Atış Serbest


DİKKAT! Atış Serbest sayfamızın adresi değişmiştir, artık sayfamız şuradadır.


 

Reklamlar

28.845 Responses to Atış Serbest

  1. antitemorbid dedi ki:

    Türkiye sıcak hava dalgasından acaba bu fazla iyimser senaryo ile kurtulabilir mi?
    Atlas okyanusunun güneyinde yer alan Azor yüksek basıncının izin verdiği alandan -okyanusun kuzeyinden- Avrupa içlerine sokulan ve adı geçen bölgeye yağış ve serinlik getiren sistemin Türkiye’ye uğrama ihtimali olur mu?

  2. havadansudan dedi ki:

    bir şey sormak istiyorum; son günlerde akdeniz’in doğusunda mısır, israil, kıbrıs açıklarında ve güney anadolu’da bulutlanma var.bunun sebebi nedir?

    bir de şunu sormak istiyorum; modellerde sıcakların biteceğine dair en ufak bir işaret yok.ne yapacağız böyle? eridik valla.

  3. devrim dedi ki:

    an itibariyle iç ege’nin güneyi ve antalya’nın iç kesimlerinde önceki günlere nazaran daha yaygın yağışların olduğunu görüyorum. ben mi yanılıyorum, yoksa dmi mi doğru söylüyor? çünkü yağış göstermiyor…

    • havadelisi dedi ki:

      Bulut oluşumları var evet, muhtemelen yağış da olacaktır, az da olsa, Çihiro’nun şurada söylediği gibi… Bunlar tahmini zor yağışlar. Ama takibi zor değil, biraz ilgi gerekiyor, o da DMİ’de yok ne yazık ki.

      • devrim dedi ki:

        son bir hafta içinde burdur un gölhisar ilçesi her gün yağış almış.

        başka bir durum da meteoroloji istasyonu bulunmayan ilçelerdeki durum. haziran ayıydı sanırım. manisa’nın gördes ilçesinde istasyon yok. en yakın ilçeler olan demirci ve köprübaşı’nda var. bir gün telefonda bana ilçede sel yaşandığı, 1 saatin üstünde yağan yağmurun çiftçiyi zor durumda bıraktığı söylendi.. ertesi gün yağış raporlarında en küçük bir yağış olduğuna dair veri yoktu. burdan anladığım, demirci, 50 km daha doğudaki köprübaşı ve gördes’in güneyindeki istasyonlarda yağış görülmeyecek kadar dar bir alanda ancak etkili olmuştu. dmi beni kabul ederse gördes’te çalışırım diyorum.

        • çihiro dedi ki:

          dmi’nin istasyonları yaz ayları için pek bir şey ifade etmiyor. konya’da iki istasyonu var ancak şiddetli bir oraj sonrası ertesi gün siteye baktığımda 0.5 kg yazısını gördüm ki senin bahsettiğin bölge daha ücra :S buna paralel olarak en yüksek, en düşük sıcaklıklar, en fazla yağış, en şiddetli rüzgar gibi dmi’nin sitesindeki değerlerde sadece ölçülenlerdir. tam gerçek değildir. neyse çok konuştum yeter 🙂

  4. cümülonimbüs dedi ki:

    Şu tartışmayı da okursanız aşağıdaki güzel yorum daha bir anlam kazanıyor. – havadelisi

    Kışın istediğimiz gibi gitmesi için okyanustan büyük siklonların Akdenize inmesine Azorun engel olması gerekiyor. Fakat Azor çok güçlenip özellikle Balkanlara ve bize genişlediğinde yine istediğimiz gibi bir kış olmuyor.

    Sibirya ise bir garip geride bıraktığımız kış 1075mb değerini almasına rağmen konumu itibarı ile bize pek bir faydası olmadı. Konumu uygun olsaydı dondurucu soğuklarla başbaşa kalacaktık. Akdenizde tepkisel A.B alanları oluşacaktı. Boyutuyla orantıladığımızda ufak tefek bir iki atağı oldu ancak. Akdenize inen kocaman siklonların lodosla taşığıdı tozlu Afrika havası kışımızı yedi bitirdi 🙂 Ne zaman bize soğuk indirecek oluşum olsa altını oydu 🙂

    Dünya kuvvetli La Nina yaşayacak, ENSO ve PDO soğumaya işaret ediyor. Bize etkileri dolaylı olacak. Kışın istediğimiz gibi geçmesi için birçok parametrenin olumlu olması gerekiyor. En çok etkileyen basınç yerleşimleri, sonra NAO ve AO, en az etkileyenler ise El Nino, La Nina.

    Joe Bastardi global olarak baktığından Pinatubonun yarattığı soğumaya yakın soğuma bekliyor ancak bunu düz mantığa dayandırıyor. Bir önceki peak noktasından sonra sıcaklıklar buraya düşmüşse şu anki peak noktasından sonra da sıcaklıkların buraya düşmesi gerekir gibi bir yaklaşım içinde. Ne kadar yükseğe çıkarsa o kadar düşer diye bir tahmin yapabilmek için çok uzun yılların değerlendirmelerini iyi incelemek gerekir. Bu yönde bir iki olumlu örnek yeterli olmayabilir.

    • BEHLÜL dedi ki:

      1991 pinatubo’dan önceki 10 yıllık periyot bulunduğumuz coğrafya için soğuk ve kar yağışı acısından rekorların kayıt edildiği bir zaman dilimi olmuş. Yani soğukların tepe değerine ulaştığı bu noktadan pinotubonun etkisinin ne olduğunu bilmek gerek.(bu noktada 1981 ile 1992 arasındaki ortalama sıcakılıklar 30yıllık mevsim normellerile kıyaslanmalı, u 10 yıllık dilimde özel bir mikro soğuk bir dönem mi geçirdik? bu ayırt edilmeli.) Bir de bu tarihten sonra sıcaklıklar sürekli yükseliş trendinde hatta okuduğum bir makale 1992 yılından sonra istanbul kocaeli gibi illerde kar yağışlı gün buzlu gün ve sıfırın altında geçen gün sayılarını azaldığı yazıyordu. Bu kadar büyük bir su kütlesinin çok ciddi soğumasının global iklim üzerinde farklılıklar yaratabilecek kudrete sahip olduğuna inanıyorum. Bu noktada önemli olan daha önce okyanus sularında böyle bir soğuma olmuş mu? olmuşsa etkileri nelerdir?

      • havadelisi dedi ki:

        Behlül, Pinatubo patlaması güneş ışınlarını keserek küresel ortalama sıcaklıkta bir düşüşe yol açtı ve bu gayet kısa (1-2 yıl) sürdü. 80’li yıllarda sadece bizim coğrafyamızda olan şeylerden bahsetmenin ve sonrasında Pinatubo’nun nasıl bir etki yaptığını değerlendirmeye çalışmanın bu açıdan pek bir anlamı yok. Ayrıca Büyük Okyanus’un ne kadar soğuyacağı da henüz bilinmiyor, sadece tahminler var.

        • BEHLÜL dedi ki:

          Ben kendimi ifade edememişim. Zaten soğuk geçen 10 yıllık bir periyot yaşandığını pinatubo’nun zaten soğuk geçen bu 10 yılın üzerine coğrafyamıza ekstra etki yapıp yapmadığını ayrıca 1992 yılından sonra sıcaklıkların sürekli yükseliş trendinde olduğu izlenimi varolduğunu söylemek istemiştim.. Ayrıca budan önce okyanus sularının en çok ne kadar soğuduğu ile ilgili kayıt varsa bir tahminde bulunulabilir mi?

          • havadelisi dedi ki:

            Ekstra etki diye bir şey yok, çünkü zaten bahsettiğin 10 yıllık dönemin ortalama sıcaklıkları Marmara bölgesinde ve tüm Türkiye’de normaller civarında. Çok kar yağmış ya da bazı ekstremlerin ölçülmüş olması iklim (yani ortalamalar) bakımından bir şey ifade etmiyor. Demek istediklerini anlıyorum, şu anda çok ayrıntılı cevap veremiyorum, bu konulara ileride, kışa doğru dönelim 🙂

            • cümülonimbüs dedi ki:

              Bir global bakış var bir de yerel bakış açısı var. Global olarak soğuma olması illa bizde soğuk olmasını gerektirmiyor. Ancak soğuk için pozitif bir parametre… Global soğumanın bizim yerel olarak soğumamıza pozitif bir etkisi olacağı kesin. Ancak yerel şartlar bunun çok önüne geçiyor. Şimdilik 1-0 önde gibiyiz. Ancak bir Sibiryanın bir Azorun atacağı sayı 3 sayılık oluyor ve maçı çeviriyor.

