Atış Serbest


DİKKAT! Atış Serbest sayfamızın adresi değişmiştir, artık sayfamız şuradadır.


 

Reklamlar

28.845 Responses to Atış Serbest

  1. excratarius dedi ki:

    Şimdi baktım DMI pazartesi ve salı için kuvvetli yağış vermiş istanbul’a fakat ben hangi siteye baksam en fazla 10 mm yağış veriyor, sizce nereden alıyor bu verileri

    • Havadelisi dedi ki:

      Evet az gösteriyor modeller şu anda ama daha var, ihtiyaten yapmış olabilirler. Yarın bitecek yağışlı periyotta bir sürü sürpriz aşırılık oldu, ondan korkmuşlardır belki. Ya da ben DMİ ile ilgili çok iyimserim bugün..

      • ALKIM dedi ki:

        Üstteki mesajı şu an okuyup da DMİ’nin sitesine bakan excratarius’u yanlış gördü sanır. Oysa ki aynen dediği gibiydi. Güncellemişler İstanbul tahminlerini gökgürültülü sağanak yağışlı şeklinde. Dünkü güncellemeyi hangi verileri kullanarak yaptıklarını kimse bilemiyor. Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan …(hadi yazmayayım). Bu arada dün gece (pazar sabaha karşı) saat 3.30 sıralarında Kadıköy civarında 15 dakika süreli acaip bir oraj hasıl oldu. Yataktan kaldırıp pencereye koşturur, benim ufaklığı uyandırır cinsten. En yakın istasyon olan Göztepe’ye baktım 4,1 kg yağmur düşmüş. Hadise fazlasıyla lokal gibi göründüğünden Kadıköy civarında 8-10 kg olduğunu düşünüyorum. Yakın yerlerde farkeden olmuştur sanırım.

        • Havadelisi dedi ki:

          Benim hatun Moda’da oturuyor. Çok korkmuş, gökgürültülerinden sonra uyuyamamış 🙂 Yağmurun nasıl yağdığına bakmamış ama.

  2. Havadelisi dedi ki:

    12-15 Ekim Akdeniz-Ege siklon yağışları başlığı 17 Ekim’e kadar uzatılmıştır. Gözlemlerinizi orada paylaşabilirsiniz. Santiago, şimşek haritanı oraya aldım.

  3. Semih dedi ki:

    İsviçre’de kar yağışları tekrar başlamış. Çok güzel görüntüler var 😀

  4. Santiago dedi ki:

    Okyanus havası binlerce kilometre katedip Sibirya’ya kadar çıkıyor, yol üstünde nemi toplayınca Akdeniz ve Ege’de sağanaklar bırakıyor. İzlanda’ya doğru ismini cismini bilmediğim bir sıcak hava kayıyor (Ozan yardımcı olursan sevinirim 🙂 ) ve kutup havası İskandinavya üzerinden Orta ve Batı Avrupa’ya akıyor. Geçen sene İngiltere bu şekilde donarken biz de bol lodoslu bir kış geçiriyorduk. Tekerrür etmese bari.

    1

    • Havadelisi dedi ki:

      Okyanus havası Sibirya’ya mı çıkıyor? 🙂 Boşver hepsini. Batılı akış gösterdiğin gibi Cebelitarık’a kadar inmiş, onun için de kuzeyli akım rahatlıkla Avrupa içine kıvrılıyor, görmemiz gereken bu bence. Sağolasın animasyon için.

      • Santiago dedi ki:

        Amatörlüğümüze ver hocam 🙂 Türkiye’nin üstünden akıyomuş gibi geldi bana 🙂

        • Havadelisi dedi ki:

          Dur dur, gördüm ben de 🙂 Jet stream o yolu izliyor sanırım. Siz ne dersiniz deliler?

          • Santiago dedi ki:

            Wunderground haritaları.. İki jet stream varmış (polar ve subtropik), bizden geçen Hazar Denizini biraz geçiyor anlaşılan. Sibirya diye hafif uçmuşum 🙂

            1

            2

      • çihiro dedi ki:

        Belki bana kızacaksınız ama ben geçen seneki tablonun bu kış da sürmesini isterim. 2009 yılı Konya’nın 1970’den bu yana geçen en yağışlı 3. yılı. Yağmursuzluktan çok çektiğim için istiyorum o tabloyu. Karsızlıktan daha kötü bir şey. Tok açın halinden anlamaz 🙂 Ya Iğdırlılar ne yapsın? 🙂

  5. karcı hakan dedi ki:

    Arkadaşlar,geçen gün Mehmet Yayvan’ın sitesinin linkini vermiştim. Mehmet Hoca’nın sitesindeki makaleleri özellikle okumanızı öneriyorum. Özellikle şu makale müthiş bir şey. İçinde mükemmel bir bilgi birkiminin en güzide örnekleri var. Siklonlar üzerine yazılmış bir konu, uydu görüntüleri ve yer kartları ile desteklenmiş ve mükemmel bir makale ortaya çıkmış. Bu makaleleri ısrarla okuyun diyorum. Bunları okumanız yurdumuzu etkileyen siklonları daha rahat yorumlamanızı sağlayacaktır.

  6. onur dedi ki:

    Burada öylesine paylaşımlar oluyor ki, her gün akşam eve gelip detaylı incelemek için can atıyorum. Laf aramızda işyerinde arada göz atmadan duramıyorum. Bu yazıyı burada mükemmel mantık silsilesi kuran pırıl pırıl beyinlere teşekkür etmek için yazıyorum. Keşke her deli böyle olsa.. Bu arada, bu kadar bilgiyi bu küçük beynime sokmaya çalışırken overload sonucu gerçekten delirecem 😉 Başta Havadelisi olmak üzere herkese teşekkürler..

  7. bursalı deli dedi ki:

    Sevgili hava delisi, gözlemlediğim bir durum var, yağmur yağarken şimşek hadisesi meydana gelirse, yağış birkaç dakikalığına coşuyor, sonra tekrar sakinliyor. her şimşekte bu tekrar ediyor aşağı yukarı. bunun açıklaması nedir acaba?

    • Havadelisi dedi ki:

      Şimşekler genelde sağanak bulutunun en hareketli yerine denk gelirler, oranın altında aynı zamanda yağış da en fazladır.

  8. sirocco dedi ki:

    3 günlük çıktı da verse takip edilmeye değer bir adres:

    http://cirrus.meteo.noa.gr/forecast/bolam/index.htm

    Çıkardıkları tüm modeller ise;

    http://cirrus.meteo.noa.gr/forecast/bolam/ensemble/ensemble.htm

  9. mehmet torun dedi ki:

    giresunda yağmur güneş şimşek üçünü 1 saat içinde gördük hava sıcaklığı 23 derece bu mevsimde böyle bir hava!

  10. welbane dedi ki:

    Şimdi hep şey diyoruz ya; işte iç bölgelere sağlam kar yağması için sağlam bir soğuğa Akdeniz kaynaklı bir alçak basıncın eşlik etmesi lazım falan. Benim anlamadığım şu; Akdeniz kökenli sistemler bazen soğuk havayı süpürüp var olan karı da eritip ılıman yağmurlu bir hava da getirebiliyorlar. Hangi şartta Akdeniz kökenli sistemin yağışı kar olarak düşebiliyor; soğuk hava dalgası çok kuvvetli olduğunda mı? Geçen kış mesela Ocak sonunda sıcaklık gündüz dahi -8 -10 dereceyken gelen ılık sistemin ilk yağışı kar olarak düşmüş hemen ardından yağmura çevirmişti. Tam olarak nasıl bir kombinasyon gerekiyor?

    • Havadelisi dedi ki:

      Akdeniz siklonunun nerede oluştuğuyla ilgisi var. Aslında iş yine Azor yükseğinde bitiyor. Eğer Azor Akdeniz’in batısını kapatamazsa, kıta içinden soğuk hava batıya kıvrılıyor, ve siklonlar Akdeniz’in orta ve batısında oluşuyor (NAO negatif durumu). Bize doğru ilerlerken de güneyden sıcak hava getiriyorlar. Soğuk süpürülüyor.

      1

      Eğer Azor görevini yapıp batıyı güzel kapatabilirse, var olan soğuk az bir soğuk da olsa (aşağıdaki gibi, İstanbullular bu sistemi hatırlamazlar, çünkü direk Ankara’ya çalışmıştı) direk güneye kıvrılıyor. Bu, siklonların Doğu Akdeniz’de oluşmasına yol açıyor. Önündeki sıcak havayı kuzeye çıkartmak için imkan bulamayan siklon, soğuğu süpüremiyor. İstanbul’lular zayıf sea effect ve en fazla sulu karla idare ederlerken, Ankaralılar, Konyalılar ve Kayserililer coşuyor 🙂

      2

      • karcı hakan dedi ki:

        Akdeniz çanağı da siklon oluşumuna gayet müsaittir. Bir kere Doğu Akdeniz’de siklon oluşması için kutupsal havanın güneye inmesi gerekir. Bunu da çoğunlukla bir yüksek basınç sağlar. (kıta avrupasına yerleşen bir yüksek basınç) ben bu yüzden bu siklonları yüksek basınca tepki olarak doğan siklonlar olarak nitelendiriyorum. Arşivleri incelerseniz siklonların Balkanlara doğru açılan polar koridordan inen soğuk hava akımları ile oluştuğunu gayet net anlarsınız. (demek istediğim bol kar bırakan sistemlerdeki siklonlar Doğu Akdeniz üzerinde oluşmuştur.) mesela 2004 ilk sistemini örnek vereceğim. Azor yükseği nefis konum alarak kutupsal havayı Akdeniz’e indirmişti.bunun sonucunda Adriyatik üzerinde oluşan siklon Ege Denizi üzerinde kutupsal hava ile karşılaşarak müthiş bir şekilde derinleşmişti.(siklonun gözünde basınc 980 mb’e kadar düştü.)

