Atış Serbest


DİKKAT! Atış Serbest sayfamızın adresi değişmiştir, artık sayfamız şuradadır.


 

Reklamlar

28.845 Responses to Atış Serbest

  1. Kar delisi dediğin böyle olur. Bunların yanında bize ancak tatlı su kar delisi denir. 🙂

  2. bleher(izmit/0m) dedi ki:

    Şu farklı model çalıştırmaları bir ortak karar verebilse, ayın yirmisinden sonra bir şeyler olabilir ama biri ılıkken diğeri soğuk, diğeri ılıkken beriki soğuk bu ne yahu? Model çalıştırmaları başlangıç verisi olarak hangi bilgileri kullanır bir birinden farklı kullandıkları nelerdir ve neden farklı veri kullanırlar? Bilen beriye gelsin.

    • bleher(izmit/0m) dedi ki:

      Sonunda model çalıştırmaları ortak karara vardılar ve ılık tarafı bizim için uygun gördüler 😦 bundan sonraki ilk soğuk havanın Şubat ayı içerisinde bir zamanda geleceğini düşünüyorum..

  3. ankara Ankara için geçen sene gibi (ocak Ocak son hafta) kar yağışı olma ihtimali varmı? var mı?

  4. Arkadaşlar kendi blogumu tamamladım. Dilerseniz ziyaret edebilirsiniz 🙂

  5. Commandouz (Bayrampaşa/İST, 153m) dedi ki:

    Nasa tarafından hazırlanan çeşitli inceleme haritaları. (Dikkat! Büyük dosya!)

  6. 8 Ocak sisteminden sonra Karadeniz deniz suyu sıcaklıklarında 2-3 derecelik düşüşler oldu önümüzde ki günlerde havanın daha da ısınmasıyla eriyen kar sularının denize akması nedeniyle daha fazla düşüş olacağını umuyorum
    Son durum ise ; http://bburaks.files.wordpress.com/2013/01/00070000000001.gif

  7. Ozan hocam Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun soğuk kalmasını sağlayan etken yüksek basınç mı?

    • Güneydoğu epey ısınmış, 7-8 dereceler var. Doğu da ısınmış aslında ama orayı iyice ısıtmak zor tabii, kar örtüsü var, yükselti var, dağların güney rüzgarını kesmesi var… Var oğlu var 🙂

  8. Bu yorum muhtemelen bu blogdaki son yorumum.(Yayınlanır mı bilemem)
    1-2 tane artı eksinin bu kadar önemli olduğunu bilsem daha önce yapardım. Neyse olan oldu.
    Kalın sağlıcakla…

    Geçen sene ile bu sene arasındaki fark. Baya fark var. Bazı kayak merkezlerinde 1 metre, şehirlerde de büyük farklar var.

    1

    2

  9. bleher(izmit/0m) dedi ki:

    Kendime NOT;
    1-İzmit Akdeniz çukurunda yer alan kuzey ve güneyi sıra dağlarla çevrili denize yakın ama denizin olumlu etkilerinden uzak (DEK) olumsuz etkilerini ise sonuna kadar yaşayan (gündüz sıcaklıkları çok nadir ”0” derece altına düşer) Marmara geçiş iklimi denilen daha çok ılık yapıya sahip iklim karakteri ile tam kar düşmanı bir coğrafi konuma sahip bir yerleşim yeridir… 😦

    2-Son iki sistem, bunlardan biri Sibirya kökenli düşük yer seviyesi sıcaklıkları ile kar yağışına sebep olmuş diğeri kutup kökenli düşük yukarı seviye sıcaklıklarıyla DEK destekli kar yağışlarına sebep olmuş ama ikisinden de yeteri kadar yararlanamamış bir coğrafi konum: İzmit…

    3- 37 yıldır hayaliyle yaşadığım ama bir türlü gerçekleşmeyen o efsane kışın bu coğrafyada asla gerçekleşmeyeceğini son 7-8 senedir öğrendiklerimle mantık olarak kabul etmiş olmama rağmen hala saçma ve çocukça bir umutla beklemem gerektiğini.. bu arada efsane için TDK :
    http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.50f1ce5f50f5c0.24064652

    Sonuçta; asla ABD kiler gibi bir kar fırtınaları, Sibirya kadar dondurucu soğuklar ve Erzurum kadar uzun kışlar yaşayamayacağımı istemeden de olsa kabul etmek zorunda kaldığım dır..

    Unutmadan 1929 kışı gerçekten de bir şehir efsanesiymiş ama sadece TDK tanımladığı gibi bir efsane…

    • İzmit, konumu sebebiyle tipilere tanık olmaz. İstanbul tipi ile boğuşuyorken, kuzeyli rüzgârlara kapalı olduğu için kar yağışları hafif esintiler dışında genelde sakince yağar. İzmit merkezinde gerçek anlamda iki kez tipiye tanık oldum. Birincisi 1999′ da diğeri de 2003 ya da 2004′ teydi. Onlarda da rüzgâr büyük bir ihtimalle gün batısından esiyordu.

      Umuttepe’ de göz gözü görmezken, İzmit’ te yağmur şakır şakır yağar. Muhteşem konumuna şehir iklimi eklendiği için, normal sistemlerde bile ilk kar, deniz seviyesindeki açık sahil kesimlerine yağar. 2004 kışı İzmit için yakın zamanın efsanelerindendi. O kış bir gün en yüksek sıcaklık -3 dereceydi. Bir gece -5.6 derecede yoğun bir şekilde kar yağıyordu. O gece hava açsaydı İzmit -10′ u çok rahat görürdü. 2004 kışında yoğun kar yağışının görüldüğü bir gün, Marina sahilinde deniz yüzeyinin vıcık kar tabakasıyla kaplandığını fotoğraflamıştım.

