Küresel Isınma: Her Havaya Uygun (Hale Getirilebilen) Bir Teori


İngilizler’in meşhur Independent gazetesinde 10 yıl önce çıkan bir haberden: (Welbane‘e teşekkürler)

Kar, artık hayatımızdan çıkmaya başlıyor… Kızak, kardanadam, kartopu, sabah kalktığımızda karın tutmuş olduğunu görmenin heyecanı; bunların hepsi Britanya kültürünün hızla yok olmakta olan parçaları…

Bilim insanları bunu sera gazı kaynaklı küresel ısınmaya bağlıyor. East Anglia Üniversitesi’nin İklim Araştırma Birimi’nden (CRU) Dr. David Viner, kar yağışının birkaç yıl içinde “çok ender ve heyecanlı bir olaya” dönüşeceğini söyledi.

2000 yılının Mart ayında İngiltere’de bunlar yazılırken, Türkiye’nin özellikle iç bölgeleri gayet sert bir kıştan kurtulmaya çalışıyor, baharı dört gözle bekliyordu.

Gün oldu, devran döndü. 2000’li yılların çoğunlukla pozitif NAO ile geçen (ki bunun böyle olması da zamanında “küresel ısınma”yla açıklanmıştır) ilk yarısından sonra, özellikle 2008 kışından itibaren, Avrupa’nın birçok yerinde tekrar gayet güzel kar yağışları başladı. 2010 kışı İngiltere’de son 30 yılın en soğuk kışı oldu. Tabii insanlar da haklı olarak, 10 yıl öncesinde yağmayan karların sorumlusu olarak gösterilen sera gazı kaynaklı küresel ısınmanın nereye gittiğini sormaya başladılar. Teorilerinin sarsılmasının araştırma bütçelerini feci biçimde etkileyeceğinin farkında olan bilim insanları, devreye girmekte gecikmedi. Yaptıkları yeni çalışmalardan birisi geçenlerde medyada da yer buldu. Reuters‘ten:

Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü’nde yapılan bir çalışmaya göre, iklim değişimi kuzey bölgelerde soğuk kışların görülmesine yol açabilir. (İklim değişiminin sanıldığı kadar önemli bir nane olmadığı anlaşılırsa bu gibi enstitülerin varlık sebebinin ortadan kalkacağını unutmayın – Havadelisi).

Çalışmanın baş yazarı Vladimir Petukhov, Arktik bölgenin doğusundaki buz kütlesinin azalmasının, yerel bir ısınmaya yol açarak atmosferik akışlarda değişikliğe neden olabileceğini, bunun da kuzey karalarının soğumasını tetikleyebileceğini söyledi.

“Bu anormallikler Avrupa ve Kuzey Asya’daki aşırı soğuk kış olasılığını üçe katlayabilir” diyen Petukhov, 2006 ya da 2010 gibi çok sert kışların küresel ısınmayla çelişmediğini, daha ziyade bunu tamamladığını söyledi.

Öyledir tabii. Akdeniz havzasında da giderek daha az yağışın görüleceği söyleniyordu. Bunun olmaması da herhalde yukarıdaki mekanizmanın bir yan etkisidir. Kutup bölgesi ısınıyor, Avrupa soğuyor, biz bol yağış alıyoruz.

Peki başka bir sebebi olamaz mı? İklimin kendi içindeki değişkenliğinin bunlarda rolü olamaz mı? Hayır olamaz. Çünkü sera gazı kaynaklı küresel ısınma teorisi, bilimsel olarak olmasa bile, politik olarak çok güçlü bir teoridir.

Reklamlar
Bu yazı İklim (genel) içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

24 Responses to Küresel Isınma: Her Havaya Uygun (Hale Getirilebilen) Bir Teori

  1. Ozan Deniz dedi ki:

    Bu kasım tek bir gün kuzeyli rüzgar esmedi:)) Küresel şaşkınlık.Bu sanırım rekor olmalı .

