Karla Kaplı Arabanın Karsız Şehri Ziyareti


Oraya kar bir türlü yağmaz. Ya kar denemeyecek bulaşık bir ıslaklık saatlerce, bir de utanmadan bol bol düşer; ya da boyu uzun ağaçlar on yirmi kilometre öteden sıra sıra geçen kar sağanaklarını seyrederler bütün gün. Soğuk bazen muazzamdır, sokakları beyaza boyayabilmek için azcık su yetecektir… Fakat bulunamaz. İki durumda da şehir, kendisini yanıbaşındaki gürültülü yeniyetme kalabalığından çok uzakta hisseden o yalnız çocuk gibidir. Kırgın, ama vakur.

Sonra o araba görünür, kırmızı ışıkta durur. Karla kaplıdır. Yolun tepelerin arasından kıvrıldığı, şekli belirsiz bulutların çevrelerinin tül tül olduğu, grimsi beyaz doğu ufkundan çıkagelmiştir. Arabanın en kıyak yerleri gökten yere en hızlı, en kararlı inen hayta tanelerce işgal edilmiş; daha ağırbaşlı olanlar farlarla aynaların kenarlarına usulca yapışmıştır. “Kar var demek o tarafta”, diye fısıldaşılır, “soğuğu gelmiş buraya da”. Kafalar sallanır. Arabanın sürücüsü, başka türlü şeyler hissedilen bir alemden gelmiş, imrenilen bir yabancıdır. Gerçi onun umrunda değildir ya… Direksiyon salladığı saatler boyunca azala çoğala yağan kar, hayattaki her şeyin başına gelebildiği üzere sıradan bir şeye dönüşmüş; hatta şoförün kırmızıda durduğunda tekrar farkına vardığı dünyanın kendi binbir rengini özletmiştir. Yol üzerinde dükkanı olan esnafın bakışları kaportanın üzerinde gezinmektedir, adamcağız anlam veremez.

Yeşil yandığında, karsız şehir ve ahalisi için rüyanın içindeki ilgisiz bir rüya olan o kısa dakika biter. Karla kaplı araba batı istikametinde gözden kaybolur, beyaz dünyayı da beraberinde götürür. “Gittiğin yerde hava soğuk bile değil karla kaplı araba, o karlar sana kalmaz!” diye haykırmak isteyenler olur, ama susarlar. Değmez çünkü, bu yalan dünyada kime ne kalmıştır ki zaten… Bunu karsız şehir de bilir, karsız şehrin karla kaplı arabaya gizli gizli gıpta eden delileri de. Bilirler bilmesine, yine de içlerinde bir ukte kalır. Eh, kısmet.

Reklamlar
Bu yazı Başka Yerlerin Havaları, Türkiye'nin Havası ve İklimi, İklim (genel) içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

15 Responses to Karla Kaplı Arabanın Karsız Şehri Ziyareti

  1. Farukcan dedi ki:

    Trabzon’da yaşadığım için çok şanssızım. Buraya yılda 1-2 kere kar yağıyor o da zaten en fazla 2 günde eriyor. Acaba neden Karadeniz’in en sıcak şehri Trabzon. Hatta kışın bi ara karşımızdaki 50 metre bile olmayan tepede kar tutmuşken ben pencereden yağmuru izliyordum.

  2. heelandtoepro dedi ki:

    Malatya’dan Adıyaman’a gelen arabalarda bazen abartılı olur bu dediğiniz karla kaplı araba meselesi. Akdeniz ikliminin ılıman yağışlarıyla ıslanan Adıyaman’a karşın Malatya kalbinde sakladığı İç Anadolu’nun ekstrem soğuklarını yağış görünce serbest bırakır. İklim geçiş bölgesinde kalan Çelikhan ilçesi ve etrafı bu buluşma sonucu kara boğulur. Babam karayolları çalışanıdır. İyi bilirim koskoca kar küreme aracıyla yollarda nasıl kalındığını.