      Yinede umudum Güneş’ in hareketleriyle ilgili. Güneş lekelerinin azalmasına bağlı olarak gerçekleştiği sanılan mini buz çağı sırasında 1600′ lü yılların başında İzmit Körfezi, gemilerin hareketlerine engel olacak şekilde donmuş. Eğer Güneş lekeleri azalmaya devam ederse 2030′ a kadar çok güzel kışlar yaşayabiliriz.

      İstanbul’ u pek etkilemeyen 1-2-3-4 Şubat 1997 sisteminde İzmit’ te çok güzel gündüz karları yağmış, sıcaklık sıfırın üstüne pek çıkmamış ve -8 derece sıcaklık kaydedilmişti ve o zamanki gazetelerden hatırladığım kadarıyla İzmit Körfezi kıyılarında donmalar meydana gelmişti. 850 hpa’ da -15 civarı girmiş. 10 Nisan 1997′ de de 850 hpa’ da -10 girerek İzmit’ te gündüz sıcaklığı -1 derece olmuş ve lapa lapa kar yağmıştı.

      04.02.1997 görüntüsü:

      10 Nisan 1997 sistemi: http://www.wetterzentrale.de/pics/archive/ra/1997/Rrea00219970410.gif

      İzmit 1928 kışıyla ilgili bir yazı yerel bir gazetede çıktı.
      http://www.ozgurkocaeli.com.tr/haber/izmitin-kisi-bazen-ilik-bazen-soguk-117469.html

  10. Hava soğudu ama yağış olmayacak galiba. Kar umudumuz sürüyor ama. 😀

  11. Çok uzun vadede de olsa görmek güzel: 12Z ECMWF yüksek bloğunu İngiltere’ye ve İskandinavya’ya çakmış, sonrasında da gayet ciddi soğukları güney enlemlere yöneltmiş. Bu eğilim 00Z’de de vardı zaten.

    Öte yandan 12Z GFS diyagramlarında hala pek umut yok. Bakalım neler olacak.

    1

    • 132 saat ECMWF. Gol olur:

    • hayatbu (Beşiktaş/İST 10 m) dedi ki:

      21-22 Ocak gibi farklı modellerin diyagramlarında sağlam bir iniş görünüyor. Bir efsane gibi görünmüyor ama kutuplardan soğukların aktığı bir dönemde hiçbir şey belli olmaz.

  12. Orajlı gün sayısının Kuzeydoğu Anadolu, Güney Ege ve Akdeniz’de yoğunlaştığını görüyoruz.

    1

  13. Arkadaşlar, ben bundan sonra tatilimi, bu aylarda Bitlis’ de geçireceğim. Benimle gelmek isteyenler buyursun.!
    Aşağıdaki haberin tarihi 2012.
    http://www.risalehaber.com/bitliste-kar-kalinligi-12-metreyi-asti-141272h.htm

  14. Erzurum 1050 mb! Doğu Anadolu’da çoğu şehir de 1040 mb’ın üzerinde. Bununla birlikte bölgeden 100-200 km uzaklıkta Doğu Karadeniz kıyılarında basınç 1020 mb civarında. İç kesimlerdeki bu kadar yüksek basıncı Marmara’da ben gördüğümü hatırlamıyorum. Basıncın deniz seviyesine indirgenmesinde bir hata olabilir mi? Hata değilse sebebi ne olabilir?

  15. Welbane Hocam, totem yaptım birkaç gündür konuşmuyorum. Hatta şimdi de detayları konuşmayacağım ama heyecanlanmamak da elde değil. Ne diyorsun?

    • Valla ayin 20-21’inden sonra birseyler olabilecek gibi ama hala degisime cok acik gorunuyor. Ancak son birkac calistirmada belirli bir istikrar var gibi, bakicaz artik. Ote yandan 2-3 gun sonrasi icin bile yasanan degisimler biraz moral bozucu, Sali-Carsamba icin 18 calistirmasinda 0 derece civarinda 10-15 mm kadar yagis varken 00 modeli sicakligi 4-5’lere cikarmis yagisi da 2-3 mm’ye cekmis. Atlantik yeri geldiginde nimet bazen de basa bela. Evet bir seyler pisiyor gibi yukarilarda ama bize ne kadari dusecegini bilmek icin beklemeye devam.

  16. NTV’de, havadelilerine göre bir belgesel var, kaçırmayın derim (yarısı bitti). Belgeselden özlü sözler: “Güneşte hareketlilik, yani lekeler ne kadar az olursa, o kadar soğuk bir yıl geçer.”

    • 17.yy’da 50 yıla yakın bir süre güneşte hareketlilik olmamış. O yıllara ait Avrupa’daki kayıtlar efsane kışlarla doluymuş.

      • 2013 sonlarına, 2014’ün başlarına doğru gerçekleşecek olan son 200 yılın en düşük maksimumundan sonra minimuma yönelecek olan ve bu minimumdan sonra büyük olasılıkla (birçok güneş fizikçinin dediğine göre) 2030’lara kadar maksimum görmeyecek olan güneş döngüsünün basınç yerleşimleri, üst seviye sıcaklıkları üzerinde etkisi olacak mı; veya etkisi olacaksa nasıl ve ne yönde etkileyeceğini açıkçası merak ediyorum. Bazı klimatologlar 2009 yılından beri düşük seyreden güneş aktivitesinin iklime etkilerinin aslında yavaş yavaş başladığını belirtiyorlar. Örnek: Vladimir Paar, Piers Corbyn vs. vs. Aşağıdaki linkte Prof. Dr. Ethem Derman hocanın 25. güneş döngüsünün gerçekleşmeme ihtimalinin yüksek olduğunu verilerle anlattığı bir makalesi var. Okumanızı tavsiye ederim. Sonuçların ne olacağını en iyisi bekleyip, yaşayarak görmek.
        http://gokbilgi.blogspot.com/2011/06/gunes-etkinligine-ne-olduprofdrethem.html

        • Güneş lekelerinin azalması doğulu rüzgarları arttırıyormuş. Bu da Avrupa bölgesini soğutur. Avrupa da soğuyunca Türkiye ısınır mı acaba? Yani ısınmaktan kastım Avrupa’ya göre daha yumuşak bir kış.