    • Havadelisi dedi ki:

      Bu çok yerel değil mi? 🙂 Ayrıca 5 gün esmiş gibi duruyor İstanbul’da:

      http://www.enka.com/weather/NOAAMO.TXT

      • Ozan Deniz dedi ki:

        anafor dıyoruz bız ona ozan:)) Bır yerlere çarpmıs da gelmıs gıbı. Aslında bıraz isyan.. Yerel dediğin gibi ama cıdden moral bozucu. Atış Serbest’e yazacaktım yerı orası bunun ama bu Kasım sinirlerimi bozdu normal olmayan bu durumda ben de normal bır davranış sergilemek istemedim..

        • ALKIM dedi ki:

          Ozan Deniz’e direkt katılıyorum sinir olmak konusunda. Sinir olduğum konu sürekli güneyli rüzgarların esmesi değil, bu güneyli rüzgarın yarattığı sinir. Bu kadar çok lodos Cemal Hoca’nın toz teorisininde içinde yer alan negatif durumlara neden oldu. Çevremdeki agresif insanlar daha agresif, sakin insanları agresif olarak gözlemledim. Bir sürü kavga, gürültüye şahit oldum. Bunların tamamını havalara bağlamak gibi bir niyetim yok ama etkisi azımsanmayacak derecedeydi bence.

          • Emre dedi ki:

            Yahu Aralık ayına giriyoruz, gündüz sıcaklıkları 20 derece civarında Ankara gel de sinir olma. Buna benzer bir Kasım ayı hatırlamıyorum. Umarım böyle gitmez de Aralık-Ocak-Şubat olması gerektiği gibi geçer. Çok karlı olmasını geçtim, olması gerektiği gibi olsun. 1-2 defa etkili kar yağışı, 3-5 sefer de abartmadan yağsa şanslı sayacağız kendimizi zira son 3 kış böyle bir şey olmadı.

            Tarihin bu bedbaht dönemi bizi mi buldu arkadaş…

  2. Havadelisi dedi ki:

    MIT profesörü Richard Lindzen’in konuyla kısmen ilgili olan şu sözleri de teorinin politik olarak ne kadar “kuvvetli” olduğuna güzel bir örnek. (İngilizce)

  3. welbane dedi ki:

    Küresel ısınmanın varlığı ve insan kaynaklı olup olmadığı ile muhtemel etkileri ve nasıl mücadele edilmesi gerektiği iki ayrı sorunsal bence. Şahsen derinlikli okumalarım yok ama bilim dünyasında “evet küresel ısınma var ve bu insan kaynaklı” yönünde bir konsensüs oluşmuş gibi görünüyor. Üstelik bu konsensüsün tarafları herhangi bir politik çıkar iddiasını zayıflatacak şekilde çok farklı ülkelerin bilimsel kuruluşları.

    Ben bunu biraz şeye benzetiyorum; diyelim doktorsunuz, elinizde bir hasta var, bazı sağlık sorunları mevcut ama dinlenirse geçebilir. Fakat hasta aynı zamanda sigara içen, kötü beslenen birisi. Siz doktor olarak hastanın bu kötü alışkanlıklarını terketmesi için sorunlarını buna bağlayıp durumu olduğundan biraz daha kötü gösterebilir, deyim yerindeyse hastanın gözünü korkutabilirsiniz, sonuçta belki bilimsel ahlakın biraz dışına çıkmış olursunuz ama hekimlik mesleğinin genel çerçevesi içinde bana makul gelen bir tavır bu. Küresel ısınma insan kaynaklı olmasa bile -ki olduğuna inanıyorum- yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelttiği için, sanayi atıklarının çevreye gelişigüzel salınımını engelleyebileceği için, kısaca -o nefretlik deyimle söyleyecek olursam- çevre konusunda bir farkındalık oluşturduğu için bile desteklenmesi gereken bir kampanya bence. Başka bir bağlamda söylenen bir sözü de hatırlamak lazım: her teori, birisi ve bir amaç içindir.