  5. çihiro dedi ki:

    2-3 ağustos günleri konya da hafif yağmur görüldü öğleden sonraları. ntv’ye göre 4-5 ağustosta da yaz yağmurları görülecek iç anadoluda. modeller de anadolu üzerinde bu hafta için yerel yağışlar öngörüyor. basra alçağı sıcağını çekmese de alçalıcı havasını birazcık gevşetiyor. basra sıcağı o kadar yayıldı ki iskandinavya’ya kadar ulaşıyor.
    atlas okyanusunda kasırga yok.çok sakin. al sandalı açıl.
    amatör kere amatör bir hava delisi olarak durum değerlendirmesi yaptım 😉

    • faseay dedi ki:

      Aşırı sıcaklar bu tarafa çöreklendiğine göre bi taraflara da bunun tam tersi olabilir diye düşünüyorum, yani aşırı yağışlar…

  6. bulut75 dedi ki:

    Ozan’cım şu birkaç gündür konuşulan deniz suyu sıcaklığı meselesi bugünkü son yorumlardan sonra beni hem düşündürdü hem de biraz karamsarlığa düşürdü. Neden diye soracak olursan: Ben yaklaşık 3 senedir kilyos kısırkaya mevkiinde denize girerim. Ve genelde haftada 1 veya 2 gün girerim. Bu senede Nisan ayından beri giriyorum. Nisan’da da mı dersen ben soğuk su hastasıyım, kışın bile denize girdiğim oldu abartmıyorum 🙂 Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz boyunca haftada 1-2 kilyos kısırkaya’da denize girdim. Ve de hiç alıcı gözle gözlemlemediğim bu deniz suyu sıcaklığına, birkaç gündür dile getirilen ‘acaba karadeniz’in ısınması kar yağışlarını etkiler mi’ bahsi ile dikkat kesildim. Ve aynen Arif üstadın da dediği gibi bu su sıcaklığı her ay, hatta her hafta az az kademeli olarak arttı. Geçen hafta 4 arkadaş kısırkaya’da denize girdik. Sadece biz değil denize gelen vatandaşların hepsinde ortak bir düşünce vardı: Bu ne güzel sıcak bir su… Ama inan öyle böyle değil yani. Sanki suyu ılıtmışsın ve içine girmişsin. Dedim ya 3 senedir kısırkaya’da denize girerim, değil 3 sene ömrüm boyunca böyle sıcak su görmedim desem yeridir. Bodrum, Antalya da dahil yani. Hatta 1 ay kadar önce Burgaz ada kalpazankaya’da denize girdim, Marmara kesin bir dille söylüyorum Karadeniz’den daha soğuk. İnan ki abartmıyorum sıradışı bir deniz suyu sıcaklığı. Şu sıralar kilyos veya Karadeniz taraflarında denize girecek olanlar hayretler içinde kalacaklardır. Hayret demiyorum bak hayretler 🙂 bayağı bayağı ılık yani. Ama üzüldüm tabii kışın yağma ihtimali olan kar yağışlarını etkileme ihtimaline. Nedir fikrin üstad? Bu su ne zaman soğur 🙂 tam da arif üstadın ihtimal olarak nitelediği azor’un etkinliği, Sibirya’nın etkinliği falan olur da ve artı Joe Bastardi’nin öngörüsü gerçekleşir de biz de şanssız bir şekilde sadece Karadeniz’in deniz suyu sıcaklığının yüksek olması sebebiyle karsız kalırsak çok üzücü olur biz karkolikler için. Ne diyorsun üstad?

    • havadelisi dedi ki:

      Kilyos’ta olan bitenden haberdar ettiğin için çok teşekkürler. Şu anki deniz suyu sıcaklıklarının etkisi büyük ölçüde önümüzdeki yağmur mevsiminde görülecektir. Eğer gerçekten soğuk bir kış olursa, ılık deniz suyunun yağacak karı yağmura çevireceğini sanmam, denizin soğuması o kadar da zor bir şey değil. Gerçekten soğuk bir hava kütlesi geldiğinde, deniz suyunun normalden sıcak olması kar yağışını bilakis arttırır, çünkü buharlaşma ve yağış oluşumu artar. Umutsuzluğa gerek yok.

      • bulut75 dedi ki:

        Üstad açıklayıcı bilgilerin için teşekkürler.

      • cümülonimbüs dedi ki:

        Karadenizde deniz suyu sıcaklıklarının yüksek olması kasım-aralık döneminde kıyı şehirleri için kar yağışlarının yağmura dönmesine neden olabilir. Zaten bu etki mevcut, belki bir miktar kuvvetlenir. Ve kasım-aralıkta kıyı şehirlerine kar düşmesi olağan dışı bir durumdur. Bu etkiyi gözlemleyebilmemiz için deniz suyu soğumadan kar yağışına neden olabilecek bir soğuk hava dalgasına maruz kalmamız gerekiyor. Ancak deniz etkisinden uzak iç bölgeler için pozitif etki yaratacaktır. Karadenizden inen sistemler denizi geçerken fazladan nem ile yüklenecek, iç bölgelerdeki yağış miktarı oldukça artacaktır. Kasım sonu ve aralıkta iç bölgelere kar düşeceğini düşünürsek Karadeniz çıkışlı bir sistem olması halinde yağış miktarı artabilir. Şartlar oluşursa “göl etkisi” (lake effect) yağışlarında da artış görülebilir. Özellikle kıyı şehirlerimiz için genelde sorun nem değildir. Sorun soğumada. 850 hPa da -10 ve üzeri soğuk indiği sürece denizlerimiz görevini en iyi şekilde yapacaktır.

        • havadelisi dedi ki:

          Kasım-Aralıkta deniz suyunun ılık olması nedeniyle kıyı şehirlerde kar yağışının zorlaştığı doğrudur, katılıyorum. Benim demek istediğim, şimdi ekstradan sıcak olan deniz suyunun etkisinin ta Ocak-Şubat’a sarkmayacağı, daha çok sonbaharla sınırlı kalacağı idi. Ama Aralık’taki karları daha da zorlaştırır diyorsanız, evet olabilir… Takip edelim bakalım ne olacak. Diğer yorumlarınıza ise tamamen katılıyorum, gayet güzel izah etmişsiniz.

          • gencakın dedi ki:

            kasım aralıkta kar yağısını zorlaştıracağı gibi, güçlü bir sistemle rekor kar yağışlarına da neden olabilir.

      • tengizman dedi ki:

        Sensei, etrafta Karadeniz fazlasiyla isindigi icin kisin kar yagisinin olasiligi cok az haberleri donup dolasiyor, bazilari yazip ciziyor bunlari. Sea Effect etkisiyle yagan karin aciklamalarini burada okuduk ve az cok bilgilendik. Benim anlamadigim nokta ise su. Mesela Balkanlarin uzerinden inen soguklarda kar sinirina inene kadar zaten yagisin %75’i yagmur olarak gidiyor Istanbul’un makus talihinden dolayi. Gectigimiz kista buna canli olarak sahit olduk bu sitede ve Guiza’nin gol kacirmasi gibi ahlar vahlar arasinda gitti karlar 🙂 Soguma hizli ve etkiliyse zaten kar yagisinin miktarini soylemeye gerek yok herkesi tatmin eder.Ama Sibirya kokenli soguklarda genelde kuzey ve dogu marmara ve karadeniz kiyilarinda dahil etkili soguklar oluyor ki hatta bu kis soguk bakimindan rekorlar kirildi yani soguk kar sinirina kolaylikla geciyor ve fazlasi oluyor. Benim dusuncem, karadeniz ne kadar isinirsa isinsin Ocak ayinda Sibirya kokenli soguklari birak yagmuru kky sinirlarina bile cekemez. E hal boyleyken karadenizin sicak olusu, sibiryadan inen guclu sogukla birlesirse olasi sea effect karlarinin siddetini arttirmazmi? Yani bu isinma lehimize olmaz mi? Benimde kafama takilan bu.

        • havadelisi dedi ki:

          Tengizman hocam sağol, bu tartışmadaki ilk yorumumda biraz değindiğim noktayı sen ayrıntılı biçimde çok güzel açıklamışsın. Yani özet olarak, eğer tam kar sınırında bir soğuk gelirse deniz suyunun sıcak olması karı zorlaştırır (Kasım-Aralık klasiği) ama sağlam soğuk gelirse, bilakis kar miktarı artar, sıcak deniz-buharlaşma-fazladan yağış mekanizmasıyla, diyoruz.

  7. İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

    Bugünlerde yaşadığımız gibi sıcak hava dalgaları olduğu zaman tv ana haber bültenlerinde sıcak havayla ilgili genelde 5-6 dakikalık haberler yer alıyor. Bunlar genelde 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde ekranda eline tutuşturulan yazıları okuyan bir dmi görevlisi ile bayan bir muhabir yer alıyor ve ileriki günler ile ilgili tahminleri aktarıyorlar. İkinci bölümde şişman bir diyetisyen sıcak havalarda ne yapacağımızla ilgili bilgiler veriyor. Buraya kadar bence herşey olumlu. Asıl felaket üçüncü bölümde. Zaten meteorolojinin bir türlü yeterince gelişemediği bir memlekette üçüncü bölümde inanılmaz yanlış bilgiler de veriliyor ve bu beni kahrediyor. Üçüncü bölümde bir güney ilinde sokağa çıkan muhabir güneşin altında giderek daha fazla ısınıp saçma değerler gösteren bir sokak termometresinin yanında acayip şeyler söylüyor. Haberin başlığı sıcaklık Antalya kıyılarında 55 derece. Bununla da yetinmiyor nemin %60-70 lerde olduğunu söylüyor. Bu söylediklerim bütün haber kanallarında istisnasız her sene tüm sıcak hava dalgalarında olan bir durum.Peki bu adamları çıkıp bi uyaran yok mu? Bu zamana kadar verilen bu yanlış bilgilere alışmış ben dün bir şok daha yaşadım. 55 derecede %60-70 nem altında yayın yapan muhabirimiz ”Rusya”nın yaşadığı sıcaklara da el attı. Bu sıcakları A.B.D nin iyonosfere kimyasal bir şeyler yollayarak yaptığını söyledi ve bunu Rus bilimadamlarının söylediğini de belirterek kendine bilimsel bir dayanak da sundu. Cidden şaşırıyorum ve bu duruma kimse çıkıp da Kardeşim siz zaten yeterince önemsenmeyen, gelişmeyen meteoroloji bilimine zarar veriyorsunuz demiyor. Madem burada Atış Serbest ben de biraz eleştiri yapayım dedim. Sanmıyorum ama belki okuyup dikkate alan olur 🙂

    • havadelisi dedi ki:

      🙂 Çok güzel ve komik anlatmışsınız. Biz toplum olarak gerçeği öğrenmeyi değil, heyecanlanmayı severiz. Hava sıcaklığının 55 derece olması, 40 derecede %60 nem gibi şeyler imkansız olsun, ne önemi var… Gazı verebiliyor musunuz, insanları ekrana kilitleyebiliyor musunuz, mühim olan odur. Öte yandan yanlış hatırlamıyorsam DMİ çok yüksek sıcaklıklarda yüksek nemin bizim memleketimizde görülmesinin imkansız olduğunu geçenlerde söylemişti. En azından yani…

      • İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

        Bence Dmi biraz olsun kendini geliştirmeye başladı. Artık raporlar dahi yayınlıyorlar. Bkz: son raporları. Eskiden bu adamların sabah saatlerinde boğaziçi köprüsünden yayın yaptıkları sırada etkili olan tipiye rağmen ”Alınan son bilgilere göre il genelinde yağmur şeklinde devam eden yağışların akşam ve gece saatlerinden itibaren kara dönmesini bekliyoruz” dediklerini bile hatırlıyorum. Bunları göz önüne alırsak bayağı bir ilerleme var.