        siklon

        Üstteki yorumlar bilgi amaçlıydı. Welbane’nin sorusuna gelecek olursak; İzlanda alçağı aslında soğuk enlemlerde doğan bir alçak basınç alanıdır. Bu yüzden içinde kutup anlamına gelen polar kelimesi geçer (subpolar alçak basınç alanı). Ancak negatif nao etkisi sebebi ile olması gerekenden daha güneyde doğar. Yani bir nevi Azor’la yer değiştirir. Bunun sonucunda polar özelliklerini kaybeder, tropikal özellikler kazanır (Azor ve Kanarya adaları üzerinde) Akdeniz çanağında ilerledikçe sıcak cephesi güçlenen siklonlar yurdumuza ılık hava girişine sebep olur. Bu yüzden soğuk moğuk dinlemez 🙂 Bence iç ve doğu kesimler için en uygun sinoptik durum;bir yükseğin Avrupaya yerleşip Akdeniz’e kutupsal hava indirmesi kutupsal havanın inmesi sonucu Doğu Akdenizde oluşacak siklonun Anadolu’ya girmesi ve üst seviyelerde poyraz,alt seviyelerde lodos ile aşırı kar yağışlarına sebep olması(over running)gerekir. Yanlışım varsa düzeltin 🙂

  11. Ankaragücü dedi ki:

    Belki bilmeyen meraklıları için küçük bir not düşeyim. Wunderground sitesinde ilgilendiğiniz kente tıkladığınızda bu kentte büyük bir havalimanı varsa, bu havalimanının günde 2-3 kez güncellenen “raw METAR” bilgilerine ulaşabilirsiniz. Bu lokal bölge için yapılan çok detaylı tahminler eğer kısa terimleri çözebilirseniz (ilgili syaflarda genellikle sembollerin açıklaması için link bulunur) hangi saat diliminde hangi yoğunlukta yağış, rüzgar, bulutluluk durumu, v.b. pek çok detaya ulaşabilirsiniz. Tam bizler gibi hava delilerine seslenen detaylar var anlayacağınız. Aşağıda Ankara Esenboğa tahminini örnek olarak veriyorum;
    ID: LTAC Ankara/Esenboga, TU
    REPORT TIME: 15 10:40
    VALID TIME: 15 October AT 12:00Z to 16 October AT 12:00Z.
    INITIAL WX
    WINDS: 260 AT 13
    CLOUDS: 40 SCT
    TEMPORARY WX FROM 12Z TO 15Z
    WEATHER: -SHRA
    CLOUDS: 25 FEW WITH CB
    CLOUDS: 30 BKN
    WX BECOMING FROM 14Z TO 16Z
    WIND: VARIABLE AT 2
    TEMPORARY WX FROM 10Z TO 12Z
    WEATHER: -SH_RA
    CLOUDS: 25 FEW WITH CB
    CLOUDS: 30 BKN
    COMMENTS: =

    Ben kış döneminde hangi periyotta hangi yoğunlukta kar yağışı beklendiğini buradan rahatça izleyebiliyorum. Yukarıdaki örnekte 10Z TO 12Z -SH_RA olarak verilen kısaltma 10.00 – 12.00 saatleri arasında hafif (“-” sembolü hafif, “+” sembolü yoğun yağış gösterir) sağanak yağışa işaret etmektedir.

  12. Santiago dedi ki:

    Güncel mevsimlik tahminler:

    Sıcaklık:

    sıcaklık

    Yağış:

    yağış

    Bu tahminleri haftada en az 3 veya 4 gün takip ediyorum, NOAA’dan Wanqui Wang isimli bir arkadaş hazırlıyor bu modelleri galiba ve her gün güncelliyor tahminlerini. Ekim ayını saymıyorum çünkü durum ortada, ekimin yarısına geldik ve rekorlar kırılıyor, Wang da buna göre güncelleme yapıyor.

    Dikkatimi aralık ve şubat ayı çekiyor, son bir iki aydır ısrarla aynı bölgelerde mevsim normallerinin altında gösteriyor sıcaklıkları. Kasım ve ocak ise belirli bir istikrar tutturamadı, ocak ayında soğuk havanın ineceği merkez bölgeler Türkiye’nin doğusu ve Hazar Denizi olarak görülüyor son bir haftadaki güncellemelere göre.

    Yağışlar açısından mevsimlik tahminlere güvenmiyorum ben. Geçen sene Türkiye’ye genelde mevsim normallerinin altında verdiler yağış tahminlerini ancak tutturamadılar ki sıcaklıklar da mevsim normallerinin üstündeydi.

    Amatör bir gözlemci olarak genel yorumum, bu kış dört gözle beklediğimiz kar yağışları için uygun soğumalar kuvvetli ihtimal olacaktır, ancak siteyi takip etmeye başladıktan sonra buradan öğrendiğim bilgilere göre basınç merkezleri işin kilit taşı (Azor, İzlanda ve Sibirya), umarım herşey beklediğimiz gibi gelişir. Artık bu kış lodos sarhoşu olmak istemiyorum. (Ozan’ın tabiriyle 🙂 )

    Haydi Azor, yeter artık çektirdiğin, çök şu İngiltere ve İspanya’nın üzerine bu sene 🙂

    • Havadelisi dedi ki:

      Teşekkürler. Geçen sene de ısrarla kış aylarını soğuk göstermişti Mr. Wang, Türkiye için. “Skill mask”li haritalara yansımadıkça herhangi kuvvetli bir sinyal olmadığını ve bu tahminlerin bir fikir vermediğini düşünüyorum. Konuyla ilgili olarak şu yazımı okursan ne demek istediğimi anlayacaksın.

      1

      • Santiago dedi ki:

        Anlaşıldı tamam 🙂 skill mask özelliğini de şimdi öğrenmiş oldum. O zaman Bastardi tarzı falcılığa devam diyorum 🙂

      • Ankaragücü dedi ki:

        Geçmiş tarihli yazınızı ancak şimdi okuyabildim. Net ve güzel bir cevap olmuş. Keşke geçmiş bir kaç kışın, 2-3 ay öncesinden yapılan mevsimsel tahminlerini, yine aynı grafikler ile hazırlanmış “gerçekleşmiş” değerleri ile karşılaştırabilseydik.. Malum görsellik her zaman daha açıklayıcıdır.. ))

  13. sirocco dedi ki:

    Bilmiyorum daha önce dikkatinizi çekti mi; şöyle bir şimşek haritası daha var Yunanistan merkezli,

    bu adreste de anlık görüntü var, bilgisayarda java olması gerekiyor görebilmek için.

  14. sirocco dedi ki:

    Ekşisözlükte biri reklam yapmış az önce gördüm 😀

      • Karsavuran dedi ki:

        Seven sayısını arttırmak için elimden geleni yapıyorum inanın, ben burayı daha önce nasıl keşfedememişim, ne salakmışım Allahım 🙂
        Ben ve benim gibi düşünenleri tuhaf sitelerden kurtardığınız için çok teşekkür ederim, başarılarınız daim olsun.

        • Havadelisi dedi ki:

          Olur mu öyle şey, vardı da siz mi keşfetmediniz 🙂
          Çok teşekkürler desteğiniz ve güzel sözleriniz için. Katkılarınızı her zaman beklerim.

          • Ankaragücü dedi ki:

            Benzer veya benzerleri kelimelerini kullanmadan “hava tahmini” veya “hava delileri” diyeyim.. siteleri arasında çok farklı bir çizginiz ve seviyeniz var.. Aklın yolu bir olduğundan kısa sürede yoğunluk daha da artacaktır. Bu durumda belki formatta küçük değişiklikler gerekebilir. Daha kullanıcı dostu mesajlaşma – yorum atma olanakları açısından.. Ama böyle kalsın, bu da bir tür eleminasyon derseniz onu da anlarım.. )) Ellerinize sağlık.

            • Havadelisi dedi ki:

              Teşekkürler güzel sözleriniz için, aslında bu bloga başlarken sadece fikirlerimi yazayım, hem de bilgilendirici olur diyordum, hava tahminine bulaşmayayım diyordum.. Ama tabii ki tahmin de bu işin bir parçası. Yine de genel olarak tahmine odaklanılmamasını teşvik etmeye çalışıyorum. Format değişikliğini kısa vadede düşünmüyorum, dediğiniz gibi böyle güzel bir eliminasyon oluyor, sadece gerçekten konuyla ilgili insanlar katkı veriyorlar. Gereksiz bir sürü mesajın birikmesi ilgili insanların siteden uzaklaşmasına yol açabilir ki bunu hiç istemem.

  15. northwest dedi ki:

    Hava durumuna dair tüm beklenti ve tahminlerimiz, söz konusu cephe ve sistemlerin geçmişte örneklediği hareketlere dayanıyor. Oysa hepimiz, meteorolojide her yeni anın yeryüzünün var olduğu günden beri ilk kez yaşanacağını biliyor ve bundan tarifsiz bir heyecan duyuyoruz. Hele hele Anadolu ve daha hele İstanbul gibi çılgın bir coğrafyada… Ama ne keyif!

  16. cümülonimbüs dedi ki:

    Valla şu anki GFS modellerini gördükçe kış için ümitlerim artıyor. Azor, Sibirya… güzel gidiyor Allah bozmasın. Ancak tecrübeli bir hava delisi olarak kendi kendini gaza getirmenin kışın ne kadar kötü sonuçlara yol açtığını biliyorum 🙂

  17. BEHLÜL dedi ki:

    Ozan Bey; D.M.İ. bu sene kuzey ve kuzeybatı bölgelerde mevsim norm. altında sıcaklık tahmininde bulundu. Mevsim normalleri: Bir bölgede son 30 yıllık iklimsel verilerin ortalamasıdır. Doğru mudur? Öyleyse son otuz yılın bir önceki otuz yıla göre daha sıcak geçtiği düşünülürse bu tahmin sonunda acaba biz kar severlerin söylenenleri biraz abartıp hayal ettiğimiz kışın gercekleşeceğini mi düşündük yoksa kar yağışı acısından tatminkar bir kış gecirme olasılığımız var mı? Biraz karışık oldu galiba ama umarın anlaşılmışımdır.. (son otuz yılın daha sıcak olduğuna amatörce yaptığım ortalama hesaplara göre ulaştım)

    • Havadelisi dedi ki:

      Son 30 yılın kışlarında Marmara bölgesi için sıcaklık artışı gözükmüyor. Aşağıdaki grafik 2004’e kadar ama çok farketmeyecektir. Endişen yersiz.

