2002, 4-9 Ocak


5 Ocak 2002 saat 00 GMT'de yer seviyesi basıncı durumu

4 Ocak 2002 günü başlayan kış günleri, hem birçok bakımdan harika olaylara sahne olması, hem de benim kişisel hava deliliği tarihimde çok önemli bir yer tutması bakımından önemlidir 🙂

Öncelikle, yorumlar bölümünde Ankaragücü abimizin de söylediği gibi, hava raporlarında 4 Ocak günü için Türkiye’de neredeyse her yer karlı gösteriliyordu. Bunun verdiği hazzı tüm hava delileri bilir 🙂 Ben o zamanlarda Ankara’da öğrenciydim. 4 Ocak sabahı kar Ankara’da henüz başlamamıştı (siklon Ege’den yaklaşıyordu), hava grimsi beyazdı. Hemen ODTÜ kütüphanesinin en üst katındaki masalardan birine kurulup beklemeye başladım. Öğlene doğru kar başladı… devam edecek…

————————————————————–

Aşağıdaki yorumlar White Fox’a aittir:

4 Ocak 2002 12 GMT balon ölçüm sonuçları - İstanbul.

Bu benim İstanbul için, şu ana kadar gördüğüm en optimum deniz etkisi yağış profili, çünkü bütün koşulları mükemmel.
Deniz etkisi yağışlarda, göl etkisiyle oluşan yağışlarda da olduğu gibi tepe enverziyonu, konvektif olarak oluşan bulutların yukarıdaki sınırını belirler, bunun deniz seviyesindeki en ideal yüksekliği yaklaşık yerden 3 kilometre civarıdır, yağış rüzgârın da hızına bağlı olarak tepe enverziyonunun 1-1.5 km olduğu durumlarda da olur, fakat 3 km şiddetli yağışlar için en ideal olanıdır.

Benim en çok dikkatimi çeken özelliği ise tepe enverziyonunun tam da 700 mb civarı ve bunun üzerinde olmasıdır. Halbuki, bu yıl ve geçen sene İstanbul’da gördüğümüz deniz etkisi mekânizmalarında tepe enverziyonu genellikle 800 mb seviyesindeydi veya bariz bir şekilde 700 mb seviyesinin altında kalıyordu.  Yani, 4 Ocak 2002 sistemi son yıllardaki deniz etkisi mekanizmalarına göre bulutları çok daha dikey olarak geliştirebilmiş ve bu durum oluşan şeritlerin çok daha yoğun yağış yapmasına neden olmuş olabilir.

Reklamlar

38 Responses to 2002, 4-9 Ocak

  1. El NiNo dedi ki:

    Unutamadığım kar yağışlarından birinin olduğu yıldı. 3 ya da 4. sınıftaydım okul 1 hafta tatil olmuştu. 3-4 gece kar yağmıştı. Toplamda 1 metre üzeri kar yağmıştı ancak gündüzleri kar kestiği ya da aralıklı yağdığı için basıyordu. Kar yağışı bittiğinde Çayeli kıyısında 70-80 cm’ye yakın kar birikmişti. Televizyon haberini yanlış hatırlamıyorsam trt haber’de ve teletekstte şöyle demişti. “Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz üzerinden yağışlı hava geliyor.”

  2. trakya(korhan) dedi ki:

    Bu sistem memleketim KDZ. Ereğli’de yaşadığım son sistemdi ve güzel bir hoşçakal hediyesi olmuştu.2 ocak gecesi 7cm örtü yapan sistemin ardından 2 gün ayazlı geçti.4 ocak cuma sabah haberlerinde İstanbul’a canlı bağlantıda yoğun kar yağışı hayatı felç etmişti.Yetkililere göre sistem erken gelmişti.O gün benim gözüm sürekli havadaydı.Ne zaman gelecek diye..Ancak hava birtürlü bulutlanmıyor sıcaklık +3e kadar çıkmıştı.Son örtücükler de can çekişiyordu.Akşama doğru güneybatı ufkunda cirro-stratuslar belirdi.Saat 20:00 olmuştu yıldızlar hala gözüküyor fakat tam parlamıyordu.Rüzgar doğudan esiyor sıcaklık 1 dereceydi.Ankara’dan ve Bolu’dan kar haberleri geldi.Artık çok yakındı bize.Saat 21:30’da yıldızlar kayboldu sıcaklık 0 dereceydi ve gökyüzü giderek turunculaşıyordu.Artık an meselesiydi.Derken saat 22:00de ilk kar tanecikleri süzüle süzüle atmaya başladı.Karşıdaki erdemir fabrikasının ışıkları yavaş yavaş yok olmaya başladı.Boğucu bir turunculuk tüm etrafı kapladı ve rüzgarsız graupel sağanağı başladı.Kuru ve soğuk zeminde saniyeler içinde örtü yaptı.Bir saat böyle yağdı ve 4cm yaptı.Aniden hava açtı yeniden yıldızlar gözükünce benim moral çöktü.Ancak sıcaklık daha da düştü -0.5 oldu.Erime yoktu.Sadece yarım saat sonra dehşet kar yağışı başladı ve sabaha kadar aralıksız ip gibi(rüzgarsız)yağdı.30 cm birikmişti.Sabahın ilk ışıklarıyla beraber rüzgar çıktı ve yağış haifledi.Günboyu şiddetli rüzgarla hafif kar yağışı oldu.Sıcaklık çok kısa süre +1 oldu.Akşam 16:30da kar yeniden canlandı ve -1 ile yeniden graupel başladı.İkinci gece de 20cm yağdı.Pazar sabahı nihayet kar lapa lapa şekline dönüştü.Öğlen 11:00 de kar kesildi.Ölçtüm net 50cm idi.Pazar günboyu karsız geçti çok hafif bir erime oldu.Pzartesi kalktığımda temizlediğim balkon duvarında yeniden 8cm birikmişti.Bünyamin yeni bir sistemin geleceğinden bahsediyordu.O yeni sistem salı gecesi -3 ile yeniden 10cm ile bizi teğet geçti.O kış bir daha da kar almadık.Aslında bu süreç aralık ortasından itibaren başlayan bir sistemler sinsilesiydi.O sezon daha kasımda kar almıştık.Aralık ortası bayramda ilk örtü yapan sistemler arka arkaya geldi.Hatta sıcak cephe kar yağışı bile oldu sıfır rakımda.Yılbaşını Ankara’da geçirdim.Ertesi gün yani 1 ocakta Ankara merkez öğlen 12 derece yağmurlu iken yola çıktım.Bolu’ya vardığımda tipi vardı ve 10cm çoktan olmuştu.Düzce-Ereğli arasını bilenler bilir ‘Hiciz mevki’ vardır.Deli gibi kar ulaşımı durma noktasına getirmişti.Ereğli’ye vardığımda tutmayan kar yağışı vardı.Yazımın başında bahsettğim 2 ocakta örtü yapan öncü sistem buydu.Çok kısa sürede ve kısa mesafelerde çok ani soğuma getirmişti bu sistem.4 ocak sisteminin etkili olmasının sebebi öncesindeki bu sistemdir.

  3. welbane dedi ki:

    4 Ocak NTV’de de tartışılmış o akşam . Dilek Çalışkan’ın da dediği gibi o kış aralık-ocak hep “kuzey şeyleri”nin etkisinde kalmıştık 🙂

  4. Hayatbu dedi ki:

    Sabah 8’den 9.30-10.00’a kadar olan yağışın sea-effect olduğu konusunda hiçbir şüphem yok. Kesinlikle öğleye doğru başlayan ufak pirinç tanesi gibi olan yağışın sabahki lapa lapa yağan kardan farklı olduğunu söyleyebilirim. İşin ilginç noktalarından bir tanesi, bizim meteorolojimiz ve kullandığımız genel modeller sea-effect’i iyi göremediğinden ve değerlendiremediğinden ötürü sabahki 2 saatlik yağış çok ekstra bir yağış olmuştur diyebilirim. Yani öğleye doğru cepheyle birlikte sea-enhanced falan olmuş olabilir ama sabahki çok ekstrem birşeydi bence. Özellikle İstanbul Meteoroloji Müdürü’nün çocuğunu okula götürürken sabah yolda kalmış olması da radar olmayan o dönemde bu sürpriz yağışın nasıl patladığı konusunda bir fikir verebilir.

  5. arif dedi ki:

    Şu adresteki arşiv verileri de ilginizi çekecektir. http://www.wetterzentrale.de/topkarten/tkbeosyar.htm

    • Havadelisi dedi ki:

      Çok teşekkürler. Bu linke ve bugün yine Arif Bey’in verdiği yer kartı arşivi linkine üst menüden Hava Tarihi -> İklim Verisi Kaynakları yoluyla ulaşabilirsiniz.

      • İhsan dedi ki:

        Teşekkür ederim. Ayrıca, elbette amacım bir şeyler öğrenmek. Bilimsel ispatın aksine konuşmak gibi bir niyetim hiçbir zaman da olmadı zaten. Belki, bir yerlerde gözden kaçırmış olabileceğimiz bir şeyler de vardır düşüncesiyle biraz da gereğinden fazla irdelediğim için de üzgünüm.