    • ALKIM dedi ki:

      Aynısını ben yazacaktım, üşendim. Pazar akşamı ana haber bültenlerinden birinde ben de bu rezalete şahit oldum. Söz konusu ilimiz İzmir’di ve dakikalarca altyazıyla destekleyerek muhabir önce 47 dereceden bahsetti sonrasında Antalya’nın 55 derece olduğunu gözümüzün içine baka baka söyledi. Bahsettiği sıcaklığın ne olduğu konusunda hiç bir yorumda bulunmamayı da ihmal etmedi. Hani hissedilen sıcaklık filan dese birazcık abartıyla doğru bir şeyler söylemiş olacak ancak ne idüğü belirsiz bir termometrenin altında tamamen rating uğruna saçma sapan haber parodisiydi. Dün akşam da bu parodi devam etti. Bundan sonra da sık sık görmeye devam edeceğiz sanırım.

  8. Behlül dedi ki:

    Ozan; havaturka’da bastardi videosu için yorum yapan sen olamazsın gibi geliyor senin tarzın bir yorum değil… bu video ve bastardinin benim anlayamadığım yorumu için ne söyleyebilirsin… ?

    • havadelisi dedi ki:

      Benim benim 🙂 Bastardi, ikisi de büyük okyanusu etkileyen iki önemli okyanus suyu sıcaklık döngüsünün (ENSO ve PDO), bu kışa doğru soğuk fazda olacaklarını ve bunun da küresel ortalama sıcaklıkları kaçınılmaz olarak aşağıya çekeceğini söylüyor (büyük okyanusun çok büyük bir su kütlesi olduğunu ve ısınıp soğumasının küresel iklimi mutlaka etkileyeceğini unutmayalım). Gösterdiği haritalar da model çıktıları, birçok yer soğuk… Modellerin de bunu görmeye başladıklarını anlatıyor. Söyledikleri akla yakın şeyler. Küresel ortalama sıcaklıkların düşmesi Türkiye’nin illa ki soğuk bir kış geçireceği anlamına gelmiyor, ama soğuk kış geçirme şansının dolaylı olarak arttığı anlamına geliyor.

      • BEHLÜL dedi ki:

        Şaşırttın doğrusu beni 🙂 senin bu kadar heyecanla bu yorumu yapman beni heyecanlandırdı ve bu kış için bu kadar sıcağa rağmen umutlandırdı… özledik doğrusu adamakıllı kış mevsimini uzun zaman oldu kışı kış gibi yaşamayalı inşallah her şey gönlümüzce olur… 🙂

      • devrim dedi ki:

        bilgisizliğimi mazur görün… daha önceki derslerde soğuyan denizde buharlaşma az olacağından yağışın da azalması beklenir denmişti. şimdi soğuyan deniz soğuk kuru ayaz. beklenen kış bu mu? ben her şeyi yanlış mı anladım…

        • havadelisi dedi ki:

          Yanlış anlamadınız, ama soğuyan denizler Türkiye’ye çok uzak, Türkiye’ye nem/yağış sağlayan denizlerde soğuma yok henüz, hatta ısınma var. Uzakta olan olayların ancak dolaylı etkisi olabilir, olur mu olmaz mı onu da göreceğiz.

      • cümülonimbüs dedi ki:

        Kuvvetli La Ninanın ve ENSO ve PDOnun soğuk fazda olmasının ülkemize etkilerinin ne olacağına verilecek en güzel cevap başka bir soru oluyor. Yukarıdaki şartlar kışın ülkemizi etkileyen Azor Y.B., Sibirya Y.B ve İzlanda A.Bnı nasıl etkiler? Bizim kaderimiz bu üçünün ellerinde 🙂 Yazın Sibirya Y.B gidiyor, Basra A.B geliyor.

        Okyanus suyunun soğuması Azor Y.B nın kuvvetlenmesini gerektirir. Azor Y.B. olmasına rağmen dinamik etkenler nedeniyle oluşması (dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü nedeniyle 30 derece enlemleri civarında alçalıcı vortex, 60 derece enlemleri civarında yükselici vortex oluşuyor) ve okyanus üzerinde olması nedeniyle nemlidir. Okyanusun soğuması nemin azalmasına yol açacağından nemi az havanın daha az siklon üretmesine neden olacaktır.

        Şimdi size bir soru nemli hava mı daha yoğundur nemsiz hava mı? Tabii ki nemsiz hava. Şimdi hayal edin bir girdap var girdabın çapı 100m girdabı biz bir aletle yapıyor aletin gücü 100w (dünyanın ekseni etrafındaki dönüşünün oluşturduğu vortexin torku diyelim) ve değişmiyor (dünyayı hızlandırabilseydik değişirdi). Biz su yerine yoğunluğu suyun yarısı kadar olan bir sıvı kullansaydık girdabın çapı ne kadar olacaktı? 100m’den fazla ve girdap merkezde daha hızlı dönecekti. İşte Azor da nemin az olmasından böyle etkilenir. Yoğunluğu azalan hava hafifler ve azor civarındaki vortex hacmen çok daha büyük bir havayı çevirebilir. Azor okyanus üzerinde oluştuğu için direkt etkilenecek bir basınç sistemidir. Ve global soğuk global olarak Y.B’ları kuvvetlendirmesi beklenir. Ama okyanus etkisinden uzak yerlerde bu etki gözlemlenmeyebilir.

        İzlanda A.B’nı etkileyebilir. Deniz suyu normalden soğuk olursa İzlanda A.B daha zayıf olabilir. İzlanda A.Bda dinamik etkenler nedeniyle oluşur fakat burdaki vortex yükselici hareket sergiler. Aynen bir yanardağın lav ve gazları püskürtmesi gibi.

        Burada gulfstream akıntısı önem kazanmakta. Meksika körfezinin sıcak suyunu taa iskandinavyaya kadar taşıyan ve oraları ısıtarak yaşanılabilir olmasını sağlayan bu akıntı, bölgedeki denizlerin sıcaklığını arttırıyor. Kıyılar daha ılık oluyor. Buharlaşma ve nem artıyor dolayısıyla bölgedeki iklime direkt etkisi var .İzlanda A.Bı nispeten ılık olan okyanustan buharlaşan nemi üst atmosfere pompalayarak bulut ve siklon oluşturuyor.

        Okyanus etkisinden uzakta olan Sibirya Y.Bını pek etkilemez. Ancak global olarak kuvvetli soğuma gerçekleşirse Sibirya olumlu etkilenebilir. Sibiryada kuru havayı seviyor her yüksek basıncın sevdiği gibi. Nem azaldıkça hava daha çabuk soğuyor. Soğudukça hacmi azalıyor yoğunluğu artıyor ve dibe çöküyor basınç artıyor. Soğuk(hacim küçültme) gazlarda nemden daha etkili bir yoğunluk arttırıcıdır. Ve dünyanın en ihtişamlı binlerce atom bombası gücündeki Y.B alanı hüküm sürmeye başlıyor. Kuzey yarımküredeki en düşük sıcaklık ve en yüksek basınç Sibiryada ölçülmüştür.

        • havadelisi dedi ki:

          Küçük bir ek, yanlış anlamaya mahal vermemek için: ENSO, La Nina ve El Nino’yu kontrol eden döngünün ismi, ikisinden bağımsız bir şey değil.

          PDO ve ENSO Büyük Okyanus’u etkileyen iki döngü, Atlantik’teki deniz suyu sıcaklıklarına doğrudan etkisi yok, bunu da unutmayalım. ENSO ve PDO’nun hangi yolla Atlantik ve Avrasya’nın iklimini etkilediği net değil, bu konudaki araştırmalar devam ediyor.

          • cümülonimbüs dedi ki:

            Evet ancak La Nina oluşumunda özellikle meksika körfezindeki deniz suyu sıcaklıkları düşmüyor mu? Bu nedenle Fas gibi yerler daha serin olabiliyor.

    • BEHLÜL dedi ki:

      Ozan, bastardinin videosunda 2.18 saniyede görünen grafikte Pinatubo soğukları yazıyor altta yanlış okumadıysam bu ne demek acaba…?

      • havadelisi dedi ki:

        Önümüzdeki 1 yıl içinde küresel ortalama sıcaklığın 1991’deki Pinatubo yanardağ patlamasının yol açtığı ölçüde düşebileceğini söylüyor.

  9. BEHLÜL dedi ki:

    Ozan Bey; dün cnnturk’te bünyamin sürmeli yorumu içerisinde son on yılda sıcaklık için mevsim normallerinin bir kaç derece arttığından bahsetti. Ben mevsim normalleri bilgilerinin o coğrafyanın son 30 yıllık ortalamaları olduğunu biliyorum. Eğer 10 yıllık periyotta bu kadar değişmiş ve geri kalan 20 yılın ortalamalarını bu kadar etkilemişse küresel iklim değişikliği kavramı düşündüğümüzden çok daha ciddi ve tehlikeli seyrediyor…

    • havadelisi dedi ki:

      Mevsim normali, onu nasıl tanımladığımıza bağlıdır senin de dediğin gibi. 30 yıl, normal tanımlamak için minimum süredir, ama 60 yıl üzerinden de tanımlayabilirsin. Eğer son 30 yılı alırsan evet normal sıcaklıklar biraz artmış olmalı önceki 30 yıla kıyasla. Ama önümüzdeki 10-20 yılda yine serin koşullara dönülürse (olasıdır), yine eski normallere dönülür o zaman. Bazı doğal iklim döngülerinin 10-20 yıl gibi periyotları var, yani hemen karar vermeyelim. 20 yıl sonra da ısınma aynı hızla devam etmiş olursa o zaman karbondioksitçiler tamamen haklı çıktı diyebiliriz.

  10. devrim dedi ki:

    dmi balıkesir radarını sonunda yapabilmiş. 2009 haziran’dı bozulduğunda. sevindim.

