, 12-16 Ekim aralığında toplamda 75 kg yağış alarak Ekim ayı normalinin %300′ü kadar yağış kaydetmiş. Bir 5 kg da ayın 8′inde vardı, 80 kg. Yani Ankara gözlemlerin başladığı tarihten bu yana en yağışlı Ekim ayını geçiriyor, ayın yarısı henüz bitmişken.

    • Aycan Apak dedi ki:

      Merhaba, şu ana kadar okuyucu olmakla yetindiğim ve ilgiyle takip ettiğim sitenize ilk defa yorum yazıyorum. 12 Ekim öncesinde bir gün 12 kg (ayın 7’si) ertesi gün de 4,5kg olmak üzere yaklaşık 16-17kg yağış almıştı Ankara merkez istasyonu. Son yağışlarla birlikte toplam 91-92 kg seviyesine kadar çıktı aylık toplam yağış. Ayrıntı belki ama yine de katkım olsun dedim. Teşekkürler..

    • Ankaragücü dedi ki:

      Deli gibi 1942 kışı gidişatını araştırdım ama bir şey bulamadım.. )))))) “Ekim ayında çok yağış alınca kış döneminde ne kadar kar yağar” sorusuna kendimce cevap arıyorum. )) Her an kendisine özgüdür gerçeğinden uzaklaşarak bol kar beklentime uyacak her türlü kocakarı ilacına tutunuyorum.. ))

      • Havadelisi dedi ki:

        1942, 1954’ten sonra, son 70 yılın en soğuk kışı Marmara bölgesinde. Türkiye geneli için ise 6. en soğuk. Bu linkte 1942 kışıyla ilgili çok ilginç şeyler var.

        • havadansudan dedi ki:

          teşekkürler ozan!
          bize böyle geriye dönük yabancı kaynaklı ama anadolu, akdeniz havzas , ortadoğu üzerine yapılmış iklim araştırmalarını, tarihsel kayıtları bulabileceğimiz bir adres tavsiye edebilir misin?
          çok mu şey istiyorum bilmiyorum 🙂

        • Ahmet dedi ki:

          Sayın Ozan bey 1942 ile ilgili linki incelerken Aralık 1939 Erzincan depremi ve öncesi ve sonrasında Anadolu Avrupa da gelişen hava olaylarını anlatan bir yazıya ulaştım. İnsanlarımız gerçekten çok sıkıntılı günler yaşamış. Sadece deprem değil, akabinde çok şiddetli soğuk ve fırtınalar olmuş. Karadenizde tsunamiler yaşanmış.
          Allah bir daha bize böyle deprem ve afetleri vermesin .

        • welbane dedi ki:

          Gerçekten süper bi linkmiş Ozan, çok teşekkürler. 2. Dünya Savaşı belgeselleri meraklıları bilirler; Polonya-Ukrayna-güney Rusya hattında uzayıp giden o korkunç doğu cephesinin savaş boyunca nasıl deli kışlara sahne oldugunu, askerlerin tuvalet ihtiyaçlarını giderirken donup kaldıklarını falan. Ben açıkçası savaş esnasındaki bu hava şartlarının bir anomali oldugunu hiç düşünmemiştim, eski kışlar hep boyledir sanırdım. Bir de Erzincan depremiyle ilgili NYT muhabirinin sahadan gözlemleri var ki daha dün denilebilecek bir tarihten ne kadar bihaber oldugumuzu da gösteriyor. Okurken bile insanın tüyleri ürperiyor. Kapıya dayanan savaş, 10 yıldır süren ekonomik kriz falan yetmezmiş gibi bugün bile çok büyük bir kaosa yol açabilecek deprem ve meteorolojik felaketler bütünü. 1940’a çok zor şartlarda girmiş ülkemiz, Allah bir daha göstermesin.

          • Havadelisi dedi ki:

            Yahu bu arada linki verdim ama kendim dikkatli okumamışım, adamlar savaşın iklimi değiştireceğini savunuyor!

            • havadansudan dedi ki:

              evet, 4 yıllık savaşın isveç’teki arktik kışlara sebep olduğunu, baltık denizi’nin normalden hızlı soğumasının da ordaki rus-alman çatışmalarına bağlı olduğunu iddia ediyor.bana pek mantıksız gibi gelmedi, her ne kadar konunun uzmanı olmasam da.sonuçta antropojen etkiler her zaman ısınmayla sonuçlanmayabilir, soğuma da olabilir.bir yanardağın patlamasıyla değişen iklim neden yıllar süren bir savaş sonucunda atmosfere ve denizlere salınan maddelerin etkisiyle değişmesin ki?

              • Havadelisi dedi ki:

                Evet ilginç bir tez ama ciddiye alınacağını sanmam. Bu da antropojenik olsa da, çok para getirmeyeceğinden ilgi de görmeyecektir 🙂

  49. Havadelisi dedi ki:

    Önceki sayfaya hemen sol altta gördüğünüz Older Comments düğmesinden ulaşabilirsiniz.

  50. Excratarius dedi ki:

    Mm ve metrekareye düşen yağmur miktarı aynı seyler midir?

    • Havadelisi dedi ki:

      Yağış her zaman, bir metrekarelik alana düşen miktar üzerinden hesaplanır. Taban alanı bir metrekare olan bir kap düşünün, küp şeklinde olsun. Yağmur yağacak ve içine dolacak. Kap 1 milimetre yüksekliğinde suyla dolarsa, o su 1kilogram geliyor. Onun için metrekareye şu kadar kilogram ya da metrekareye şu kadar milimetre aynı şeyler. Sadece kg ya da mm denirse anlayın ki o her zaman metrekareye düşen miktardır.

Yorumlar kapatıldı.