Yaz artık iyicene geldi. Ailenizin hava durumcusu Hava Delisi’nin yeni hizmeti, her saat güncellenen hissedilen sıcaklıklar haritası. Türkiye’de bir ilk… Buradan aktarmasız ulaşabilirsiniz. Sağ sütundaki “Son Sıcaklıklar ve Hissedilen Sıcaklıklar” bağlantısında da ikinci harita… İstanbul ve çevresi için özel olarak hazırladığım haritaları da buraya tıklayarak görebilirsiniz. (Haritalar yalnızca yaz aylarında hizmet vermektedir.)
Şimdi efendim, hissedilen sıcaklık (heat index ya da humidex) ne demek? Aslına bakarsanız, hiçbir şey demek değil. Fizikte sıcaklık sıcaklıktır, biz zavallı ölümlülerin hislerinin filan bunun üzerinde hiçbir etkisi olamaz. Fakat mesele şu: Vücudunuzdan dışarı doğru gerçekleşen ısı kaybı, havanın sıcaklıktan başka özelliklerinden de (mesela, ve en önemlisi, nem oranı) etkilenmektedir. Daha ayrıntılı izah edelim.
Hava sıcaklığının vücut sıcaklığımızdan düşük olduğu durumlarda, ısı enerjisi her zaman sıcaktan soğuğa doğru akacağı için, bedenimiz doğrudan ısı kaybeder, bu sanırım açık. Bir de malumunuz, terliyoruz, ve bu ter tenimizde bir süre ikamet ettikten sonra buharlaşıyor. Buharlaşan su, buharlaşmak için gereken ısıyı onu çevreleyen maddelerden alacağı için, bu yolla ısı da kaybediyoruz. Bu iki yolla fazla ısı enerjimizden kurtulamazsak… Maazallah… Allah gecinden versin.
Neyse. Terinizin sizden ısı kopararak buharlaşıp havaya karışabilmesi ve bu yolla size ferahlık verebilmesi için havadaki nem oranının de makul seviyede olması gerekiyor. Çünkü madde de, aynı enerji gibi, çok olduğu yerden az olduğu yere doğru gitmeye çalışır. Nasıl ki ısı enerjisi, hava soğukken bedeninizi çok daha kolay terkedebiliyorsa, teriniz de (yani, su) hava daha az nemliyken o kadar kolay buhar olacaktır. İşte yazın havadaki nem oranı yüksekken bunalmanızın sebebi budur. İstanbul 30 derecedir, ama nem oranı yüzde 70′e çıkarsa o lanet olası ter bir türlü buhar olamaz. Buharlaşmadığı için sizden ısı da alamaz. Ananızı ağlatır. Bu esnada Diyarbakır 40 derecedir, fakat nem yüzde 8′dir. Gölgeye geçtiniz mi pek sorun kalmaz. Teriniz hemen buharlaşır, bünyenize ferahlık verir. “Hava nemli, çok terliyorum” lafı bu bakımdan palavradır. Aslında aynı sıcaklıkta nem oranından bağımsız olarak aynı miktarda terlersiniz, ama hava nemliyse teriniz buharlaşamaz, teninize yapışır kalır. Yapış yapış, tam da budur.
Hissedilen sıcaklık, insan vücudunun hava sıcak ve nemliyken ne kadar ısı kaybedebileceği konusunda bir fikir veren, uydurma bir terimdir. Ama işe yarar. Hissedilen sıcaklık değerine bakarsanız, hem sıcaklığı hem de nem oranını kontrol etmenize gerek kalmaz. Hissedilen sıcaklık yüksekse, hava sıcaklığı çok yüksek olmasa da ısı kaybetmenizin zor olduğu anlamı çıkar.
Dünyada bugüne kadar ölçülen en yüksek hissedilen sıcaklık değeri, 8 Temmuz 2003 tarihinde, Suudi Arabistan’ın Zahran kentinde kaydedilmiştir: 78 santigrat derece! Evet doğru okudunuz, yetmiş sekiz yazdım. Zahran, Arabistan’da olduğu yetmezmiş gibi, bir de İran Körfezi kıyısında bulunmaktadır. Yani hem korkunç sıcak, hem de nemli. 8 Temmuz 2003 günü öğlen saat 1′de Zahran’da hava sıcaklığı 42 dereceye çıkmış, nem oranı ise yüzde 68 olmuştur. Bunun sonuçları ölümcüldür.