  11. rainbowww64 dedi ki:

    selamlar ozan, takipteyim siteyi ancak fazla zamanım olmuyor.. artık kış gelsin diyorum. sevgiler…

  12. çihiro dedi ki:

    şimdi haritalara baktım bağıl nem yüzde 98-99 civarlarında geziniyor ama tek bir bulut yok.
    nem
    uydu
    meteoroloji çok karmaşık bir iş biliyorum ama nerede hocam bulutlar 🙂 nem tavan yapmış hala bulut yok. çok büyük bir sorun. gecenin bir yarısı buna taktım 🙂

    • havadelisi dedi ki:

      Yer seviyesinde %99 nem. Ama % 100 değil 🙂 Bulutun oluşması için nemin %100 olması lazım. %100 olsa zaten bulut oluşmaz, sis oluşur. Çünkü ölçülen değer yerdeki değer. O zaman bulut da yerde oluşur.

      Yağmur yağdığı zaman nem değerini kontrol et. %100 olmadığını göreceksin. Anlayacaksın ki bulutun ve yağmurun oluştuğu seviyede nem %100, ama yerde değil.

      Burada nemle ilgili şahane ders notları var. Zamanın olunca Türkçe’ye çevirsene 🙂

      • çihiro dedi ki:

        az önce ntv de gördüm.internete baktım haber sitelerine bir tek burada buldum:

        İstanbul’da Yoğun Sis

        sanırım konumuzla tam alakalı.

      • faseay dedi ki:

        yani ozan bey nem %100 olursa hava sıcak dahi olsa sis mi oluşacak çok ilginç böyle bir durum oluyor mu acaba oluyorsa genelde nerelerde oluyor ? 40 derecede sis görmek isterdim

        • havadelisi dedi ki:

          40 derecede %100 nem imkansız olduğu için göremeyeceksiniz, o kadar sıcak havanın nem tutma kapasitesi çok fazladır, bu yüzden 40 derecede bağıl nem asla çok yükselemez.

  13. BEHLÜL dedi ki:

    Ozan 15-15.30 arası ölçülen kocaeli körfez çukuru antalya ve güney şehirleriyle kapışıyor sıcaklıklarda, ölçülen 37 hissedilen 46 çevre illerden en az 4-5 derece daha sıcak… sebep çukurda kalmamız nemin yüksek oluşu ve kuzey rüzgarlarını yeteri kadar almamamız mıdır? yoksa başkaca nedenleri var mı?

    • havadelisi dedi ki:

      Bu sıcaklarda İzmit’te olmak berbattır bilirim, kolaylıklar dilerim öncelikle.

      Evet kuzey rüzgarlarını alamıyorsunuz, İzmit Körfezi bir çanak gibi çünkü… Bu yetmezmiş gibi körfezin nemi de o biçim… Sonuç ortada. Soruna kendin gayet güzel cevap vermişsin.

  14. serdar dedi ki:

    ozan bey merhaba, burayı arif beyin sitesi havaturkadan buldum bizi merak ettiğimiz konularda aydınlattığınız için teşekkür ederim. ben de sizin gibi bir hava delisiyim. bundan sonra sizi daha sık rahatsız edebilirim haberiniz olsun. dikkatimi çeken bir şey var bu konuda beni bilgilendirirseniz sevinirim. dmi’nin bugün yayınladığı en düşük sıcaklıklarda bursa için konuşuyorum uludağ zirveyle merkezdeki yerlerin sıcaklığı arasında fazla bir fark yok nerdeyse aynı. normalde yükseklik farkından dolayı 10 derece gibi bir fark olurken şimdi niye olmadı sizce? bu bize neyi anlatıyor?

    • havadelisi dedi ki:

      Çok güzel bir soru sormuşsunuz, ben size teşekkür ederim.

      mins_31_tem_2010

      Evet, Bursa 22.5, Uludağ 19.8… Daha ilginç olan, dağın güney tarafında ve Uludağ istasyonundan daha alçakta olan Keles’in 17.2’ye düşmüş olması.

      Benim aklıma ilk gelen, Bursa ve Uludağ’ın (dağın kuzey tarafındaki istasyonlar) son derece nemli bir gece geçirmiş olabileceği. Eğer hava su buharına doygunsa, yükselti arttıkça gerçekleşen sıcaklık düşüşü çok daha az oluyor. İki uç durumu ele alırsak, hava tamamen kuruyken 1000 metre yükselirseniz sıcaklık düşüşü 9.8 derece olurken, nem oranı %100 iken bu değer 4 dereceyle 9.8 derece arasında değişiyor… Sebep şu: nemli hava yukarı tırmanırken, içindeki su buharı yoğunlaşıp sıvı hale geçiyor (bulut oluşturuyor), çünkü yukarıda hava daha soğuk ve soğuk havanın su buharı tutma kapasitesi daha az… su buharı sıvı hale geçerken her zaman ortaya ısı çıkar (bkz: latent heat). İşte bu ısı, yükselen nemli havanın kuru havadan daha az soğumasına yol açıyor. Kışın hava soğuk olduğu için havanın içinde çok daha az su buharı barınabiliyor, bu da kışın ovayla dağ arasındaki sıcaklık farkının her şekilde yüksek olmasına yol açıyor. Umarım anlatabilmişimdir.

      Diyeceksiniz ki 1000 metrede 4 derece bile düşse en azından 6 derece fark olması lazım yine. Demek ki, yüksek irtifadaki bulut oluşumu nedeniyle Uludağ’ın ışıma yoluyla ısı kaybı da çok azalmıştı. Biliyorsunuz bulutlu geceler çok daha az soğuk olur, çünkü gündüz ısınan yer gece ışıma (bkz: radiation cooling) yoluyla daha zor ısı kaybeder. Bunu da hesaba katarsak, bence sorunuza cevap vermiş oluyoruz.

      Keles ise Uludağ’dan daha soğuk, çünkü orası dağın güneyinde, çok daha karasal iklime sahip, nem az. Karşılaştırma yapmak doğru olmaz.

  15. devrim dedi ki:

    izmir için dün sıcaklık normaldi. ancak akşama doğru rüzgar etkisini kaybedip nem oranı artınca bunaltıcı bir hava meydana geldi. kendi cihazımda 31 derece ile yüzde 50 bir nem oranı vardı akşam güneş battıktan sonra. şu an 27 derece ile yüzde 62 nem oranı diyor benim cihaz. bu nem oranları ile 59 a ulaşılabilir mi sıkala olmadığından bilmiyorum.

  16. Semih dedi ki:

    İstanbul Tuzla’da ölçüm yapan bir yer, kurum, işletme vs. var mıdır? Araştırırsanız sevinirim. Tuzla bir yarımada. Yüksekliği 0-40 m. aralığında. Çevre ilçelere göre nasıl bir sıcaklık izler?

    • havadelisi dedi ki:

      Sen araştırırsan daha iyi olur Semih 🙂 Ben sana bildiğim kadarıyla söyleyeyim, Tuzla’ya en yakın istasyon Sabiha Gökçen havalimanı. Verilerine buradan ulaşabilirsin.

      • Semih dedi ki:

        Son olarak, evimle Sabiha Gökçen havalimanı arasında 100 metre yükseklik farkı var. Kaç derece farkeder sıcaklıklar?

        • havadelisi dedi ki:

          100 metre fark olmayabilir, ondan iyice emin olmanı öneririm. Havaalanının yüksekliği 95 metre filan galiba. Sıcaklık farkı duruma göre değişir ama 0.2 – 1.5 derece arasında fark edebilir bana kalırsa. Çeşitli hava şartlarında kontrol edip notlar almanı öneririm.

  17. ALKIM dedi ki:

    Şu tartışmanın devamıdır.—

    DMİ’nin bugünkü 32 tahminine karşılık İstanbul’da gerçekleşen yine 29,3 oldu. Yarın için öğlen güncellemesindeki 35 derecelik tahmin akşam güncellemesinde 32 dereceye düşürüldü. Yine bugün Ankara için 36 derecelik bir tahmin yapılmıştı. Şayet Ankara Bölge istasyonunu baz alıyor isek orada da 33,2 gerçekleşmiş. Bir kaç örnek daha verebilirim ama uzatmayayım. Kısacası dünkü ve bugünkü tahminlerde denize kıyısı olan yerler için 2-3 derecelik sapmalar mevcut. Sanırım bu bahsettiğiniz meltem etkisiyle alakalı bir durum ama yine de DMİ bunları göz önüne almalıydı. Şimdi biraz daha makul beklentiler var haftasonu için. İç bölgeler için rekor beklentilerini ise devam ettiriyor DMİ. Elimizde pdf var nasılsa, bekleyip göreceğiz bakalım ekstrem değerlere ulaşılabilecek mi!

    Dip not: Değerli kurumumuzun yayınladığı kayıtlara göre bugün(30.07.2010) Afyon Suhut 53.1 dereceyi, dün(29.07.2010) İzmir Foça 59,1 dereceyi görmüş. Hadi hayırlısı.

    İstanbul ve Ankara’yı örnek verip arkadan denize kıyısı olan yerler için 2-3 derecelik sapmadan bahsedince Ankara’nın denize kıyısı olduğunu iddia eder gibi olmuşum. Aslında İzmir, Çanakkale gibi örneklerim de olacaktı ama Ankara’yı vermiş bulundum. Kusura bakmayınız.

    • havadelisi dedi ki:

      DMİ bunları tabii ki göz önüne almalıydı… Şu anda meltemin kesin hakimiyeti var ve bugün için siz haklı çıktınız, İstanbul’da 850 mb’da sıcaklık düne göre 5 derece arttığı halde bunun yer seviyesine hiçbir etkisi olmadı. Bakalım yarın ve öteki günler neler olacak, ben de merak ediyorum…

      DMİ sitesindeki yanlış değerlerle ilgili: Enteresan olan, 50+ dereceler dün yayınlanan raporda yoktu, bugün gelip dünkü rapora da girmişler! Cidden anlamıyorum.