  3. oxi dedi ki:

    Ben bugün yaşadım bu durumu…Tuzla e-5 teydim yan arabanın ustundeki kar hızla eriyordu… çok güzel anlatmışsın havadelisi bravo sana….

  4. havaankara dedi ki:

    Adana-Kozan’da da yaşanır bu durum. Köyümle Kozan arası 50 km. Ama arada 1200 metre rakım farkı var. Her sabah köyden yolcu getirir minibüs. Üstü karla doludur. (Bazen gelemez. Çünkü kardan yollar kapanmıştır.) O anda eminim benim gibi birçok kişi önceki gün köyde olmuş olmayı düşünür.
    Ankara’da da yaşanmıyor değil. Merkezde yağmur olarak yağan yağış yukarılarda kar olarak yağmıştır. İşyerine varırsın. Yükseklerde oturanlar bellidir. 🙂
    Evimin rakımı 1050. Kiracıyım. Keşke diyorum, daha yukarılardan tutsaydım evi. Çünkü buraya yağmur yağarken, aynı cadde üzerinde, daha yukarılara kar yağabiliyor.
    Belki bir dahaki sefere 🙂

  5. ALKIM dedi ki:

    İstanbul’da bile yaşanır bu durum. Genelde Kadıköy’de E-5 üzerinde İzmit tarafından gelen arabalarda denk gelmişimdir bir kaç kez. Bir çok kez de Avrupa yakasında Trakya yönünden gelen arabalarda. Eline sağlık Ozan Hocam.

  6. bahattin bakırcan dedi ki:

    aynı şey balıkesir için de geçerlidir. yanlızca havayla ilgilenen kişilerin gokyuzune baktıgında farkettiği o karınca gibi kar tanelerinin kuzeyden guneye yuzlerce metre yukseklikten hic aşagı inmeden yol aldıgı saatlerde cıkar gelir bu karla kaplı arabalar balıkesire.. oyledir ki sen anlarsın cevrede kar oldugunu ama cogu sehir insanı gormedigi için havadaki taneleri cok daha fazla şaşırır bu olaya. sen ise uzulursun be o arabayı gomecek kadar karın nasıl yagmıs olabşecegni gozlerinde canlandırmaya baslarsın. ve dersin ki aksam olunca burası da sogur belki o zaman buraya da yagar.. halbuki sistem vurgununu yapıp gecmstir. gece senin sehrine yerdeki suyun ustune yagan kar, cevrede gunduzden tutan 30 santım karın uzerine yagarak daha cok ortu yapacaktır. butun komsuların “cevreye kar yagdı onun sogugu bu” der.. balıkesir merkez için işin en can acıtıcı noktası ise karla kaplı arabaların sehre dört bir yandan gelmesi ancak hala balıkesir’de kar tutmamasıdır.. yani ilin her yerine tutup merkeze tutmamasıdır.. o zaman daha bi sahipsiz hisseder kendini kar delileri..

  7. Baran GÜVEN dedi ki:

    Kar özlemini bu kadar mı duygusal ifade eder insan…. Ağzına, kalemine, ruhuna sağlık Ozan Hocam…. Seni sürekli takip ediyorum.

  8. Harun Erol dedi ki:

    Karabük’te Safranbolu’dan gelen arabalarda da aynı manzara nadir olmayarak yaşanmakta. Aradaki mesafe 10 km. Karabük’te sulu kar yağdığında Safranbolu’ da kesin kar yağıyordur diye arabaya atlayıp gidiyorum bazen. Gittiğime de deyiyor doğrusu. Ama o yağışın hazzını baştan sona yaşamak daha güzel olurdu tabii.