  6. ihsan dedi ki:

    2002 sistemini iyi hatırlıyorum Anadolu yakasında sabah 8 gibi başlayan yağış bir sea effect değildi. O bir cephe sistemine ait yağıştı. Zaten cephe geçtikten sonra da hava yükseldi ve yağış durmuştu. Ancak, ertesi gün sabah saatlerinden sonra rüzgarın karayelden yıldıza dönmesiyle görülmeye başlayan yağış sea effect idi bana kalırsa. Sea effect’lerin en temel özelliklerinden biri birden bire çok yoğun bir şekilde başlayıp, yine aniden sona ermesi sanki hiçbir şey olmamış gibi havanın açması, devamında yine yoğun yağış ve tekrar tekrar devam eden bir süreç. Genellikle de gündüz cephe sistemi geçip soğuk yb. nin bölgeye sokulmasıyla ortaya çıkan bir yağış tipi. İstanbul özelinde, kendi gözlemlerime göre durum her sisteme göre ufak tefek farklılıklar gösterse de genel olarak şöyle işliyor. Önce cephesel yağış, ardından dingin ve soğuk hava. Sabahında, ki genellikle öğlen saatlerine doğru başlayan yağış, bu yağışın akşama kadar aralıklarla devamı. Gecesinin açık ve yağışsız ancak soğuk geçmesi, sabahında hafif başlayan yağışın genellikle akşama kadar kesintisiz ve yoğun devam etmesi. Ki, genellikle en etkilisi de bu olur. Bu gözlemimi hafife almayın derim. Zira, 48 yıllık hayatımın 40 yılını bu şehirde geçirmiş birisi olarak söylüyorum bunları, her ne kadar meteoroloji bilgim sadece amatör bir meraklı düzeyinde de olsa.

    • Havadelisi dedi ki:

      İhsan Bey, gözlemleriniz ve aktardıklarınız için çok teşekkürler. Yalnız bütün anlatılanlar ve balon ölçümleri, İstanbul’da o sabah görülen yağışın “deniz etkisiyle (sea effect)” bir yağış olduğunu doğruluyor (balon ölçümü ve yorumları için ana yazının içinde White Fox’un yazdığı kısmı okuyabilirsiniz, deniz etkisi yağışlarıyla ilgili kendisinin harika bir makalesi de var). Evet cephe sisteminde de yağıştan sonra hava açıp yükselebilir, ama cepheler çok daha geniş alanlarda etkili olurlar, 4 Ocak sabah görülen yağış ise -tanıklıklara göre- Çorlu ve İzmit’te bile etkili olmamış. Bu kadar yerelleşmiş bir yağış türü, ancak “deniz etkisi sağanağı” olabilir. Ayrıca o sabah bir cephe (soğuk cephe) geçmiş olsaydı sıcaklıkta belirgin bir düşüş olurdu, ama öyle olmadı, hatta öğleden sonra sıcaklık artmış, buradan bakabilirsiniz.

      White Fox, tarihsel yer kartlarına ulaşmamız mümkün mü? Soğuk cephenin nerede olduğunu merak ettim.

    • White Fox dedi ki:

      Bunun uydu görüntüleri ile tam çözülebilecek bir sistem olduğunu kesinlikle düşünmüyorum, çünkü çevrede ortalığı karıştıran ULL alanları ve ULL etkisi ile gelişen, Türkçeye “arkaya eğilmiş kavuşum” diye çevirebileceğimiz back-bent oklüzyonu var.

      Aşağıdaki reanaliz haritasına dikkat edin.

      İki tane yer seviyesinde alçak basınç alanı (diğeri Türkiye’nin fazla doğusunda) ve iki tane de yukarı seviye alçağı var gibi gözüküyor. Onları nasıl gördün diye sorarsanız, görmek için 500 mb yükselik renklendirmelerine dikkatli bakın. Bunlardan birisi, Kırım’ın güneyinde Karadeniz’in kuzeyindeki alanda kalırken, diğeri Bulgaristan’ın batı tarafı ile Makedonya’nın doğusunda kalıyor. Her ikisinin de ULL olduğuna net bir şekilde emin olmam için, 500 mb sıcaklık ve adveksiyon haritasına bakmam da gerekti, ama şunu kesin söyleyebilirim ki her iki bölge de saatin tersi yönünde yukarı da spin hareketi var ve Makedon tarafındaki alan uydu görüntüsüne göre de kesinlikle bir ULL alanı… Karadenizdeki uydu görüntüsünde orda olduğunu muhtemelen zayıflığından ya da zayıfladığından pek çaktırmıyor. Bu her iki alanın da yapacağı yukardaki spin hareketi yer alçağından bağımsız olacaktır.

      Peki, o güney-batıgüney yönünden gelen kütle ne diye sorarsanız, benim fikrim şudur: İstanbul’da yer seviyesinde rüzgar Karadeniz’den (yukarı da skew-t diyagramı paylaşmıştım zaten) eserken, 500 mb seviyesinde batıgüneybatı yönünde esiyor. Bunun nedeni de zaten yer alçağı ile yukarı seviye alçaklarının birbirinden bağımsız spinler ve birbirinden farklı yerlerde pozisyonlanmalarıdır. Fakat, balon ölçümü sonucuna göre, 500 mb seviyesindeki yoğunlaşma depresyonu, yağış yapmak için fazla büyük; yani ışba sıcaklığı (dewpoint) ile sıcaklık arasındaki fark fazla olduğundan bulut oluşturur ama dinamik konveksiyon olmadığı sürece tek başına fazla bir yağış üretemez. 500 mb seviyesindeki bulutlar da Santiago’nun da paylaşmış olduğu uydu görüntüsünde deniz etkisi yağışlarını çok güzel saklamış. Yukarıda olduklarından uydu görüntüsünde onlar ön plana çıkıyorlar. Halbuki, yer seviyesine yakın bir yükselikte gelişmeleri ile bilinen deniz etkisi yağışları, özelliklerinden dolayı sığ sistemler olarak adlandırılmakta ve şu sinoptik koşullarda uydu görüntüsünde net gözlenememesi gayet doğal.