          • Uğurcan kardeşim, yukarıda linkini verdiğim Prof. ile haftada 1 kez bazen daha fazla telefonlaşıyorum. Bu tarz konuları ona da sordum. Her ne kadar kendisi güneş ile alakalı uzman olsa da bu konu hakkında dünyanın her yerinin soğuyacağını söylüyor. Bekleyip görmek en iyisi. Fakat şunu da belirtmeden edemeyeceğim ki güneş aktivitesi 4 senedir düşük. 2 senedir ise çok düşük. Geçen kış ortada. Doğu Avrupa’nın yaşadığı kış ortada. Yani buradan şu sonuç çıkabilir. Böyle bir periyot gerçekleşirse kış aylarında basınç yerleşimlerine göre çok sağlam soğuklar bir tarafı vuracak. Artık neresi şanslıysa.

  17. Commandouz (Bayrampaşa/İST, 153m) dedi ki:

    Aralık ayı bulutluluk haritası

  18. Arkadaşlar eski radar görüntülerini nereden bulabilir uzal harici? Mesela 2009 yılı falan.

  19. 10-11 Ocak Türkiye minimum sıcaklıkları, dikine çizginin batısı 10 Ocak, doğusu 11 Ocak tarihine aittir.

    1

    • Hocam annem zorla bilgisayardan kaldırdığından fazla özenemedim yeniden bilgisayar başına geçtiğimde düzgünce ayıracağım

      Tamam sorun değil 🙂 – Ozan

  20. hayatbu (Beşiktaş/İST 10 m) dedi ki:

    Şahsen bayıldım. Bir dahaki sisteme böyle renkli çalışmaları bekleriz. 🙂

    1

  21. Arkadaşlar, 144 ve 168 saatten sonraları için modellerin tutarlılığı %50’nin bile altına inebiliyor. Durum bu iken gidip 300 saat sonrasının diyagramını baz alıp “Ocak ayını kapattım” demek doğru olmaz.

    Hatırlarsanız iki hafta önce üzerimize -20’lik çekirdekler geliyordu, diyagramlar da hemfikirdi, ne oldu? Tepetaklak oldu her şey. Önümüzdeki günlerde de buna benzer bir şey olmayacağını kimse garanti edemez.

    Ayrıca uzun vadede 168 saat ve sonrası için ECMWF modelini takip etmenizi tavsiye ederim. Ben öyle yapıyorum.

    • hayatbu (Beşiktaş/İST 10 m) dedi ki:

      Ne olacak; “Efsane geliyor! Efsane geliyor!” diye diye nazar değdirdiniz 🙂

    • ECMWF sabah çalıştırmasında umut vadeden bir görüntü sunmuş. Soğukların akmasını sağlayacak yüksek basıncın kuzeye doğru hareketi göze çarpıyor. İnşallah devam eden çalıştırmalar da bu senaryoyu destekler.

      1

    • ECMWF ana haritası kadar ortalamalarını da takip etmenizi tavsiye ederim. Benim gözlemim ortalamalarla ana çıktı farklı çıkıyorsa ortalamalara doğru evriliyor ana çıktı. Ama ortalamalarla ana çıktı benziyorsa genelde öyle devam ediyor.
      168 sonrası GFS’ye göre ECMWF’ye çok daha fazla güvenen, GFS diyagramında 192 saat sonrasında ne kadar kararlılık olursa olsun değişme ihtimalinin yüksek olduğuna inanan ve birçok defa şahit olan biri olarak ECMWF 12Z çıktısında da benzer şeyler görmemiz durumunda ümitleneceğimi ifade etmek isterim.

  22. 2003 – 2004 kışında gelen sistemler genelde 15 – 20 günlük periyotlarla gelmiş.

    18 Aralık – 7 Ocak – 23 Ocak – 13 Şubat – 21 Şubat

    2012 – 2013 kışı ise böyle başladı;

    20 Aralık – 8 Ocak – ? – ? –

    Devlet Bahçeli mantığıyla ve Havadelisinin geçen yıl hazırlamış olduğu tarihsel gidişatı baz alarak bir sonraki sistemin 20 – 26 Ocak arasında gelme ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz 🙂

  23. Merhaba. Geçtiğimiz sonbahardan yani yeni sezonun başından beri bu sitenin takipçisiyim. İki senedir takip ettiğim bir kar forumunu sizi keşfetmemle tamamen bıraktım. Bizim gibi hava olayları konusunda nitelikli ve anlaşılır bilgiye muhtaç hava delileri için çok faydalı bir ortam burası. Başta Dr. Ozan Mert Göktürk olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kısıtlı bilgilerimle siteye pek katkı sağlayabilecek biri olmadığım için şimdiye dek yorum yazmadım. Fakat yine de bir teşekkür etmeyi boynumun borcu bildim. Bu arada yorum yapmak için almak zorunda kaldığım blog adresini de kendi hava deliliğim ile ilgili paylaşımlarda bulunmak üzere değerlendirmeye karar verdim. Daha doğrusu her gün böylesi hava meraklısı ve kar sever insanların yazılarını okumak beni de heveslendirdi. Blogun sloganı da zaten “Bu blog havadelisi.com’a bir naziredir.” Ozan Hocam’dan hava delisi kelimesini blogumda kullanmak için izin rica ediyorum. (Halihazırda kullandım, izin vermezse değiştireceğim.) Kelimenin patenti sanıyorum kendisine ait, fakat hepimizi öyle güzel tanımlıyor ki.