  9. welbane dedi ki:

    İzmir’de de Sabuncubeli’nden inen arabaların üstünde olurdu bu. Deli gibi yağan yağmurun ardından hava açıp da poyrazın ıslığıyla mis gibi taze kokusu birleşince anlardık Sabuncubeli’nin beyaza boyandığını. Hemen arabaya doluşup yola koyulurduk; bir gece yarısı polis tarafından Bornova çıkışında durdurulup tımarhanelik muamelesi görmüşlüğümüz bile vardır 🙂 İzmirliler kardanadam yaparlardı genelde arabalarının önüne. O kardanadamcık şehir merkezine indikçe erir, unufak olurdu, ama yine de havası bambaşkaydı, karı havada bile görmenin mucize olduğu bir yerde kardanadam kardanadam dolaşmak az şey değildi doğrusu…

  10. Behlül dedi ki:

    Ozan; müthiş, müthiş bu kadar mı güzel anlatılır kelimeler gerçekten bu kısa ama etkileyici hikayeyi övmek için yetersiz kalıyor. Kitabın ve gazetenin az hatta nerdeyse okunmadığı sadece resimlere ve başlıklara göz gezdirildiği ve de gazetedeki haberlerin bir çoğundan bihaber yaşayan toplumumun siz değerli insanlara gereken değeri hiç bir zaman veremeyecek olması ne kadar üzücü… inanıyorum ki avrupa’da ya da abd’de yaşasan kitapları çok satan tanınmış bir yazar olur (paraya da para demezdin :)) tekrar tekrar tebrik ediyorum….

  11. White Fox dedi ki:

    Bilkent’ten karsız Ankara’nın içine o karlı arabayla inen çocuk genelde ben oluyorum nedense…

  12. okanDagistan dedi ki:

    Ankara’da Oran semtinde otururdum eskiden. Merkezde yağmur yağarken bizim oraya kar düşerdi çoğu zaman, aşağıya indiğimizde arabayla insanların bakışları üzerimizde, gözlerinde bir ışıltı. Gridir ya şehrin rengi, insanların içine işler sanki. Sis, pus, soba dumanı kokteyliyle teneffüs edip iç çekerlerdi bize bakarken. Bizim evladiyelik Ford inci tanesi olurdu yüzlerinde, ardından bir anlık huzur ve mutluluk. Bir avuç kar nerelere götürürdü kim bilir? Buruk bir sevinç önce “kar yakında bir yerlerde”, ardından koca bir umut “buraya da yağar mı?”. Az sonra burunlarına düşen koca bir yağmur tanesiyle ayılıp, tekdüze yaşamlarına kaldıkları yerden devam ederlerdi.

    Şimdi İstanbul’dayım, karmaşa, koşuşturma, yapabilirsem 2 dakika Havadelisi sitesini tıklayıp bir gözümle yorumları takip ediyor, diğeriyle GFS’yi gözlüyorum. 850mb soğukları ha indi inecek diye yüreğim kıpırdanırken, sizin yazdığınız güzel yazıya ilişti tüm algılarım. Ve ben artık Ankara’dan merkeze inen o arabanın içinde olmadığımı farkettim. Ben burnuna koca bir yağmur damlası düşen o sıradan insanım artık. Üzerinde yığılmış karlarla önümden geçen ise bir bilgisayar monitörü olmuş, hepsi bu…

  13. Santiago dedi ki:

    Tek kelime ile “şahane”! Yüreğine sağlık.

  14. Ozan Deniz dedi ki:

    Malkara’dan Tekirdağ’a gelen arabalarda çok olur bu, genelde sıcaklık farkından dolayı ve üzerinde 30 cm kar kaplı arabalar gördüm Tekirdağ’da bir şey yokken. İstanbul’dan – Çorlu’ya gelen arabalarda yağış farkından dolayı çok gördüm bu durumu. Ama en kötüsü her iki taraftan gelen arabaların üstünde kar olup Çorlu’da olmayaşıdır ki bu en acı verici olanıdır. 1992 ve 93 Şubatında ve 2003 7 Şubat’ında da biz servis yapmıştık çevreye.

Yorum yazın...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s