      1

      • BEHLÜL dedi ki:

        Peki Ozan Bey, o zaman acaba şehir üzerindeki ısı adaları etkisi dikkate alınmış mıdır..

        • Havadelisi dedi ki:

          Alınmamıştır. Mevsimlik tahminler çok genel laflar içerir Behlül. Eğer DMİ’nin tahmini tutarsa, karlı bir kış olur. Söyleyeyim de rahatla bari 🙂

          • Ankaragücü dedi ki:

            Kesinlikle evet… Geçmişte normalin 1 veya 1,5 derece altında sıcak geçen ortalamaların o kış dönemine büyük fark getirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Genel okuyucu 1 derece fark dile getirildiğinde hava 8 değil de 7 derece olacak gibi algılayabiliyor. Oysa yaratacağı fark bunun çok ötesinde olabiliyor.
            Yine büyük kentlerin ısı adalarının kar yağışına büyük etkisi olduğunu söylemek zor. Şöyle ki zaten yağışlı ve soğuk bir hava rüzgarını da yanında getiriyor. Sirkule olan hava yapay ısıyı dışarı atıyor. Yine bir fizik kanunu olarak soğuk havanın zemine çöktüğünü, sıcak havanın yükseldiğini ve ortamı terk ettiğini ekleyebiliriz.

            • Akureyri dedi ki:

              Çok güzel bir açıklama olmuş. Benim de gozlemim Isi adasi etkisi ruzgarli sistemlerde daha az , fakat ayaz diye tabir edilen bulutsuz durgun gecelerde etkisi cok fazla oluyor.

  18. nehirk dedi ki:

    Bu siteyi gecen kistan beri yaz da dahil olmak uzere takip eden biri olarak yaptigim ilk yorumdur. Oncelikle basta Ozan olmak uzere butun hava delilerine bana kattiklari icin tesekkur ediyorum.
    Aklima takilan sey istanbul’un hava durumu arsivleriyle ilgili. Bildigim butun arsivlerde (weatheronline,wunderground vs.) istanbulun iliman iklime sahip olan yesilkoy, goztepe gibi ilcelerin verileri gosterilmekte. bu yuzden aslinda bogaz cevresi ve kuzey kiyilari veya anadolu yakasinda etkili olup da dedigim yerlere pek ugramayan sistemlere ulasamiyorum. Daha cok istasyonun bilgilerine ulasabilicegim bir site varsa lutfen yazin. Bundan 10 yil sonraki hava delileri gibi sansli degiliz. Cunku onlar wunderground’dan bircok ilcenin arsivlerine ulasabilecekler (levent,omerli,catalca) boyle kisa bir soru icin mesaji uzun tuttuysam kusuruma bakmayin ve cevabiniz icin simdiden tesekkurler.

    • Havadelisi dedi ki:

      Hoş geldiniz, güzel sözleriniz için teşekkürler. Ne yazık ki sözünü ettiğiniz verilere kimse ulaşamıyor. Zaten sanırım sadece havaalanlarının saatlik verileri arşivleniyor. Bende bir takım günlük veriler var ama onlar da akademik gizlilik şartları altında kullanıldığı için (DMİ’nin şartları) paylaşamıyorum.

  19. havadansudan dedi ki:

    gün geçmiyor ki dmi’nin sitesinde yeni bir komedi yaşanmasın; 🙂

    http://www.meteor.gov.tr/sondurum/kar-kalinliklari.aspx

  20. çihiro dedi ki:

    Mutlak nem için yapılan şu tanımın ikinci satırında yer alan “mutlak nem sıcaklık arttıkça artar.” cümlesi yanlış değil mi?

    • Havadelisi dedi ki:

      Sıcaklığın artması daha fazla buharlaşmaya yol açacağı için havadaki mutlak nem oranı artacaktır. Bunu demek istediyse söylediği doğru. Ekşi Sözlük yararlı olabiliyor, ama yine de dikkatli kullanmak lazım senin yaptığın gibi.

  21. karsever81 dedi ki:

    Ozan dostum Bastardı tahmınını yayınlamıs ama kısıtlı bır tahmın olmus (yagıs haritası yok), sadece 2003 yazıyla ekımını karsılastırmıs bu yılla ve boylece 2004 kısı ıle benzer bır kıs olabılcegınden bahsetmıs. Sen de yorumlarsan sevınırım. Gorusuruz.

    • Havadelisi dedi ki:

      Hep aynı hikaye.. Sonbaharda bir yerler soğuk filan oluyor, ya da yazın sıcak oluyor, o da onu eski yazlara ve sonbaharlara, ve onları takip eden kışlara benzetiyor… Sonra da şurası soğuk olacak diyor. Tuttuğu oluyor mu, oluyor. Mesela geçen seneyi tutturdu. Ama mesela 2007’de fena çuvalladı. 2008’de de öyle galiba. Bastardi şu yorumları bu blogda yapsa eleştirirdim, çünkü yönteminin bilimsel temeli konusunda ciddi şüphelerim var. Ama sen bana bakma, ben öğretmen kılıklı olduğum için herkesi eleştiriyorum 🙂 Umarım tutturur.

      • ALKIM dedi ki:

        2004 kışını Marmara veya Türkiye’de ciddi kar alan herhangi bir coğrafyada yaşamamış birisi tüm kışın soğuk ve karlı geçtiğini düşünebilir. Oysa ki bütün kış üçer hafta arayla her ikisi de perşembe günü gelen(22 Ocak, 12 Şubat) 2 çok ciddi sistemden ibaretti. Sistemlerin gücü ve etkisi birbirine o kadar yakındı ki İstanbul Kadıköy civarında yaşayan birisi olarak kıyas bile yapamadım. Oysa ki 2007’ye kadar 2000 sonrası bir çok kış, (özellikle Şubat 2003 ve 10 Ocak-15 Şubat 2006 arası periyot) karlı ve soğuk gün sayısı bakımından (İstanbul için konuşuyorum) daha tatmin ediciydi. Şu tablo efsanedir örneğin.
        Demek istediğim, sıcaklık ve yağış bakımından 2004 kışına benzer bir kış yaşayacaksak ve o iki efsane sistem benzeri sistemleri barındırmayacaksa kalsın.

        • Havadelisi dedi ki:

          Doğru söze ne denir. Ama bir kar sever genelde, iki efsane sistem gelecekse bütün kışın ılık geçmesine razıdır. Efsane sistemler gelince de o kış soğuk kış olur. Ne yalan söyleyeyim 2004 denince benim de tüylerim diken diken oluyor 🙂
          Ama gerçek efsane Şubat 2003’müş cidden. 28 günün 20’sinde kar ikonu var. İstanbul için ekstrem bir durum. Benim Ankara’daki son kışımdı, orada bi numara yoktu.

          • Ankaragücü dedi ki:

            Türkiye’deki yerleşim birimlerinin coğrafi farklılıkları ne yazık ki gelen sistemlerin her yeri aynı şekilde etkilemesine engel oluyor. Marmara’nın çok etkilendiği sistemler Ankara’ya avucunu yalatabiliyor veya tersi oluyor. Batı Karadeniz dağları iç Anadolu’ya taşınan nemi kestiğinden Marmara’ya bol kar getiren Karadeniz orjinli rüzgarlar Ankara’ya ancak serpinti bırakabiliyor. Ama yeterince soğuk bir hava katmanı üzerine Ege’den gelerek dikine Anadolu’ya uzanan dağların arasından süzülen batı veya güney batı yönlü nemli sistemler İç Anadolu’yu kara boğuyor, bu sefer de sistemler batı – güneybatı orjinli olduğundan Marmara’da kar sıcaklık sınırı aşılabiliyor ve yalnızca yağmur görülebiliyor. Nadiren sıcaklık yeterince düşükse 84-85 ve 2002 kışlarında olduğu gibi hep birlikte nemalanabiliyoruz. )) Kısacası bizler ayrı dünyaların insanlarıyız.. Sizin kaybınız bizim kazancımız. 🙂

        • Santiago dedi ki:

          2002’den 2005’e olan periyod müthişti. Tam üç güzel sistem gelmişti, her seferinde “bir daha böyle kar yağmaz” demiştim. 2 kez yanıldım, ama üçüncü ve son sistem olan şubat 2004’ten beri öyle müthiş yağmadı kar. Bu sistemlerin en babasıda oydu, akşam 3-4cm falandı kar, sabah arabalar lastiklere kadar gömülmüştü, ve kar tamamen sıfırın altındaki derecelerde yağmıştı. Ocak 2004 biraz daha “wet snow” tarzıydı 🙂

          • karsever81 dedi ki:

            Nasıl olur 2004’ü bazı arkadaşlar sevmez anlamak mumkun degıl sayılı kışlardandır, zaten sayılı kışlar da bir elin parmagını gecmez (halıyle burası kuzey avrupa degıl). Hala keske 2004 olsa derım arada 2006 da olsa olur ,87 olsa super olur modundayım. Neyse herkesın fıkrı kendıne.

        • Havadelisi dedi ki:

          Sevmiyoruz demedik ki karsever 🙂 Neyse. Ben 2006’yı da müthişti diye hatırlıyorum Alkım gibi. Özellikle süresi bakımından. Belki de o zaman bulunduğum yerden dolayıdır, Maslak’ta İTÜ kampüsünde kalıyordum, orası İstanbul’un Uludağ’ıdır 🙂 Kar 22 Ocak Pazar gecesi başlamıştı, Cuma öğlen hala sea-effect’ten yağış vardı. 55 cm kar ölçmüştüm o gün kendim. Bir de Şubat’ın 6sında bir sistem gelmişti. Fakat Ocak’taki sistem beni o kadar doyurmuş ki, Şubat’takinin tüm ayrıntılarını hatırlamıyorum 🙂

          • karsever81 dedi ki:

            Yok Ozan dostum sana zaten dememıstım… sadece 2004’un yeri ayrıdır gerci 14 subat’ı kutlatmamıstı ama 🙂 olsun kar ıcın her seye deger 🙂

            • Santiago dedi ki:

              yorumu benim yazıya yapmışsın ama ben de üstüme almıyorum karsever üstat 🙂

          • Santiago dedi ki:

            55cm fenaymış 🙂

            Benim 2006 sistemini pek hatırlamamam bu nedenden olsa gerek:

            sea-effect avrupa yakasında güney ilçelere uğramamış demek 🙂

            Şubat 2005’teki bu kar 4-5 saatte yağmıştı.