    Not: Konumum Çamlıca-Beylerbeyi arasında aslında. Rakım o sebeple öyle 🙂

  24. KarYagsin (EDİRNE, 41m) dedi ki:

    Meteopt sitesinden Waluigi(Ankara/908 m)‘nin paylaştığı gibi resimleri Edirne için almak mümkün mü? Site yabancı dil olunca anlayamadım olayı.

  25. Hocam 8 Ocak 2013 sistemini sitede ki videolar menüsüne ekleyecek misiniz? Yazın sıcaklarda izlemesi çok zevkli oluyor 😀

  26. İç Anadolu’nun en soğuk ili Niğde ! -15 derece ile donuyoruz.

  27. Commandouz (Bayrampaşa/İST, 153m) dedi ki:

    Arkadaşlar, bloğumda 2012 yılının nasıl geçtiğine dair bir yazı hazırladım. Biraz çılgınca oldu 🙂 Umarım beğenirsiniz. Sıkılmadan sonuna kadar okumanızı diliyorum.
    Teşekkürler.

  28. Abicim bu diyagram ne böyle 😦
    Tamam ılıkçıyım da soğukçuların bu dramı beni de üzüyor… Acınızı paylaşıyorum kardeşlerim 🙂
    Biliyorsunuz sözümüz şuydu sizin her soğuk geçen gününüze karşılık 5 gün sıcak günümüz olacak diye keşke ciddiye alsaydınız…

  29. Ben bu gelicek efsane’den ümidimi kestim. Pes ediyorum. 😦

  30. buradaki bulutlar bir merkezin çevresinde saat yönünde hareket ediyor. bana tuhaf geldi. sizce normal mi?
    hareketli görüntü alamadım.

    http://wp.me/a2LdAu-v

  31. Ozan Hoca’m Wrf güncellenmiyor mu ? 09/01/2013 00Z güncellemesinde takılmış gibi ?

  32. 06Z çalıştırmalarından biri(mavi olan) 23 Ocak’ta -20’ye inmiş, Haliç donardı herhalde.

  33. İşte, bir şehir efsanesine dönüşmüş o kışı, 1929 İstanbul kışını anlatacağız bu yazıda. 1929 İstanbul kışını söylencelerle değil, fotoğraflarla, dönemin gazete haberleriyle anlatan bir kitap eşlik edecek bize bu küçük yolculuğumuzda: Cengiz Kahraman`ın “1929 Kışı: Bir Şehir Efsanesi” isimli kitabı. İstanbul, tarihi boyunca gerçekten çok şiddetli kışlar yaşamış, şehirde hayat felç olmuş. Boğaz, “akmam” diyen Tuna nehrinden gelen buz kütlelerinin akınına uğramış. 1928`de,
    1929`da ve 1954`de İstanbul`a karakış bastırmış, Boğaz buz kütleleri ile kaplanmış. İstanbullular bu buz kütlelerinin üstünde hatıra fotoğrafları çektirmişler yediden yetmişe! Yıl 1929, mevsim kış… 5 Ocak ile 8 Mart 1929 tarihleri arasında İstanbul`u etkisi altına alan fırtına; limandaki gemileri birbirlerine çarpıp, kıyıya sürüklemiş. Evleri yıkmış, çatıları uçurmuş…
    Evsiz barksız insanlar soğuktan donarak can vermiş, şehir suyu şebekesi donmuş, yangınlar çıkmış ancak su olmadığı için neredeyse mahalleler yanıp, yok olmuş. Geceleri aç kurtlar, yaban domuzları inmiş şehir merkezine.
    Soğuk gerçekten dayanılır gibi değildir. Kasaplar etleri testere ile kesmek zorunda kalacak, İstanbullular Topkapı Mezarlığı`na götürdükleri cenazeleri gömemeyip, orada bırakıp ancak ertesi günü defnedebileceklerdi. Bu iki ay içinde sokağa çıkmak zorunda olan ve düşerek kolunu, bacağını kıran binlerce İstanbullunun başına gelenleri söz konusu bile etmemekteyiz.
    AÇ KURTLAR SALDIRIYOR
    Kışın geldiğini “müjdeleyen” ilk haber, 5 Ocak tarihini taşıyor: “Şiddetli kış Avrupa ve Balkan-lar`da tren seferlerini aksattı. Sırbistan ve Bulgaristan`da kar yolları kapadı.” [1] 6 Ocak`ta başlayan fırtına, 7 Ocak`ta İstanbul`u birbirine katar. Limandaki gemiler karaya oturur, duvarlar çöker… Her zamanki gibi havaların soğumasına sevinenler de olur: “Havanın soğumasına en çok kömürcüler sevindi. Odun ve kömür fiyatlarına zam yaptılar.”
    10 Ocak sabahı, İstanbul beyaz bir örtü ile örtülür… 21 Ocak tarihine kadar gündelik kazalar ve olaylarla süregelen kar ve fırtına, birden azgınlaşır ve o gün İstanbullular için bir kabus olur: “Gece saat dokuz buçuk sıralarında Tatavla`da (Kurtuluş) Aya Dimitri Kilise-si`nin çanı canhıraş bir şekilde çalarak bir felaketi haber vermeye başladı. Ne olduğunu merak ederek sokağa fırlayanlar, Ayatavaş sokağında bakkal Yanni`nin evinde başlayan yangının hızla yanındaki evler de sıçramakta olduğunu gördüler. (…) Yangının korkunç bilançosu: 207`si tamamen yanan, toplam 216 evdi. İtfaiye grubundan bir kişi ağır, 32 kişi de hafif yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.”
    O gün, tarihe sadece Tatavla`yı kül eden yangın ile değil, aynı zamanda şehrin içine inen aç kurt ve yaban domuzu sürülerinin saldırısı ile de geçer: “Akşam Çamlıca`nın arka taraflarıyla Dudulu, Bakkalköy, Alemdağ`a aç kalan kurt ve domuz sürüleri indi.”
    21 Ocak`ın yaraları daha sarılmadan bir başka kara gün, 2 Şubat günü beklemektedir İs-tanbullari: “İstanbul müthiş bir kar fırtınası altında kaldı. Vapurlar, trenler seferlerini yapamadı, tramvaylar ve otomobiller güçlükle çalışabildi.” İstanbul, kara ve fırtınaya tamamen teslim olacak, evsizler donarak ölecek, su boruları, musluklar, kapı kollan bile donacaktı.
    KÂBUS GİBİ BİR GÜN…
    4 Şubat… Kurtlar artık şehrin içinde; Beşiktaş, Kartal, Maltepe ve Karacaahmet`te aç kurtlar insanlara saldırır. 15 Şubat`ta güneş nihayet sıcak yüzünü gösterir ve hayat normale dönmeye başlar: “Galatasaray Kulübü`ne mensup 40 atlet, beşerli takım halinde Şişli-Hürriyeti Abide arasında 3500 metrelik bir kar koşusu yaptı.” Kar, fırtına bitti derken ertesi gün kış bütün şiddeti ile yine çökecektir İstanbul`un üstüne. Çıkan fırtınada, Yıldız Sarayı`nın duvarları çöker. Soğuk, yangınlar, susuzluk, ekmek sıkıntısı, açlık derken bir de grip salgını başlar…
    Tam bir kabus! İstanbul`u fırtınadan, kardan korumaya çalışan, fakirlere yiyecek ve para yardımı yapan İstanbul Belediyesi, bütün çabalarına karşın çaresiz kalır bu afet karşısında…
    İstanbul Boğazı`nın buzlarla kaplandığı gündeyiz: 1 Mart 1929… İşte, buzların üzerinde hatıra fotoğraflarının çekildiği o gün yaşananlar: “Gece yarısı saat ikide, İstanbul Boğazı aniden büyük buz kütlelerinin saldırısına uğradı. Günlerdir beklenen ve gelmelerinden umut kesilen devasa buzlar boğazda yüzmeye başladı, bütün liman buzlarla kaplandı.”
    8 Mart 1929… İstanbullular nihayet rahat bir nefes alıyorlar. Güneşli günler yeniden başlıyor ve kabus sona eriyor… Elbette o yılların İstanbul`unu düşünerek okumalı yazılanları. Olanakları daha doğrusu olanaksızlıkları, yoksulluğu unutmadan okumalı. 1927 yılında yapılan nüfus sayımına göre 680,857 kişinin yaşadığı İstanbul, 2007 yılında yapılan nüfus sayımında 12,573,836 kişinin yaşadığı mega bir kent olup çıkmış. Şimdi bir soru takılıyor aklımıza. İstanbul, geçen hafta 1929 kışı gibi bir kışı yaşasaydı? Nice olurdu halimiz!
    [1] Cengiz Kahraman, 1929 Kışı: Bir Şehir Efsanesi, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2007