      • ALKIM dedi ki:

        İstanbul cumartesi ve pazar günü ilçelere göre en yüksek sıcaklık olarak 30-34 dereceler arasında salındı. Görünen o ki içinde bulunduğumuz hafta ve hatta bir sonraki hafta da benzer şekilde bunaltıcı geçmeye devam edecek. DMİ’nin 28.07.2010 tarihindeki uyarısında rekor sıcaklık beklentisi olan 6 ilden 5’inde (Niğde hariç) rekorlar kırılmış görünüyor. 3 gün önceden yaptığı tahminle beklenmedik ve bence bu yılın en iyi performansını sergileyen DMİ’nin hakkını vereyim.

        • havadelisi dedi ki:

          Evet, Basra vaziyetlerinde tecrübeli olduklarını kanıtladılar. Ben de takdir ettim.

          • ALKIM dedi ki:

            Onların da çok takdir edilesi gelmiş zaten. Fırsatı kaçırmayıp sitelerine koymuşlar. Neyse ki tüm ölçümler bizzat tarafımdan yapılmıştır diye not düşmemiş. Mehmet Çağlar’ı yılın megalomanı ödülüne aday göstermek istiyor ve “Nerede 3 hafta önceki 160 kg?” diye de sormak istiyorum.

            • havadelisi dedi ki:

              Batılılar buna “damage control” diyor. Aşırı yağmurda çuvalladıkları için şimdiki başarılarını gözümüze sokup onu unutturmaya çalışıyorlar. Aslında gayet kolay bir tahmindi bu sonuncusu, onu da söylemek lazım. Yağış yok bir şey yok, Basra’nın ne yaptığını da hemen herkes bilir. Neyse işte.

  18. cümülonimbüs dedi ki:

    Özellikle Doğu Karadeniz Basra Alçağını çok sever. Kuzeyden esen nemli ve sert rüzgarların denizden taşıdığı hava denize paralel uzanan yüksek dağlara çarpınca bu bölgede lokal yağışlar beklenmeli.

  19. Semih dedi ki:

    Ben, kendime ait bir dijital termometre ile ölçüm yapıyorum. Acaba doğru sonuçlar alabiliyor muyum merak ediyorum? Cevap alırsam sevinirim… Teşekkürler.

    • havadelisi dedi ki:

      Aygıtınızı kalibre ettikten sonra, size en yakın meteoroloji istasyonunun değerleriyle karşılaştırın. Bu az çok fikir verecektir ölçümlerinizin doğruluğuyla ilgili. Yalnız, bulunduğunuz yerdeki yerel şartları, mesela yükseltiyi, binalara yakınlığı da hesaba katmalısınız. Bunlar da meteoroloji istasyonu değerlerinden sapmalara yol açabilir.

  20. BEHLÜL dedi ki:

    Acaba diyorum denizler karalara göre geç ısınıp geç soğuyorlar ya, Karadeniz ve Marmara’da nemin şu sıralar yüksek olduğu düşünülürse kışın ılık ve yağışlı geçebileceğini söylemek mümkün müdür…

  21. devrim dedi ki:

    Ruslar’a göre rekor sıcaklığın nedeni Amerika

    milliyet’te bugün yer alan bir haber hocam. görüşünüzü merak ettim. hatta en son pragrafta yer alan karayev’in söyledikleri doğru mudur? yüksek basınç cephesini besleyecek ortam yok ama dağılmıyor diyor. bizi aydınlatır mısınız?

    • havadelisi dedi ki:

      Ben böyle şeyleri soğuk savaş dönemi artığı komplo teorileri olarak görüyorum. Rus hazretlerin bahsettiği sıcak dalgası 2 hafta önce batı ve orta Avrupa’yı da kavurdu. Evet aşırı, rekor bir hadise ama haberde bahsedilenlere inanmak için herhangi bir sebep yok bence. Bundan yaklaşık 1000 yıl önce dünyanın daha sıcak bir dönemden geçmiş olduğuna dair hipotez var, o zamanlar belki Moskova daha da sıcak olmuştu, ama bunu bilmiyoruz. Fortesla’nın dediği gibi, Amerika böyle şeyler yapabilecek olsa kasırgaları durdurur, kendisine olacak zararı önlerdi önce.

  22. ALKIM dedi ki:

    Öncesinde önümüzdeki 3-5 gün boyunca İstanbul için epey yüksek sıcaklıklar (35+) gösteren GFS model çıktıları son 24 saat içindeki güncellemelerde mevsim normalleri ve hatta 1-2 derece altını göstermeye başladı. DMİ’nin tahminleri ise önümüzdeki 5 gün için 32+ şeklinde. Bugün için de 32 tahmin etmişti. Atatürk Havalimanı’nı baz alırsak 29,3 gerçekleşti. Yarın için tahmin yine 32. GFS’e dayalı güvenilir tahmin siteleri ise 27 derece veriyor. Cumartesi ve pazar için ise DMİ’nin tahmini 34. Ben biraz abarttıklarını düşünüyorum. Bekleyip göreceğiz ama kişisel tahminim 30 dereceyi aşmayacağı yönünde.

    • havadelisi dedi ki:

      Dikkatinizi çekerim: Bugün saat 12 için, GFS analizinde İstanbul’da 850 mb’da +15 ancak vardı, saat 15 için de yer sıcaklığı 26-27 derece civarında gösteriliyordu:
      gfs persembe 15

      Fakat, yazdığınız gibi, en yüksek sıcaklık 29-30 derece oldu.

      Yarın (cuma) 850 mb’da +20 giriyor, sonrasında ise +20 ve +25 arasında salınıyor 850 mb sıcaklığı… Yer seviyesi sıcaklıkları ise söylediğiniz gibi ancak biraz artıyor. Fakat bence, GFS’nin yer seviyesi sıcaklık tahminleri, sistemin Basra kökenli olmasından çok fazla etkileniyor. Kuzeyli rüzgarlardan ötürü (çünkü Basra alçak basınç alanıdır ve rüzgarlar ona doğru eser) sanki Karadeniz’in havası bütün şehri işgal edecekmiş gibi bir izlenim uyanıyor ama bana kalırsa öyle olmayacak. Özellikle güçlü meltem alamayan istasyonlarda sıcaklık kesinlikle 30’un üzerine çıkacaktır. 35’in üzeri belki zor İstanbul için, ama en sıcak günler için 34 derece makul bir tahmin. Meltemin durumuna göre sahil istasyonlarıyla içeriler arasında epey fark görülebilir. Bence GFS’yi bu sistemde İstanbul için böyle yorumlamalıyız. Ama bakalım, belki de ben yanılırım.

  23. faseay dedi ki:

    selam, bugün hafif lodosla birlikte marmaranın kuzeyinden yani kara yüzeyinden yine aynı şekilde marmara denizi hariç kara yüzeyinde bulut oluşumu var ve bu bulut marmara denizi üzerine geçemiyor halbuki karadeniz üzerinde serbestçe oluşabiliyor çok ilginç ve daha önce de rastladığım klasik bir hava olayı iki deniz arasındaki ilginç bi fark…

  24. BEHLÜL dedi ki:

    Ozan Mert üstadım;bu sene kışın rüzgarlar güneyli ve lodostan yazın ise kuzeyli ve daha sık poyraz yönlü yanılıyor muyum? eğer yanılmıyorsam bu neden böyle?

    • havadelisi dedi ki:

      Hafızamız bizi yanıltabilir, istatistiklere bakmak lazım derim ama yanılıyorsun diyemem. Kışın hep Akdeniz siklonlarının önünde kaldığımız, onların güneyli rüzgarlarına maruz kaldığımız için öyle oldu; bu yaz da klasik Basra yazı, güneyli (Afrika kökenli) hava hareketi pek yok. Basra bir alçak basınç olduğu için de rüzgarlar kuzeyden alçağa doğru esiyorlar.

  25. devrim dedi ki:

    ozan hocam… bir kaç gündür görsel ve yazılı basınımızda yer alan ıngiltere ordu meteorolojisinin akdeniz havzası için önümüzdeki 50 yıllık profili yer aldı. buna göre bilindik kuraklık ve felaket senaryoları çizildi. akdeniz havzasının sahranın etkisine gireceği kurak bir dönem olacağı karadeniz in ise daha yağışlı olacağı ve bununla beraber gerçekleşecek seller üzerinde duruldu. öğrenciniz olarak daha önce yazdığınız gibi bu gibi haberlere şüpheci mi yaklaşmalıyız? bu adamların akdeniz havzasından istediği nedir?

    • havadelisi dedi ki:

      MetOffice’in orduyla ilgisi yok bildiğim kadarıyla.

      Bu gibi çok uzun süreli tahminler (projeksiyonlar), dünyada son 100 yılda görülen ısınma eğiliminin, insan kaynaklı sera gazı (çoğunlukla CO2) salımı nedeniyle meydana geldiği ve önümüzdeki 50-100 yılda da doğrusal (lineer) biçimde devam edeceği varsayımına dayanıyor. Benim kişisel görüşüm (birçok başka bilim insanının düşündüğü gibi), CO2 hipotezinin pekala doğru olabileceği, ama doğru olmama olasılığının da yüksek olduğu yönünde. Sorun şu ki 50 sene geçmeden bunu anlayabilmemiz mümkün görünmüyor. Hiçbir deneysel kanıt bulunmamasına rağmen, CO2’nin atmosferdeki bu düzeyinin meydana gelen ısınmanın neredeyse hepsinin sorumlusu olduğu kabul ediliyor, geleceğe yönelik iklim modellerinde de bundan dolayı CO2 dünyayı kavuruyor, Akdeniz havzasına Sahra iklimi getiriyor, deniz suyu sıcaklıklarını arttırarak selleri tetikliyor vb.

      Şunu söylemeliyim ki bundan 10 yıl önce de 2010’un Akdeniz havzası için benzer şeyler söyleniyordu. Ama NAO gibi gayet doğal bir döngü bile bu sene Türkiye’yi sulak bir yer yapmaya yetti. Öte yandan seller artıyor gibi görünüyor, orası kesin. Bilimde şüphe her zaman esastır, hipotezlerini abartıyorlar, belirsizlikleri ve yanılma olasılıklarını bizden saklıyorlar diyebilirim, ama yalan söylüyorlar diyemem.