    • Havadelisi dedi ki:

      Söylediklerinin birçoğuna katılıyorum. Fakat sağlammış gibi gözüken konsensüsün oldukça zorlama olduğunu “içeriden” konuşan birisi olarak söyleyebilirim. Aşağıdaki yorumlarımdan birinde de sözünü ettiğim şu kitabı hararetle tavsiye ediyorum. Özellikle IPCC‘nin (Uluslararası İklim Değişimi Paneli) işleyişi hakkında çok aydınlatıcı. Kitabın en önemli bölümlerinden bir tanesini şu adresten okuyabilirsiniz.

  4. BURAK dedi ki:

    Ben de bir yazıda dünyanın soğuduğunu fakat sanayi devriminden sonra ısınmaya başladığını okumuştum eğer devrim olmasaydı dünyanın 4000 yıl daha soğuyacağı ve bugünkü sıcaklığın aslında yanlış hatırlamıyorsam 1 C daha düşük olacağı söyleniyordu.

  5. Onur dedi ki:

    Kuresel isinma var ya da yok. Benim merak ettigim acaba insan etkisiyle uzun soluklu bir iklim degisimi olusabilir mi? Dogal dengeyi degistirmek bu kadar kolay mi?

    Bana sadece kucuk salinimlar yaratabiliriz gibi geliyor. Bu salinimlarin sonucunda bizim hayatlarimiz etkilenecegi icin insanlarin yasam sekilleri degisecek ve bu sefer sistem ters yone salinacak.

    Dogal dengeyi rezonansa sokabilmemiz zor geliyor. Tam anlatabildim mi bilemiyorum, sanirim biraz mekanik dusunuyorum.

    • Havadelisi dedi ki:

      Küresel ısınma var. Ama bunun sebebinin ne ya da neler olduğu, insan etkisinin şu andaki ısınmanın ne kadarını (%0’dan %100’e) açıklayabileceği belirsiz, benim görüşüm bu. Sorduğun soruların cevabını ise henüz hiç kimse bilmiyor. İklim sisteminin ne tür prensiplerle çalıştığı, dengenin, ters yöne salınımların bu sistemde ne kadar geçerli olduğu… bunların hepsi büyük ölçüde muamma olmayı sürdürüyor.

  6. ersin dedi ki:

    Ben de eskiden küresel ısınmanın yılmaz savunucularından biriydim 🙂 Ama son birkaç yılda sağlam kaynaklardan okuduğumuz şeyler bu meseleye biraz daha şüpheyle yaklaşmama sebep oldu. Aslında beni asıl endişelendiren kızdıran şey, ”anti küresel ısınmacıların ” ( olayı bilimsel boyutundan saptırıp ceplerini doldurmaya bakanlar) bu bilgileri kullanıp kaynakları hor kullanmaya devam etmeleri, yani çevre sorunlarını palavra sayıp ”ağır sanayi hamlelerini” sürdürmeleri.

    Böyle olursa, çevreye duyarlı insanlar bir grup romantik olarak değerlendirilmeye devam edilecek, ”bunlar gelişmemizi istemiyor, hes’lere karşılar, üçüncü köprü şart, tabii ağaç kesilecek” zihniyetindekiler doğayı katletmeyi sürdürecekler, en büyük korkum budur.

    • Havadelisi dedi ki:

      Kaygılarınızda haklısınız. Fakat çevre sorunları küresel ısınma dursa bile var olacak. Bence o mesele “küresel ısınma”dan bağımsız ele alınmalı. Eğer küresel ısınma teorisi çevreciler tarafından bu kadar abartılırsa, soğuklar artıp doğalgaz faturaları kabardığı zaman insanların çevrecilerin söylediklerine olan ilgisi de azalıyor.

  7. bulut75 dedi ki:

    ozan konu çok güzel ve ilgi çekici teşekkürler ediyorum benim asıl merak ettiğim vladimir petukhov’un öngörüsünün sence gerçekleşme ihtimali nedir senin fikrin benim için önemli saygılar sunuyorum. iyi çalışmalar

  8. mtngrnlr dedi ki:

    Küresel Isınma konusu o kadar popüler bir konu oldu ki uzman olmayan, konuya yabancı insanların bile diline düştü. 7’den 70’e kime sorsanızküresel ısınma konusunda mutlaka söyleyeceği birkaç kelime veya cümle vardır. Öyle ki en ufak bir yerel hava değişiminin sebebi olarak bile halk tarafından küresel ısınma gösterildi çoğu zaman. Dört mevsimin aynı anda yaşandığı, bir orta kuşak ülkesi olan ülkemizde Erzurum’da kar yağarken, Antalya’da turistlerin plaj keyfi yapması bile küresel ısınmanın bir sonucu olarak sunuldu haber bültenlerinde. Hatta endişelenen insanlar enerji yayan, CO2 salınımı olan şeyleri kullanmaktan çekinmeye başladılar. Küresel ısınma teorisinin doğruluğu konusunda -uzman olmadığım için-bir şey söyleyemeyeceğim ama teorinin küresel olarak çok popüler olduğunu söyleyebilirim.

  9. Taylan dedi ki:

    Havaların kral Delisi,

    Efendim kemal-i hayretle izlediğim (aslında izleyemediğim) bir konu var. Bilindiği üzere eski veya yeni bütün ilimsel teorilere saldırmak bilimin ilerlemesinin temel kaynağı. Mana-i şumul olarak baktığımızda bilim insan hayatını etkileyen her türlü kavrama kendiside dahil olmak üzere savaş açmış. Levha tektoniğinin prensiplerinden, Darwin’in teorisine kadar pek geniş bir yelpazede anlamlı veya anlamsız hatrı sayılır çalışmalar mevcut. Bunlara karşı yapılan çalışmalar ya teoriyi daha güçlü hale getiriyor (Darwinizm) ya da gelişmesine-değişmesine yol açıyor (Levha Tektoniği). Neticede bir hareket mevcut. Mamafih küresel ısınma mevzuunda (varsa) yapılmış çalışmalar (en azından popüler bilim yayınlarında) göze çarpmıyor. Bu durum ilerlemenin önünde bir engel teşkil ediyor olmalı. Kemal-i hayretle izleyemediğim olay bu. Nerde karşı görüşler? Nasıl ulaşabiliriz? Yoksa politik sebeplerden mütevellit bilim camiasında vücud bulamıyorlar mı? Ayrıca yanlışlanmaya çalışılmayan (veya engellenen) bir teoriye inanmanın “elhamdülillah jeoloğum” demekten ne farkı var? Karşıt görüşlerin kasıtlı müfarekatının, cihanşümul ısınma teorisini bir din haline getirmez mi? Neden inanmalıyım veya neden inan-mama-lıyım bu dine?

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok güzel noktalara temas etmişsin. Söylemek istediğim tam da bu. İklim konusundaki karşıt görüşlerin neredeyse sadece o çalışmayı yapanlar tarafından biliniyor oluşu ortada bir garipliğin olduğunu gösteriyor. Bilimsel teorilere inanılmaz, kanıtı varsa kabul edilir, yanlışlanan kısmı da reddedilir dediğin gibi. Türkçe’ye çevrildiğini sanmıyorum, ama eğer The Hockey Stick Illusion: Climategate and the Corruption of Science adlı kitabı okursan, karşıt görüşlerin her türlü yolla nasıl bastırıldığını, Nature dahil birçok şatafatlı bilim dergisinin de buna nasıl alet olduğunu (ya da kasten yaptıklarını) göreceksin. Birkaç senedir Avrupa’lı iklimbilimcilerle çalışan ve kitapta adı geçenlerden bazılarıyla tanışmış birisi olarak anlatılanların gayet doğru olabileceğini söyleyebilirim. Okuyup şahit olduklarım sonrasında “sera gazı kaynaklı küresel ısınma” hipotezinin, güçlü kalabilmek için bilimdışı desteklere, karşıt görüşlerin susturulmasına ihtiyaç duyan, çok zayıf bir teori olduğu sonucuna vardım. Zamanımızda yaşanan küresel ısınma yadsınamaz, ama sebebinin ne olduğu bana göre halen gayet belirsiz.