          • ersin dedi ki:

            (Muhabbete devam etmek isteyenler, yorumlarını lütfen benim bu tartışma içindeki ilk yorumuma cevap olarak yazsınlar. Teşekkürler ! – Havadelisi)

            Meşhur 2004 fırtınasında Eskişehirdeydim, sürekli Eskişehir’de doğru dürüst kar görmemekten şikayet ederken Dmi’nin sitesinde İstanbul için tam fırtına ve kar işaretini görünce neredeyse bilgisayar başında ağlayacaktım:) O gün Eskişehir de sağlam kar almıştı. İstanbul’a döndüğümde her yerde 20-30 cm kar vardı, bir daha böyle sistem gelmez derken şubatta gelen sistem hepimizi kendimizden geçirmiştir sanırım. Bu da böyle bir anımdır:)

      • çihiro dedi ki:

        Benim en çok merak ettiğim çocukluğumdaki karlar. Kafamda sadece bazı görüntüler var. Kaç yılına ait bilmiyorum. Sadece müthiş görüntüler var 🙂 İşte bu yüzden her gün havanın durumunu not etmeye başladım 🙂

        • Havadelisi dedi ki:

          Çok iyi yapıyorsun. Bu çok önemli konu, çünkü özellikle 30’lu yaşlardakilerin ve daha yaşlıların hatırladıkları da genelde anılara ve duygulara dayanıyor. Eminim 2004 sistemleri 30 sene önce gelmiş olsaydı, radar uydu model filan hiçbir şey olmadığından acayip birer efsaneye dönüşeceklerdi. Bence mesela Şubat 2004’ün Mart 87’den aşağı kalır yanı sadece süresidir. Mart 87’nin efsaneliğinin büyük kısmı, konuşulanlara göre, tahmin edilememesinden geliyor, çünkü ortada ne doğru dürüst model ne radar vardı. Şubat 2004’teki kar yağışını ve kalınlığını gören dedem (İzmit’te ve şu an 86 yaşında) böyle bir şeyi orada hiç görmediğini söylemişti. Ben de İzmit’te, deniz kenarında 50 cm üzerinde kalınlık ölçmüştüm, bu İzmit gibi soğuması çok zor, şehir ısı adası o biçim bir yerde ekstremdir. (13 Şubat 2004’ten bir İzmit sahili fotoğrafı burada). Aynı sistemde Bursa 80 cm civarıydı yanılmıyorsam, ayrıca yine aynı sistemde Girit’e dahi deniz etkisiyle (evet, Ege Denizi) acayip karlar yağmıştır.

          • Cemal dedi ki:

            Hiç kimse 1985 kışından bahsetmemiş. 1985 Şubat ayında İstanbul adeta bu günlerde bahsedilen mini buzul çağını yaşamıştı. 13 Şubat -4 Mart arasında kar,buz,tipi ne ararsan vardı.Benim havaya karşı merakım da bu tarihte başladı. Kartopu oynamak imkansızdı. Gündüzleri kar yağar geceleri donardı.3 hafta okullar tatil olmuştu. Benim gördüğüm en soğuk kış 1985 Şubat kışıdır. Hava durumu ile ilgili ilk notlarım bu tarihlerde başlamıştır ve yaklaşık 5 sene bu notları tutmuşumdur. Sonra çevremde benim gibi havaya bu kadar ilgiyle takip eden kimseyi görmediğim için kendimden kuşkulanmış akıl sağlığım için istemeye istemeye not tutmaktan vazgeçmişimdir. Şimdi anlıyorum ki yanlız değilmişim.

            • Scar Tissue dedi ki:

              Bu site için biraz romantik kaçacak ama 85 kışında kadıköyde çatılardaki buz sarkıtları metreye yakındı, kopan veya koparabildiğimiz (artık o kısmını hatırlamıyorum) parçaları tüfek yapıp askercilik oynuyorduk. Hey gidi günler…

      • İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

        2004 kışı İstanbul için insanların en net hatırladığı efsanedir. Benim için de özel bir anlamı vardır. İlk defa meteorolojik olayları 2004 Ocak sistemiyle beraber yavaş yavaş merak etmeye başladım. Tabii o zamanlar kar sevgisi dışında hiç bir şey bilmiyordum 🙂 İstanbul’da o kış iki mükemmel kar yağışı olmuştu. İlk kar yağışında Çamlıca’da bahçemizde abartısız olarak diz kapağı ile bel seviyesi arası bir kar birikintisi oluşmuştu. Artık siz hesap edin ne kadar kar olduğunu.Gerçi boyum biraz kısadır kar miktarı bana biraz fazla görünmüş olabilir:) İkinci gelen mükemmel sistem ise Şubattaydı. Fakat bu sistem genelde insanların akıllarında o ilki kadar yer etmediğini söyleyebiliriz.Ben de ikinci sistemi çok iyi hatırlamıyorum .Yanlışım varsa düzeltin ama benim hatırladığım ikinci sistemde 3 gün mükemmel kar yağdıktan sonra 4. gün öğle saatlerinden itibaren rüzgar lodostan esmeye başladı ve yağışlar bazı yerlerde yağmura döndü.Ben böyle hatırlıyorum. Hafif de olsa yağan yağmur yerdeki karların çabucak erimesini sağlamıştı. Bunun için hem miktarı hem de yerde kalış süresi bakımından ilk kar yağışı 23 ocak 2004 efsanedir. İkincisi ise miktar olarak yine çok fazla olmasına rağmen çabuk eridiği için ilki kadar hafızalarda yer etmemiş olabilir. Ya da ben her şeyi birbirine karıştırdım,yıllar birbirine girdi 🙂

        • Havadelisi dedi ki:

          2004 Şubat’ı az hatırlaman bence psikolojik, çünkü ikinci bir efsane bünyelerde doygunluk yaratmıştı 🙂 Bana da öyle oldu. Bir de onda İzmit-Bursa-Bolu daha fazla kar aldı İstanbul’dan, siklon daha doğudan kuzeye çıktığı için. Ocak’taki ise İstanbul kar kasırgasıydı.

      • İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

        Evet bünyeye ikinci efsane fazla gelmiş olabilir:).Yine de iddialıyım 2004 şubatta hangi sistem bilmiyorum ama yerde ciddi bir miktar kar varken üstüne yağmur yağdı eminim:).Çünkü 2004 martta yerel seçimler vardı ve ben harçlık için Kadıköyde seçim anketi yapıyordum.Muhtemelen şubat ayıydı.Yerde kar vardı rüzgar ise lodosa dönmüştü.Sabah hafif kar yağarken öğleden sonra Kadıköyde sağanak yağışa tutulmuştum.O gün sokakta resmen donduğumdan bu olayı hiç unutmam:).Yalnız sistem olarak hangisi çıkaramadım.2004’de tek olumsuzluk bu aklımda kalmış.Bu yüzden sistemleri birbirine karıştırmış olabilirim.Böyle bir olayı hatırlayan arkadaşlar varsa yardımcı olsunlar.Şizofren olduğumdan şüphelenmeye başlıyacağım yoksa:)

        • Santiago dedi ki:

          eski verileri inceledim arkadaşım, şizofren değilsin söylediklerin doğru gibi görünüyor 🙂

          1

          • İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

            Çok sağol Santiago kardeş:).Ben de model arşivine baktım.Anlattığım olay 2004 21-22 şubatın karlı 23 şubatın sabah hafif karlı,öğleden sonra yağmur yağdığı bir tarihte gerçekleşmiş olabilir. En azından ben model arşivinde böyle bir hadisenin meydana geldiği zaman için en mantıklı bu tarihlerin olabileceğini düşündüm. Dileyen wetterzentrale arşivden inceleyebilir:)

            • karsever81 dedi ki:

              Super yorumlar yapmıssınız, agzınıza saglık. Bu sırada Santiago dostum eger ıstemeden kırdıysam affola, kar manyaklıgıma ver diyim bari 🙂 bırden heyecan yaptım sanırsam 😉

      • Onur dedi ki:

        Haklısın Ozan. Ampirik bir yol izliyor Bastardi. Son konuşmada 2 örnek verebiliyor. Ağustos sıcak, ekim soğuk —kış soğuk; ağustos sıcak ekim— sıcak kış sıcak demiş.
        şimdi bunu tekrarlayan birkaç örnek gösterse ve tersi örnek gösteremese, ampirik metodu bilimsel bi tabanın yansıması denebilir ama şu haliyle hevesimizi arttırabiliyor sadece.

  22. Havadelisi dedi ki:

    Umarım dediğiniz gibidir, neden görüntüyü ayrıca yayınlamadıklarını anlayamadım. Balıkesir radarının menzili daha önce de Muğla’nın güneyine kadar gidiyordu sanki…

  23. çihiro dedi ki:

    İzmir radarıyla ilgili durum gerçekten şöyleyse üzerine düşelim derim.

    • devrim dedi ki:

      temmuzdu sanırım manisa salihli’de gelişen bir bulut kümesi ve yağış için dmi, uyarı notunda izmir radarından alınan verilere göre diye cümleye başlamıştı. sonraları forumların birinde ismini hatırlamadığım birisine dmi’yi aradığında radar görüntülerinin pek yakında sitede görülebileceğini söylemişler bunun üzerinden neredeyse 2 ay geçti hala görünmüyor.