      • devrim dedi ki:

        savunma bakanlığına çalışıyormuş MetOffice. çok teşekkür ederim verdiğiniz açıklayıcı bilgi ve yorum için.

  26. ismini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

    Takip ettiğim kadarıyla ülkemize ay sonundan itibaren aşırı sıcak bir hava dalgası gelmekte. Gfs’yi incelediğimde sıcak basra kökenli ve güneydoğudan yurdumuza giriyor. Modelde 850 hpa sıcaklık en yüksek sınır 32 iken 35 derece sınırı falan çizmişler. 850 hpa seviyesi 1500 metre yükseklik diye biliyordum. Bize yıllarca okullarda; hava 200 metre yükseldikçe 1 derece soğur diye öğrettiler. Yani 1500 metreye 7.5 derece eklememiz lazım bu mantıkla.Fakat deniz seviyesindeki istanbulda 850 hpa sıcaklığında 20 derece olunca çok dikkat ettim gerçek sıcaklık 32 dereceler civarı oluyor. Eee bize öğrettiklerine göre 27.5 derece olması gerekmez mi? Size sorum g.doğu.G.doğuda 500-600 rakımlı yerlerde 850 hpa sıcaklığında 35 dereceler var maksimum sıcaklık sizce ne olur? Bize öğrettiklerine göre 40 olur ;ama benim tahminim 46-47 dereceler gözükebilir. İstanbulda otobüslerin tutma askılarında okuduğum kadarıyla Türkiye rekoru da 48 derece. Sizce kırılır mı ne dersiniz 🙂

    • havadelisi dedi ki:

      850 mb seviyesi 1500 metreye denk gelir, 200 metre yükselince sıcaklık 1 derece düşer gibi laflar, ancak kabaca doğrudur. 850 mb ortalama olarak o seviyeye denk gelse de sıcaklığa ve diğer hava koşullarına göre birçok seviyede bulunabilir. Yükseltiyle birlikte sıcaklığın ne kadar azalacağı da (lapse rate) hava koşullarına, özellikle nem oranına bağlıdır. Yani modelde gördüğümüz değerlere her koşulda uygulayabileceğimiz formüller ne yazık ki yok. Modele bakıp, tecrübemize dayanarak, yer seviyesinde havanın nasıl olacağını kestiriyoruz. Siz de öyle yapmışsınız yazınızın sonunda, çok da doğru yapmışsınız. 46-47 dereceleri ben de olası görüyorum. İç, Doğu ve Güneydoğu’da rekorlar kırılırsa da bence sürpriz olmaz, ama kırılmayabilir de… Rekorları zorlayabilecek bir sıcak dalgası geliyor.

      • ismini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

        Açıklayıcı cevabınız için teşekkürler. Yazılarınız gerçekten çok güzel. Sitenizi özel bir internet sitesinin oteriteler bölümünden buldum. Bulduğuma hiç pişman değilim:)

      • çihiro dedi ki:

        sıcaklık ve neme göre değişiyor demişsiniz. ısınınca iniyor soğuyunca yükseliyor? ya da tam tersi mi?

  27. çihiro dedi ki:

    -yaz mevsiminde doğu anadolu nun kuzeyinde görülen bu kuvvetli yağışlar yükselim yağışları mı?
    -neden orada anadolu’dan daha geç başlıyor bu yağışlar? ya da aynı zamanda başlıyor da uzun mu sürüyor?
    hocamızı terletmeye devam 🙂

    • havadelisi dedi ki:

      Hamama giren terler 🙂

      1) Evet, Erzurum-Kars bölümünde yükselim yağışları en çok yazın oluyor. Ben bunu şöyle açıklıyorum: Mekanizma, İç Anadolu’nun en yağışlı mevsimini ilkbahar yapanla aynı. Yani yerde kuvvetli ısınma oluyor, ama üst seviyeler halen soğuk…
      2) Orada ilkbaharda da aynı mekanizma işleyebilirdi, ama yükselti ve bahar soğuğu çok fazla olduğu için kar örtüsü yerdeki ısınmayı geciktiriyor. Yazın ise kar ortadan kalkıyor, bu sefer yine yükseltiden dolayı ısınan havanın yükselip üst seviyeye çıkması görece kolay… Bence olay budur. Netleşmeyen nokta varsa belirt.

  28. faseay dedi ki:

    Ne kadar ilginç sistem Türkiye’ye girecekmiş gibi geliyor tam sınıra geldimi hooop yukarı ne garip sanki sınırı iklim şartlarına göre çizmişiz özellikle bu günkü görüntü inat etmiş bir sistem girmem diyor tabi işin espirisi ama bu olay bu bölgede özellikle oluyor tam sınırı da istanbul kocaeli arası diye düşünüyorum.

  29. bulut75 dedi ki:

    Ozan’ım bir sorum olacak. Geçende Behlül arkadaşımızın bir sorusu olmuş. La Nina etkili olursa ve Sibirya da bizi etkilerse marmara ve karadeniz kıyılarının Marmaraya yakın olan kısımları kar yağışlarından etkilenir mi diye… Sen de bu şartlar oluşursa kar’ın en iyisini alırız şeklinde bir cevap vermişsin. Bu olumlu şartların oluşup oluşmayacağını ve böyle güzel bir kış geçireceğimizi sonbahar ayları gibi bazı veriler doğrultusunda anlayabilir misiniz yoksa, Aralık ayı girip de kış ayları içerisinde mi anlarsınız ve bizimle paylaşırsınız?

    • havadelisi dedi ki:

      Sonbaharda mevsimlik tahminler daha güvenilir hale gelir. Ama ben genel olarak mevsimlik tahminlere güvenmiyorum 🙂 Onun için bekle-gör politikasını benimsiyorum.

      • bulut75 dedi ki:

        Peki, örneğin mevsimsel tahmin olarak kış tahminleri avrupa’nın izlanda alçak basıncının etkisi altında kalacağını öngördü. Yani Avrupa’da Azor etkili olmayacak (bu bilgileri de şu sıralar yeni öğreniyorum sayenizde :)) bu şartlar gerçekleşirken yani bütün bu şartlar biz karseverlerin aleyhine gerçekleşirken dahi, kış aylarında şöyle yoğun kar yağışlarına ve istediğimiz yeterli soğuklara ulaşacağımız ve anılarda kalacak bir durum oluşmaz mı? Yani kış genelinde avrupada azor etkili olmadı ama arada, bir iki tane 2004 gibi bi sistem gelemez mi?

        • havadelisi dedi ki:

          İzlanda-Azor meselesi şu ana kadar anladığından biraz daha karmaşık… İzlanda etkili olmayacak yani Azor etkili olacak diye bir şey yok. Neyse, araştırmaya devam. Dediğim gibi, şu an önümüzdeki kışı tahmin etmeye çalışmanın çok anlamı yok. Ama ılık kışlarda bile 1-2 defa yoğun kar görülebilir, umutsuzluğa kapılma. Benim gibi bu işlerden biraz anlayan insanların gelir ya da gelmez demesi de inan hiç önemli değil. Bekleyelim görelim, tadını çıkaralım.

          • devrim dedi ki:

            bekarken kar yağmasını dört gözle beklerdim. evlenince işler değişti. evin ısınması külfet, hele hele bunu klima ile sağlıyorsanız daha bir düşünceli oluyorsunuz. geçen yıl 4 yıllık kış dönemi içinde elektrik zamları da olmasına rağmen en az faturanın geldiği kış dönemi oldu. 20 ocak’ta çok soğuk gelecek beklentisine girilince nasıl gerildiğimi anlatamam. bana göre de geldi. o akşam benim klima soğuktan çalışamaz hale geldi. 4 yılda ilk kez oluyordu bu. tırstım açıkcası. evet izmir’e kar yağmadı (tozdu) soğuktu. bütün bu anlattıklarımdan kar yağmasını istemiyorum anlamı çıkarılmasın. toprağın canlıların buna çok ihtiyacı olduğunu biliyorum. hislerimi paylaştım sadece. teşekkürler 🙂

            • çihiro dedi ki:

              anlattıklarınızdan sonra birçok hava delisi evlilikten vazgeçti 🙂

  30. devrim dedi ki:

    peki ekvator kuşağında görülen konvektif yağışları nasıl anlatacaz? güneşin dik geldiği bir yerde kararsız hava nasıl oluşur? neredeyse bütün yıl nasıl kararsız olur?

    • havadelisi dedi ki:

      Tam da güneş dimdik geldiği için, aşırı ısınmadan dolayı ısınan hava çook yukarılara kadar yükselebiliyor… Oralarda da soğuk havanın kralı var… Bu yüzden troposfer (hava olaylarının meydana geldiği katman) ekvator kuşağında çok daha kalındır… Uçaklar oradan geçerken ne kadar yükselirlerse yükselsinler türbülanstan kurtulamazlar.

  31. gencakın dedi ki:

    Saat 3 gibi başlayıp bir saat boyunca etkili bir şekilde yağan yağmur vardı Çayeli’nde akarsuların kimi 3 kimi 4 metre yükseldi. Biraz daha devam etseydi tam bi felaket olacaktı. Ucuz kurtulduk.

  32. çihiro dedi ki:

    dağlar neden daha fazla yağış alır?

    • havadelisi dedi ki:

      Çünkü hava kütlesini üst seviyelere tırmanmaya zorlarlar. Tırmanan hava soğur, soğuyunca su buharı tutma kapasitesi azalır, içindeki su buharı buluta, şartlar uygunsa da yağışa dönüşür. Burada çok güzel anlatıyor (ama İngilizce).

      • çihiro dedi ki:

        yani yamaç yağışı için deniz şart değil. nem yeterli.

        Orografik

        bu resimdeki denizi kaldırırsak cevabı bulmuş olur muyum? yani deniz kıyısında olmayan, iç kesimlerdeki dağlarda orografik yağış oluşabildiği için dağlar daha fazla yağışlı? yine konuşamadım ben ama ne demeye çalıştığımı anladın herhalde 🙂

        • havadelisi dedi ki:

          Evet. Yakındaki deniz sadece daha fazla nem sağlıyor… Ama nem uzak bir yerden de taşınabilir, iç kesimlerde orografik etkiye maruz kalabilir. Aynı şey. Ayrıca dağlar yüksekte olduğu için konvektif yağışta da aynı mekanizma geçerlidir, yüzeyde ısınan hava çok daha az mesafe katederek yükselip soğuk havayla karşılaşabileceği için yüksek yerlerde daha çok konvektif yağış olur.