  10. Emre dedi ki:

    Ben gerekli meteorolojik bilgilere sahip olmamakla birlikte küresel ısınma mevzusuna “komplo” diyerek veya dediğiniz gibi yaklaşanlara şüpheyle yaklaşıyorum. Çünkü bırakalım büyüklerin anlattığı eski kış anılarını, Anadolu’da dağlardaki buzulların hızla küçülmesi gibi pek çok örnek küresel bir ısınma (veya daha az kar – en azından Anadolu için) geçerli olduğunu gösteriyor. Bunların iyi araştırılması gerek tabii. Artık hemen hemen her havzada birkaç büyük baraj bulunuyor. Bunlar çevresini ılımanlaştırıyor vs. Kentleşme ve orman kaybı gibi nedenler ısınmayı tetikleyen yerel unsurlar olarak önemli ve bu “karsızlık” ciddiye alınması gereken bir durum bence.

    Yani birkaç kış biraz fazla kar yağdı diye hemen tüm verileri yok saymamalıyız.

    Fakat sadece akıl yürüterek bunları söylediğimi unutmayın. Saygılar.

    • Havadelisi dedi ki:

      Teşekkürler. Bazı doğal iklim döngülerinin (özellikle okyanuslarla ilgili olanlar) periyotlarının insan ömrüyle karşılaştırılabilir uzunlukta olduğunu unutmayın. 30-40 yıl öncesinin kışları doğal sebeplerden birdenbire geri de dönebilir. Avrupa’ya son birkaç yıldır döndü de. Burada sorun, her türlü “garip” addedilen hava olayının kolaylıkla sera gazı kaynaklı küresel ısınmaya atfedilebiliyor oluşu.

      • Emre dedi ki:

        Fakat bu dediğiniz bilinmeyen bir şey midir? Yani o döngülerin nelere dayalı olduğu, 30-40 önce var olan durumdan önceki durumun günümüzle benzeştiği falan bilinmeyecek bir şey mi? Ben insan eliyle yaratılan ciddi bir iklim değişikliği (belki de ısınma?) olduğunu düşünüyorum. Bunu en azından Keban havzasına bakarak söylüyorum. Keban barajı çevresi 1970’lere kadar, kesinlikle ama kesinlikle, daha karlı kışlar geçiriyordu. Bunun bilimsel kayıtlarla da kanıtlanacağını düşünüyorum. Düşünsenize, sadece bu gibi oldukça büyük yapay göllerle bile toplamda bir ısınmadan söz edilebilir.

        • Havadelisi dedi ki:

          Evet, büyük ölçüde bilinmeyen bir şeydir. Döngülerin nasıl bir seyir izleyeceği ve önümüzdeki zamanlarda küresel iklimi ne yönde değiştireceği muammadır.

          Yerel iklim değişikliklerinin (barajlardan kaynaklanan ısınma / yağış artışı, ya da şehir ısı adalarından kaynaklanan ısınmalar, kar yağışı azalmaları) olduğu muhakkak, bu konuda zaten bir görüş ayrılığı yok. Ama büyük yapay göller oluşturulmasıyla genel bir ısınmaya yol açıldığı fikri de verilerle desteklenmiyor. Ki zaten büyük göller oluşturarak başka yerde var olan suyu bazı noktalara toplamış oluyorsunuz, toplamda bu neden bir fark yaratsın ki?

          • Emre dedi ki:

            Barajlar konusunda tamamen deneyimlerimden kaynaklı konuşuyorum. Normalde coğrafi boyutta incecik akan suları toplayıp büyük göller elde ediyorsunuz. O suları bıraksaydık okyanusa gidecekti fakat şimdi Malatya-Elazığ-Tunceli bölgesini göle çevirdik, bu nedenle çok önemli. Elazığ, Malatya ve Tunceli’de kışlar çok ama çok bariz biçimde, 1970’lerden önceki kışlara göre ılık ve karsız geçmekte. DMİ kayıtlarına baktım, tabii ki yok. 75 sonrası bilgileri paylaşmışlar, onlar da uç değerler.

            Yani, biliyorsunuz iddialı değilim ama, sırf barajlar mevzusu bile insan nedeniyle oluşan ısınmaya örnek olabilir. Doğu Anadolu’nun batısının yaklaşık yarısından bahsediyorum.

Yorum yazın...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s