  34. Şu yorumumda bahsetmiş olduğum kutup girdabı zayıflaması ve ani stratosfer ısınması gerçekleşiyor. Kutup üzerinde, 25.000 metre yukarıda hava sıcaklığı bir kaç gün içinde 45 derece birden arttı.

    Bunun sonucu olarak önümüzdeki günlerde Kuzey Kutbunun merkezine 1050 milibarlık bir yüksek basınç oturuyor ve kutup soğukları ortadan ikiye ayrılıyor.

    Bu saatten sonra bekleyeceğimiz tek şey Atlantik Okyanusunun doğusuna sağlam bir yüksek basınç yerleşmesi ve soğukları güney enlemlere indirmesi.

    Kuzey Yarımküre’de bir yerler bu efsane soğukları kapacak. Umarım biz de bu yerlerin içinde yer alırız. Zira olacak şeyler 1985 ve 1987 senelerini aratmayacak gibi.

    Dedicated to Ozan Deniz 🙂

    • Sen onu bunu bırak, Karabük’e de yağar mı onu söyle 🙂

      Şaka bir yana, bir yerler fena donacak evet. Bize yarısı gelse olur, bir 8 Ocak daha bana yeter şahsen 😛

      • Modellerdeki görüntü aşırı negatif AO’yu işaret ediyor. Fakat bu seneki seyir dalgalı, yani her inişin bir çıkışı olan bir gidişat. Yeter ki bu oluşumlar olsun, en azından bir sistem bize de düşer diye düşünüyorum. Örneğin 2010. Bana 8 Ocak yetmez, 87 Mart ya da 2004 Şubat istiyorum. Ötesi yok! 🙂

        Öte yandan Fındıkzade, Tuzla, Karabük ve Espiye’de kar sezonu kapanmıştır. Artık önümüzdeki senelere inşallah 🙂

    • Bu arada şu sıralar GFS ve ECMWF’de ancak 4 yürütmenin bir tanesi bu soğukların bize yönelmesine yol açacak bir yükseği gösteriyor. Ama hiç belli olmaz tabii. Özellikle mevsim itibariyle: 22-25 Ocak arası Türkiye’nin birçok yerinde tarihsel olarak kışın en soğuk günleridir mesela:

      https://havadelisi.com/2011/12/04/karakis-firtinasi-ve-digerleri/

      • bleher(izmit/0m) dedi ki:

        Ozan Hoca benim hiç bilimsel olmayan ama istikrarlı tahmin sistemi metodum model çalıştırmaların da 4 yürütmenin biri bize gözüküyorsa o zaman (sansürlendi) o soğuklar Avrupa’nın orta ve batısına balkanlara akar geçen yıllarda olduğu gibi oralar da efsane buralar da efsane olur 😀 …O bölgeler de soğuk ve kardan efsane yaşarken biz de sıcak rekorlarıyla efsane yaşarız geçtiğimiz ocak sonu sisteminde olduğu gibi Bosna, Sırbistan Avusturya , Slovenya, …….. kardan rekor kırarken hatta buna İtalya da dahil Türkiye Balkanlara kadar gelip içeri giremeyen bir sistem yaşar yine.. Santi sende Ozan Deniz gibi bir türlü gelmeyen efsane sistemlerden dolayı hayaller görmeye (kurmaya) başladın.. 😉 Ben zaten 37 senedir efsane hayaliyle yaşamışım son 2 sistem bunu ispatladı bana çıkarımlarım var bu iki sistemden daha sonra paylaşacağım..

        • Pesimistlerin liderisin bleher. Bunları söyledin İzmit sabaha 35 santim karla uyandı 🙂

          • bleher(izmit/0m) dedi ki:

            Santi en büyük cimbom 😀 yahu!! şu mgm’nin ölçümlerinin doğruluğunu ister sıcaklık ister yağış ister kar yüksekliği olsun İzmit için biraz abartılı olduğunu düşünüyorum…ben 5 cm fazla ölçemedim..

          • İzmit DMİ hatalı ölçümler veriyor. Dün sabah İzmit’ te kesinlikle 25 cm’ den daha fazla kar kalınlığı yoktu. Ayrıca 14.01.2009 tarihinde ölçüldüğü sanılan -9.7 derecelik ölçüm de doğru değil. O kadar soğuk bir gece aynı doğrultuda ama daha alt rakımdaki evimin önünde -10 dereceyi görürdü ve bu kesinlikle dikkatimden kaçmazdı.

    • hayatbu (Beşiktaş/İST 10 m) dedi ki:

      Santiago iyi diyorsun hoş diyorsun da, ben de sana 2009-2010 kışını hatırlatmak istiyorum. AO’nun diplerin diplerinde gezindiği ve kutupların Avrupa’ya hücum ettiği yaklaşık 3-4 aylık periyotta biz Ocak 2010 sisteminden başka sadece avucumuzu yalamıştık. O kış İspanya’da bile efsaneler olmuştu. Kısaca hatırlatmak için söyleyeyim; o kış Avrupa’ya tam 11 ayrı soğuk hava sistemi girmişti. Bu 11 sistemin toplamı 52 gün sürmüştü. Hele bir 10-26 Ocak sistemi vardı ki… sonunda bize bile gelmişti soğuklar. 300’den fazla ölünün olduğu 2009-2010 kışında -45leri bile görmüştü Norveç.

      Efsane gelebilir de haklısın ama Atlantik’te o kadar derin ABler olduktan sonra biz daha çok bakarız efsaneye. Avrupa kaparsa o sistemleri biz nal toplarız ancak. Bari modeller adam gibi göstersin bir şeyler de ondan sonra beklentiyi yükselt. Sonra çok üzülüyoruz. Kutup girdabının her kaybolmasından biz nemalanmıyoruz ki…Bana garip gelen Azor’un modellerde ortadan resmen kaybolması. Şöyle 1 hafta beklemek lazım sistem var mı yok mu görmek için. Bir soğuk inişi var ama bakalım piyango nereyi vurur.

      • En azından 2010 dedim zaten hayatbu. Gerçek efsane kışlarda, örneğin 1985, 1987 ve 2004, AO ve NAO genel olarak negatif gidişat izlemiş. Gerisi artık tesadüfe bakar. 2010 gibi de olabilir, 1985 gibi de olabilir. Ama her halükarda bize de bir şeyler düşer bu gidişattan.

    • Ahah, senin daha onceki yorumunu gormeden ben de ayni mevzuya deginmisim https://havadelisi.com/serbest-kursu/comment-page-87/#comment-37302

      Buradaki forumlarda en heyecanla takip edilen mevzu bu, zira kis namina bir sey gormus degiliz henuz. Modeller bugun biraz daha kararli cikmis, soguklar once merkezi ABD’ye, oradan da dogu kiyilarina dogru ilerleyecek gibi gorunuyor. Ancak -20 gelse bile yagis sikintimiz var, koca Atlantik resmen kurudu, zayif siklonlar bile uretemiyor. Bakalim bu soguk belki harekete gecirebilir. Bi 96 efsanesi http://en.wikipedia.org/wiki/North_American_blizzard_of_1996 olsa fena olmaz hani.

      • Sistemin heyecanı ile ben de senin yorumunu görmemişim 🙂

        GFS geçen hafta bizim üzerimize yolladığı efsanevi soğukları şimdi ABD’ye gönderiyor (uzun vadede). Fakat yağışta ciddi sıkıntı var dediğin gibi, sistemler ani hareketle kuzeye kaçıyorlar sürekli. Bu arada 1996 felaket bir şeymiş.

    • Bu kış bittiğinde herkes benden bahsediyor olacak. Ben bu kış asla unutulmayacak.

    • Bunun gibi mi mesela?