  24. Tarık dedi ki:

    Sevgili Hava Delisi ilginç bir soru olacak ama cevaplarsanız sevinirim. Kardanadam’ın yorumunu okuyunca internetten araştırdım bir çok sayfa içinde ilginç bi yer dikkatimi çekti. Yağmur damlasının yere düşüş hızı saatte 8 ila 10 km arasıymış. Halbuki yağmur damlasının ağırlığıyla, düştüğü bulutun yerden yüksekliğine göre hesaplandığında bulutun yüksekliğine göre en az saatte 500 km hız ile yere düşmesi gerekirken; bulutların yüksekliği ne olursa olsun hızı sabit (8-10 km. ) ve değişmiyor. Bana ilginç geldi internetten araştırıyorum ama tatmin edici bi cevap bulamadım. Siz ne dersiniz?

  25. karsever81 dedi ki:

    The summer of 2003 came off the El Nino of 2002-2003, and a monster heat wave developed in August over France. That was followed by a major cold October. The same thing is happening, farther east this month! The August heat wave is being followed by major chill in the areas that had the heat (amazing no news stories on that, eh), and I think is telegraphing where the core of the coldest part of the winter will be…. Bakalım Bastardi nasıl bır kış ongorecek… ama dedıgıne gore 2004 kışı gıbı bır kış beklıyor yanı benzerlıkler varmıs oncesıyle 😉 Ozan ustad yorumların onemlı. Gorusuruz.

    • Havadelisi dedi ki:

      2006 Sonbahar’ında da benzer şeyler söylüyordu hazret. “Soğuğun merkezi Doğu Avrupa’da olacak” filan.. Sonra ne oldu gördük. Bu sefer tutturursa kahraman olacak tabii.

      • Santiago dedi ki:

        Bastardi uzun vadeli tahminlerini yaparken sürekli geçmişten örnek veriyor, videolarında da sıklıkla görülebilir bu, haritalarla karşılaştırma yapıyor.

        “Geçmişte buymuş, bu sene de olabilir” şeklinde. Zaten %33 tutturma şansı var 🙂 Ya soğuk olur, ya normal ya da ılık 🙂

  26. hayatbu dedi ki:

    Diğer kar delileri arasında mevsimsel tahminde (detaylı ve rapor halinde) bulunmayan ve bilimsel yorumlarla uğraşan tek grubuz diye düşünüyorum. Ve benim burada bulunma sebebim de bu: Atıp tutmamak… (edit)… Bir de bence en güzel yanımız tahmin ettim tuttu çığlıklarından çok sistemleri anlamaya çalışmamız ve meteoroloji bilimini az-çok öğrenmeye çalışmamız…

    • Havadelisi dedi ki:

      Bahsettiğin konularda bu blogda başkalarına daha fazla örnek olunduğu doğrudur, umarım hep böyle devam eder, katılımcıların sayesinde böyle oldu, teşekkür ediyorum. Ama yine de karşılaştırma yapılmamasını tercih ederim. O yüzden, gereksiz bulduğum için, yorumunun bir cümlesini makasladım, umarım kusuruma bakmazsın 🙂

  27. Havadelisi dedi ki:

    8-9 Ekim 2010 İstanbul radar videoları şu yazının en alt kısmına eklenmiştir. Ayrıca o yazıya yaptığım son yoruma da göz atmanızı tavsiye ederim.

  28. karcı hakan dedi ki:

    Arkadaşlar şu linki incelemenizi şiddetle öneriyorum. Mehmet Yayvan hocamızın ”meteorolojik haritalar”adlı kitabından ufak bir kısım yayınlanmış, ama bu minik kısım bile hava delilerine çok şey kazandıracaktır.

  29. hayatbu dedi ki:

    Aklıma ilginç birşey takıldı. Teorik olarak okyanuslara çok çok ciddi miktarlarda tuzlu su sürekli olarak verilirse (yani çok masraflı da olsa olduğunu varsayın) sonuç ne olur? Şundan dolayı soruyorum; diyorlar ki kutup buzlarının erimesiyle okyanuslarda tuzluluk dengesi bozuluyor. Bu sağlanamaz mı? Ya da iklime etkisi olur mu bunun?

    • Havadelisi dedi ki:

      Teorik olarak, bunu yaparak tuzluluğu normale döndürmek mümkün tabii. Ama ne kadar hacimde bir tuzlu suyu taşıyıp gereken yere dökmek gerekir bilemiyorum, bir araya getirmesi imkansız bir hacim olabilir bu. Okyanuslar devasa su kütleleri. Öyle bir etki yaratılabilirse iklime etkisi de pekala olur.

      Bu arada bu tuzluluk dengesi muhabbeti, yaklaşık 12500 yıl önce dünya büyük buzul çağından çıkarken eriyen buzların tuzluluk dengesini tamamen bozup dünyayı tekrar buzul çağına geri döndürmesinden çıkıyor (bkz: Younger Dryas). Yani eğer şimdi de tuzluluk dengesi aynı miktarda bozulursa benzer bir şey olabileceğinden korkuluyor. Ama o zaman eriyen buzla şimdi eriyen buz arasındaki farkı varın siz hesab edin. Başka bilim insanlarının yaptığı hesaplamalar da bunun çok zor olduğunu gösteriyor. Bir tek Polonyalılar yok yani 🙂

      • bulut75 dedi ki:

        Üstadım yorumunun son paragrafını aldım bu paragrafla ilgili sorularım olacak. Ama o zaman eriyen buzla şimdi eriyen buz arasındaki farkı varın siz hesab edin. Başka bilim insanlarının yaptığı hesaplamalar da bunun çok zor olduğunu gösteriyor. Bir tek Polonyalılar yok yani. Üstad o zamanki eriyen buz mu daha fazla idi yoksa şimdi mi? Başka bilim insanlarının yaptığı hesaplamalar neyin çok zor olduğunu gösteriyor, kusura bakma burayı anlayamadım, buzul çağına dönmenin mi çok zor olduğunu, yoksa okyanusa tuz aktarımı konusunun mu çok zor olduğunu mu söylüyorlar? Bir tek polonyalılar yok yani derken ise polonyalı bilimadamları gibi düşünenlerin çok olduğunu mu kastettin üstad yoksa bir tek polonyalı bilimadamları yok, başka bilim adamları farklı düşünüyor, mu demek istedin gerçi önceki sorularımı kabul edip yanıtlarsan bu son sorumun da cevabını almış olabilirim. Kusura bakma üstad buraları çözemedim. Saygılar sunuyorum.

      • Havadelisi dedi ki:

        Bulut kusura bakma biraz karışık olmuş haklısın.
        1) Büyük buzul çağı biterken eriyen buz miktarı şimdi eriyenden kat kat fazlaydı, karşılaştırılamaz bile. 2) Başka bazı bilim insanları Gulf Stream biraz zayıflasa bile bunun çok bir etkisinin olmayacağını hesaplıyorlar. 3) Ayrıca daha başka bilim adamları da aslında Gulf Stream’in zayıflamadığını söylüyorlar. Açıkçası ben de kime inanacağımdan emin değilim, akıntıyı kendim ölçmüyorum ve özel olarak bu konunun uzmanı da değilim. Ama bana abartılacak bir durum yok ortada gibi geliyor.

        • bulut75 dedi ki:

          Aydınlattığın için çok teşekkürler üstad. Şahsen ben böyle bir soğuk oluşumunun olmasını istiyorum. Ama benim gibi düşünmeyen arkadaşlara saygı duyuyorum. Zaten DMİ genel müdürü de uydu görüntülerinde Gulf Stream’ın hızında, debisinde bir farklılık olmadığını söyledi. O yüzden benim hevesim de kursağımda kalmış oldu 🙂 Aslında benim niyetim her sene yeterince kar yağması. Yani buzul çağı istiyor falan değilim. Küresel anlamda sıcaklıklar, kış bağlamında düşsün ve bir yıl karlı bir yıl karsız olan kışları istemiyorum. Ama uydu verilerinden de anlaşılacağı üzere bu haber çok büyük oranda asılsız…

        • bulut75 dedi ki:

          Üstad bu mesajına verdiğim teşekkür yanıtından sonra fırsat bularak yaptığım ufak bir araştırmada şu linki tespit ettim. Fırsatın ve zamanın olursa seni uğraştırmadan kısacık aydınlatır mısın? (eğer fırsatın olmazsa ve seni uğraştıracaksa hiç yanıtlama, uğraşma, ama yanıtlarsan sevinirim zaten kısacık bir yanıt bekliyorum, linkte ne demek istiyor?) link şu.

          • Havadelisi dedi ki:

            BP’nin deliğinden sızan petrol, Gulf Stream’e karıştığı için o akıntıyla Amerika’nın doğu kıyısına her an ulaşabilir, deniyor. Ama haber eski, Haziran ayından.

  30. kardanadam35 dedi ki:

    Küresel ısınma: Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin kuraklığa mahkum kalacağı iddiası ne kadar mantıklı acaba? Yüzey alanı neredeyse Türkiye’nin yüzölçümüne yakın bir deniz kütlesi ile çevrili olan Türkiye’ye bu denizlerden buharlaşan kütleler yağış olarak düşmeyecek bu durumda. Peki o zaman yağışları Türkiye almayacaksa kim alacak ve nasıl alacak? Kuraklığın olması için yağış miktarlarında azalma olması gerekli; bunun için de sırasıyla yoğunlaşmanın, bulutlanmanın, havadaki nemin ve buharlaşmanın azalması gerekli. Oysa teori, küresel ısınmanın sonucu doğal olarak daha çok buharlaşmadır.. Küresel ısınma sonucu denizlerde ve okyanuslarda buharlaşmada büyük miktarda artış olacağıdır ve bunun sonucu olarak karalara düşecek ve yeraltı ve yeryüzü su kaynakları olarak kalacak suyun miktarının artması ve havadaki su buharının artışı, denizlerdeki su miktarının azalmasına yok açacaktır. Dolayısıyla denizlerde taşkın sözkonusu olmayacaktır. Yine burada ihmal edilen konu, okyanuslardaki buharlaşmanın etkileridir.