      Muhtemelen, uydu görüntüsünde İstanbul’a batı-güneybatı yönünden gelen kütle, kanımca arkaya eğilmiş kavuşum back-bent oklüzyonu olarak bilinen narin bir oklüzyon cephesi çünkü ve yukarı seviye alçağı ile organize soğuk cephe içinde gelişiyor ve sıcaklığın belirgin düşmemesinin sebebi de bu şekilde açıklanabilir. Ancak dediğim gibi yukarıdaki yoğunlaşma depresyonu büyük olduğundan, arkaya kavuşum oklüzyonu güçlü bir dinamik kaldırma olmadan etkili bir yağış yapmaya tek başına pek müsait değil, ama altostratus oluşturabilir. İhsan Bey’in şu gözleminden (“zaten cephe geçtikten sonra da hava yükseldi ve yağış durmuştu.”) deniz etkisi bantları geçtikten geriye kalan, back-belt oklüzyonunun bulutlarıdır diye düşünüyorum. Tabii bu arkaya kavuşum oklüzyonunun ne kadar yağışa katkısı olmuştur, vorticity haritalarını görmeden bir şey demem uydurma olur.

      Ayrıca İhsan Bey’in, şu “sea effect lerin en temel özelliklerinden biri birden bire çok yoğun bir şekilde başlayıp, yine aniden sona ermesi sanki hiç bir şey olmamış gibi havanın açması, devamında yine yoğun yağış ve tekrar tekrar devam eden bir süreç” yorumuna her zaman doğru bir önerge niteliğinde olmadığı için katılamıyorum, deniz etkisi yağışları yerel bir bölgeleyi akşama kadar etkileyebilir de…bunu da unutmamalıyız.

      • İhsan dedi ki:

        Yazımda da belirttiğim gibi benimki çok amatörce ve hiçbir çıktıya dayanmadan kendime ait bir gözlemdi. Sn. White Fox o günkü durumu benden elbette ki çok daha bilimsel ve güzel açıklamış. Sea effect yağışların “İstanbul özelinde” oluşumuna ilişkin kendi gözlemlerim ise sadece İstanbul’a özel. Çok daha farklı bir bölgede, çok daha farklı sea effect yağışlar da görülebilir diye düşünüyorum. Anlatmak istediğim aslında şu: İstanbul , ki buradan kastım “Çatalca doğusu ile Gebze batısı” arasında kalan bölgede cephe yağışlarının geçişinden sonra bölge üzerine yerleşmeye çalışan yb. alanının rüzgarlarının Karadeniz’den aldığı nemi yağış olarak bırakması. Bunun da oluşma zamanının genellikle cephe geçişini takip eden gecenin ertesi günü öğleye doğru başlayıp, aralıklarla akşama dek sürmesi. Akşam saatlerinden itibaren ise bu tip yağışların kesilip yerini durgun ve soğuk bir zamana bırakması, ancak sabahında tekrar başlayan bu deniz etkili yağışın bir önceki günden genellikle daha etkili ve sürekli olması. Bu hep böyle oluyor demiyorum elbette. Ancak, geçmiş tarihlerdeki kar yağışlarını bir bir incelemeye kalkarsak sanırım bunu teyit de etmiş oluruz aslında.

  7. arif dedi ki:

    BBC’de 20:25’te yayınlanan hava durumu bülteninde İstanbul için üçlü kar ikonunun kullanıldığı nadide sistemlerden biridir.

    • Havadelisi dedi ki:

      “Avrupa Avrupa duy sesimizi” durumu yani… 🙂

    • ersin dedi ki:

      Konuyla alakasız ama o hava durumlarını kaçırmadan izlerdim zamanında 🙂 Blogun girişindeki Michael Fish olsun, sarışın bir ablamız vardı o olsun, hatta kadın meteorologlardan biri hamileyken bile sunmaya devam ediyordu bültenleri.

      Sistemle ilgili bir kaç kelam da edersek; sanırım İstanbul için nadir sistemlerden biriydi, yani yağış direk kar olarak başlamıştı sıcaklıklar çok düşük olduğu için. Yan bahçedeki ufak havuzun önceki gece buz tuttuğunu ve sabah üzerinin karla kaplandığını net hatırlıyorum.

