Havalı Kadıköy’ün Havaları


kadikoy5(Bu yazı Kadıköy Çarşı dergisinin Şubat 2015 sayısında yayımlanmıştır.)

Yakın bir yerde, İzmit’te doğup büyüdüm. Aslında havası Kadıköy’ünkine benzer ama, yine ne de olsa taşradır, mahrumiyet bölgesidir. Doğru dürüst rüzgarı bile yoktur örneğin, lodos varken Moda sahiline çıkıldığında yaşanan “uçuyorum herhalde” hissini ilk gençliğimde yaşayamadım. Üniversiteyi Ankara’da okuyup, sonra biraz daha okuyayım diye İstanbul’a geldiğimde Maslak’ı mesken tuttum. Şimdilerde şehrin göbeği haline gelmiş olan o dağlık arazi, kışın soğuğu ve karıyla meşhurdur. Yine böyle karlı bir günde arkadaşlarla Kadıköy’de buluşacaktık, dağcı botlarımı giyip vapura binmek için Beşiktaş’a indiğimde karın hala yağdığını, ama etrafta bir beyazlığın dahi kalmadığını fark etmiştim. Kadıköy’e vardığımda ise gökten belli belirsiz bir sulu sepken ancak düşüyordu. İçeri, Çarşı’ya doğru seyirttim: Rıhtım’da sert esen poyraz Balık Pazarı’na dalınca gevşemiş, kalamar-bira keyfi yapmak için masalardan birine ilişivermiş gibiydi. “Şu havalı Kadıköylülerin dünyaya meydan okur gibi keyifle yaşamaları biraz da bundan herhalde” demiştim kendi kendime, “kar bile pek uğramıyor, poyrazı da kendilerine benzetmişler”.

Şimdi dört yıldır Kadıköy’de oturuyorum. Buranın havasının hem mecazen, hem de sözlük anlamıyla farklı olduğunu iyice tecrübe etme imkanı buldum. Bir kere gerçekten de, Anadolu Yakası’nın güney sahillerinin geri kalan kısmını da temsil eder şekilde, kışın İstanbul’un en yumuşak iklimine Kadıköy sahiptir. Soğuk kuzeydoğu rüzgarı buraya inmeden önce şehrin tepelerini aşar ve beton denizinden geçer, böylelikle bir miktar ılınmış olur. Kuzeybatıdan, Trakya tarafından gelen dondurucu karayel de Kadıköy’e geç ulaşır: Florya ve Bakırköy donarken bizim sokaklarda hafif bir ürpermeyle gezinmek mümkündür. Zaten Çarşı’da masalar, mahallede binalar da hep bitişik nizamdır: en kötü birbirimize sokulur ısınırız. Zamanında karşıdan bakanlar buraya yerleşenlere kör demişler ya, bakmayın siz, iklim bakımından aslında en doğru, en korunaklı seçim Kadıköy’dür. Belki gözleri iyi görmüyormuş ama tabiatta olup bitenin farkındaymış Kalkedonlular…

7dJeiJqiqNPUJ24ym5PEy09GWQhEBvhKK3ECDuO6b30Gerçi yaz geldi mi işler değişir. Kadıköy’ün ara sokaklarına zor bela girebilen kuzey rüzgarı nasıl da özlenir, bütün gün Rıhtım’ın esintisinde dolaşıp serinlemek de mümkün olmayacağı için kan ter içinde kalınır. Peki bunda suç sadece Kadıköy’ün müdür? Çok değil otuz kırk yıl önce, İstanbul gibi Kadıköy de henüz bir bina yığını değil iken rüzgar, ne yönden eserse essin yazın şehrin doğal klimasıydı. Sokağın başına iki sandalye atıp aydınlık bir yaz ikindisinin püfür püfür havasında keyif çatanları hayal edebiliyorum. Sonra tabii bir sürü insan benim yaptığım gibi kalkıp büyük şehre geldi, onlara kalacak yer lazımdı: İstanbul da Kadıköy de binlerce yeni beton blokla sıkboğaz edildi. Sıkış tepiş yaşanmaya çalışılan, park yeri kavgalarının tadını kaçırdığı ara sokaklara rüzgar neden girmek istesin, kendine esecek daha ferah mecralar buluyor; böylece Kadıköy’ün iklimi de değişmiş oluyor. Bir de üstüne küresel ısınma var, o da tüy dikiyor.

Yine de güzel be…” diyeceksiniz. Ettiğimiz bunca eziyete rağmen Kadıköy de, havası da hala güzel, evet. Ama daha da az havadar olmasına izin vermemek lazım, yoksa bizim bile havamız sönüverir, maazallah.

Reklamlar
Bu yazı Türkiye'nin Havası ve İklimi içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Havalı Kadıköy’ün Havaları

  1. “Havalı Kadıköy’ün Havaları” yazınızdan dolayı tebrik ederim.
    İklim ile yerel hava koşullarını,şehirleşme ile göçü,güncel kent yaşamı ile zamanın tanıklığını ayrıca da tüm bunların hep birlikte ilişkilerini incelikli ve özlü bir şekilde anlatmışsınız Ozan Hocam..
    Her kaleme alınan yazı insanın karakterini de az çok ortaya koyar! Espirili (eski dille nüktedan) ve doğruları da söylemezse olmaz bir bilimcinin elinde “Kadıköy tasviri” yazı olarak böyle oluyor işte ! Sizde (sizin gibi mühendis-bilim adamı olan) Oğuz Atay’ın eğlenceli/bilgilendirici anlatım dilini de ara ara bulmuyor değilim…yani bunu da açık şekilde ifade edeyim…ı

  2. Bir Kadıköy Çarşı, birde Beşiktaş Çarşı. Şu İstanbul’un son kalan ve YIKILMAZ kaleleri gibiler…

  3. Harika bir yazı olmuş.
    Konuyla alakasız olacak ama dün Aydın’da gün batarken bu kareyi yakaladım bir açıklaması var mı, öğrenebilir miyim?

  4. Yüreğine sağlık, nefis bir yazı..

  5. srknsglm41 dedi ki:

    Kocaeli gibisi yok 🙂 her yere yakin, trafik derdi yok, stres yok , 4 mevsim de cabasi, deniz’se deniz, kar’ sa kar! Ekim ortasi veya sonuna doğru Kartepe’ mize kar düşer, kan donduran soğuğu, tipisi , sucuklarin mangalla bütünleşmesi başkadir İzmit, Mert Hoca 🙂

Yorum yazın...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s