Kanadalılar sıcaklıkta bizim gibi Celcius ölçeğini kullandıkları için, ben de değerleri hesaplarken Environment Canada‘nın humidex formülünü kullandım. Bu formüle göre, 23.5 derece ve altındaki sıcaklıklar için hissedilen sıcaklık değeri hesaplanmıyor, yani serin günlerde ve geceleyin haritada büyük boşluklar görebilirsiniz. Diğer saatlik haritalar gibi, her saat başını yaklaşık 40 dakika geçe güncelleniyor.
Isı kaybınız bol olsun.



















Merhaba Hava Delisi,
Bir bina işletmecisi olarak teknik servis sorumluluğu yapmaktayım. Isıtma soğutma sistemleri ile ilgili binada yaşayan insanların bitmek bilmez bir şikayetleri olmaktadır. Hissedilen sıcaklıklar hakkında yazdığınız yazı çok ilgimi çekti. Bu nedenle yazacağım mesleki yazılarımın arasına sizin bu yazıyı sizin blogunuza link vermek kaydı ile kendi blogumda yayınlamak isterim izninizle.
Teşekkürler.
Mert Alpaslan
pecadosblog.wordpress.com (daha sonra pecadosblog.com olacak)
Link vermek ve kaynak göstermek kaydıyla yapacağınız her alıntı beni onurlandırır. Kolay gelsin.
ben bir şeyi cok merak ediyorum. ama izahını bulamadım hiçbir yerde. nemin diğer bölgelere nazaran fazla olduğu yerde kış aylarında soğuğu daha fazla hissettiğimizi düşünüyorum, yani şöyle ki giresun’da hava 1 derece filan iken hissedilen sıcaklık, erzurum’da kaç dereceye denk? erzurum’daki arkadaşım şöyle demişti giresun’a geldiğinde, “erzurum’un soğuğu böyle değil, burası cok soğuk” şaşırmıştım tabii ki. -40 derecede nasıl ısındıklarını sorduğumda böyle cevap vermişti.
Nemin düşük sıcaklıklardaki etkisi yüksek sıcaklıklara nazaran çok daha az… nemli soğuğun daha fazla üşütmesi şundan kaynaklanıyor olabilir: giysiler kuruyken ısıyı çok daha iyi yalıtırlar, böylece vücudumuz ısı kaybetmez. Giysiler ve vücudumuzda nem/ıslaklık olduğunda ise vücudun ısısı kolaylıkla dışarı kaçar. Üşüme duygusu ne kadar soğuk olduğuyla ilgili değil, vücudun ne kadar ısı kaybettiğiyle ilgilidir. Onun için soğukta nem değil rüzgar ısı kaybında daha etkilidir, soğuk bir rüzgar bizden çok daha fazla ısı koparır.
Pingback: Sıcaklık, Nem ve Rüzgâr (Yel): Hissedilen Sıcaklık
Çok Sayın, Pek Değerli Ozan Beycim
Benim naçizane bir sorum olacak.
Belirli bir hava sıcaklığında havadaki nem oranına NO desek. Aynı sıcaklıkta havanın taşıyabileceği en fazla nem oranına NOef desek. NO’in NOef’e dönüşümüne katkı yapacak faktörler arasında nelerin önemi vardır. Bir önem sırası oluşturabilirsek Homo SAPiyens kaçıncı sırada yer alır. Konuyu Güneydoğu, Karadeniz, Marmara ve İstanbul özelinde açıklar mısınız?
Bunun yanısıra bir de rica;
Hava haberlerinde söylenen bir takım klişe sözleri Türkçe’ye çevirsek bence bu sitede çok faydalı olur. Misal, İstanbul’un yüksek yerleri. Hadi bir test. İstanbul’un yüksek yerleri neresi? Kaç kişi biliyor?