  8. welbane dedi ki:

    Ozan Hoca’m her Ankaralı gibi benim de favori sistemimi konu etmişsin, sağolasın. 31 Aralık 2001 gecesi Kızılay’dan Cebeci’ye yürürken üzerimde sadece bir ceket vardı ve hava gayet ılıktı, geceyarısı hafif bir yağmur başlamıştı, ertesi gün kar yağacağına dair hiçbir emare yoktu. Şurada sağlam bir sistemin havayı kısa sürede nasıl etkili bir şekilde soğutabildiğini görüyoruz. 16:50’de 8 derece ve yağmurluyken rüzgarın batıya dönmesiyle 2,5 saat içinde yağış net kar haline geliyor. Onun üstüne gelen 4 Ocak sistemiyle de tarihi kar kalınlığımıza ulaşmış oluyorduk (gerçi burası biraz tartışmalı). Sonuçta her yönüyle kusursuz bir sistemdi, kendinden 2 yıl önce olduğu gibi ılık geçen yılbaşının hemen ardından gelen yeni yıl hediyesiydi. 2001 Aralık’ında da Ankara’ya 2-3 sağlam kar yağdığını hatırlayalım, bir tanesi 13-14 Aralık olması lazım.

  9. adriana klima dedi ki:

    Sardunya açıklarında oluşup tepeden kendisine eşlik eden yüksek basıncın poyrazını yiye yiye soğuyan, Ege üzerine gelip yurda gireceği sırada en olgun haline gelmiş siklonlar artık uğramıyorlar bu coğrafyaya müdür.. Var bunda bir hikmet !

  10. ozan DENİZ ETKİSİ dedi ki:

    Hayatımda gördüğüm tek yılbaşı karını 2002 1 Ocak sabaha karşı yaşadım. 31 Aralık gecesi hava kapadı. Fakat o zaman radar olmadığı için kar nerde göremiyordum. O gece misafirimiz vardı. Lüleburgaz’da oturdukları için saat 1’de Çorlu’dan çıktılar ve 2 gibi Lülerburgaz’a vardıklarında orda kar başladığı haberini aldım. Çok heyacanlandım ve beklemeye başladım . Saat 4 gibi Çorlu’da da kar başlamıştı. Sabah zeminde 5 cm kar ve -8 derecelik bir sıcaklık vardı fakat kar kesilmişti. O gün çok feci ayaz oldu. Geceler -10′ a kadar düşüyor gündüz ise 0 dereceyi bile bulmuyordu. 4 Ocak sabaha karşı uyanıp netten uyduya baktığımda İstanbul’un kuzeyınde bir bulut kütlesinin olduğunu gördüm. Sıcaklık Çorlu’da -9 derece idi. Sabah uyandığımda Çorlu’da hava masmaviydi ama İstanbul kara gömülüyordu. O kardan Çorlu’ya tek bir tane bile gelmedi.

  11. Santiago dedi ki:

    Uydu görüntüleri de geldi!!

    Sea effect olayı tam çözülemiyor, ancak cephe yağışı öğle saatlerinden itibaren etkisini gösteriyor gibi.. 4 Ocak gecesi de Akdeniz’den feci bir kütle İç Anadolu’ya dalıyor..

    Infrared
    1

    Su buharı
    2

    Daha yüksek çözünürlüklü görüntüler
    Infrared, Su buharı

    Kaynak: http://www.sat.dundee.ac.uk/

  12. BAKİ dedi ki:

    Maalesef o sistemi yutkunarak hatırlıyorum, o günlerde Kıbrıs’ta askerdim ve tv’de Antalya dahil tüm Türkiye’yi karlı gösteriyordu. Bizim nasibimize düşense yağmurun arasında düşen kar buz taneleri ve akabindeki açık havada, denizin karşısında, Silifke’nin arkasında yükselen bembeyaz muhteşem Toroslar manzarasıydı.

  13. Anıl dedi ki:

    04 Ocak 2002’ye ben de yorum yapmadan geçemedim.

    O gün Avcılar’dan Taksim’e geldiğimde saat 07:45 civarıydı hava açık ama inanılmaz bir ayaz vardı. 08:30’da Nişantaşı’nda işim olduğu için vakit geçsin diye yürüme kararı aldım kendi kendime. Kuzeye doğru yönelip havaya baktığımda inanılmaz bir bulut kütlesi gördüm ama dedim ki arkası boştur bu kütlenin en fazla havada uçuşan kar taneleri görürüm belki diye düşündüm. Derken Harbiye’ye gelmeden kar yağışı inanılmaz boyutlara ulaştı. Normalde yere düşen kar tanesinin birkaç saniye sonra erimesi gerekir ama bu sefer yere düşen her kar tanesi yere yapışıp kalıyordu. Yaklaşık 5 dk daha yürüdüğümde her yer bembeyaz örtüyle kaplandı. Nişantaşı’na vardığımda ise yerde bilek hizasında kar oluştu nerdeyse. İşimi halledip geri dönüş için otobüse binmeyi düşündüm ama nafile. Taksim’e kadar yine yürümeye başladım o muhteşem kar yağışı altında. Taksim’e geldiğimde ise manzara çok daha eğlenceli bir hal aldı benim için. Caddelerde ilerleyen araba görmek imkansızdı. Taksim Meydanı’na hiçbir otobüs çıkamadığı için Haliç’e kadar ordan da Aksaray’a kadar yürüdüm 🙂 Tramvay o gün kurtuluşum oldu. O kadar yürüyüşü normal bir zamanda yapmam imkansız ama benim gibi bir kar delisi için muhteşem bir anı olmuştu.