    • Yağmaz hocam yağmaz. Şöyle bir şey olabilir mi diye düşünüyorum. 20 Ocak’tan sonra büyük ihtimal Rize’deyim. O buzul dili benim gelişim şerefine Rize’yi kara gömer mi 🙂

    • Peki, ne zaman, “Hmmm bize geliyor galiba!” ya da “Dur gelemedim.” deriz? 😀

  35. MGM’nin sitesinden önümüzdeki günlerdeki sıcaklık değerlerini incelerken bir şey dikkatimi çekti:
    Türkiye’nin en soğuk bölgesi olarak anılan Kars – Erzurum – Ağrı üçgeninde il merkezlerinin sıcaklık değerleri, bağlı ilçelerine göre en az 10-12 derece daha düşük. Çarpıcı örnekler vermek gerekirse:
    11 Ocak Cuma en düşük sıcaklıklar:
    Erzurum (1758 m) -29 C
    Palandöken (2610 m) -13 C

    Ağrı (1632 m) -30 C
    Diyadin (1937 m) -17 C

    Kars (1775 m) -28 C
    Sarıkamış (2102 m) -16 C

    Bunun herhangi bir izahı var mıdır? Bu kadar kısa mesafelerde, rakım farkına ve ısı adası faktörlerine rağmen yer yer 20 dereceyi aşan sıcaklık farklarını benim aklım almıyor.

      • Nedeninin enverziyon olabileceğini biliyorum. Aslında verdiğim örnekten sadece yüksek rakımlarla kıyaslama yapıyormuşum gibi bir durum ortaya çıktı. Ancak bahsetmek istediğim bu değil. Yüksek veya düşük rakımlı olsun, tüm il-ilçe kıyaslamalarında durum böyle. Bahsettiğim illere bağlı hiçbir ilçe il merkezinin minimum sıcaklık değerine 10 dereceden fazla yaklaşamıyor. Evet, şu an bu bahsettiğim il merkezlerinde orta şiddette enverziyon var ancak ilçelerin hiçbirinde bu durumun yaşanmaması nasıl açıklanabilir?

  36. Mısır’a doğru akan bulutlar “sea effect” ürünü mü?

    • Benimde dikkatimi çekmişti bugün. Yüzde yüz katıksız bir DEK örneği. Bütün haritaları buraya kopyalamam uzun süreceği için sadece örnekler veriyorum, haritaları kontrol edebilirsiniz.
      Öncelikle alçak basınç yani siklonik bir yapı yok, Yüksek basınç hakim bölgeye. 850 mb 0 ile -4 aralığında , deniz suyu sıcaklığı 16 derece civarında. Yer , 850, 700 hatta 500 rüzgarı kuzeybatılı ve uyumu mükemmel.
      Tepe enverziyonu seviyesine bakamadım ama muhtemelen bulut tepesi de 4 km civarında.
      Yüzde yüz DEY örneği desek daha doğru 🙂 Mısır’da deniz etkisiyle yağmur yağıyordur.

  37. Kar, soğuk hava, fırtına ve şiddetli yağmur Doğu Akdeniz ülkelerinde ölümlere yol açmış. Son 30 yıldır böylesi koşulların görülmediği söyleniyor. Amman ve Şam ile birlikte Kudüs’ün dış bölgelerine de kar düşmüş;
    http://www.usatoday.com/story/weather/2013/01/09/winter-storm-snow-mideast/1819911/

  38. Dün sabaha karşı sıcaklık -14 ölçülmüş burada açık yerler -20 yi görmüştür herhalde 🙂 http://freemeteo.com/default.asp?pid=20&gid=727011&la=22

    Şimdilik kar örtüsü 10 cm ama modellerde görünen alçak basınçlar bana sanki “fırtına önceki sessizlik” dedirtti.

  39. Bir gözüküp, bir kayboluyor. El Nino sana gelsin. 😀

  40. Haliç donmuş:)

    “Yaklaşık 5 bin yıllık tarihe sahip olan İstanbul, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Haliç’in donduğu, büyük yangınlar ile don olayları sonucu can kayıplarının yaşandığı, hastalıkların baş gösterdiği, insanların yiyecek ve yakacak sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı kışlar yaşadı
    Tarihçi Necdet Sakaoğlu, yaptığı açıklamada, İstanbul’un Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde büyük kışlar yaşadığını belirtti.
    Tarihçi Necdet Sakaoğlu, yaptığı açıklamada, İstanbul’un Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde büyük kışlar yaşadığını belirtti.

    Osmanlı dönemi kışları

    Osmanlı tarihinde de çok sert kışların olduğunu, insanların donma, yangın gibi olaylardan dolayı hayatını kaybettiğini aktaran Sakaoğlu, şunları söyledi: “1573 kışı, çok anormal geçmiş kışlardan biridir. En az 1 ay süren bir periyottur. Ondan sonra 1621′de, 2. Osman’ın padişahlığı sırasında yaşanan zorlu bir kış mevsimi var. Aralık sonunda başlamış, Ocak sonuna kadar devam etmiştir. 1754′te de büyük bir kış vardır. O da tesadüfen 3. Osman döneminde yaşanmıştır. Her iki padişahın döneminde de kışın getirdiği felaketler çok ağır olmuştur. Osmanlı döneminde yaşanan 1621 kışında Haliç donmuştur. O zamanlar köprü falan yok. İnsanlar Galata’dan Eminönü’ne yürüyerek geçmiştir. Haliç’te çocuklar buzların üzerinde kaydırak oynamışlar. 1754 kışı 2 aya yakın sürmüş. Aralıksız kar yağmış. Üsküdar ile Sarayburnu arası buzlarla kaplanmış. Bunun Karadeniz’e dökülen büyük ırmaklardan kopup gelen buzların, boğazın dar yerlerinde meydana getirdiği sıkışıklıklar olduğunu düşünüyoruz. İstanbul Boğazı’nın donması mümkün değil. Çünkü büyük akıntılar var, tuzlu su” şeklinde belirtti. Osmanlı Padişahlarından 3. Osman’ın, babası 2. Mustafa öldüğünde henüz 5 yaşında olduğunu aktaran Sakaoğlu; “3. Osman, 2-2,5 sene padişahlık yapmış. Tahta çıkışı 13 Aralık. 13 Ocak’ta da şiddetli kış başlamış. O dönem büyük yangınlar çıkmış. Dolayısıyla halk tarafından 3. Osman, ‘uğursuz padişah’ olarak görülmüş. Meşhur Hocapaşa ve Cibali yangınları da bu dönemde olmuş” dedi.
    Şehir çok büyük yaşanan sıkıntılar ondan