  33. İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

    Şu an Muğla Dalaman ve Marmaris ilçelerinde de yağmur var galiba. Pazar günü Atatürk havalimanından Dalaman’a gideceğim sizce önümüzdeki günlerde yine sürpriz yağış olur mu? Pek alışık olunmayan bir durum o bölge için.

    • havadelisi dedi ki:

      Evet nadiren görülen bir durum yazın ama bazen olabiliyor, özellikle biraz denizden içeriye doğru olan yüksek yerlerde daha sık olmak üzere… GFS modeli bugünkü yağışı yakaladı yalnız:
      GFS modeli 23 temmuz öğleden sonra yağışı

      Aynı GFS Pazar günü için böyle bir tahminde bulunmuyor. Ben de sanmıyorum o gün yağış olacağını.

      • İsmini vermek istemeyen izleyici dedi ki:

        Sanki gfs modeli Antalyanın batısında kaş ilçesi sınırlarına kadar yağış göstermiş gibi. Arada bayağı bir mesafe var.Aynı düşünceyle gfs trakyayada yağış göstermiş istanbulda yağış olsaydı süpriz olmazdı bugün için. Bu durumla aynı gördüm cevabınızı. Neyse ben uzmanlardan iyi bilecek değilim ya:D. İyi çalışmalar

        • havadelisi dedi ki:

          Evet arada biraz fark var haklısınız, öte yandan o haritaya bakıp ben İstanbul’a yağmur yağacağını söylemezdim, ama Muğla’ya yağabileceğini söylerdim… Yerel şartlar arasındaki benzerlik-benzemezlik de önemli. GFS tam olarak göremez nereye yağış düşeceğini, ama biz yerel iklim bilgilerimizi kullanarak oradaki yağışın Muğla taraflarında da oluşabileceğini, ama Trakya’daki yağışın İstanbul’a sarkma ihtimalinin çok daha az olduğunu söyleyebiliyoruz. Kaliteli yorumunuz için teşekkürler.

        • havadelisi dedi ki:

          Dünkü yağış (23 Temmuz) GFS’nin o bölge için gösterdiğine bir hayli yakın.
          Yağış 23 Temmuz
          Sıfırla gösterilen yerlerde de yağış olmuş, ama çok az olmuş, 1 mm’den düşük.

  34. faseay dedi ki:

    Bugün baktım Diyarbakır civarı basınç 993 gösteriyor sıcaklık desen çok iyi ..Burada su buharı mı yok neden bulut oluşmuyor acaba?

    • havadelisi dedi ki:

      Evet hem su buharı az, hem üst seviyeler de artık çok sıcak yaz iyice ilerlediği için, yani ısınan hava yükselip yeterince soğuk havayla çarpışıp buluta dönüşemiyor… Ayrıca oradaki alçak basınç çok sığ, yani üst seviyelere iletemiyor havayı… Muson bölgelerindeki yükselici hareketleri (asıl alçak basınç orada) dengelemek için Türkiye çevresinde alçalıcı hareketler oluyor üst seviyelerde… Bu da alçak basıncın sığ kalmasına yol açıyor bizim güneydoğuda.
      Circulation
      30 derece kuzey enlemindeki alçalıcı harekete bakın, o yazın daha da kuzeye çıkarak bizim güneydoğudaki alçak basıncın sığ kalmasına yol açıyor.

  35. faseay dedi ki:

    bilgilerim eksikse lütfen tamamlayın: yağmur oluşumunda basınç özellikle sıcaklık gördüğüm kadarıyla önemli bir etken, özellikle yazın belli saatler arası çok aktif saat 17-18 gibi ise sanki hiçbir şey olmamış gibi o büyük oluşumlardan eser yok… ama dikkatimi çeken ise özellikle kocaeli çayırovada geçenlerde meydana gelen sel de gece olmuştu ama merak ettiğim bu oluşumu geceyarısı bu şekilde tetikleyen etken ne idi yine uydu resimlerine bakınca nadiren bazı gecelerde bu şekilde oluşumlar oluyor son zamanlarda karadeniz ve kuzey kıyılarında gece oluşumları demek istediğim balon gündüz şişiyor gece sönüyor ama bazı yerlerde nadiren gece şişiyor…

    • havadelisi dedi ki:

      Baharda ve yazın olan gündüz-akşamüzeri sağanakları, yer seviyesinde ısınma en fazla gündüz ve denize uzak yerlerde olduğu için anlattığınız gibi meydana geliyor. Şu yazımda anlatmıştım.

      Gece yağışı ise tamamen tesadüfen gece oluşuyor.. yani gece oluşan yağış gündüz de oluşabilirdi…

      • faseay dedi ki:

        Evet yazıyı okudum gerçekten benim dikkatimi de çekiyor Bursa-Balıkesir üzerindeki oluşum zaten bugünkü yağışlardan öncede bu olmuştu hatta önce karadeniz yağıyordu kesildi sonra egeye kaydı daha sonra marmara üzerine geldi trakyayı bundan ayrı tutuyorum orası sanki biraz daha bağımsız gibi saydığım bu üç bölgede sanki bir anlaşma var

  36. ALKIM dedi ki:

    Ankara Radarı 20 Temmuz

    Pek sık rastlamadığım koyu kırmızı renklendirmeler var bölgesel olarak Afyon’un kuzeyinde Kütahya sınırına yakın bir bölgede. Kıyamet mi kopuyordur nedir oralarda! İstanbul’da da bugün ara ara kuvvetli bölgesel yağışlar aldık. Geçtiğimiz perşembe günü Gökçeada’da idim. 10-15 dakika içerisinde hava öylesine değişim gösterdi ki bir anda sağanak, fırtına, şimşek eşliğinde 1 saat içerisinde 8-10 kg yağış bıraktı. Bir an adada mahsur kalacağımızı düşünüp denizden zor attık kendimizi dışarı. 1 saat sonra hava yine günlük güneşlikti. Çanakkale’ye geçtiğimizde sadece havanın kapayıp şiddetli bir rüzgarın çıktığını öğrendik. Bölgesel yağışların nerede ne zaman biteceğini tahmin etmek zorlaştı iyice. Konvektif yağış manyağı olduk 2 aydır. Son 10 yılda yaşamadığımızdan eminim ama öncesinde en son ne zaman yaşadık acaba böyle sürpriz yağışlarla dolu bir yaz mevsimini?

    • havadelisi dedi ki:

      Radar görüntüsü etkileyeci gerçekten, Temmuz geldi hala bir sürü yerde konvektif fırtınalar patlıyor… 2009 bahar ve yazında da özellikle iç bölgeler yağışlıydı, ama bu sene bir değişik. Son 10 yıl değil tüm zamanların yaz yağışı rekorları da kırılabilir… Eylül’de bir değerlendirme yapmak lazım.

  37. faseay dedi ki:

    istanbul radarında sorun mu var acaba, 2-3 gündür istanbul’un kuzeyi karadeniz üzeri yağış gösteriyor ama yağış olmadığını biliyoruz tabii.. uzun zamandır olmuyordu ama yine nüksetti herhalde

    • havadelisi dedi ki:

      ben bunları yazarken marmara denizi üzerinde de bir şeyler gözüküyor… evet bir sorun olabilir. mail atıp sormak lazım.

  38. devrim dedi ki:

    kıyı ege’de sabahtan bu yana etkili olan poyraz dolayısıyla muhtemel orman yangınlarına DİKKAT diyorum.

  39. devrim dedi ki:

    haziran yağış raporuna baktınız mı? doğu anadolu 2009 haziranına göre azalma göstermiş sadece, diğer bütün bölgeler hem geçen yıldan hem de ortalama bakımından yani bütün dallarda rakamları zorlamış.. hele akdeniz geçen yıla göre yağış artışı yüzde 922.5

    • havadelisi dedi ki:

      Ben baktım. Bir de nerelerin Haziran rekoru kırdığını söyleselermiş tam olacakmış ama buna da şükür. İlginç bir Haziran oldu, bakalım daha neler olacak.

  40. devrim dedi ki:

    ilk kısa vade tahminimi yapayım… bugün iç ege’de yerel gökgürültülü sağanaklar bekliyorum. sabah güneş doğarken bulutlar gördüm. dmi açık demiş. bakalım…

  41. çihiro dedi ki:

    Nemin gelemeyişi
    Buna fön diyoruz. Her kış yaşıyoruz.
    temmuz günü
    Yaz günleri iç kesimlerde nem çok çok düşüktür. Peki bu nem benim çizdiğim gibi dağları aşıp da girmiyor mu içeriye? Kaybolmayan nem istiyoruz. – çok mu zor sordum 🙂 –

    • havadelisi dedi ki:

      Bu sorunun cevabı için bağıl nemin tanımına bakabilirsin:

      http://en.wikipedia.org/wiki/Relative_humidity#Definition

      Diyor ki, belli bir sıcaklıkta, hava-su karışımının içindeki suyun buhar basıncının, suya doygun haldeki karışımın içindeki suyun buhar basıncına oranı, bağıl nemi verir. Altında da, karışım doygun olduğundaki su buharının basıncının denklemi var. O denklemden, eğer sıcaklığı arttırırsak, doygun haldeki buhar basıncının yükseldiğini anlıyoruz. Bu da bağıl nemin düşmesi demek.

      Özetle, belli bir miktar havanın içine karışmış halde bulunan aynı miktardaki su buharı, yazın hava daha sıcak olduğu için bağıl nemin düşük çıkmasına yol açıyor. Yani mutlak nem aynı olsa da, yazın bağıl nem daha düşük. Bizim hissettiğimiz nem de bağıl nem olduğu için yazın nem daha düşük diyoruz.