    • Havadelisi dedi ki:

      Akıl yürütmeleriniz bazı bakımlardan doğru olmakla birlikte, yanıldığınız yerler var. İzah edeyim. Öncelikle küresel ısınmanın, şayet devam ederse, buharlaşmayı arttırıp su çevrimini hızlandıracağı, bunun da dünyanın yıllık yağış miktarını arttıracağı doğrudur. Fakat yağışın genel olarak artması, her yerde artacağı anlamına gelmez. Şöyle ki, daha sıcak bir kuzey yarımkürede, kışın Akdeniz havzasında kocaman bir yüksek basıncın hakim olacağı, bunun da Türkiye gibi Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde yağışı azaltırken, siklon rotasının kuzeye kayması sonucu kuzey Avrupa’da yağışları arttıracağı iddia ediliyor. Kuraklık olacak lafının temelinde bu var. Yağmur yağdığı zaman da sel olacak diyorlar, çünkü yağınca sıkı yağıyor, deniz suyu sıcaklıklarının ve buharlaşmanın artmasından ötürü. Ama bu, dengesiz bir yağış rejimine yol açacak. Tabii bu hipotezlerin hiçbirisine inanmak zorunda değilsiniz, ben de şüpheyle yaklaşıyorum.

      Deniz seviyesi konusunu ise yanlış anlamışsınız. Seviye artacak ve taşkın olacak deniyor, çünkü şu an kutuplarda var olan deniz buzunun neredeyse hepsinin eriyeceği varsayılıyor. Okyanusta oluşacak fazladan buharlaşma bunun yanında çok azdır, ki zaten buharlaşan su tekrar karalara oradan da nehirler yoluyla denizlere geri döner, havada kalmaz.

      Güzel bir konu açtınız, teşekkürler.

      • kardanadam35 dedi ki:

        Teşekkür ederim. Son olarak şunu da ilave edeyim …İnsan yapımı CO2-CH4-N2O-CFC gibi sera gazlarının küresel düzeyde bir ısınmaya ve dolayısıyla iklim değişikliklerine neden olduğu söylenir. Bu gazlar gerçekten de bir sera etkisi yaratır. İnsan yapımı sera gazlarının dünyadaki sera gazları içindeki yeri BİNDE BİRLER düzeyindedir. Ancak şu çok önemli faktör göz ardı edilmiştir. Dünyadaki sera gazlarının % 95’i su buharıdır. Atmosferdeki karbondioksit miktarı ise sadece % 0.038 yani on binde 4 civarındadır ve sera gazları içindeki oranı ise % 3 civarındadır. Sonuç olarak insan kaynaklı CO2 emisyonlarının toplamının, toplam sera gazları içindeki oranı son 250 yılda binde birler düzeyindedir. Yani insanoğlu olarak dünyada bulunan sera gazlarına bütün endüstrileşmeye
        rağmen yapabildiğimiz katkı binde birler düzeyindedir.
        Bu da küresel bir ısınma için son derece yetersiz, bölgesel bir güç için güçlü bir senaryodur.

      • İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

        Ben küresel ısınmadan ziyade küresel bir iklim değişikliği aslında düzensizliğin arttığı kanaatindeyim. Ülkemiz açısından son yıllarda sel, dolu, hortum, çığ gibi afetlerin sayısında bir artış olduğunu hepimiz biliyoruz. Örneğin; ülkemizde 2007 yılı çok kurak bir yıl olarak kayıtlara geçmişti. Bu yılda Türkiye’nin başkenti Ankara’da günlerce suların akmadığını, İstanbul’da halı, araba yıkamanın yasaklandığını biliyoruz. Fakat 2009 ve henüz yaşamakta olduğumuz 2010 ise ülkemizde sayısız sel haberlerinin geldiği bol yağışlı yıllar oldu. Belki daha önceki zamanlarda da benzer düzensiz yıllar olmuş olabilir; ama son yıllarda aşırı hadiselerin sayısında bir artış olduğu da aşikar. Basit bir örnek vermek gerekirse İstanbul’da yağış miktarlarında son yıllarda uzun yıllar ortalamasına göre genelde bir artış eğilimi varken yağışlı gün sayısı pek değişmemekte, yağış miktarının normaller civarında kaldığı yıllarda ise yağışlı gün sayıları normale göre çok azalmakta. İstanbulda normal bir senede (veriyi DMİ sitesinden aldım) yağışlı gün sayısı 129 gün yağış miktarı ise 664 milimetre. Verileri tamamlanmış en son yaşadığımız yıl 2009’da ise yağışlı gün sayısı 127. Ne kadar normal bir yıl gözüküyor değil mi. Fakat yağış miktarına bakarsak anormalliği anlıyoruz .Normalde 664 milimetre alması gereken yer tam tamına 1166 milimetre yağış almış. Neredeyse iki katı. 664 milimetreyi 129’a bölünce yağışlı gün başına kabaca 5.1 milimetre yağış düşüyor. 2009’daki gerçekleşen 1166 milimetreyi 127 güne bölünce ise kabaca yağışlı gün başına 9.1 milimetre oluyor. Bu sadece basit bir örnekti. Bence küresel iklim değişikliği var ve bunun ülkemize zararları aşırı hadiselerin sayısındaki artış. Ülkemizde yağış miktarları artsa bile bunlardaki verimin aynı oranda artmadığını düşünüyorum. Belki de bu sadece bir dönemdir, düzelecektir ve ben yanılıyorumdur.

        • Havadelisi dedi ki:

          Evet söylediğin gibi ivii, bence başta deniz suyu sıcaklığının artmasıyla ilgili olarak aşırı hadiselerde ve yağış hadisesi başına düşen yağış miktarlarında artış var, öyle görünüyor. Bunun dönemsel olup olmadığını ömrümüz vefa ederse hepimiz göreceğiz.

        • kardanadam35 dedi ki:

          Yeryüzünde bir saniyede 16 milyon ton su buharlaştığı hesaplanmıştır. Bu aynı zamanda, bir saniyede Dünya’ya yağan yağmur miktarıdır. Bir yıl içinde bu miktar 505 x 1012 tona ulaşmaktadır. Yani su sürekli bir çevirim dengesiyle, “bir ölçüye göre” dönüp dolaşmaktadır.

          Yağmurun içerdiği ölçüler bu kadarla kalmamaktadır. Örneğin, yağmurun indiği atmosfer katmalarında sıcaklık, sıfırın altında 40°C’ye kadar düşmektedir. Ancak su burada asla buz kalıplarına dönüşmez. Bunun sebebi atmosferdeki suyun “saf su” niteliğinde olmasıdır. Bilindiği gibi saf suyun bir özelliği çok düşük ısılarda bile donmamasıdır.Kısaca yeryüzüne inen suyun miktarında bir artış yada azalma söz konusu değildir. Coğrafi olarak ve miktar olarak değişiklikte normaldir. Her bölgeye her zaman aynı miktarda yağış düşmesi beklenemez.

          İklim değişikliği bir anomali değil tam aksine norm. Zira son yüzyıl gibi kısa bir zaman dilimi incelendiğinde bile, tek tek her bölgede 10-20 yıllık sürelerle iklim değişiklikleri olduğu çok bariz bir şekilde görülebiliyor. Bu iklim değişiklikleri arasında paralellikler yok, genel bir gidişat yok. Kendiliğinden gerçekleşen iklim değişiklikleri son derece normal. İsmini vermek istemeyen izleyicinin bence tedirginliği yersizdir.

          • İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

            Cevap vermek zorunda olmamanıza rağmen esasında sizin yazınız daha yersiz olmuş diyebilirim.Saf suyun -40 derecede donmaması falan (gerçek olduğunu düşünmüyorum) ne alaka bunlar? Saf su elektrik akımını da iletmez ama içtiğimiz su iletiyor şimdi bunun da alakası yok ve buna benzer bir şey olmuş. Yurdumuz üstünde gerçekleşen yıllık yağış ve yağışlı gün sayıları ortalamalarını bilimsel tabanda destekleyerek bir hipotez ortaya atmışım bunda yersiz ne olabilir? Yazdığınız yazı veya cevap vermeye çalıştığınız şey (neye cevap verdiğinizi de anlamadım) bence son derece anlamsız olmuş. Biz de biliyoruz atmosferde ne kadar buharlaşma varsa o kadar yağış olacağını; ama burda asıl bahsedilmek istenen olası değişikliklerin (değişiklik kesin vardır demiyorum) ülkemiz üzerindeki etkisi. Bence bu yersizden öte bizi direk şekilde etkileyecek, hayatımıza yön verecek şeyler. Bunları düşünmezsek önlemlerimizi de alamayız. İyi günler.

          • Havadelisi dedi ki:

            Kardanadam evet, son yazdıklarınızı neden yazdığınızı ben de anlayamadım. Konu dışına çıkmazsak daha verimli bir tartışma olur. Teşekkürler.

  31. Onur dedi ki:

    Sevgili Deliler ve Ozan,

    Sibirya’nın erken kar almasının (kış boyu erimeyecek şekilde) mevsimin geri kalanında güneş ışınlarını yansıtıcı etki göstermesinden ve daha az güneş enerjisi aldığımızdan bahsetmişti bir arkadaşım [ =) ].
    Fakat son yaşadığımız sistem gibi sistemler orada oluşacak kuvvetli soğukları daha geniş bir coğrafyaya yayıp kuvvetini azaltmakta ve oralarda erken kar oluşmasını engellemekte. Dolayısıyla bir süre daha güneşten enerji almamıza sebep olmakta.

    Fakat diğer taraftan bu tür sistemler denizle çarpışınca bulut oluşmakta ve bu bulutlar da güneşi engellemekte. (Gerçi Türkiye gibi yerlerde geceleri de bulut olması ters etki yapıyor)

    Kesin bir cevabı olduğunu düşünmesem de, sizce hangisi daha etkilidir?

    • Havadelisi dedi ki:

      Ben bahsetmiştim galiba 🙂 Bu da bir hipotezdir, bence erken soğuyan kışların birçok kereler fos çıkması da bu hipotezi destekler niteliktedir. Bence güney enlemlere soğuğun yayılıp erken soğumaya yol açması bu yüzden iyi bir şey değil (kar severler açısından).