  14. eRCaN dedi ki:

    Aynı sistem için ben de bir şeyler eklemek istiyorum. Lise 1′deydim 2002 sisteminde. Gecesinde müthiş bir ayaz vardı. (hava açık-dereceler sıfırın altında) Sabah saat 7 gibi kalktım yataktan ve direkt dışarı baktım. Az bulutlu bir hava vardı. Servisi beklemek için dışarı çıktım. Ancak durağa gitmeden bizim işyerine her sabah uğrardım. TV açıktı ve NTV haberlerinde Mecidiyeköy’ü ve Taksim’i gösteriyordu haberler (benim mevki Bostancı bu arada) flaş haber olarak. Oralar bembeyaz olmuştu, bizim bulunduğumuz semtte ise bırak karı, güneş kendini gösteriyordu. Çok şaşırmıştım nasıl olur diye. Servisi beklemek için durağa gitmiştim. Şaşkınlıkla havaya bakıyordum. Yaklaşık 20 dakika sonra kuzeyden aniden gelen sis gökyüzünü sarmaya başlamış, hava puslanmıştı. Ben bu gelişmeleri şaşkınlıkla izlemeye devam ederken aniden iri iri kar taneleri atmaya başladı. Ve servise bindim, 10 dakika geçmedi her yer bembeyaz olmuştu. Düşen her kar tanesi adeta yapışmıştı. Havanın o soğukluğunu unutamam. Altıntepe mevkii biraz yüksektir. Servisle oraya gittiğimizde kardan dolayı bayağı zorlanmıştık. Okula gittiğimizde ise okulların tatil olmasından dolayı tekrar geri dönmek zorunda kaldık. Yürüyerek geri dönmüştüm arkadaşlarla karın zevkini çıkarmak için. Hatırladığım kadarıyla yaklaşık kar miktarı da 1 saat içinde 15 cm idi.

    Şunu da ekleyeyim; o zamanlar bilmezdim sea effect’i. Ama şimdi 2002′ye döndüğümde şunu gördüm. Anlattıklarımdan da anlaşıldığı gibi çok büyük ihtimalle deniz etkisiyle oluşan bir yağıştı..Ve tıpkı geçen seneki 25 Ocak yağışına benziyordu..

    • hayatbu dedi ki:

      Şimdi bu yazıyı görünce hatırladım, ekleyeyim dedim. 4 Ocak 2002 sisteminin en büyük özelliği Beşiktaş gibi deniz seviyesinde ve karın çok zor tuttuğu bir yerde bile eRCaN’ın da dediği gibi 1 saat içinde bir karış (yaklaşık 20 cm. civarı, o zamanlar karışım da ufaktı) (benim gözlemime göre bu ve cidden abartmıyorum) ana caddede kar tutmasıydı. Sahil yoluna inip görmedim ama rakımı 5-6 m. civarı olan bir yerde çok işlek bir caddede tutan o 1 karış kar, akşama kadar üzerinden zincirli araçların geçmesine rağmen erimemiş ve gece 5 cm’lik bembeyaz bir buz tabakası yolu kaplamıştı. Botlarımın ökçesiyle buzu deldiğim dün gibi aklımda. Gördüğüm en şiddetli kardı ve nedenlerini ben de halen çok merak ediyorum. Bence blogda yer verilmesi gereken en önemli hava olaylarındandır çok kısa bir zamanda bu kadar kar yağdığı için. Ve yine vurguluyorum, bu bir sea-effect’ti.

      Not:Buradan başka şahitlerin yorumlarına ulaşabilirsiniz.