Ve son olarak, ellerine, bilgine, emeğine, mesleğine olan saygına sağlık…
Pek çok saygıdeğer Taylan Bey kardeşim,
Güzel sözleriniz için size de teşekkürlerimi sunuyorum öncelikle.
Eğer sıcaklığı düşürürseniz havanın tutabileceği nem azalır çünkü hava molekülleri arasındaki mesafe azalır ve su molekülleri araya sızamaz. Yani NO’yu NOef’e yaklaştıracak ilk değişken sıcaklıktır. Onun için genelde hava soğuyunca yağmur yağar (yağmur yağınca hava soğumaz).
Homo SAPiens gibi kendisini evrimin en üst basamağında gören burnu büyük aşağılık canlı türlerinin ise NOef’e pek bir katkısı olmaz. Ha baraj yapar oraya buraya su biriktirir, o zaman nem oranını arttırır olayı NOef’e yaklaştırır bu adi … Neyse ağzımı bozmayayım.
Klişeler konusunda ise haklısınız ilerde zaman olunca ayrı bir yazı/bölüm yapalım onunla ilgili. İstanbul’un en yüksek yerini ise ben biliyorum…. Başkaları da bilir mi bilemiyorum
Sayin Ozan bey,
Konuyu gercekten harika izah etmissiniz. Elinize, yureginize saglik! Fakat anlayamadigim bir nokta var. Sizin gibi cok genis goruslu bir akademisyen neden gider NCL kullanir? GMT diye bir sey duymamis midir?
Cok cok sevgiler
Sayın GMTdelisi beyciğim, öncelikle güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim
Şu durumda benim de size sevgilerimi sunmam ve NCL konusundaki hassasiyetimi ifade etmem gerekiyor. Aşağıdaki naçizane beyitimi lütfen kabul ediniz.
O NCL’ler boy boy, haritayı çizen Ozan kovboy
Dağdan kestim kereste, kodu yazdım kümeste
Bilgilendirme için elinize sağlık, ben de bir soru sorucağım.
Bu hissedilen sıcaklıkları hesap ederken, Devlet Meteoroloji İşlerini’nin kullandığı tabloya mı bakacağız, yoksa Humidex formülünü mü kullanmamız gerek? Kurumun kullandığı tablo ile formül hesaplamalarında farklar oluşuyor. Sizce hangisini kullanmak daha doğrudur?
DMİ sanırım humidex yerine heat index‘i kullanıyor. Farklar olacaktır. Ama doğru diye bir şey yok bu işte, çünkü zaten hesaplanan parametre gerçek bir parametre değil ve bunaltıcılık konusunda fikir vermek için kullanılıyor. Önemli olan sürekli aynı sistemi kullanmak, yani ya hep DMİ’nin tablosuna ya da her zaman benim haritalara bakmanızı tavsiye ederim.
Sıcak havada nemin bunaltıcılığı konusunu bu yazından sonra anladım desem bana inanır mısın Ozan? Gayet açık ve net bir şekilde özetlemişsin.Daha öğreneceğimiz çok şey var.Teşekkürler.
evet ozan hocam haklısın..
ne berbat bir haldir nemli havada terleyip ısıyı kaybedememek…
yalnız haritaları açamadım, ne yapmalı?
bende hepsi açılıyor? bazen itü’nün sunucularında sorun oluyor ondan olabilir mi?
evet maalesef itü’nün sunucularıyla ilgiliymiş.
çok anlaşılır bir şekilde açıklamışsınız hocam.elinize sağlık.dmi nin bir sayfasında tablo vardı.hissedilen sıcaklık tablosu.anlamadığım yer bu nem oranı 1 metreküp havadaki nem oranımı yoksa o sıcaklıkta havanın tutabileceği nem oranımı.bağıl ve mutlak diye isimleri vardı.hangisi bağıl-mutlak bilmiyorum.bu arada iyicene neşeli gördüm sizi
ya tez yazıyorum, arada bu işlerle neşelenmeye çalışıyorum.. sağolasın
bağıl nem, yüzdeyle belirtilen nem, benim haritalarda ve dmi’nin tablosunda da bağıl nem var. belirli bir sıcaklıkta havanın tuttuğu nemin tutabileceğine oranı.