      Bulut meselesi ise daha karmaşık… Hangi bulutların güneş ışınlarını keserek soğumaya, hangilerinin su buharını tutarak ısınmaya yol açtığı tartışmalı ve bunların etkisi çok daha uzun vadede ortaya çıkacak bir şey, bu kış değil.

  32. Timur dedi ki:

    Karadeniz üzerinde gözü olan bir alçak basınç oluştu.

    1
    2
    3

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok teşekkürler. Süper değil mi? Modellerde vardı. İlginç olan, Karadeniz’de doğudan batıya doğru hareket etmesi, çünkü hareket ettirici rüzgarlar (steering winds) Rusya’nın batısındaki şimdi dağılan yüksek basınç nedeniyle o yöndeydi. Şimdiden sonra ise kuzey-kuzeydoğuya hareket edecek.

  33. çihiro dedi ki:

    yb
    Anadolu üzerinde oluşan bu yüksek basınç, tamamen termik şartlara bağlı oluşmuş bir yüksek basınçtır diyebilir miyiz? Hava Anadolu Yarımadası’nda soğudu, ağırlaştı ve yüksek basınç alanı oluştu diyebilir miyiz?

    • Havadelisi dedi ki:

      Zor bir soru. Bugünün termik şartlarının oluşmasında dinamik etkenler de var, yani gecelerin uzaması, radyatif soğumanın artması gibi mevsimsel etkilerle birlikte, kuzeyden inen soğuğun da yarattığı bir durum var, o da dinamik şartlarla bağlantılı. Ayrıca Karadeniz’deki siklona da dikkatini çekerim. Öyle bir siklonun yakınında, dinamik şartlardan ötürü, bir de yüksek basınç alanının olması normal. Onun için ben, ikisinin de (dinamik-termik şartlar) etkisi vardır, diye yorumlardım.

      • çihiro dedi ki:

        “kuzeyden inen soğuğun da yarattığı bir durum var”
        Aslında benim demek istediğim de bu. Bu sistem ile inen soğuğun yarattığı bir yüksek basınç. Genel olarak bu tür sistemlerden sonra Anadolu’da bir yüksek basınç alanı oluşuyor. Elimde veri yok. Buna benzer bir örnek ile karşılaşırsak hatırlatırım ben. Diğer söylediklerinizi de anladım. Teşekkürler.

  34. Tarık dedi ki:

    Bu da benim karakış haritası 🙂

    1

  35. ersin dedi ki:

    Yanda gördüğümüz üzere NAO ayın 15’inden sonra negatife geçiyor. Bunun bize yansıma süresi nedir, ki büyük ihtimalle yağış olarak gelecektir, bir hafta 10 günü bulur mu?

    • Havadelisi dedi ki:

      15’inden sonrası çok belirli değil asıl.. NAO da model çıktılarından hesaplanan bir parametre, bağımsız değil, modellerde ne kadar kararsızlık varsa onda da vardır. 15’inden sonraya 5 günden çok var.

      1-2 gün içinde en negatif halini alacak, sonrasında zaten hemen yağış geliyor. Ben etkisi 10 gün içinde olur diye bir şey bilmiyorum.

  36. havadansudan dedi ki:

    An itibariyle Doğu Anadolu’da sıcaklıklar hala 10 derece üzerinde, ama İç Anadolu’ya geçildiği anda 5 derecenin altında sıcaklıklar var. Sistemin yakıtı bitiyor mu ne? Her zamanki gibi geldi geldi, İç Anadolu’da duruverdi.

    • Havadelisi dedi ki:

      Evet hem yakıtı çok değil, malum Ekim’deyiz, hem de Doğu Anadolu’da hala güneyli akımlar var ve hava bulutlu.

      İzmir 10 derece, Erzurum 11 🙂 Çok erken bir soğuk…

  37. hayatbu dedi ki:

    Hava delileri en popülerler arasındaki yerini koruyor… Asıl kış başlasın bakalım o zaman ne oluyor 🙂

    popüler

  38. çihiro dedi ki:

    Sörf yaparken bunu buldum, Eylül 2009 İstanbul seliyle ilgili. Konudan çok İstanbul radarından alınmış görüntüler heyecan yaptı bende. Dmi ziyaretinizde gördüğünüz şey buna benzer birşey miydi hocam?

    • Havadelisi dedi ki:

      Harikasın Çihiro. Evet, işte bu radar görüntüleri DMİ’de kapalı devre kullanılıyor, düşün yani imkanı.

      • karcı hakan dedi ki:

        Çihiro, attığın link mükemmel. Araştırmacı kişiliğinden dolayı sana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

  39. Ankaragücü dedi ki:

    Kış geneliyle ilgili tahminler basında ve diğer forumlarda aldı başını gidiyor. Lütfen bu haberlere, yorumlara ve tahminlere temkinli yaklaşalım. Geçtiğimiz son iki yıl hatırlarsanız benzer haber ve tahminler bizi yarı yolda bıraktı. Nispeten güvenilir (son 2 yıldır oldukça isabetli oldukları söylenebilir) NOAA analizleri ve bundan yola çıkan DMİ mevsimsel tahmini beklenebilir. NOAA esas alınarak yapılan bazı ciddi tahminler kuzey bölgelerimizde 0,5 – 1 derece arasında normalin altı veriyor ki sonraki güncellemelerle değişmezse ciddi fark yaratabilir. Yine NOAA son analizlerine bakarsak kasım ayı boyunca bizlerin “pastırma yazı” olarak adlandırdığı nispeten ılık ve az yağışlı bir dönem öngörülüyor. Ben önümüzdeki 15 günlük gfs haritalarının, 15 gün sonundaki konumundan yola çıkarak 27-29 ekim gibi bir soğuk ve yağışlı sistem gelebileceğini düşünüyorum. Sonrası tabii ki belirgin değil. Pastırma yazı olarak adlandırılan dönem kasım ayının ilk haftasından aralık 10 – 12 ye kadar olan dönem. Merak ettiğim şey ise pastırma yazı yaşanan ve yaşanmayan kışların seyrinin nasıl devam ettiği.. Çok genelleme olacak ama elinde bu konuda istatistiksel veri olan bir arkadaşımız paylaşırsa çok sevinirim. Ben de hafızamı biraz zorlayıp, hatırlayabilirsem bu kışların arşiv bilgilerini biraz araştıracağım.

    • Havadelisi dedi ki:

      Teşekkürler. İlk bölümde söylediklerinize katılıyorum. Yalnız, NOAA sanırım geçen kışı da epey soğuk öngörüyordu Türkiye için…

      Küçük bir not. Ana GFS’nin 15 gün sonraki hali sürekli değişiyor. 20 tane başlangıç koşulları hafifçe değiştirilmiş GFS çıktıları ise, 15 gün sonra mesela İstanbul için, bize yaklaşık 17 derecelik bir sıcaklık aralığında her şeyin mümkün olabildiğini söylüyor

      15 gün sonrasından yola çıkamayacağınızı söylerken kastettiğim buydu, çünkü 15 gün sonrasında yolun nereye varacağı bile hiç belli değil. Şu yazımda anlattığım gibi.

      Yine söylüyorum, bu tartışmalar yararlı, size kişisel olarak da herhangi bir kastımın olduğunu sanmayın. Sadece akıl yürütmelerinizde doğru bulmadığım noktaları belirtiyorum. 27-29 Ekim arasında soğuk ve yağışlı bir sistem Türkiye’ye gelse dahi ikna olmayacağım 🙂

      • Ankaragücü dedi ki:

        27 – 29 Ekim çoktan cepte.. Ben onu şimdiden unuttum ve ilerisine bakıyorum.. 🙂 🙂
        Şaka tabii ki.. Zaten şu hava olayları hakkında iddiaya girme mantelitesini hiç anlamamışımdır.
        Yalnız örnekte verdiğiniz gfs çıktısında bir detayı gözden kaçırmamanızı rica edeceğim.. Ortadan geçen kırmızı çizgi.. 🙂
        Yani 30 yıl ortalama değeri.. Hatta arşiv değerlerine de bakarsanız 28 Ekim – 2 Kasım arasında dip yaptığını göreceksiniz. Sonrasında tekrar bir yükselme.. Bu yükselme pastırma yazına denk düşer.

        • Havadelisi dedi ki:

          İşte buna katılıyorum 🙂 Kırmızı çizginin farkındayım ve ben de zaten Ekim sonu soğuklarını hatırlarım çocukluğumdan. Tarihsel eğilimler bence de önemli, her zaman aynı sonuçlara yol açmasa da… Ama siz tarihsel eğilimleri değil, GFS’yi baz aldığınızı söylemiştiniz, onun için ilk yorumunuza katılamamıştım.

          • Ankaragücü dedi ki:

            Tarihsel eğilimler ve aslında buna çok paralel giden “sayılı fırtınalar takvimi” benim de çocukluğumdan beri hep takip ettiğim, defalarca da ne kadar gelen büyük sistemlerle örtüştüğüne şaşırdığım bir çizelge..

      • tengizman dedi ki:

        NOAA analizleri bunu gosteriyorsa bence tam tersi olacaktir 🙂 Gecen yil Ocak sonunda NOAA analizleri soyle, Subat’ta etkili soguklar olacak, kara gomulecegiz diyenlerin kurbani olmustuk buralarda Sensei hatirlarsan:) GFS’den bahsedilince NOAA oyle degil havalar soguyacak diye diye Mart bitmisti 🙂 Insallah bu kis NOAA analizlerine gerek kalmadan tepemize iniverir Sibiryalar:)

  40. Santiago dedi ki:

    Önümüzdeki hafta için görünen sistemler:

    1

    daha önce burada belirttiğin İzlanda Alçak Basıncı ile Azor Yüksek Basıncının normal çark hareketi sonucu Avrupa’ya pompaladığı okyanus havası sayesinde mi oluşuyor?