  15. hayatbu dedi ki:

    4 Ocak 2002 sistemi çok büyük bir ihtimalle sea-effect sistemiydi. Kar yağışından 30 dk evvel hava açıktı, 10 dk evvel hızlı hızlı bulutlar kuzeyden güneye doğru hareket halindeydi ve hafiften kar atıştırıyordu. Kar saat tam 08.00′de başladığında kapı önünde okul servisini bekliyordum. 5 dk içerisinde her taraf beyaz olunca servise binmeden servisi gönderdiğimi hatırlıyorum. Kar çok çok büyük kütleler halinde başlamıştı, sonradan hafif küçülse de tam manasıyla “lapa lapa” kar yağıyordu. Bu tarz yağışlar sea-effect’in tanımına uyuyor… Ama sonrasında karın ufak ve tipi şeklinde devam etmesi de ayrı bir olay. Özetle ben İstanbul’da o tarz bir kar yağışı görmedim…

    O kadar şiddetli kar hiçbir yerde görmemiştim. Lokalize bir olaydı ve Boğaz çevresi birinci derecede etkilenmişti. Arşivlere baktığımda 26 kg. civarında bir yağış düştüğünü gördüm. Bu da 22 Ocak 2004 sistemiyle hemen hemen aynı miktara tekabül ediyor…

    İlginç bir not: O gece DMİ İstanbul Bölge Müdürü’nün sabaha kadar kar yağışını beklediği fakat karın bir türlü başlamadığı; müdürün ise sabah çocuğunu okula götürürken yolda kaldığını bir yerlerde okumuş ya da duymuştum.

  16. Ankaragücü dedi ki:

    4 Ocak sistemi ile bir kaç hatırlatma da benden. Oldukça ılık geçen bir sistemin arkasından 1 Ocak günü Karadeniz üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisine girmiştik. 1 Ocak 2002 sistemi Kardeniz üzerinden çok ilginç bir şekilde yavaş yavaş sokulmuş Ankara’da yeni yılın ilk günü sabah 5-6 gibi yağmur başlamış, akşam saatlerinde önce kar, sonra yoğun kar olarak kendisini göstermişti. Sonraki gün aralıklarla akşama kadar kar devam etmiş, takiben ayaz ile sıcaklık -14 dereceye kadar düşmüştü. Yurt geneline soğuk hava çöreklenmiş oldu. O zamanlar DMİ’nin 3 günlük haritalarında 4 Ocak 2002 için hayatımda ilk kez tüm yağışların kar olarak gösterildiğine şahit olmuştum. Sisteme 1-2 gün kala DMİ uyarıya başlamış, Ege ve Akdeniz kıyıları dahil tüm yurdun kar örtüsü ile kaplanmasının beklendiğini açıklamıştı. 4 Ocak günü o zamanlar fazla uydu görüntüsü bulunmadığından veya ben bilmediğimden CNN International’a ait uydu görüntüleri benim tarafından izlenmiş, Ege üzerinden gelen sistemin kasırgavari, neredeyse kusursuz dairesel şekli ağzım kulaklarımda takip edilmişti. Siklon Ege – İç Anadolu yönünü izlemiş, biraz kuzeyde kalan İstanbul daha kısa süreli ama etkili yağış almıştı. Kuzeyli rüzgarlar ile beslenen ve Anadolu üzerine çöreklenmiş oldukça soğuk hava üzerine gelen Akdeniz – Ege siklonları Ankara’ya yoğun kar getirmişti. Öğlene doğru Ankara’da kar başlamış, yerdeki kar örtüsü ve don üzerine hemen etkili bir örtü yapmış, hava kararırken Çankaya taraflarında yağış artık göz gözü görmez tipi haline gelmişti.

  17. Cemal dedi ki:

    4 Ocak 2002′deki sistemden önce zaten İstanbul üzerinde çok soğuk bir hava vardı.Karın yoğun olarak yağdığı sabahın gecesinde soğuk bir hava ve güçlü poyrazın etkisiyle Karadeniz üzerinden gelen bulutlar gökyüzünde kar öncesi oluşan o sarılı aydınlığı oluşturmuştu. Sabah olduğunda (O günü çok iyi hatırlıyorum) Beylikdüzü’ndeydim. Televizyonda şehir kameralarında Mecidiyeköy tarafını gösteriyordu ve göz gözü görmeyecek şekilde bir tipi başlamıştı. Beylikdüzü’nde hiçbir şey yağmıyordu. Yaklaşık 15-20 dk sonra aynı kar yağışı şehrin güneybatısına da bir kabus gibi çöktü. Bu yağış ilerleyen saatlerde Boğaz ve şehrin merkezine yakın yerlerde etkisini azaltırken şehrin batısında (Avcılar-Silivri arası) dar bir şeritte gün boyu etkili bir biçimde yağdı. Bu gözlemim bana bu yağışın çok soğuk bir hava üzerine gelen, deniz etkisiyle oluşan kar yağışı olduğunu gösteriyor. İlk gelen bant kuzeyden Boğaz hattının batısına, daha büyük olan ikinci bant ise şehrin daha batısına yoğun ve kayıtlara geçecek yükseklikte bir kar bırakmıştır. Radar kayıtları olmayınca biz de aklımızda kalanları anlatalım dedik.