    İstanbul’u ağır geçen kışların çok etkilediğini, her dönem kışın getirdiği sorunların farklı farklı yaşandığını aktaran Sakaoğlu, kentin tarih boyunca üretimi az, tüketimi çok olan bir şehir konumunda kaldığını, her dönem nüfusunun da çok olduğunu belirtti. İstanbul’un yakacağının, Karadeniz’deki odun iskelelerinden geldiğini, kötü geçen kış mevsiminde şehrin yakacak sıkıntısı çektiğini kaydeden Sakaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Zaten halk felaketi gördüğü zaman fazla fazla yakacak aldığı için kısa zamanda biten yakacağın arkası gelmiyor. İstanbul’un zahire ihtiyacı Karadeniz, Romanya ve Akdeniz’den gemilerle geliyor. Fırtına, kış başlayınca zahire taşıyan gemiler, İstanbul’a ulaşamıyor. Fırınlarda ekmek çıkmamaya başlıyor. Kıtlık yaşanıyor. Ayrıca yangınlar çok meydana geliyor. Herkes ısınmak için bir şeyler yakmak zorunda. 1850′lere kadar İstanbul’da ve Türkiye’de soba yok. Sobadan önce ocak, mangal, tandır var. Ocak dediğiniz şey, evi ısıtmaz. Duvarda olan bir şeydir. Ocak sadece ateş edinmeye yarar. İnsanlar çok zor şartlarda, bu soğukları geçirmiş. 1800′lere kadar pencere camı yok, tabaka cam yok, kepenk var. Evi ısıtmak çok zor. İstanbul böyle bir felaketler zincirini, kışa bağlı olarak her zaman yaşıyor” dedi. Günümüzde ısınma, yiyecek ve giyecek sorununun yaşanmadığını vurgulayan Sakaoğlu; “Günümüzdeki sorun ise kar yağınca taşıtların çalışmaması, iş yerlerine ulaşımın zorlaşmasıdır. Şehir çok büyük. Büyük bir kentin, doğal bir kışı geçirmesi geçmişte de zormuş, günümüzde de zor. Geçmişin sorunları farklı, günümüzün sorunları farklı” diye konuştu.”

    • Haliç’in donması olayı biraz abartı gibi geliyor. Çünkü, bu olay kaç kaynakta yazılmış? Yazan kaynaklar güvenilir miymiş? Bunları hiç bilmiyoruz. Kıyıdan itibaren birkaç metre açığa kadar donmuş olabilir Haliç ama tamamının donması bence imkânsız. Hadi olsa olsa Eyüp civarları donmuş olsun tamamen, ama Fener’den ötesi bence çok zor donar. Tuna’dan kopup gelen buzlar doldurmuş olabilir Haliç’i, daha fazlası değil.

  41. Peki ya sonrası? Pek umut vermiyor görüntüler sanırım?..

  42. Polar dostumuzun bu akşam GFS aracılığı ile sizlere selamı var. Ev sahipliğimizden çok hoşnut olmuş ve eğer uygunsak 20 Ocak gibi tekrar konuk olmak ister.
    Not; Marmara’ya fazlası ile rahatsızlık verdiğini düşünüyor. Bu sefer biraz da Ankara taraflarını dolaşmak arzusunda.

  43. Arkadaşlar bir konu hakkında görüşlerinizi almak istiyorum. Avrupalı bilim insanlarına göre 5-20 yıl içinde Gulf Stream önemli ölçüde yavaşlayacak, bu durumum ülkemize ve dünyamıza ne gibi etkileri olabilir?

    Benim düşüncem Atlantik’in kıta üzerinde ki baskısının azalmasıyla Sibirya ve Kuzeyde ki soğuklar daha kolay Avrupa’ya inecek Varna’da bir çizgi çekersek çizginin üst tarafı donacak ama bu durum ülkemizi nasıl etkiler her hangi bir fikir yürütemiyorum.

  44. Sanırım en iyisi bir 5 gün falan hiç modellere bakmamak. Diyagramlar çok iç karartıcı. Böyle desem de 6 saatte bir bakmaya devam edeceğimden adım gibi eminim.

  45. Galiba bir kaç gün önce paylaştığım ılıkçı diyagram gerçekleşecek 🙂

    • Ilıkçı biri olarak soğukçuların bana eksi vermesinden korkmuyorum. Her ılık paylaşımım ortalama 25 eksi alıyor. 50 eksi alan paylaşımım oldu yine de ılıkçıyım arkadaş. 5 gün soğukçular bayram etti ancak 20 gün ılıkçılar bayram edecek 1!111!

    • Avrupa üzerinde ve daha batıda o kadar siklon fink atarken nasıl bu kadar kararlı bir diyagram çıkıyor anlayamıyorum. Bu kararlılığın değişeceği konusunda rahatlıkla garanti verebilirim.

  46. Tekirdağ’da kurduğum yeni istasyonun linkini aşağıda paylaşıyorum. Verileri mümkün olduğunca (internet ve elektrik kesintileri olmadığı müddetçe) güncel takip edebilirsiniz.
    http://www.wunderground.com/weatherstation/WXDailyHistory.asp?ID=ITEKIRDA3

Yorumlar kapatıldı.