    Ayrıca bu çarklar kuvvetli şekilde tüm kış böyle dönerse kış bizim için ılık ve yağışlı mı olur?

    Teşekkürler.

    • Havadelisi dedi ki:

      Güzel yakalamışsınız. Aslında tam tersi. Çark hareketi güçlendiği zaman (yani NAO pozitif olunca) Okyanus havası (ve yağışlı sistemleri), İngiltere-Kuzey Avrupa yolunu izliyorlar…

      1

      Çark hareketi zayıfladığı zaman ise sistemlerin rotası güneye kayıyor, sizin gösterdiğiniz gibi. Önümüzdeki günlerde NAO’nun hızla negatife düşecek olması bunun bir yansıması.

      • Ankaragücü dedi ki:

        Bu oluşumla ilgili izniniz olursa hemen bir dip not eklemek isterim. Azor ve İzlanda İngiltere’nin güneyi üzerinde birbirlerine yaklaştıklarında ki bu durumda yine İngiltere’nin güneyi ve Manş üzerinde sıklaşan izobarlar görüyoruz.. Bu bölgede çok kuvvetli güney batı yönlü fırtınalara şahit oluyoruz.. Bu sistemler 3 gün içerisinde aynı sizin belirttiğiniz yolu izleyerek bizi soğuk ve yağışlı hava olarak etkiliyorlar.. Kısacası ben ne zaman Londra’da lodos yünlü fırtına haberi dinlesem hemen 3 gün sonrasında kar beklentisi içine giriyorum ve nadiren yanılıyorum. 🙂 Tam kocakarı reçetesi gibi oldu ama tecrübeyle sabittir. 🙂

  41. şef dedi ki:

    ben kuşadasına bağlı güzelçamlı beldesindeyim bakıyorum da yağmurlu diyor, ama hiç güzel yağmıyor kısa süreli gidiyor.. bu özlediğimiz güzel yağmurları ne zaman görebileceğiz bi de ben şu anda 11 yaşındayım, 2003-2004 gibi buraya kar yağmıştı geçen kış da buraya geceleri karla karışık yağmur bayağı yağmıştı kar da yağmıştı çok az ama tutmamıştı bu kış sert geçecekmiş kuşadasında havalar nasıl olacak kışın kar düşebilecek mi

    iyi çalışmalar sizi de bir gün güzelçamlı’ya bekleriz

    • Havadelisi dedi ki:

      Selam Şef 🙂 Yağmurlar 12’sinden itibaren… Kış için şimdiden seni tatmin edecek bir şey söyleyemiyoruz. Bekleyeceksin.

  42. fordes dedi ki:

    üstadım merhaba ;
    haritalara bakıldığında yağışlar görünmesine rağmen hazirandan bu yana DENİZLİ’de
    damla düşmedi. Antalya’da Isparta’da Afyon’da İzmir’de yağışlar var. Denizli cezalı gibi sanki. Yağmurda toprak kokusunu bile özledik. Ne zaman güzel bir yağış bekleyelim?
    Ayrıca 3 yıldır kar görmüyoruz. Bu yıl biraz daha sert bir kış olacak diyorsunuz. Bu kış
    kardan biz de nasibimizi alabilecek miyiz? Teşekkürler…

    • Havadelisi dedi ki:

      12’sinden itibaren ara ara güzel yağış alabilirsiniz… Kesin olmamakla birlikte.

      Şehir bazında mevsimlik bir şey söylemek mümkün değil, hep söylediğim gibi. Ama Türkiye soğuk ve karlı bir kış geçirirse Denizli’nin bundan etkilenmemesi mantıksız olur öyle değil mi? 🙂

    • ALKIM dedi ki:

      Eşim Denizlili olduğundan 2004’ten bu yana yılda 4-5 kez Denizli’ye gider ve oranın da havasıyla ilgilenirim. Söyleyeceklerimi bilimsel verilerle destekleme şansım şu an için yok ancak kendi gözlemlerim ve Denizli’nin eskilerinden aldığım bilgiler doğrultusunda Denizli’de son yıllarda kışların çok sıcak ve kurak (çoğu zaman Güneydoğu Anadolu hariç Anadolu’nun en sıcak il merkezi), kışların ise eskiye nazaran daha ılık ve daha az yağışlı geçtiğini görüyorum. Kış aylarının ekstrem en düşük sıcaklıkları son 10 yılda kaydedilmiş olmasına rağmen en soğuk kışın yaşandığı 2004 yılından bu yana sıcaklık ortalamalarında yükseliş ve yağışlarda düşüş eğilimi her geçen yıl kuvvetleniyor. Eskiden kış aylarında Denizli’ye yaptığım ziyaretlerde kar yağışına sıklıkla denk gelirken son 3 yıldır sizin de belirtiğiniz gibi yağmur dahi nadiren yağıyor. En önemli nedenin İstanbul’un da son yıllarda kabusu olan şehirleşme ve sanayileşmeyle ilgili ısı adası faktörü olduğunu düşünüyorum. Bu arada Denizli’yi ilçeleriyle birlikte düşünecek olursak çok farklı iklim karakteristiklerine sahip olduğunu görürüz. Akdeniz ikliminden kara iklimine geçit özelliği taşıdığından Denizli şehir merkezinde kısa kolluyla dolaşılabilirken Çameli’nin dağlık ve karasal iklimin baskın olduğu köylerinde kar yağdığını çok duymuşumdur mesafe olarak Ege Denizi’ne daha yakın olmasına rağmen bu köyler. Şunu da görmezden gelemeyiz ki 2004 nasıl ki İstanbul, Çanakkale, İzmir dahil bir çok ilimiz için çok soğuk ve bol yağışlı geçtiyse benzer kış koşullarının yaşanması durumunda bundan Denizli de nasibini alır. Bekleyip göreceğiz.

      • Havadelisi dedi ki:

        Gözlem, bilimin ilk aşamasıdır. Gayet güzel bilgiler, teşekkür ederiz. İlerde zaman ve imkan olunca ben ya da birlikte çalıştığım kişiler ölçülen meteorolojik değerlere bakarak bu gözlemlerinizin verilerde var olup olmadığını, ve olası sebeplerini söyleyebiliriz umarım.

      • fordes dedi ki:

        Sayın Ozan üstadım ve Sayın Alkım yorumlarınız için çok sağolun. Hepimize bol karlı bir kış dileklerimle… 🙂

    • Santiago dedi ki:

      Coğrafi açıdan baktığımızda Denizli ilinin her tarafı yüksek dağlarla çevrili, batıdan ve kuzeybatıdan esen rüzgarlar oraya bol cephe yağışı getirebilir bence, haritada göstermeye çalıştım. Benim söylediklerim yağışlara ne kadar etkilidir bilemem ama, mantıklı geldi bana.

      1

  43. Havadelisi dedi ki:

    İşte bu haber ilginç.

  44. BEHLÜL dedi ki:

    samandırada kar yağışı 😀 üstad yorum?

    1

  45. BURAK dedi ki:

    Sorum biraz uzun vadeli olacak ama bu sistem gittikten sonra bir dahaki serinleme tahminen ayın kaçında gelecek? Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler!

  46. BEHLÜL dedi ki:

    mikdat hoca aslında doğru noktaya işaret etmiş. Bu kadar imkana rağmen hala daha yağış miktarı ve yerini tespitte zorlanmak nedendir özellikle de kıyı şehirlere yağcak kar için, son 3-4 senedir dmi’nin yaptığı uyarılarda çuvalladığını görüyorum ya yağış az ya da hiç yağmıyor…

  47. hayatbu dedi ki:

    http://haber.mynet.com/detay/guncel/nemli-ve-iliman-kis-beklentisi/536032

    Ben aslında iklimdeki değişimler için öyle yüzyıllar gerektiğine inanmıyorum. Çünkü:

    1-Eskiden çok çok uzun zaman dilimlerinde oluşmakta olan sera gazı, deniz kirliliği vb. birçok önemli etken artık çok çok kısa zaman diliminde oluşabiliyor.

    2-Dünyamız eskiye göre oldukça şehirleştiğinden ve doğal alanlar oldukça tahrip edildiğinden genel olarak bunların iklime etkisi de olacaktır.

    3-1600-1900 arasında dahi kışların sert geçmesi vs. döngüleri 2-3 yüzyıl kadar zaman diliminde yaşanırken artık üstte saydığım sebeplerden 40-50 yıla bu sürenin inebilecek olması gözardı edilmemeli

    4-Halen iklimi etkileyen yüzlerce-binlerce faktör tam olarak bilinemediğinden bu değişimler iklim üzerinde beklenenden çok daha fazla etkili oluyor olabilir.

    5-Eskiye göre bilinmeyen ve kullanılmayan dünya kadar yeni kimyasallar ve başka maddeler şuan teknolojinin geldiği noktada kullanılıyor ve bunlar doğaya atık olarak da karışıyor. Bunların etkisi elbette görülecek fakat henüz yeterli zaman geçmediğinden bilemiyoruz. Sadece artık ekstrem durumların daha sık görüldüğü falan konuşuluyor ve bu küresel ısınmaya bağlanıyor bazı tartışmalarda.

    6-Atıyorum cep telefonu, TV vb. radyo dalgalarının bile iklime etkisi olabilir; bunu tam olarak bilemiyoruz. Bilmek için de tonla araştırmaya ve onlarca yıl süreye ihtiyacımız var. (Mesela bu radyo dalgaları ne bileyim denizi temizleyen mikroorganizmalara etki ediyordur, okyanuslar kirlenince belli fonksiyonlarını kaybeder vs vs.)

    Kısaca çok geniş bir konu bu iklim değişikliği. Ama apayrı bir konu olarak; “The Day After Tomorrow” (Yarından Sonra) beni her zaman etkilemiştir:)

  48. Havadelisi dedi ki:

    Gayet güzel bir tartışma, bir bilim insanına yakışan, doğru düzgün bir açıklama. Tahmini yanlış da çıksa önemli değil. Burada.

  49. Havadelisi dedi ki:

    Önceki sayfaya hemen aşağıdaki “Older Comments” düğmesinden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar kapatıldı.