      • çihiro dedi ki:

        mutlak-bağıl olayını anladım.sıcaklık yükseldikçe havanın tutabileceği nem oranı artıyor. 30 ve 10 derece sıcaklıktaki iki ayrı noktada mutlak nem aynı olsa bile bağıl nem 30 derecelik yerde daha düşük oluyor.
        yani mutlak nem çok düşük olsa bile bağıl nem yüzde 95 lerde ise bulutlanma olabilir ve mutlak nem yüksek olsa bile bağıl nem yüzde 10larda ise bulutlanma çok daha az olur diyebilir miyiz? tam olarak olmasa da diyebiliriz sanırım 🙂
        asıl sormak istediğimi de ikinci resimden anladınız sanırım. rüzgar karadan denize estiğinde kıyıda nem düşüyor. denizden karaya estiğinde nem yükseliyor fakat iç kesimlere sokulamıyor.dağlar yüzünden diyoruz. “bir ocak günü” resminde olayı anlarım ama “bir temmuz günü” resminde olayı anlamıyorum 🙂

        • havadelisi dedi ki:

          ikinci resmin bulutu eksik sadece. yağış olmasına gerek yok. bağıl nem yaz olduğu için düşük, o yüzden bulutlanma az, ama iç kesime sızabilen nem de az.

          • çihiro dedi ki:

            çok güzel.sonunda mantıklı cevabı buldum.sayenizde.yani önemli olan sıfır derece çizgisi değil bağıl nem.gerçi yinede ikisi birbiriyle bağlantılı.çok teşekkürler.

  42. Fortesla dedi ki:

    İstanbul radarında dikkatimi ceken bir sey oldu. Radar bılgılerınde istanbul için PRF 250 Khz olarak verilmiş, Ankara radarında ise bu deger 400 Khz. tahminimce iki radar aynı şiddette yagmur için farklı renkler gosterıyor olsa gerek.Bunun ozel bır nedenı var mıdır yoksa sadece sacmalıkmı merak edıyorum dogrusu.

    • havadelisi dedi ki:

      Teşekkürler, benim dikkatimi çekmemişti. Ama İstanbul ve Ankara radarlarındaki aynı rengin farklı yağış şiddetlerine karşılık geldiğini farketmiştim. Bu “Khz” farkı bunu açıklıyor olabilir. Sebebini bilmiyorum, sormak lazım. Atsana bi mail Fortesla’cım 🙂

  43. mert dedi ki:

    dmi yine bir balon uçurdu hadi bakalım hayırlısı. bu gece 150 kg yağış bekliyormuş istanbul’a. işin ilginç yanı hiçbir model bu derece şiddetli bir yağış öngörmüyor. genel beklenti 15-20 kg civarında bir yağış. nerden çıkardılar anlamadım. havadelisi sizin görüşünüz nedir. gerçekten böyle bir yağış olabilirmi istanbul’da. yoksa vahim bir hatamı yapılıyor. görüşlerinizi merak ediyorum.

    • havadelisi dedi ki:

      Ben de şimdi bunu düşünüyordum 🙂 Uyarıyı görünce modellere baktım, sizin söylediğiniz miktarın üzerinde ben de bir şey göremedim.. GFS, MM5 aynı fikirde. SKIRON biraz daha fazla göstermiş sadece, toplamda 30-50 kg aralığında. Bir ihtimal, Karadeniz ve Bulgaristan üzerinde görünen yağış az daha güneye sarkarsa Kilyos-Sarıyer-Şile hattında en fazla 50 kg filan olabilir.. 50 kg yağış ihbarı hak eden bir miktardır, o ayrı mesele. Peki ya 100 kg üzeri? İmkansız görünüyor. DMİ demiştir ki, %1 de olsa aşırı yağış ihtimali, biz ihbarı verelim, sonra rezil olmayalım.

      Modeller tam da 1-2 günlük tahmin için icat edilmiş şeylerken, bizim memlekette millet 5-6 günden sonrasını modellerle yorumlamaya kalkar, yarın içinse sallamayı uygun görür. Her şeyimiz ters. Bir de “modellere takılmayın”cılar var, bunlar Nobel ödülü seviyesinde bilim insanları olduğu için modelin göremediklerini görebiliyorlar. Şaşırmıyorum artık, ama üzücü tabii. Garip bir toplumuz.

    • havadelisi dedi ki:

      Öte yandan, DMİ’nin kendi çalıştırdığı MM5 çıktılarında aşırı yağış gerçekten gözüküyor. Göreceğiz bakalım…

  44. çihiro dedi ki:

    geçen sene atlas okyanusu kasırga sezonunu sakin geçirdi -ben hiç kasırga haberi duymadım.yani olmuştur ama etkili olmadı galiba. di mi? bu sene için nasıl bir sezon bekleniyor? -bu arada geçen seneki garipliklerden bahsederken bu sakin kasırga sezonu olayını atladığımızı fark ettim-

    • havadelisi dedi ki:

      bildiğim kadarıyla bu sene geçen senekinden hareketli bir kasırga sezonu bekleniyor.. ayrıca geçen seneki sükunetle musondaki minimumun çakışması tesadüf değil – ikisi de (muson kısmen olmak üzere) tropikal etkinlik sayılır.

  45. faseay dedi ki:

    Selam! Genelde rumuz kullanılmış ben de isim yerine rumuz kullanayım dedim. Neyse konuya gelirsek avrupa haritasını birkaç gündür takip ediyorum şu italya nasıl bir memleketse tam bana göre bir yer her gün adamlar güne güneşle başlıyor öğleden sonra maşallah o daracık çizmede yağmayan yer yok hem de tam bir patlama

    • havadelisi dedi ki:

      Ben de gördüm harika gerçekten! Bu sefer de orayı yakaladı bırakmıyor..
      Başladığınız gibi gitseniz daha iyi olurdu rumuz işinde ama olsun.. böyle devam edersiniz… hep aynı isim ya da rumuz kullanılınca kim olduğu hemen anlaşılıyor yazanın ve daha iyi oluyor.. Selamlar.

  46. yello dedi ki:

    hava olaylarından anlamıyorum, ama içinde yaşıyorum bu nedenle öğrenmek istiyorum. hava durumlarını bildirmek için sunulan fotoğraflardan anlamak istiyorum. Doğru yerde miyim?

    • havadelisi dedi ki:

      umuyorum ki doğru yerdesiniz. önümüzdeki 6 ay içinde zamanım oldukça hava durumlarını bildirmek için sunulan harita ve grafiklerden anlamanızı sağlayacak içeriği siteye koyacağım. her zaman bekleriz.

  47. çihiro dedi ki:

    28 haziran konya da sis.inanılmaz ama temmuz a girerken kış günü gibi sisle karşılaştım.dağ başı olsa neyse ama koca düzlük.sabah güneş doğarken, konya merkezin kuzeyinde bir kış sabahındaki kadar yoğun sis vardı.ağzımdan buhar çıkıyordu.daha da ilginci nefes almakta zorlanıyordum.burnumda genzimde bir tıkanıklık oluyordu.ben bunu bir önceki gün-27 haziran-yaşanan oraja bağlıyorum.gerçi son bir ayda hemen hergün az da olsa yağmur yağdı-haziran toplamı 57 kg!-hiç olmadığı kadar fazla nemli bir ay geçirdik.ve o sabahki siside yoğun nem e bağlıyorum-sıcaklık 10-15 arasıydı.çokda soğuk değildi.en azından ağzımdan buhar çıkacak kadar soğuk değildi-kendimi yağmur ormanlarında hissettim.gerçekten hayatımda ilk defa haziranda sis gördüm. :S

  48. fatih aydın dedi ki:

    ingilterenin kuzeyindeki siklonu gördünüz mü?Kasırgayı andırıyor.

    • havadelisi dedi ki:

      kaç gündür konferanstaydım internet de yoktu otelde. şimdi gördüm. siklon süper ama zayıflamış galiba? 980 mb şu an. daha mı güçlüydü?

  49. çihiro dedi ki:

    fatih aydın ile atışmanızdan -atış yapıyoruz di mi burda :D- esinlenerek soruyorum.”her sene aynı miktarda su buharlaşıp aynı miktarda su yere iner” olayı doğru mudur? ve küresel ısınma ile artan sıcaklık, buharlaşmanın da artmasına ve dolayısıyla yağışların artmasına neden olur mu? benzer şeklde, buz devrinde çok şiddetli bir kuraklık olmuş mudur?

    • havadelisi dedi ki:

      Akıllı adamsın Çihiro.

      1) Hayır her sene aynı miktarda su buharlaşmaz. Ama buharlaşan su illa ki yağmur/kar olarak tekrar yere düşer. Ortalama olarak su buharı atmosferde 9-10 gün kalır. Ama bu ortalamadır. Mesela sea effect yağışlarında en fazla yarım gün içinde su tekrar yere iner.

      2) Evet küresel ısınma KÜRESEL olarak yağış miktarını arttırır. Çünkü buharlaşma artar, su çevrimi hızlanır. Ama yağış bazı yerlerde artarken, bazı yerlerde azalabilir, basınç yerleşimlerindeki değişimlerden dolayı…

      3) Buz devri filan, paleoklimatolojiye de girdin. Aynen öyledir, son buzul çağı (günümüzden 11 bin 500 ila 110 bin yıl öncesi) çok kuraktı… Sıcak yoksa buharlaşma da yoktur. Yağmur yağmaz. Ayrıca denizde daha fazla buz olduğundan, buharlaşma iyice zorlaşır.

      Güzel soruların ve yorumların için teşekkür ederim.

      • çihiro dedi ki:

        teşekkürler ;))
        1) 9-10 gün olayı çok ilginç.bilmiyordum bunu.ortalama demişsin.yani atıyorum 50 gün gezermi atmosferde? – biraz saçma sordum ama :S –
        2) küresel ısınmanın etkileri anlatılırken seller ve kuraklık artacak deniyordu.asıl sebebini açıklamış oldunuz.teşekkürler 🙂
        3)sonuç:buz devri iyi değildir çünkü kümülonimbus göremeyiz 😀

  50. havadelisi dedi ki:

    Hemen aşağıdaki “Older Comments” düğmesinden önceki sayfaya ulaşabilirsiniz.

Yorumlar kapatıldı.