  18. Akureyri dedi ki:

    Bence de 4 Ocak 2002 bugüne kadar İstanbul’da görülmüş en kısa sürede en fazla kar birikimi yapan sistemdir. Benim için de süper bir doğumgünü hediyesi olmuştu. Sanki kar kütleler halinde yağdı, 1 saat içerisinde Acıbadem Caddesi üzeri 10 cm civarı kar oldu. 22 Ocak 2004 efsanedir, doğru. Fakat Hayatbu arkadaşımızın yazdığı gibi arabaların nerdeyse tüm gün kar üzerinde gittiği tek sistem 4 Ocak 2002 idi. (1987’de İstanbul’da değildim). Bana kalırsa da bu sea effect yağışı olabilir. Çünkü bu sene şubat ayındaki kar yağışına benziyordu, sürekli aynı şiddette yağdı. En çok Boğaz çevresi ve Anadolu yakasını etkiledi (demek ki Boğaz çevresinde iki yakada da varmış – Havadelisi). 2010 çok kötü bir kıştı belki ama Kadıköy için konuşursam, şubattaki bir günlük sea effect unutulmazdı. -3 derecede sabah 8′den akşam 5′e kadar etkili kar yağdı. Kar sürekli olduğu için sıcaklık yükselmedi ve sahilyolu asfaltındaki kar bile erimedi. Cephesel sistemlerde mutlaka kar öğle saatlerinde durur, (halk deyimiyle kar toplar) bu arada sıcaklık hemen yükselir, insanı sinir eder, caddelerdeki kar anında erir, klasik İstanbul kar yağışı böyledir. Bu nedenle bana göre İstanbul için en iyisi sea effect kar yağışıdır. İnşallah bu sene bol bol sea effect alırız.

  19. Santiago dedi ki:

    4 Ocak 2002 sistemi sırasında İzmit’te öğrenciydim. Hafta sonu İstanbul’a dönecektim, cuma günüydü, çok iyi hatırlıyorum. Tüm hafta sıcaklıklar 2-3 derece civarında seyretmişti, normalde çok soğuk olmayan İzmit’te bile cuma sabahı her taraf buz içindeydi, 2 gün önce yağan kar erimemişti ve don vardı. O sırada bizimkiler aradı, sabah 10 falandı galiba. Saat 8 gibi bir tipi başlamış ince ince, her yer buz zaten, 10 dakikada doldurmuş her tarafı. Öğleden sonra otobüs biletimi aldım, sabırsızlıkla dönmeyi istedim, İzmit’te tek kar tanesi yok havada, ama hava kapalıydı. Kurtköy-Gebze civarında kar yağışına girdik, benim hatırladığım kadarıyla da Maslak-Levent çevresi en çok yağışı almıştı. Hayatımda gördüğüm en güzel kar yağışıydı. Bir daha böyle olmaz dedim, ama Allah bize 2004 ve 2005 yıllarını da yaşattı, sonra da bu seneye kadar olan sefilliği 🙂 Ben onu hep Akdeniz üzerinden gelen bir sistem diye hatırlıyordum, ama şu sea-effect olayını kavradıktan sonra %90 sea-effect diye tahmin ediyorum.

  20. arif dedi ki:

    4 ocak 2002 öncesi AO durumu da şöyleymiş:
    2001 12 25 -1.338
    2001 12 26 -1.644
    2001 12 27 -2.755
    2001 12 28 -3.293
    2001 12 29 -3.035
    2001 12 30 -2.535
    2001 12 31 -1.381
    2002 1 1 -0.185
    2002 1 2 0.038
    2002 1 3 -0.035

  21. hayatbu dedi ki:

    İstanbul’da şimdiye kadar gördüğüm en şiddetli kar yağışı 22 Ocak 2004 fırtınası. Ama en kısa sürede en çok kar bırakan kar yağışı ise 4 Ocak 2002′de yağan kardı. Sabah kar ilk başladığında (saat 8 civarı Beşiktaş’ta başlamıştı) 5 dk içinde öyle bir yağmıştı ki şehrin göbeğindeki yol bembeyaz kalakalmıştı. Sonra azıcık şiddeti kesilse de ilk 1 saat içerisinde asfaltın üzerinde 10-15 cm kar bırakan başka da yağış görmedim. Bir tek 4 Ocak 2002 sisteminde İstanbul’un göbeğinde (anayol 24 saat sürekli araç geçişi durmaz) bir yolun 1 gün boyunca bembeyaz kaldığına ve asfaltın hiç görünmediğine şahit oldum. Arabalar karın üzerinden geçe geçe karı ezmişler ve 5 cm’lik bir sıkışmış kar kütlesi yola hakim olmuştu.

    Şimdi bu kadar ön bilgi sonrasında; sorum şu: “4 Ocak 2002′nin başlangıcındaki o müthiş kar yağışının sebebi ne? -İlk bir saatlik kısım için soruyorum-”

    İkinci sorum: “22 Ocak 2004 sistemi İstanbul gibi bir yerde nasıl o kadar şiddetli fırtınayla ve hiç kesilmeden 24 saat kadar devam edebildi?”

    Bilen, çözebilen ve mantıklı anlatabilecek babayiğit, kar manyağı varsa lütfen buyursun…

Yorum yazın...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s